+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Tembellik Zindanına Düşüşümüzün Sebepleri

  1. #1
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart Tembellik Zindanına Düşüşümüzün Sebepleri

    Suâl: Zindan-? atâlete (tembellik zindan?) düştüğümüzün sebebi nedir?
    Cevap: Hayat bir faaliyet ve harekettir. Şevk ise matiyyesidir. ?şte, himmetiniz şevke binip mübareze-i hayat meydan?na ç?kt?ğ? vakit, en evvel düşman-? şedîd olan yeis rast gelir. Kuvve-i mâneviyesini k?rar. Siz o düşmana karş? “Ümidinizi kesmeyin” (Zümer Sûresi, 39:53) k?l?nc?n? istimal ediniz.
    Sonra müzahemetsiz olan hakk?n hizmetinin yerini zapteden meylü’t-tefevvuk istibdad? hücuma başlar. Himmetin baş?na vurur, at?ndan düşürttürür. Siz “Allah için olunuz” hakikatini o düşmana gönderiniz.
    Sonra da ilel-i müteselsiledeki terettübü atlamakla müşevveş eden acûliyet ç?kar, himmetin ayağ?n? kayd?r?r. Siz, “Sab?rl? olun; sab?r yar?ş?nda düşmanlar?n?z? geride b?rak?n” (Âl-i ?mrân Sûresi, 3:200.) âyetini siper ediniz.
    Sonra da, medenî-i bittab olduğundan ebnâ-y? cinsinin hukukunu muhafazaya ve hakk?n? onlar içinde aramaya mükellef olan insan?n âmâlini dağ?tan fikr-i infiradî ve tasavvur-u şahsî karş? ç?kar. Siz de, “?nsanlar?n en hay?rl?s? onlara faydal? oland?r” (Keşfü’l-Hafâ, 2:463) olan mücahid-i âlî-himmeti mübarezesine ç?kar?n?z.
    Sonra, başkas?n?n tekâsülünden görenek f?rsat bulup, hücum edip belini k?rar. Siz de, “Tevekkül etmek isteyenler Allah’a güvensinler (başkalar?na değil)” (?brahim Sûresi, 14:12) olan h?sn-? hasîni himmete melce ediniz.
    Sonra da acz ve nefsin îtimats?zl?ğ?ndan neş’et eden ve işi birbirine b?rakmak olan düşman-? gaddar geliyor. Himmetin elini tutup oturtturur. Siz de, “Siz doğru yolda oldukça, sap?tm?ş olanlar size zarar veremez” (Mâide Sûresi, 5:105) olan hakikat-i şâhikay? üzerine ç?kar?n?z. Tâ, o düşman?n eli o himmetin dâmenine yetişmesin.
    Sonra, Allah’?n vazifesine müdahale eden dinsiz düşman gelir; himmetin yüzünü tokatlar, gözünü kör eder. Siz de, “Emrolunduğun gibi dos doğru ol” (Hûd Sûresi, 112) “Efendine âmirlik taslama” olan kâr-âşina ve vazifeşinas olan hakikati gönderiniz. Tâ onun haddini bildirsin.
    Sonra, umum meşakkatin anas? ve umum rezaletin yuvas? olan meylü’r-rahat geliyor. Himmeti kaydeder, zindan-? sefalete atar. Siz de, “?nsan için ancak çal?şt?ğ?n?n karş?l?ğ? vard?r” (Necm Sûresi, 53:39) olan mücâhid-i âlicenab? o cellâd-? sehhara gönderiniz.
    Evet, size meşakkatte büyük rahat var. Zira, f?trat? müteheyyic olan insan?n rahat? yaln?z sa’y ve cidaldedir.
    Münâzarât, s. 136-138

    http://www.risaleara.com/yazilar.asp?id=134
    Konu MuhammedSaid tarafından (30.05.07 Saat 09:31 ) değiştirilmiştir.
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  2. #2
    Gayyur aciz_fakirim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Konya
    Mesajlar
    65

    Standart

    bizler risalelerin cefasını çekmedik hep sefasındayız elh..ama kıymet içinbiraz acı çekip ızdırap halinde dua mı etmeliyizne?!!!sizlerinde bildiği gibi 3 kişinin duası engelsizAllah'a ulaşıp hemen sonuç buluyor..1.mazlumun duası 2.ızdırap halindeyken Allaha sığınan kişinin 3.ise babanın evladına yaptığı dua..gönüldeızdırap çekmek gerekir.hepiniz a.e.o.
    hayat uzun gibi görünsede,gün kısa...

  3. #3
    MuM
    MuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Guest MuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    3.600

    Standart

    buradaki tembellik tüm konulara m? şamildir yoksa sadece hizmete mi münhas?rd?r?

    biraz örnekler vererek zihnimize biraz daha açabilir misiniz bu manalar? kardeşlerim...

    aç?kças? kendimi çok tembel görmekteyim.

  4. #4
    Yasaklı Üye beklenen12 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    bingöl
    Yaş
    35
    Mesajlar
    718

    Standart

    aslında insanlığın içine düştüğü en büyük karalıkta bu tembellik. içimizden birçok doğru geçiyor birçok plan yapıyoruz. ama ne yazık ki o güzellikleri hayata geçirecek esini dürtüyü bi türlü yakalayamıyoruz. hep ertenememizin nedeni de bu. sürekli erteliyoruz. şeytan ve rahata düşkün nefsimiz bizi oyaladıkça oyalıyor. namaza başlamak için yarını. sigarayı bırakmak için paketin bitmesini. tertemiz bir hayata başlamak için de bi mucizeyi bekliyoruz. tıpkı islamı ve müslümanları feaha erdirmek için hiçbirşey yapmadan mehdiyi beklediğimiz gibi. sürekli bi sihirli elin bizi ve dünyamızı düzeltmesini bekliyoruz. çaba sarfetmeye gelince sadece konuşuyoruz eleştiriyoruz. başkalarına nasihat verirken elimize su dökülmez. iş kendimize gelince en kolayda bile imkansızı yaşıyoruz.

  5. #5

  6. #6
    Dost haciahmetaltiner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesajlar
    32

    Standart

    AÇIKLAMA


    Üstadımız, tembellik zindanına düşmemizin sebeplerini on maddede ifade etmektedir. Bunlar:


    1-Şevksizlik, 2-Ümitsizlik, 3-Üstün olma arzusu, 4-Sebepler zincirini atlayarak aceleci davranmak, 5-Hem kendisi, hem de diğer insanların hakkını aramamak, 6- Ferdiyetçilik fikri ve şahsî düşünce, 7- Başkasının tembelliğini görenek vazifede gevşeklik göstermek yani başkasının tembelliğini örnek almak, 8-İşi birbirine bırakmak, başkasına havale etmek, 9-Allah’ın işine karışmak, 10- Rahata meyletmektir.


    Üstadımız Kur`an’dan ve hadislerden ayet ve hadislerle bize tedavi yollarını göstererek, hastalığın reçetesini sunmaktadır.


    Hayat bir faaliyet ve harekettir. Şevk ise bineğidir. Nasıl ki yaya yürüyen bir kişiyle süvarinin alacağı yol çok farklıdır. Süvari hedefine varırken yaya daha yolun başındadır. Aynen bunun gibi hayat mücadelesinde şevkli insanla şeksiz insanın alacağı yol farklıdır. İşte şevke binip Hayat mücâdelesine çıktığımız vakit, öncelikle şiddetli düşman olan yeis -Ümitsizlik- rast gelir. Moral gücünü ve mâneviyâttan gelen dayanma gücünü kırar.


    Ümidimizi kırmamalıyız. Zira ümidini kaybedenin, kaybedecek başka bir şeyi yoktur! Ümitsizlik; karamsarlık, kötümserlik gibi bütün olumsuzlukların kaynağı olduğundan, gelişmenin, olgunlaşmanın ve mükemmelleşmenin engeli ve en dehşetli virüsüdür. Biz bu ümitsizlik virüsüne karşı, antivirüs proğramı olarak “Ümidinizi kesmeyin” ayetini kullanmalıyız.


    Şeytanın ve nefsin en çok kullandığı silahlardan biricisi ümitsizliktir. Mesela hayırlı bir iş için hedef aldığımızda nefis ve şeytan hemen devreye girer ve “Bu hedef bulunmaz ki!” “Biraz realist olmak lazım.” Gibi cümlelerle ümidimizi kırar. Biz her işin Allah’tan olduğunu bilip ümidimizi kesmemeliyiz. Yeis bir manada, rahmet-i İlahiyeyi de suçlamak demektir. Allah`ın sonsuz gücüne, yardımına, esirgeyicilik ve bağışlayıcılığına güvensizliktir. Elbette sonsuz gücü, sonsuz hikmet ve kudreti, sonsuz merhameti bulunan bir Rabb-i Rahim’e inanan bir Müslüman, asla ümitsizliğe düşmez. Üzüntüsü yeise dönüşmez, inançsızlarınkine hiç benzemez. Allah’tan ümidini ancak kafirler keser.


    Sonra üstün gelme arzusu hücuma başlar. Allah için değil, kendi nefsi ve egosu adına üstün gelmeye çalışır. Biz her işin Allah’tan geldiğini bilip tüm iyilik ve güzellikleri O’na (cc) vermeli ve tüm kötü ve olumsuzlukları nefsimize ve günahlarımıza vermeliyiz. Sen çıkarsan aradan, kalır seni yaradan.


    Daha sonra birbirine bağlı olan sebeplerdeki sırayı atlamakla işleri karmakarışık eden acelecilik ve sabırsızlık karşımıza çıkar. Biz, “Sabırlı olun” ayetine sığınarak “AKTİF SABIR” ila hizmetimize devam etmeliyiz. Nasıl ki bir tavuk kuluçkadayken oturuyor gibi gözükmekte ama gerçekte birçok civcivin doğmasına vesile olmaktaysa aynen öyle de otururken bile –zihnen de olsa- hizmete ait işlerle meşgul olmalıyız.


    Acelecilikle birçok insanın vebali alınmaktadır. Daha belli bir olgunluğa gelmemiş kişiden belli beklentilere girmek ve talep de bulunmak ters tepebilmekte ve o insanın kanına girilmektedir.


    Ayrıca birbirine bağlı olan sebeplerdeki sırayı atlamamalı ve bu suretle sünnetullaha, kevni ve sosyal kanunlara uyarak sebeplere riayet etmeli ve bu şekilde hedefimize yürümeliyiz.


    Sonrası da ferdiyetçilik fikri ve şahsî düşünce karşımıza çıkar. “Ben yapayım, ben anlatayım, benim dediğim olsun” gibi şahsi egomuz devreye girebilir. Biz “İnsanların en hayırlısı onlara faydalı olandır” hadisini esas alarak o işi daha iyi kim yapacaksa ona yönlendirebilmeliyiz.





    Sonra, başkasının tembelliğinden görenekfırsat bularak aşk ve şevkimizi kırarak himmetimizi düşürebilir. Biz bu mevzuda Rabbimize güvenip tevekkül ederek, karşılığımızı sadece Allah’tan beklemeliyiz. Zira biz insanların görmesi veya takdir etmesi için değil sırf Allah rızası için hizmet etmekteyiz. Başkasının tembellik etmesi onun vebal ve sorumluluğudur. Bu bizim gevşeklik göstermemize bahane olamaz. Herkes inancı ve inandığı ölçüde hizmet eder.


    Bu mevzuuyla alakalı önemli bir konu daha vardır ki o da herkesin şahsi kemalatının farklı olmasıdır. Mesela Abdulkadir Geylanî bir kutuptur. Everest tepesi gibidir. Hiç birimizden Abdulkadir Geylanî olmamız beklenemez çünkü şahsi kemalatımız o kadar büyük değildir. Nasıl ki boylarımız farklı farklıdır; kimimiz 1.80, kimimiz 1.90, kimimiz de 1.60 boyundayız. 1.60 olan kişiden 1.90 olan kişinin ulaştığı yere ulaşması beklenemez.


    Aynen bunun gibi şahsi kemalatlarımız farklı farklı olduğu için herkesten beklenen hizmet şahsi kemalatı kadardır. Yani 1.90 kemalatı olan bir insan 1.60’lık bir kişiye bakarak gevşeklik gösterirse ve 1.70 te kalırsa Allah huzurunda vebal ve mesuldür. 1.60’lık kişiden fazla hizmet etmiş gibi gözükse de hatta insanlardan tebrik ve takdirler alsa dahi Allah onun kapasitesini bildiği için bu vebalden kurtulamayacaktır. Şahsi kemalatın büyüklüğü maddiyatla ölçülmez. Zira nice zenginler vardır ki şahsi kemalatları itibarıyla güdüktürler. Ve kendinden maddeten çok altta olan insanların altında kalabilirler. Bu mevzuda gevşeklik gösteren kişi Allah’ın sevdiği bir kulsa bela ve musibetler taburesine çıkarak o 20 cm’lik gevşekliği doldururlar. Ve ulaşmalarına gereken yere ulaşırlar. Yani bela ve musibetler o gevşekliklerin kefareti olur.


    Sonra da gaddar bir düşman olan işi birbirine bırakmak gelir. Himmetin elini tutup oturtturur. Biz dava adamının düsturlarını benimseyerek; kandan irinden deryaları aşmada azimli ve kararlı olacak ve ortada kalmış bir işte herkesten evvel kendini vazifeli bileceğiz.


    Sonra, Allah’ın vazifesine müdahale eden dinsiz düşman gelir. Biz vazifemizi yapıp Allah’ın işine karışmayacağız.


    Sonra, bütün meşakkatlerin anası ve tüm rezaletlerin yuvası olan Rahata meyletmek geliyor. Himmeti kaydeder, sefalet zindanına atar. Biz de, “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır” [1] ayetini o büyüleyici cellada göndermeliyiz. Üstadımızın, rahata meyletmek için “bütün meşakkatlerin anası” demesinin sebebi rahata dalan kişi, yapması gereken vazifeleri tembelliğinden ve rahata düşkünlüğünden yapamaz ve her meselede sıkıntı ve meşakkat çeker. Rahata meyletmekten daima uzak durmalıyız. Zira üstadımız rahat için “büyüleyici cellad” tabirini kullanmaktadır. Rahata düşkünlük insanı büyüleyip tembellik girdabının içine atar ve manen öldürür. Aslında tembel olan ve kös kös oturup yatan kişi maddeten de ölü sayılır.


    Evet, insanın fıtratı coşkun ve heyecanlı olduğundan, rahat etmesi yalnız çalışmak ve mücadele etmekledir. İşleyen demir parıldar, diğerleri ise paslanmaya mahkumdurlar.


    Rabbim bizleri “Şevksizlikten”, “Ümitsizlikten”, “Üstün olma arzusundan”, “Sebepler zincirini atlayarak aceleci davranmaktan”, “Ferdiyetçilik fikri ve şahsî düşünceden”, “Başkasının tembelliğini görerek vazifede gevşeklik göstermekten”, “İşi başkasına havale etmekten”, “Allah’ın işine karışmaktan” ve bilhassa “Rahata meyletmekten” muhafaza buyursun. Amin…



    [1] Necm Sûresi, 53:39

    BİR MUMUN ARDINDA BEKLEYEN RÜZGAR, IŞIKSIZ RUHUMU SALLAR DA DURUR...


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Risale-i Nurda Atalet, Tembellik Tedavi Edici Hakikatler...(İnşaallah)
    By MuM in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 17
    Son Mesaj: 02.06.15, 02:45
  2. Suâl: Zindan-ı Atâlete(Tembellik Zindanına) Düştüğümüzün Sebebi Nedir?
    By haciahmetaltiner in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 17.03.09, 12:15
  3. Dava Adamını Bekleyen En Tehlikeli İki Düşman: Tembellik ve Tenperverlik
    By Medresetü'zZehra in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 25.12.08, 11:31
  4. Tembellik ve Çaresi
    By Medresetü'zZehra in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.10.08, 08:54
  5. Kuraklık Sebepleri
    By Şahide in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.08.08, 19:10

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0