+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Bediüzzaman'dan Güzel Sözler

  1. #1
    Gayyur muntehab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Bulunduğu yer
    Siirt
    Mesajlar
    115

    Standart

    Tevhid evhid, en ehemmiyetli ve en halavetli ve en yüksel bir vazife-i kudsiye ve bir fariza-i f?triye ve bir ibadet-i imaniyedir.
    ?nsan bir yolcudur. Sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse, beraberce getiremediği birşeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayr?ld?ğ?n gibi, bu şehirden de ç?kacaks?n. Ve keza, bu fani dünyadan da ç?kacaks?n. Öyle ise aziz olarak ç?kmaya çal?ş.

    ?nsan ve vazifesi
    Kendini baş?boş zannetme. Zira şu misafirhane-i dünyada nazar-? hikmetle baksan; hiçbir şeyi gayesiz, nizams?z göremezsin. Nas?l sen nizams?z, gayesiz olabilirsin.
    ?nsan ebed için yarat?lm?şt?r. Onun hakiki lezzetleri, ancak marifetullah, muhabbetullah, ilim gibi umur-u edebiyedir.

    Dünya hayat?
    Hayat?n lezzetini, zevkini isterseniz hayat?n?z? imanla hayatland?r?n?z ve feraizle ziynetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.

    Gençlik
    Sizdeki gençlik katiyen gidecek. Eğer siz daire-i meşruada kalmazsan?z, o gençlik zayi olup baş?n?za hem dünyada, hem kabirde, hem ahirette kendi lezzetinden çok ziyade belalar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i ?slamiye ile o gençlik nimetine karş? bir şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatte sarf etseniz, o gençlik manen baki kalacak ve edebi bir gençlik kazanmas?na vesile olacak.
    Dünyada gençliğe muhabbet, yani ibadette gençlik kuvvetini sarf etmenin neticesi: dar-? saadette edebi bir gençliktir.

    Yaln?zca Allah'a dayan?p güvenmek
    Ey insan! Eğer yaln?z Ona abd olsan, bütün mahlukat üstünde bir mevki kazan?rs?n. Eğer ubudiyetten istinkaf etsen, aciz mahlukata zelil bir abd olursun.
    Her kim kendisini Allah'a malederse, bütün eşya onun lehinde olur. Ve kim Allah'a mal olmasa, bütün eşya onun aleyhinde olur. Allah'a mal olmak ise, bütün eşyay? terk ve her şeyin Ondan olduğunu ve Ona rücu edeceğini bilmekle olur.
    Allah'a hakiki abd olan, başkalar?na abd olamaz.
    Madem her yer misafirhanedir. Eğer misafirhane sahibinin rahmeti yar ise, herkes yard?r, her yer yarar. Eğer yar değilse, her yer kalbe bard?r ve herkes düşmand?r.

    ?man?n kazand?rd?klar?
    Ey insan! Senin nokta-i istinad?r ancak ve ancak Allah'a olan imand?r. Ruhuna, vicdan?na nokta-i istimdad ise ancak ahirete olan imand?r. Binaenaleyh bu her iki noktadan haberi olmayan bir insan?n kalbi, ruhu tavahhuş eder; vicdan? daima muazzeb olur.
    ?mana gel ki, elemden emin olas?n. Kadere teslim ol ki selamette kalas?n.
    ?nsan eğer kesrete dal?p kainat içinde boğulup dünyan?n muhabbetiyle sersem olarak fanilerin tebessümlerine aldansa, onlar?n kucaklar?na at?lsa, elbette nihayetsiz bir hasarete düşer. Hem fena, hem fani, hem ademe düşer. Hem manen kendini idam eder. Eğer insan-? Kuran'dan kalb kulağ?yla iman derslerini işitip baş?n? kald?rsa, vahdete müteveccih olsa, ubudiyetin miraciyle arş-? kemalata ç?kabilir. Baki bir insan olur.

    Dine hizmet
    Dine hizmet ederken müspet hareket etmek ve menfi hareketlerden kaç?nmakt?r.
    Bizim vazifemiz müspet hareket etmektir, menfi hareket değildir. R?za-i ?lahiye kar?şmamakt?r. Bizler aşayişi muhafazas? netice veren müspet iman hizmeti içinde her y?l bir s?k?nt?ya karş? sab?rla, şükürle mükellefiz. Kardeşlerim! Hastal?ğ?m pek şiddetli, belki yak?nda öleceğim veyahut bütün bütün konuşmaktan, bazen men olunduğum gibi men edileceğim. Onun için benim nur ahiret kardeşlerim, ehven-ü şer deyip baz? biçare yanl?şç?lar?n hatalar?na hüçum etmesinler. Daima müspet hareket etsinler. Menfice hareket vazifemiz değil. Çünkü dahilde hareket menfice olamaz.

    Nefis
    Ey nefsim! Deme 'zaman değişmiş, as?r başkalaşm?ş, herkes dünyaya dalm?ş, hayata perestiş eder. Derd-i maişetle şarhoştur.' Çünkü ölüm değişmiyor. Firak, bekaya kalbolup başkalaşm?yor. Acz-i beşeri, fakr-? insani değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sürat peyda ediyor.
    Şeytan?n mühim bir sinsi plan?, insana kusurunu itiraf ettirmektir, ta ki bağ?şlanma ve Allah'a s?ğ?nma yolunu kapas?n. Hem nefsi insaniyetinin enaniyetini tahrik edip, ta ki nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin, adeta kusur ve günahlar?ndan takdis etsin..
    Nefsini suçlayan kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, bağ?şlanma diler. Bağ?şlanma dileyen Allah'a s?ğ?n?r. Allah'a s?ğ?nan şeytan?n şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan ç?kar. ?tiraf etse affa müstehak olur.

    Güzel ahlak
    ?şte tahmin ederim ki, nasihlerin nasihatlar? şu zamanda tesirsiz kald?ğ?n?n bir sebebi şudur ki: Ahlaks?z insanlara derler: "Hased etme! H?rs gösterme! Adavet etme! ?nad etme! Dünyay? sevme!" Yani, f?trat?n? değiştir gibi zahiren onlarca malayutak bir teklifte bulunurlar. Eğer deseler ki: "Bunlar?n yüzlerini hay?rl? şeylere çeviriniz, mecralar?n? değiştiriniz." Hem nasihat tesir eder, hem daire-i ihtiyarlar?nda bir emr-i teklif olur."
    ?nsan?n f?trat?ndaki şiddetli merak ve hararetli muhabbet ve dehşetli h?rs ve inadl? taleb ve hakeza şedid hissiyatlar, umûr-u uhreviyeyi kazanmak için verilmiştir. O hissiyat?, şiddetli bir surette fani umûr-u dünyeviyeye tevcih etmek, fani ve k?r?lacak şişelere, baki elmas fiatlar?n? vermek demektir.
    Hem gizli düşmanlar?m, hem nefsim; şeytan?n telkiniyle zaif bir damar?m? ar?yorlar ki, beni onunla yakalay?p Nurlara tam ihlas ile hizmetime zarar gelsin. En zaif damar ve dehşetli mani', hastal?k damar?d?r. Hastal?ğa ehemmiyet verdikçe, hiss-i nefs-i cisim galebe eder; zarurettir, mecburiyet var der, ruh ve kalbi susturur; doktoru müstebid bir hakim gibi yapar ve tavsiyelerine ve gösterdiği ilaçlara itaate mecbur ediyor. Bu ise fedakarane, ihlasla hizmete zarar verir. Hem gizli düşmanlar?m da bu zaif damar?mdan istifadeye çal?şm?şlar ve çal?ş?yorlar. Nas?lki korku ve tama' ve şan ü şeref cihetinde çal?ş?yorlar. Çünki insan?n en zaif damar? olan korku cihetinde bir halt edemediler, i'damlar?na beş para vermediğimizi anlad?lar.

    Hastal?ğ?n hikmetleri
    Ey hastal?ktan şekva eden biçare adam! Hastal?k baz?lara ehemmiyetli bir definedir, gayet k?ymetdar bir hediye-i ?lahiyedir. Her hasta, kendi hastal?ğ?n? o neviden tasavvur edebilir. Madem ecel vakti muayyen değil; Cenab-? Hak, insan? yeis-i mutlak ve gaflet-i mutlaktan kurtarmak için, havf u reca ortas?nda ve hem dünya ve hem ahireti muhafaza etmek noktas?nda tutmak için, hikmetiyle eceli gizlemiş. Madem her vakit ecel gelebilir; eğer insan? gaflet içinde yakalasa, ebedi hayat?na çok zarar verebilir. Hastal?k gafleti dağ?t?r, ahireti düşündürür, ölümü tahattur ettirir, öylece haz?rlan?r. Baz? öyle bir kazanc? olur ki; yirmi senede kazanamad?ğ? bir mertebeyi yirmi günde kazan?yor. Ezcümle, arkadaşlar?m?zdan -Allah rahmet etsin- iki genç vard?. Biri ?lama'l? Sabri, diğeri ?slamköy'lü Vezirzade Mustafa. Bu iki zat, talebelerim içinde kalemsiz olduklar? halde, samimiyette ve iman hizmetinde en ileri safta olduklar?n? hayretle görüyordum. Hikmetini bilmedim. Vefatlar?ndan sonra anlad?m ki; her ikisinde de ehemmiyetli bir hastal?k vard?. O hastal?k irşad?yla, sair gafil ve feraizi terkeden gençlere bedel, en mühim bir takva ve en k?ymetdar bir hizmette ve ahirete nafi' bir vaziyette bulundular. ?nşaallah iki senelik hastal?k zahmeti, milyonlar sene hayat-? ebediyenin saadetine medar oldu. Ben onlar?n s?hhat? için baz? ettiğim duay?, şimdi anl?yorum dünya itibariyle beddua olmuş. ?nşaallah o duam, s?hhat-? uhreviye için kabul olunmuştur.
    ?şte bu iki zat, benim itikad?mca, on senelik bir takva ile elde edilecek bir kazanç kadar bir kar buldular. Eğer ikisi, bir k?s?m gençler gibi s?hhat ve gençliğine güvenip, gaflet ve sefahete at?lsayd?lar; ölüm de onlar? tarassud edip tam günahlar?n?n pislikleri içinde yakalasayd?; o nurlar definesi yerine, kabirlerini akrepler ve y?lanlar yuvas? yapacaklard?.

    Diriliş
    "Evvel yarat?l?ş? düşünür. Der ki: Nutfeden alakaya, alakadan bir çiğnem ete, bir çiğnem etten ta insan?n yarat?l?ş?na kadar olan oluşumumuzu görüyorsunuz. Nas?l oluyor ki, yarat?l?ş? inkar ediyorsunuz?.. O, onun misli, belki daha kolay?d?r. Hem Cenab-? Hak, insana karş? ettiği ihsanat-? azimeyi kelimesiyle işaret edip der: "Size böyle nimet eden bir zat, sizi baş?boş b?rakmaz ki, kabre girip kalkmamak üzere yatas?n?z." Hem işareten der: Ölmüş ağaçlar?n dirilip yeşillenmesini görüyorsunuz. Odun gibi kemiklerin hayat bulmas?n? k?yas edemeyip inkar ediyorsunuz. Hem gökyüzünü ve yeri yaratan, gökyüzü ve yerin meyvesi olan insan?n hayat ve ölümünden aciz kal?r m?? Koca ağac? idare eden, o ağac?n meyvesine ehemmiyet vermeyip başkas?na mal eder mi? Bütün ağac?n neticesini terketmekle, bütün k?s?mlar?yla hikmetle yoğrulmuş yarat?l?ş şeceresini faydas?z ve boş yapar m? zannedersiniz? Der: k?yamet günü sizi diriltecek zat öyle bir zatt?r ki, bütün kainat O'nun emrine haz?r askeri hükmündedir. Allah'?n ol emrine feyekûne karş? tam bir teslimiyet ile boyun eğer. Bir bahar? yaratmak, bir çiçek kadar ona kolay gelir. Bütün hayvanat? icad etmek, bir sinek icad? kadar kudretine kolay gelir bir zatt?r..."

    Ölüm
    Ölüm değişmiyor. Firak, bekaya kalbolup başkalaşm?yor. Acz-i beşeri, fakr-? insani değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sürat peyda ediyor."

    Samimiyet
    Bu zamanda avam-? mü'mininin tam itimad etmesi ve iman hakikatlar?n? tereddüdsüz ders almas? için, öyle muallimler laz?m ki; değil dünya menfaatlar?n?, belki ahiret menfaatlar?n? dahi ehl-i iman?n menfaat-i uhreviyesine feda ederek o ders-i imanide her cihetle şahsi faidelerini düşünmeyip yaln?z ve yaln?z hakikatlara, r?za-i ?lahi ve aşk-? hakikat ve hizmet-i imaniyedeki şevk-i hak ve hakkaniyet için çal?şs?n. Ta her muhtaç, delilsiz kanaat edebilsin, bizi kand?r?yor demesin ve hakikat pek çok kuvvetli olduğunu ve hiçbir cihetle sars?lmad?ğ?n? ve hiçbir şeye alet olmad?ğ?n? bilsin, ta iman? kuvvetlensin ve o ders ayn-? hakikatt?r desin, vesvese ve şüpheleri zail olsun.

    ?hlas
    Ey biçareler! Mezaristana göçtüğünüz zaman, "Eyvah! Mal?m?z harab olup, sa'yimiz heba oldu; şu güzel ve geniş dünyadan gidip, dar bir toprağa girdik." demeyiniz, feryad edip me'yus olmay?n?z... Çünki sizin herşey'iniz muhafaza ediliyor. Her ameliniz yaz?lm?şt?r. Her hizmetiniz kaydedilmiştir. Hizmetinizin mükafat?n? verecek ve her hay?r elinde ve her hayr? yapabilecek bir Zat-? Zülcelal, sizi celb edip, yer alt?nda muvakkaten durdurur. Sonra huzuruna ald?r?r. Ne mutlu sizlere ki; hizmetinizi ve vazifenizi bitirdiniz. Zahmetiniz bitti, rahata ve rahmete gidiyorsunuz. Hizmet, meşakkat bitti; ücret almağa gidiyorsunuz.
    Evet geçen bahar?n defter-i a'malinin sahifeleri ve hidemat?n?n sandukçalar? olan tohumlar?, çekirdekleri muhafaza eden ve ikinci baharda gayet şaşaal?, belki yüz derece asl?ndan daha bereketli bir tarzda muhafaza eden, neşreden Kadir-i Zülcelal, elbette sizin de netaic-i hayat?n?z? öyle muhafaza ediyor ve hizmetinize pek kesretli bir surette mükafat verecektir.

    Ahireti unutanlar
    Ey sersem nefsim! Acaba şu vazife-i ubudiyet neticesiz midir, ücreti az m?d?r ki, sana usanç veriyor? Halbuki bir adam sana birkaç para verse veyahut seni korkutsa, akşama kadar seni çal?şt?r?r ve fütursuz çal?ş?rs?n. Acaba bu misafirhane-i dünyada aciz ve fakir kalbine kut ve g?na ve elbette bir menzilin olan kabrinde g?da ve ziya ve herhalde mahkemen olan Mahşer'de sened ve berat ve ister istemez üstünden geçilecek S?rat Köprüsü'nde nur ve burak olacak bir namaz, neticesiz midir veyahut ücreti az m?d?r? Bir adam sana yüz liral?k bir hediye va'detse, yüz gün seni çal?şt?r?r. Hulf-ul va'd edebilir o adama itimad edersin, fütursuz işlersin. Acaba hulf-ul va'd hakk?nda muhal olan bir zat, Cennet gibi bir ücreti ve saadet-i ebediye gibi bir hediyeyi sana va'd etse, pek az bir zamanda, pek güzel bir vazifede seni istihdam etse; sen hizmet etmezsen veya isteksiz, suhre gibi veya usançla, yar?m yamalak hizmetinle onu va'dinde ittiham ve hediyesini istihfaf etsen, pek şiddetli bir te'dibe ve dehşetli bir tazibe müstehak olacağ?n? düşünmüyor musun? Dünyada hapsin korkusundan en ağ?r işlerde fütursuz hizmet ettiğin halde; Cehennem gibi bir haps-i ebedinin havf?, en hafif ve latif bir hizmet için sana gayret vermiyor mu?
    Konu elff tarafından (01.06.07 Saat 17:47 ) değiştirilmiştir.
    duanıza muhtaç
    muhammed akgöz

  2. #2
    Ehil Üye aşur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.446

    Standart

    Çok güzel bir Nur Buketi. Ruhumuzu aydınlattın kardeş.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bediüzzaman'dan Güzel Sözler
    By Beste-i Rana in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 08.02.09, 13:23
  2. Güzel Sözler
    By virs in forum Kitap, Dergi, Albüm Tanıtımları ve E-Kitap Paylaşımları
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 14.04.08, 07:25
  3. Güzel Sözler
    By mgoksu in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 24.08.07, 17:39
  4. Güzel sözler
    By gulvurgunu in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 13.09.06, 23:06

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0