+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: 20,09,2006

  1. #1
    Müdakkik Üye NurTalebesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Bulunduğu yer
    Diyar-ı bekir
    Mesajlar
    599

    Standart

    ÂYET-? KER?ME MEÂL?



    Sen ancak Kur'ân'a uyan ve görmediği halde Rahmân'dan korkan kimseleri ikaz edebilirsin. ?şte onlar? Allah kat?ndan bir bağ?şlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele.


    Yâsin Sûresi: 11


    20.09.2006




    HAD?S-? ŞER?F MEÂL?



    Geceleyin Bakara Sûresinin son iki âyetini okuyan

    kimseye bu yeter.


    Câmi'ü's-Sağîr, c: 3, 3725


    20.09.2006




    Hz. Muhammed (asm) ak?llar?, kalpleri ve ruhlar? fethetti



    Bediüzzaman Said Nursî:


    Yüzer feylesof, o zât?n yapt?ğ?n? yapabilir mi?


    Yedinci Reşha


    ?şte, bak: Şu cezîre-i vâsiada vahşî ve âdetlerine mutaass?b ve inatç? muhtelif akvâm?, ne çabuk âdât ve ahlâk-? seyyie-i vahşiyânelerini def’aten kal’ ve ref’ ederek bütün ahlâk-? hasene ile teçhiz edip bütün âleme muallim ve medenî ümeme üstad eyledi. Bak, değil zâhirî bir tasallut, belki ak?llar?, ruhlar?, kalbleri, nefisleri feth ve teshîr ediyor. Mahbub-u kulûb, muallim-i ukùl, mürebbî-i nüfûs, sultan-? ervâh oldu.


    Sekinzinci Reşha


    Bilirsin ki sigara gibi küçük bir âdeti, küçük bir kavimde büyük bir hâkim, büyük bir himmetle ancak dâimî kald?rabilir. Halbuki, bak, bu zât büyük ve çok âdetleri, hem inatç?, mutaass?b büyük kavimlerden zâhirî küçük bir kuvvetle, küçük bir himmetle, az bir zamanda ref’ edip, yerlerine öyle secâyâ-i âliyeyi—ki, dem ve damarlar?na kar?şm?ş derecede sabit olarak—vaz’ ve tesbit eyliyor. Bunun gibi daha pek hârika icraat? yap?yor.

    ?şte, şu Asr-? Saadeti görmeyenlere Cezîretü’l-Arab? gözlerine sokuyoruz. Haydi yüzer feylesofu als?nlar, oraya gitsinler, yüz sene çal?şs?nlar. O zât?n, o zamana nisbeten bir senede yapt?ğ?n?n yüzden birisini, acaba yapabilirler mi?


    Sözler, s. 216


    ***


    Prof. Edward Monte:


    ?slâm, aklî bir dindir


    Profesör Edward Monte, “H?ristiyanl?ğ?n ?ntişar? ve Hasm? Olan Müslümanlar” ünvanl? eserinin 17 ve 18’inci sahifelerinde diyor ki:

    Rasyonalizm, yani akliye kelimesinin müfâd?n? ve tarihî ehemmiyetini tevsî edebilirsek, Müslümanl?ğ?n aklî bir din olduğunu söyleyebiliriz. Ak?l ve mant?k m?sdâkiyle akâid-i dîniyeyi muhâkeme eden mektep, rasyonalizm kelimesinin ?slâmiyete tamam?yla mutâb?k olduğunu teslim etmekte tereddüt etmez. Resûl-i Ekrem şuur ve idrâk timsâli olduğu, dimâğ?n?n îman ?ş?klar? ve kâmil bir yakîn ile pürnur olduğu muhakkakt?r. Resûl-i Ekrem, muâs?rlar?n? ayn? heyecanla alevlemiş, bu s?fatlarla teçhiz etmiştir. Hazret-i Muhammed (a.s.m.), başarmak istediği ?slahat?, ?lâhî bir vahiy olarak takdim etmiştir. Bu, ?lâhî bir vahiydir. Hazret-i Muhammed’in (a.s.m.) dîni ise, ak?l kàidelerinin ilhamlar?na tamam?yla muvâf?kt?r. Ehl-i ?slâma göre ?slâmiyetin esaslar?n? sükûnetle ve derin bir teemmül ile tetkik ettiğimiz zaman, bunlar?n, Allah’?n birliğine ve Muhammed’in (a.s.m.) risâletine, sonra haşir ve neşre ve îtikàda müntehî olduklar?n? görürüz. Bizzat dînin esaslar? müstenid telâkkî olunmakta ve bunlar Kur’ân’?n akîdelerinin hulâsas? bulunmaktad?r. Kur’ân’?n ifadesindeki sâdelik ve berrakl?k, Müslümanl?ğ?n intişar ve i’tilâs?n? bilâtevakkuf temâdi ettiren sâik kuvvet olmuştur. Resûl-i ?slâm taraf?ndan tebliğ olunan mukaddes tâlimât?n cihanşümûl terakkîsine rağmen Müslümanlar?n ilham kaynağ? ve en kuvvetli ilticâgâh? Kur’ân olmuştur. En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisânla, başka bir kitâb-? münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrîr eden kitap, Kur’ân’d?r. Bu kadar mükemmel ve esrârengîz, her insan?n tetkikine bu kadar aç?k olan bir din, muhakkak insanlar? kendisine meclûb eden i’câzkâr kudreti hâizdir. Müslümanl?ğ?n bu kudreti hâiz olduğunda şüphe yoktur.


    ?şârâtü’l-?’câz, s. 271


    ***


    Dr. Maurice:


    Bizans’? bat?l itikatlardan ?slâm kurtarabilmiştir


    Meşhur muharrir, müsteşrik, edebiyat-? Arabiye mütehass?s? ve Kur’an-? Kerim’in mütercimi Doktor Maurice (Moris) şöyle diyor:

    Bizans H?ristiyanlar?n? içine düştükleri bât?l îtikadlar girîvesinden ancak Arabistan’?n Hira Dağ?ndan yükselen ses kurtarabilmiştir. ?lâhî kelimeyi en ulvî makama yükselten ses, bu ses idi. Fakat, Rumlar bu sesi dinleyememişlerdi. Bu ses, insanlara en temiz ve en doğru dîni tâlim ediyordu.


    ?şârâtü’l-?’câz, s. 263


    ***


    Mister Carlyle:


    Hz. Muhammed’in tebliği hak ve hakikattir


    Kur’ân’? bir kere dikkatle okursan?z, onun husûsiyetlerini izhâra başlad?ğ?n? görürsünüz. Kur’ân’?n güzelliği, diğer bütün edebî eserlerin güzelliklerinden kâbil-i temyizdir. Kur’ân’?n başl?ca hususiyetlerinden biri, onun asliyetidir. Benim fikir ve kanaatime göre, Kur’ân, serâpâ samîmiyet ve hakkâniyetle doludur. Hazret-i Muhammed’in (a.s.m.) cihâna tebliğ ettiği dâvet hak ve hakîkattir.


    ?şârâtü’l-?’câz, s. 265


    ***


    Marmaduke Pickthall:


    Mükemmel bir ahlâk mecellesi


    Kur’ân’?n telkin ve Hazret-i Muhammed’in tebliğ ettiği esâsâttan mükemmel bir ahlâk mecellesi vücud bulur. Esâsât-? Kur’âniyenin muhtelif memleketlerde insanl?ğa ettiği iyiliği ve ettikten sonra da Allah’a takarrüb etmek isteyen insanlar? Cenâb-? Hakka rabt ettiğini inkâr etmek mümkün değildir.


    ?şârâtü’l-?’câz, s. 266


    ***


    Dr. Johnson:


    Bütün dünyan?n dinleyebileceği bir ses


    Kur’ân şiir midir? Değildir. Fakat, onun şiir olup olmad?ğ?n? tefrik etmek müşküldür. Kur’ân, şiirden daha yüksek birşeydir. Maamâfih, Kur’ân ne tarihtir, ne tercüme-i hâldir, ne de Îsâ’n?n (a.s.) dağda îrâd ettiği mev’?za gibi bir mecmuâ-i eş’ârd?r. Hattâ, Kur’ân, ne Buda’n?n telkinât? gibi bir mâbâde’t-tabiiye yâhut mant?k kitab?, ne de Eflâtun’un herkese îrad ettiği nasihatler gibidir. Bu, bir Peygamberin sesidir; öyle bir ses ki, onu bütün dünya dinleyebilir. Bu sesin aksi, saraylarda, çöllerde, şehirlerde, devletlerde ç?nlar. Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ nâşirlerini bulmuş, sonra teceddütperver ve îmar edici bir kuvvet şeklinde tecellî etmiştir. Bu sâyededir ki, Yunanistan ile Asya’n?n birleşen ?ş?ğ? Avrupa’n?n zulümatâbâd olan karanl?klar?n? yarm?ş ve bu hâdise, H?ristiyanl?ğ?n en karanl?k devirlerini yaşad?ğ? zaman vuku bulmuştur.


    ?şârâtü’l-?’câz, s. 267


    ***


    Dr. City Youngest:


    Vahşî kabîleleri medenî bir millet yapm?ş


    Hz. Muhammed’in (a.s.m.) doğruluğu, faaliyeti, hakîkati taharrîde samîmiyeti, sars?lmayan azmi, îmân?, kendisini dinlemek istemeyenlere ezelî hakîkati dinletmek yolundaki sebât?; bana kal?rsa, onun o cesur ve azimkâr Peygamberin hâtem-i risâlet olduğunun en katî ve en emîn delilleridir. Kur’ân, akaid ve ahlâk?n insanlara hidâyet ve hayatta muvaffakiyet temin eden esâsât?n mükemmel mecellesidir. Bütün bu esâsât?n üssü’l-esâs?, âlemin bütün mukadderât?n? yed-i kudretinde tutan Zât-? Kibriyâya îmand?r...

    Mâdem ki Kur’ân’?n birbirine düşman kabîleleri, yekdiğeriyle mücâdele eden unsurlar? derli toplu bir millet haline getirdiğini, onlar? eski fikirlerinden daha ileri bir seviyeye yükselttiğini görüyoruz; o halde belâgat-? Kur’âniyenin mükemmeliyetine hükmetmeliyiz. Çünkü, Kur’ân’?n bu belâgat? vahşî kabîleleri medenî bir millet haline getirmiş; dünyan?n eski tarihine yeni bir kuvvet ilâve etmiştir. Zaman ve mekân îtibâr?yla birbirinden çok uzak olduklar? gibi, fikrî inkişaf îtibar?yla da birbirinden çok farkl? insanlara hârikulâde bir hassasiyet ilham eden ve muhâlefeti hayrete ve istihsâna kalbeden Kur’ân, en şâyân-? hayret eser tan?nmaya lây?kt?r. Kur’ân, beşerin mukadderât?yla meşgul âlimler için tetebbua şâyân en fâideli mevzû say?l?r.


    ?şârâtü’l-?’câz, s. 267-68


    ***


    Papaz Rodwell:


    Kur’ân her sitâyişe şayand?r


    Kur’ân âyetlerini nüzûl tarihine göre tercüme eden ve tertip eden ?ngiltere’nin en mutaass?p papazlar?ndan Rodwell, şu hakîkatleri îtiraf ediyor:

    Kur’ân, Arabistan’?n basit bedevîlerini öyle bir istihâleye uğratm?şt?r ki, bunlar?n âdetâ meşhur olduklar?n? zannedersiniz. H?ristiyanlar?n telâkkisine göre Kur’ân’?n nâzil olmuş bir kitap olduğunu söyleyecek olsak bile, Kur’ân, putperestliği imhâ, Allah’?n vahdâniyet akîdesini tesis, cinlere, perilere, taşlara ibâdeti ilgà, çocuklar? diri diri gömmek gibi vahşî âdetleri izâle, bütün hurâfeleri istisâl, taaddüd-ü zevcât? tahdit ile, bütün Araplar için ?lâhî lütuf ve nîmet olmuştur. Kur’ân, bütün kâinat? yaratan, gizli ve âşikâr herşeyi bilen, kadîr-i mutlak s?fat?yla Zât-? Kibriyây? takdîs ve tebcîl ettiğinden, her sitâyişe şâyând?r. Kur’ân’?n ifadesi vecîz ve mücmel olmakla beraber, en derin hakîkati, en kuvvetli ve mülhem hikmeti takrir eden elfaz ile söylemiştir. Kur’ân, devaml? memleketler değilse de, muzaffer cumhuriyetler vücuda getirmeye hâdim olacak esaslar? muhtevî olduğunu ispat etmiştir. Kur’ân’?n esaslar?ylad?r ki, fakr ve sefâletleri ancak cehâletleriyle kàbil-i k?yas olan, susuz ve ç?plak bir yar?madan?n sekenesi, yeni bir dînin harâretli ve samîmi sâlikleri olmuşlar, devletler kurmuşlar, şehirler inşâ etmişlerdir. Filhakîka, Müslümanlar?n heybetidir ki, Fesdad, Bağdad, Kurtuba, Delhi bütün H?ristiyan Avrupa’y? titreten bir azamet ve haşmet ihrâz etmişlerdir.


    ?şârâtü’l-?’câz, s. 269


    ***


    Frans?z müsteşrik Gaston Care:


    ?slâmiyet yeryüzünden kalksa, bar?ş da kalkar


    Fransa’n?n en mâruf müsteşriklerinden Gaston Care, 1913 senesinde Figaro Gazetesinde, yeryüzünden Müslümanl?k kalkacak olursa, müsâlemetin muhâfazas?na imkân olup olmad?ğ? hakk?nda makaleler silsilesi yazm?ş ve o zaman bu makaleler Şark gazeteleri taraf?ndan tercüme olunmuştu. Frans?z müsteşriki diyor ki:

    “Yüz milyonlarca insan?n dîni olan Müslümanl?k, bütün sâliklerine nazaran, dünyan?n k?vâm? olan bir dindir. Bu aklî dînin menbâ? ve düsturu olan Kur’ân, cihan medeniyetinin istinad ettiği temelleri muhtevîdir; o kadar ki, bu medeniyetin, ?slâmiyet taraf?ndan neşrolunan esaslar?n imtizâc?ndan vücud bulduğunu söyleyebiliriz. Filhakîka bu âlî din, Avrupa’ya, dünyan?n îmarkârâne inkişâf? için lâz?m olan en esasl? kaynaklar? temin etmiştir. ?slâmiyetin bu fâikiyetini teslim ederek, ona medyûn olduğumuz şükrân? tan?m?yorsak da, hakîkatin bu merkezde olduğunda şek ve şüphe yoktur.”

    Frans?z muharriri, daha sonra Kur’ân’?n umumî müsâlemeti muhâfaza husûsundaki hizmetini bahis mevzûu ederek diyor ki:

    “?slâmiyet yeryüzünden kalkacak ve bu sûretle hiçbir Müslüman kalmayacak olursa, bar?ş? devam ettirmeye imkân kal?r m?? Hay?r, buna imkân yoktur.”


    ?şârâtü’l-?’câz, s. 269-70


    Konu elff tarafından (01.06.07 Saat 18:36 ) değiştirilmiştir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. 19,11,2006
    By NurTalebesi in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19.11.06, 18:17
  2. 18,11,2006
    By NurTalebesi in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.11.06, 17:31
  3. 17,11,2006
    By NurTalebesi in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 17.11.06, 16:49
  4. 16,11,2006
    By NurTalebesi in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 16.11.06, 17:27
  5. 15,11,2006
    By NurTalebesi in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.11.06, 17:31

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0