+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Ya Doğru Konuşmalı, Ya Sükut Etmeli

  1. #1
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart Ya Doğru Konuşmalı, Ya Sükut Etmeli

    Ey bu Cami-i Emevideki kardeşlerim! Ve k?rk-elli sene sonra âlem-i ?slâm mescid-i kebîrindeki dört yüz milyon ehl-i iman olan ihvan?m?z!
    Necat yaln?z s?dkla, doğrulukla olur. Urvetü’l-vuska s?dkt?r. Yani, en muhkem ve onunla bağlanacak zincir, doğruluktur.
    Amma maslahat için kizb ise, zaman onu neshetmiş. Maslahat ve zaruret için baz? âlim “muvakkat” fetvâs? vermişler. Bu zamanda o fetvâ verilmez. Çünkü, o kadar su-i istimal edilmiş ki, yüz zarar? içinde bir menfaati olabilir. Onun için hüküm maslahata bina edilmez.
    Meselâ seferde namaz? kasretmenin sebebi, meşakkattir. Fakat illet olamaz. Çünkü muayyen bir haddi yok; su-i istimale düşebilir. Belki illet, yaln?z sefer olabilir.
    Aynen öyle de, maslahat dahi yalan söylemeye illet olamaz. Çünkü muayyen bir haddi yok; su-i istimale müsait bir batakl?kt?r. Hükm-ü fetvâ ona bina edilmez. Öyleyse, “Ya doğru, ya sükût.” Yani, yol ikidir, üç değildir. Ya doğru, ya yalan, ya sükût değildir.
    ?şte şimdi beşerin ortadaki dehşetli yalanc?l?ğ?yla ve tezviratlar?yla emniyet-i umumiyenin ve rû-yi zemin âsâyişlerinin zîr ü zeber olmas?, kizble ve maslahat?n su-i istimâliyle olmas?ndan, elbette o üçüncü yolu kapatmaya beşer mecbur ediyor ve kat’î emir veriyor. Yoksa, bu yar?m as?rda gördükleri umumî harpler ve dehşetli ink?lâplar ve sukutlar ve tahribatlar, başlar?na bir k?yameti koparacak.
    Evet, her söylediğin doğru olmal?; fakat her doğruyu söylemek doğru değil. Bazan zarar verse sükût etmek... Yoksa yalana hiç fetva yok. Her söylediğin hak olmal?; fakat her hakk? söylemeye senin hakk?n yok. Çünkü hâlis olmazsa su-i tesir eder, hak, haks?zl?kta sarf olur.
    Hutbe-i Şamiye, s. 53-56
    Konu elff tarafından (01.06.07 Saat 17:54 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  2. #2
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Doğruluk, insan?n iç ve d?ş dünyas?n? abesiyetten kurtar?r..

  3. #3
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Muhteremler,konunun "Amma maslahat için kizb ise, zaman onu neshetmiş. Maslahat ve zaruret için baz? âlim “muvakkat” fetvâs? vermişler. Bu zamanda o fetvâ verilmez. Çünkü, o kadar su-i istimal edilmiş ki, yüz zarar? içinde bir menfaati olabilir. Onun için hüküm maslahata bina edilmez. " k?sm? için neler düşünüyorsunuz?

    Buraya göre yalana muvakkat maslahat için verilmiş fetvalar art?k kald?r?lm?ş oluyor.Özellikle bu zamanda bu fetvan?n verilemeyeceğini söylüyor Üstad?m?z.
    Bu konu üzerine biraz tefekkür edelim ve paylaşal?m inşallah.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  4. #4
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Üç nokta-i nazar, şu zamanın içtihadâtını, arzıye yapar, semâvîlikten çıkarıyor. Halbuki, şeriat semâviyedir; ve içtihadât-ı şer’iye dahi onun ahkâm-ı mestûresini izhâr ettiğinden, semâviyedirler.

    Birincisi: Bir hükmün hikmeti ayrıdır, illeti ayrıdır. Hikmet ve maslahat ise, tercihe sebeptir, icâba, icada medâr değildir. İllet ise, vücuduna medârdır. Meselâ, seferde namaz kasredilir, iki rekât kılınır. Şu ruhsat-ı şer’iyenin illeti seferdir, hikmeti ise meşakkattir. Sefer bulunsa, meşakkat hiç olmasa da namaz kasredilir. Çünkü, illet var. Fakat, sefer bulunmasa, yüz meşakkat bulunsa, namazın kasredilmesine illet olamaz. İşte şu hakikatin aksine olarak, şu zamanın nazarı ise, maslahat ve hikmeti illet yerine ikàme edip, ona göre hükmediyor. Elbette böyle içtihad arzıyedir, semâvî değildir.

    İkincisi: Şu zamanın nazarı evvelâ ve bizzat saadet-i dünyeviyeye bakıyor ve ahkâmları ona tevcih ediyor. Halbuki, şeriatın nazarı ise evvelâ ve bizzat saadet-i uhreviyeye bakar, ikinci derecede-âhirete vesîle olmak dolayısıyla-dünyanın saadetine nazar eder. Demek, şu zamanın nazarı ruh-u şeriattan yabânîdir. Öyle ise, şeriat nâmına içtihad edemez.

    Üçüncüsü: kaidesi, yani, "Zarûret haramı helâl derecesine getirir." İşte şu kaide ise, küllî değil. Zarûret, eğer haram yoluyla olmamış ise haramı helâl etmeye sebebiyet verir. Yoksa, sû-i ihtiyârıyla, gayr-i meşrû sebeplerle zarûret olmuş ise, haramı helâl edemez, ruhsatlı ahkâmlara medâr olamaz, özür teşkil edemez. Meselâ, bir adam sû-i ihtiyârıyla, haram bir tarzda kendini sarhoş etse, tasarrufâtı ulemâ-i şeriatça aleyhinde câridir, mâzur sayılmaz. Tatlîk etse, talâkı vâki’ olur. Bir cinâyet etse, ceza görür. Fakat, sû-i ihtiyârıyla olmazsa, talâk vâki’ olmaz, ceza da görmez. Hem meselâ, bir içki mübtelâsı, zarûret derecesinde mübtelâ olsa da diyemez ki, "Zarurettir, bana helâldir."

    İşte, şu zamanda zarûret derecesine geçen ve insanları mübtelâ eden bir beliyye-i âmme sûretine giren çok umûrlar vardır ki, sû-i ihtiyârdan, gayr-i meşrû meyillerden ve haram muâmelelerden tevellüd ettiklerinden, ruhsatlı ahkâmlara medâr olup, haramı helâl etmeye medâr olamazlar.

    Halbuki, şu zamanın ehl-i içtihadı, o zarûrâtı ahkâm-ı şer’iyeye medâr yaptıklarından, içtihadları arzıyedir, hevesîdir, felsefîdir; semâvî olamaz, şer’î değil. Halbuki, semâvât ve arzın Hàlıkının ahkâm-ı İlâhiyesinde tasarruf ve ibâdının ibâdâtına müdâhale ve o Hàlıkın izn-i mânevîsi olmazsa, o tasarruf, o müdâhale merduddur. 27.sözden

  5. #5
    Ehil Üye BiKeS_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    2.770

    Standart

    Allah raz? olsun....Sağ olun ...
    Konu BiKeS_ tarafından (01.09.07 Saat 11:30 ) değiştirilmiştir.

    Yâ Rab, garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvânem, alîlem, âcizem, ihtiyarem,


    Bî-ihtiyarem, el-aman-gûyem, afv-cûyem, meded-hâhem, zidergâhet İlâhî!




+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Sükut....
    By gamze-i_dilruzum in forum Edebiyat
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 08.04.14, 15:13
  2. Sükut etmek...
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 20.02.14, 09:15
  3. Vakt-i Sükut
    By DENİS in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 24.10.13, 08:27
  4. Yol İkidir:Ya Doğru,Ya da Sükut(Yalan Bitti)
    By Abdulbaki in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 55
    Son Mesaj: 03.05.09, 12:01
  5. Mezhebin İçinden mi Dışından mı Konuşmalı?
    By TURKUAZ in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.08.08, 22:28

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0