+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 28 Sayfa var 1 2 3 11 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 273
Like Tree19Beğeni

Konu: Mu'cizat-ı Ahmediye'den (asm.)

  1. #1
    Yönetici HakanBa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    32
    Mesajlar
    2.566

    Standart Mu'cizat-ı Ahmediye'den (asm.)

    ‘Allah, Hasan ile bar?şt?racak!’


    Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, nakl-i sahihle ve mütevatir bir derecede bize vas?l olmuş ki, minber üstünde, cemaat-i Sahabe içinde ferman etmiş ki:
    “Şu benim oğlum Hasan, seyyiddir. Allah onun vas?tas?yla Müslümanlar?n iki büyük ordusunu bar?şt?racakt?r.” (Buharî, Fiten: 20)

    ?şte, k?rk sene sonra ?slâm?n en büyük iki ordusu karş? karş?ya geldiği vakit, Hazret-i Hasan Rad?yallahü Anh, Hazret-i Muaviye (r.a.) ile musalâha edip, cedd-i emcedinin mucize-i gaybiyesini tasdik etmiştir. Mektûbât, s. 98

    “Siz umum düşmanlar?n?za galebe edeceksiniz!”

    ?şte, nakl-i sahih-i kati ile, Ashab?na haber vermiş ki: “Siz umum düşmanlar?n?za galebe edeceksiniz. Hem feth-i Mekke, hem feth-i Hayber, hem feth-i Şam, hem feth-i Irak, hem feth-i ?ran, hem feth-i Beytü’l-Makdise muvaffak olacaks?n?z. Hem o zaman?n en büyük devletleri olan ?ran ve Rum padişahlar?n?n hazinelerini beyninizde taksim edeceksiniz.” Haber vermiş. Hem “Tahminim böyle” veya “Zannederim” dememiş. Belki, görür gibi katî ihbar etmiş, haber verdiği gibi ç?km?ş. Halbuki haber verdiği vakit, hicrete mecbur olmuş, Sahabeleri az, Medine etraf? ve bütün dünya düşmand?.
    Mektûbât, s. 101
    ‘Benden sonra Ebû Bekir ve Ömer’in yolu üzere gidin’

    Hem, nakl-i sahih-i kati ile, çok defa ferman etmiş:
    “Benden sonra Ebû Bekir ve Ömer’in yolu üzere gidin.” (Tirmizî, Menâk?b: 16, 37) deyip, “Ebû Bekir ve Ömer kendinden sonraya kalacaklar, hem halife olacaklar, hem mükemmel bir sûrette ve r?za-i ?lâhî ve marzî-i Nebevî dairesinde hareket edecekler. Hem Ebû Bekir az kalacak, Ömer çok kalacak ve pek çok fütuhat yapacak.”

    Mektubât, s. 102
    ‘Şarktan garba kadar, ümmetimin eline geçecek’

    * Hem ferman etmiş ki: “Şarktan garba kadar benim ümmetimin eline geçecektir. Hiçbir ümmet o kadar mülk zaptetmemiş.” (Müslim, Fiten: 19, 20) Haber verdiği gibi ç?km?ş.
    * Hem, nakl-i sahih-i kati ile, gazâ-i Bedir’den evvel ferman etmiş: “Buras? Ebû Cehil’in katledileceği yer, buras? Utbe’nin katledileceği yer, buras? Ümeyye’nin katledileceği yer ve buras? da falan ve falan?n katledileceği yerlerdir.” (Müslim, Cihad: 83) deyip, müşrik-i Kureyş’in reislerinin herbiri nerede katledileceğini göstermiş ve demiş: “Ben kendi elimle Übeyy ibni Halef’i öldüreceğim.” Haber verdiği gibi ç?km?ş. Mektûbât, s. 102

    Savaştaki sahabelerini görür gibi anlatmas?

    Hem, nakl-i sahih-i kati ile, bir ay uzak mesafede, Şam etraf?nda, Mûte nam mevkideki gazve-i meşhurede muharebe eden Sahabelerini görür gibi ferman etmiş: “Sancağ? Zeyd ald? ve vuruldu. Sonra Câfer ald?, o da vuruldu. Sonra ?bni Revâha ald?, o da vuruldu.. Ve sonra onu, Allah’?n k?l?çlar?ndan bir k?l?ç eline ald?...” (Buharî, Mağâzî: 44) deyip, birer birer hâdisât? ashab?na haber vermiş.
    ?ki üç hafta sonra Ya’le ibni Münebbih meydan-? harpten geldi; daha söylemeden Muhbir-i Sad?k (a.s.m.) harbin tafsilât?n? beyan etti. Ya’le kasem etti: “Dediğin gibi, aynen öyle oldu.”

    Mektûbât, s. 102
    Konu MuhammedSaid tarafından (25.05.07 Saat 02:11 ) değiştirilmiştir.
    "Eğer komünistler mürekkep ve kağıdı yok etmek imkanını da bulsalar, benim gibi birçok gençler ve büyükler fedai olup hakikat hazinesi olan Risale-i Nurun neşri için, mümkün olsa derimizi kağıt, kanımızı mürekkep yapacağız."

    -Zübeyir Gündüzalp-


  2. #2
    Yönetici HakanBa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    32
    Mesajlar
    2.566

    Standart

    ‘Hilâfet benden sonra otuz sene sürecek’

    Hem, nakl-i sahih-i kati ile, ferman etmiş:
    “Hilâfet benden sonra otuz sene sürecek, ondan sonra da saltanat şeklini alacakt?r.” (Müsned, 5:220, 221.)

    “Bu iş nübüvvet ve rahmetle başlad?, sonra rahmet ve hilâfet halini alacak, sonra saltanat şekline girecek, sonra da ceberût ve fesâd-? ümmet meydan alacak.” (Kadî ?yâz, eş-Şifâ, 1:340; Müsned, 4:273.)

    deyip, Hazret-i Hasan’?n alt? ay hilâfetiyle, Cihar-? yâr-? Güzînin (Hulefâ-i Râşidînin) zaman-? hilâfetlerini ve onlardan sonra saltanat şekline girmesini, sonra o saltanattan ceberut ve fesad-? ümmet olacağ?n? haber vermiş. Haber verdiği gibi ç?km?ş. Mektubat, s. 103

    Hz. Osman'?n şehid edileceği haberi

    Hem, nakl-i sahih-i katî ile, ferman etmiş: “Osman, Mushaf okurken şehid edilecek.” “Muhakkak ki Cenâb-? Hak Osman'a halife gömleğini giydirecektir; fakat onlar bu gömleği ç?kartmak isteyecekler” deyip, Hazret-i Osman halife olacağ?n? ve hal'i istenileceğini ve mazlum olarak, Kur'ân okurken katledileceğini haber vermiş. Haber verdiği gibi ç?km?ş. Mektûbât, s. 103
    Emevi ve Abbasileri haber vermesi

    Hem, nakl-i sahih-i katî ile, Emeviye devletinin zuhurunu ve onlar?n padişahlar?n?n çoğu zalim olacağ?n? ve içlerinde Yezid ve Velid bulunacağ?n? ve Hazret-i Muaviye, ümmetin baş?na geçeceğini, “Başa geçtiğin zaman affedici ol ve âdil davran” ferman?yla r?fk ve adaleti tavsiye etmiş. Ve Emeviyeden sonra “Abbas’?n oğlu siyah bayraklarla zuhur eder ve uzun müddet saltanat sürerler” deyip, devlet-i Abbasiyenin zuhurunu ve uzun müddet devam edeceğini haber vermiş. Haber verdiği gibi ç?km?ş. Mektûbât, s. 104
    Cengiz ve Hülâgû fitnelerini haber vermesi

    Hem, nakl-i sahih-i kati ile, ferman etmiş:
    “Yaklaşmakta olan bir şerden vay Araplar?n haline!” deyip, Cengiz ve Hülâgû’nun dehşetli fitnelerini ve Arap devlet-i Abbasiyesini mahvedeceklerini haber vermiş. Haber verdiği gibi ç?km?ş.

    Hem, nakl-i sahih-i kati ile, Sa’d ibni Ebî Vakkas gayet ağ?r hasta iken ona ferman etmiş:

    “Ola ki sen daha çok yaşayas?n; tâ ki, bir k?s?m milletler senden faydalan?r, bir k?sm? da zarar görürler...” deyip, ileride büyük bir kumandan olacağ?n?, çok fütuhat yapacağ?n?, çok milletler ve kavimler ondan menfaat görüp, yani ?slâm olup ve çoklar zarar görecek, yani devletleri onun eliyle harap olacağ?n? haber vermiş. Haber verdiği gibi ç?km?ş. Hazret-i Sa’d, ordu-yu ?slâm baş?na geçti, devlet-i ?raniyeyi zir ü zeber etti, çok kavimlerin daire-i ?slâma ve hidayete girmelerine sebep oldu. Mektubat, s. 104

    Necâşî’nin vefat?n? haber vermesi

    Hem, nakl-i sahih-i kati ile, imana gelen Habeş Meliki olan Necâşî hicretin yedinci senesinde vefat ettiği gün Ashab?na haber vermiş, hattâ cenaze namaz?n? k?lm?ş. Bir hafta sonra cevap geldi ki, ayn? günde vefat etmiş.
    Hem, nakl-i sahih-i kati ile, Ciharyâr-? Güzîn ile beraber Uhud veya Hira Dağ?n?n baş?nda iken dağ titredi, zelzelelendi. Dağa ferman etti ki: “Sâkin ol! Zira senin üstünde bir peygamber, bir s?dd?k ve iki de şehid vard?r” deyip, Hazret-i Ömer ve Osman ve Ali’nin şehid olacaklar?n? haber vermiş. Haber verdiği gibi ç?km?ş. Mektûbât, s. 104
    Konu MuhammedSaid tarafından (25.05.07 Saat 02:12 ) değiştirilmiştir.
    "Eğer komünistler mürekkep ve kağıdı yok etmek imkanını da bulsalar, benim gibi birçok gençler ve büyükler fedai olup hakikat hazinesi olan Risale-i Nurun neşri için, mümkün olsa derimizi kağıt, kanımızı mürekkep yapacağız."

    -Zübeyir Gündüzalp-


  3. #3
    Yönetici HakanBa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    32
    Mesajlar
    2.566

    Standart

    ‘Âl-i Beytimden herkesten evvel vefat edeceksin!’

    Nakl-i sahih-i katî ile, Hazret-i Fat?ma’ya (r.a.) ferman etmiş ki: “Âl-i Beytimden, herkesten evvel vefat edip bana iltihak edeceksin” diye söylemiş. Alt? ay sonra, haber verdiği gibi aynen zuhur etmiş.
    Hem Ebû Zer’e ferman etmiş:

    “Buradan ç?kar?lacak, tek baş?na yaşayacak ve tek baş?na öleceksin” deyip, Medine’den nefyedilip, yaln?z hayat geçirip, yaln?z bir sahrâda vefat edeceğini haber vermiş. Yirmi sene sonra, haber verdiği gibi ç?km?ş. Mektubat, s. 105

    Muhtar’? ve Haccac-? Zalimi haber vermesi

    Hem, nakl-i sahih-i katî ile, ferman etmiş ki:
    “Sakif kabilesinden biri dâvâ-y? nübüvvet edecek ve biri hunhar zalim zuhur edecek” deyip, nübüvvet dâvâ eden meşhur Muhtar’? ve yüz bin adam öldüren Haccac-? Zalimi haber vermiş.

    Hem, nakl-i sahih-i katî ile,

    “?stanbul fethedilecektir. Onu fethedecek olan kumandan ne güzel kumandan ve onun ordusu ne güzel ordudur” deyip, ?stanbul’un ?slâm eliyle fetholacağ?n? ve Hazret-i Sultan Mehmed Fatih’in yüksek bir mertebe sahibi olduğunu haber vermiş. Haber verdiği gibi zuhur etmiş. Mektûbât, s. 106

    Ebû Hanife ve ?mam-? Şafiî’ye işaret etmesi

    * Hem, nakl-i sahih-i kati ile, ferman etmiş ki:
    “Eğer din, Ülker Tak?my?ld?z?nda bile olsayd?, Fars’tan baz? kimseler ona ulaş?p alabileceklerdi” deyip, başta Ebû Hanife olarak, ?ran’?n emsalsiz bir sûrette yetiştirdiği ulema ve evliyaya işaret ediyor, haber veriyor.

    * Hem ferman etmiş ki:

    “Kureyş’in âlimi yeryüzünün tabakalar?n? ilimle dolduracakt?r” deyip, ?mam-? Şâfiî’ye işaret edip haber veriyor. Mektubat, s. 106

    ‘Ümmetim yetmiş üç f?rkaya ayr?lacak’

    * Hem, nakl-i sahih-i kati ile, ferman etmiş ki:
    “Ümmetim yetmiş üç f?rkaya ayr?lacakt?r. ?çlerinden birisi f?rka-i nâciyedir.”

    “Onlar kimdir?” dediler. Buyurdu ki:

    “Bana ve Ashab?ma tâbi olanlard?r” deyip, ümmeti yetmiş üç f?rkaya ink?sam edeceğini ve içinde f?rka-i nâciye-i kâmile, Ehl-i Sünnet ve Cemaat olduğunu haber veriyor.

    * Hem ferman etmiş ki: “Kaderiye f?rkas?, bu ümmetin mecûsîleridir” deyip, çok şubelere ink?sam eden ve kaderi inkâr eden Kaderiye taifesini haber vermiş. Hem çok şûbelere ink?sam eden Râf?zîleri haber vermiş.

    * Hem, nakl-i sahih-i katî ile, ?mam-? Ali’ye (r.a.) demiş: “Sende, Hazret-i ?sâ (a.s.) gibi, iki k?s?m insan helâkete gider: Birisi ifrat-? muhabbet, diğeri ifrat-? adâvetle. Hazret-i ?sâ’ya, Nasrânî, muhabbetinden, hadd-i meşrudan tecavüzle—hâşâ—’ibnullah’ dediler. Yahudi, adâvetinden çok tecavüz ettiler, nübüvvetini ve kemâlini inkâr ettiler. Senin hakk?nda da, bir k?s?m, hadd-i meşrûdan tecavüz edecek, muhabbetinden helâkete gidecektir. Onlar?n bir lâkab? vard?r ki, onlara Rafizî denir” demiş. “Bir k?sm?, senin adâvetinden çok ileri gidecekler. Onlar da Havâriçtir ve Emevîlerin müfrit bir k?s?m taraftarlar?d?r ki, onlara ‘Nâsibe’ denilir.” Mektûbât, s. 106-107

    Hz. Ali'nin eliyle fetih

    * Hem, nakl-i sahih-i kati ile, ferman etmiş ki:
    "Ne vakit size Fars ve Rum k?zlar? hizmet etti; o vakit belân?z, fitneniz içinize girecek, harbiniz dahilî olacak, şerirleriniz başa geçip hay?rl?lar ve iyilerinize musallat olacaklar" haber vermiş. Otuz sene sonra haber verdiği gibi ç?km?ş.

    * Hem, nakl-i sahih-i kati ile, ferman etmiş ki:

    "Hayber Kalesinin fethi Ali'nin eliyle olacak." Me'mulün pek fevkinde, ikinci gün bir mucize-i Nebeviye olarak, Hayber Kalesinin kap?s?n? Hazret-i Ali çekip kalkan gibi istimal ederek fethe muvaffak olduktan sonra kap?y? yere atm?ş. Sekiz kuvvetli adam o kap?y? yerden kald?ramam?ş. Bir rivayette, k?rk adam kald?ramam?ş.

    Mektûbât, s. 107-108
    Konu MuhammedSaid tarafından (25.05.07 Saat 02:12 ) değiştirilmiştir.
    "Eğer komünistler mürekkep ve kağıdı yok etmek imkanını da bulsalar, benim gibi birçok gençler ve büyükler fedai olup hakikat hazinesi olan Risale-i Nurun neşri için, mümkün olsa derimizi kağıt, kanımızı mürekkep yapacağız."

    -Zübeyir Gündüzalp-


  4. #4
    Yönetici HakanBa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    32
    Mesajlar
    2.566

    Standart

    ?ki büyük topluluk

    * Hem ferman etmiş ki: "Müslümanlardan ayn? dâvâya sahip iki büyük topluluk birbiriyle savaşmad?kça k?yamet kopmaz" diye, S?ffin'de Hazret-i Ali ile Muaviye'nin harbini haber vermiş.
    * Hem ferman etmiş ki: "Bâği bir taife Ammâr'? katledecek." Sonra, S?ffin harbinde katledildi. Hazret-i Ali, onu Muaviye'nin taraftarlar? bâği olduklar?na hüccet gösterdi. Fakat Muaviye tevil etti. Amr ibnü'l-Âs dedi ki: "Bâği yaln?z onun katilleridir; umumumuz değiliz." Mektubat, s. 108

    Süheyl ibni Amr'?n hutbesi

    Hem Süheyl ibni Amr daha imana gelmeden esir olmuş. Hazret-i Ömer Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma demiş ki: "?zin ver, ben bunun dişlerini çekeceğim. Çünkü o fesahatiyle küffâr-? Kureyş'i harbimize teşvik ediyordu." Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş ki: "Yâ Ömer! Gün gelir, bu adam seni sevindirecek bir duruma gelir" diye, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm?n vefat? hengâm?nda olan dehşet-engiz ve sab?r-sûz hadisede, Hazret-i Ebû Bekri's-S?dd?k nas?l ki Medine-i Münevvere’de kemâl-i metanetle herkese tesellî verip mühim bir hutbe ile Sahabeleri teskin etmiş; aynen onun gibi, şu Süheyl, o hengâmda, Mekke-i Mükerreme’de, ayn? Ebû Bekri's-S?dd?k gibi Sahabeye teskin ve tesellî verip, malûm fesahatiyle Ebû Bekri's-S?dd?k'?n ayn? hutbesinin meâlinde bir nutuk söylemiş. Hattâ iki hutbenin kelimeleri birbirine benzer. Mektubat, s. 108
    Kisrâ’n?n ölümünü haber verdi

    * Hem Sürâka’ya ferman etmiş ki: “Kisrân?n iki bileziğini giyeceksin.” Hazret-i Ömer zaman?nda Kisrâ mahvedildi; ziynetleri ve şahane bilezikleri geldi, Hazret-i Ömer Sürâka’ya giydirdi. Dedi: “Bu iki bileziği Kisrâ’dan al?p Sürâka’ya giydiren Allah’a hamd olsun.” ?hbar-? Nebevîyi tasdik ettirdi.
    * Hem ferman etmiş ki: “Kisrâ-y? Fars gittikten sonra daha kisrâ ç?kmayacak.” Haber vermiş; hem öyle olmuş.

    * Hem Kisrâ elçisine demiş: “Şimdi Kisrân?n oğlu Şirviye Perviz, Kisrây? öldürdü.” O elçi tahkik etmiş; ayn? vakitte öyle olmuş. O da ?slâm olmuş. Baz? ehâdiste o elçinin ad? Firuz’dur.

    Mektûbât, s. 109
    “Allah’?n bir iti onu yiyecek”

    * Hem, nakl-i sahih-i kat’î ile, Hât?b ibni Ebî Beltea’n?n, gizli Kureyş’e gönderdiği mektubu haber vermiş. Hazret-i Ali ile Mikdad’? göndermiş, “Filân mevkide bir şah?sta şöyle bir mektup var; al?n?z, getiriniz.” Gittiler, ayn? yerden ayn? mektubu getirdiler. Hât?b’? celb etti. “Neden yapt?n?” demiş; o da özür beyan etmiş, özrünü kabul etmiş.
    * Hem, nakl-i sahih-i kat’î ile, Utbe ibni Ebî Leheb hakk?nda ferman etmiş ki: “Allah’?n bir iti onu yiyecek” diye, Utbe’nin âk?bet-i fecias?n? haber vermiş. Sonra Yemen taraf?na giderken bir arslan gelip onu yemiş, Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm?n hem bedduâs?n?, hem haberini tasdik etmiş. Mektubat, s. 109

    “Batha’n?n taşlar? ona (asm) haber verecek”

    * Hem, nakl-i sahih ile, feth-i Mekke vaktinde, Hazret-i Bilâl-i Habeşî Kâbe dam?na ç?k?p ezan okumuş. Rüesa-y? Kureyş’ten Ebû Süfyan, Attab ibni Esid ve Hâris ibni Hişam oturup konuştular. Attab dedi: “Pederim Esid bahtiyard? ki bugünü görmedi.” Hâris dedi ki: “Muhammed bu siyah kargadan başka adam bulmad? m? ki müezzin yaps?n?” Hazret-i Bilâl-i Habeşî’yi tezyif etti.
    Ebû Süfyan dedi: “Ben korkar?m, birşey demeyeceğim. Kimse olmasa da, şu Batha’n?n taşlar? ona haber verecek, o bilecek.” Hakikaten, bir parça sonra Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm onlara rast geldi, harfiyen konuştuklar?n? söyledi. O vakit Attab ile Hâris şehadet getirdiler, Müslüman oldular.

    ?şte, ey biçare mülhid! Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm? tan?mayan kalbsiz adam! Bak, Kureyş’in iki muannid büyükleri, birtek ihbar-? gaybî ile imana geldiler. Ne kadar kalbin bozulmuş ki, mânevî tevatürle, bu ihbar-? gaybî gibi binler mu’cizât? işitiyorsun, yine kanaat-i tâmmen gelmiyor. Mektubat, s. 109
    Konu MuhammedSaid tarafından (25.05.07 Saat 02:12 ) değiştirilmiştir.
    "Eğer komünistler mürekkep ve kağıdı yok etmek imkanını da bulsalar, benim gibi birçok gençler ve büyükler fedai olup hakikat hazinesi olan Risale-i Nurun neşri için, mümkün olsa derimizi kağıt, kanımızı mürekkep yapacağız."

    -Zübeyir Gündüzalp-


  5. #5
    Yönetici HakanBa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    32
    Mesajlar
    2.566

    Standart

    Hazret-i Abbas’?n Müslüman olmas?

    Hem, nakl-i sahih ile, gazve-i Bedir’de, Hazret-i Abbas Sahabelerin eline esir düştüğü vakitte, fidye-i necat istenilmiş. O da demiş: “Param yok.” Hazret-i Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş ki: “Zevcen Ümmü Fadl yan?nda bu kadar paray? filân yere b?rakm?şs?n.” Hazret-i Abbas tasdik edip, “?kimizden başka kimsenin bilmediği bir s?r idi.” O vakit kemâl-i iman? kazan?p ?slâm olmuş. Mektubat, s. 110

    Kendisine yap?lan büyüyü bozdu
    Hem, nakl-i sahih-i kat’î ile, muz?r bir sâhir olan Lebid-i Yahudi, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm? rencide etmek için acip ve müessir bir sihir yapm?ş. Bir tarağa saçlar? sarm?ş, üstünde sihir yapm?ş, bir kuyuya atm?ş. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Hazret-i Ali’ye ve Sahabelere ferman etmiş: “Gidiniz, filân kuyuda bu çeşit sihir âletlerini bulup getiriniz.” Gitmişler, aynen öyle bulup getirmişler. Herbir ipi aç?ld?kça, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm dahi rahats?zl?ğ?ndan hiffet buluyordu. Mektubat, s. 110
    Uhud dağ?ndan büyük olacak diş

    Hem, nakl-i sahih ile, Ebû Hüreyre ve Huzeyfe gibi mühim zatlar bulunduğu bir heyette Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş ki: “Birinizin dişi, Cehennemde Uhud Dağ?ndan daha büyük olacakt?r” diye, birinin irtidad?yla müthiş âk?betini haber vermiş. Ebû Hüreyre dedi: “O heyetten, ben bir adamla ikimiz kald?k. Ben korktum. Sonra öteki adam Yemâme Harbinde Müseylime taraf?nda bulunup mürted olarak katledildi.” ?hbar-? Nebevînin hakikati ç?kt?.
    Hem, nakl-i sahih ile, Umeyr ve Safvan Müslüman olmadan evvel, mühim bir mala mukabil, Peygamberin (a.s.m.) katline karar verip, Umeyr ise Peygamberin (a.s.m.) katlini niyet ederek Medine’ye gelmiş. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Umeyr’i gördü, yan?na çağ?rd?. dedi: “Safvan ile maceran?z budur.” Elini Umeyr’in göğsüne koydu; Umeyr “Evet” dedi, Müslüman oldu. Mektubat, s.110

    ‘Üç günde yetmiş bin vefat’

    * Hem, nakl-i sahih ile, Hazret-i Hâlid’i, harp için Düvmetü’l-Cendel reisi olan Ükeydir’e gönderdiği vakit ferman etmiş ki: “Onu yabânî öküz avlarken bulacaks?n” diye, bakar-? vahşî av?nda bulacağ?n?, kavgas?z esir edileceğini ihbar etmiş. Hazret-i Hâlid gitmiş, aynen öyle bulmuş, esir etmiş, getirmiş.
    * Hem, nakl-i sahih ile, Kureyş Benî Hâşimî aleyhinde yazd?klar? ve Kâbe’nin sakf?na ast?klar? sayfa hakk?nda ferman etmiş ki: “Kurtlar yaz?lar?n?z? yemiş; yaln?z sayfadaki esmâ-i ?lâhiyeye ilişmemişler.” Haber vermiş. Sonra sayfaya bakm?şlar; aynen öyle olmuş.

    * Hem, nakl-i sahih ile, “Beytü’l-Makdisin fethinde büyük bir tâun ç?kacak” ferman etmişti. Hazret-i Ömer zaman?nda Beytü’l-Makdis fetholundu. Ve öyle bir tâun ç?kt? ki, üç günde yetmiş bin vefiyat oldu. Mektubât, s. 111

    Basra ve Bağdat’tan haber vermesi

    Hem, nakl-i sahih ile, o zamanda vücudu olmayan Basra ve Bağdad’?n vücuda geleceklerini ve Bağdad’a dünya hazinelerinin gireceğini ve Türkler ve Bahr-i Hazar etraf?ndaki milletlerle Araplar muharebe edeceklerini ve sonra onlar çoklukla ?slâmiyete girecek, Araplara Araplar içinde hâkim olacaklar?n? haber vermiş. Demiş ki: “?çinizde Arap olmayan milletlerin çoğalacağ? günler yak?nd?r. Onlar sizin mal?n?z? ve herşeyinizi gözünüz önünde yiyecekler ve ensenize tokat indirecekler.”
    Konu MuhammedSaid tarafından (25.05.07 Saat 02:12 ) değiştirilmiştir.
    "Eğer komünistler mürekkep ve kağıdı yok etmek imkanını da bulsalar, benim gibi birçok gençler ve büyükler fedai olup hakikat hazinesi olan Risale-i Nurun neşri için, mümkün olsa derimizi kağıt, kanımızı mürekkep yapacağız."

    -Zübeyir Gündüzalp-


  6. #6
    Yönetici HakanBa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    32
    Mesajlar
    2.566

    Standart

    Bereketle ilgili Mucizeleri
    Berekete Dair Mu'cizât-? Katiyenin

    Birinci Misali: Başta Buharî ve Müslim, Kütüb-ü Sitte-i sahiha müttefikan haber veriyorlar ki:
    Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm?n Hazret-i Zeynep ile tezevvücü velîmesinde, Hazret-i Enes'in validesi Ümmü Süleym, bir iki avuç hurmay? yağla kavurarak bir kaba koyup Hazret-i Enes'le Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâma gönderdi. Enes'e ferman etti ki: "Filân, filân? çağ?r. Hem, kime tesadüf etsen davet et." Enes de kime rast geldiyse çağ?rd?. Üç yüz kadar Sahabe gelip suffe ve hücre-i saadeti doldurdular.
    Ferman etti:
    Yani, "Onar onar halka olunuz." Sonra, mübarek elini o az taam üzerine koydu, dua etti, "Buyurun" dedi. Bütün o üç yüz adam yediler, tok olup kalkt?lar. Enes'e ferman etmiş: "Kald?r." Enes demiş ki: "Bilmedim, taam kab?n? koyduğum vakit mi taam çoktu, yoksa kald?rd?ğ?m vakit mi çoktu, fark edemedim."

    ?kinci Misal:Mihmandâr-? Nebevî Ebu Eyyubi'l-Ensârî hanesine teşrif-i Nebevî hengâm?nda Ebu Eyyüb der ki:
    Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ve Ebu Bekr-i S?dd?k'a kâfi gelecek iki kişilik yemek yapt?m. Ona ferman etti:"Ensar'dan otuz kişi çağ?r."
    Otuz adam geldiler, yediler. Sonra ferman etti: "Altm?ş kişi çağ?r."
    Altm?ş daha davet ettim. Geldiler, yediler. Sonra ferman etti: "Yetmiş kişi çağ?r."
    Yetmiş daha davet ettim. Geldiler, yediler. Kaplarda yemek daha kald?. Bütün gelenler o mucize karş?s?nda ?slâmiyete girip biat ettiler. O iki kişilik taamdan yüz seksen adam yediler.

    Üçüncü Misal:Hazret-i Ömer ibnü'l-Hattab ve Ebu Hüreyre ve Selemetübnü'l-Ekvâ ve Ebu Amratü'l-Ensarî gibi, müteaddit tariklerle diyorlar ki:
    Bir gazvede ordu aç kald?. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma müracaat ettiler. Ferman etti ki: "Heybelerinizde kalan bak?ye-i erzak? toplay?n?z." Herkes azar birer parça hurma getirdi. En çok getiren, dört avuç getirebildi. Bir kilime koydular.
    Seleme der ki: "Mecmuunu ben tahmin ettim, oturmuş bir keçi kadar ancak vard?." Sonra Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bereketle dua edip ferman etti: "Herkes kab?n? getirsin." Koşuştular, geldiler. O ordu içinde hiçbir kap kalmad?, hepsini doldurdular. Hem fazla kald?.

    Sahabeden bir râvi demiş: "O bereketin gidişat?ndan anlad?m: Eğer ehl-i arz gelseydi, onlara dahi kâfi gelecekti."

    Dördüncü Misal: Başta Buharî ve Müslim, kütüb-ü sahiha beyan ediyorlar ki:

    Abdurrahman ibn-i Ebî Bekr-i S?dd?k der: Biz yüz otuz Sahabe, bir seferde Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ile beraberdik. Dört avuç miktar? olan bir sâ' ekmek için hamur yap?ld?. Bir keçi dahi kesildi, pişirildi; yaln?z ciğer ve böbrekleri kebap yap?ld?. Kasem ederim, o kebaptan, yüz otuz Sahabeden herbirisine bir parça kesti, verdi. Sonra Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm pişmiş eti iki kâseye koydu. Biz umumumuz tok oluncaya kadar yedik; fazla kald?. Ben fazlas?n? deveye yükledim.

    Beşinci Misal: Kütüb-ü sahiha katiyetle beyan ediyorlar ki:

    Gazve-i Garra-i Ahzabda, meşhur Yevmü'l-Hendek'te, Hazret-i Câbiru'l-Ensârî kasemle ilân ediyor: O günde, dört avuç olan bir sâ' arpa ekmeğinden, bir senelik bir keçi oğlağ?ndan bin adam yediler ve öylece kald?.

    Hazret-i Câbir der ki: O gün yemek, hanemde pişirildi. Bütün bin adam o sâ'dan, o oğlaktan yediler, gittiler. Daha tenceremiz dolu kayn?yor, daha hamurumuz ekmek yap?l?yor. O hamura, o tencereye mübarek ağz?n?n suyunu koyup bereketle dua etmişti.

    ?şte, şu mucize-i bereketi, bin zât?n huzurunda, onlar? ona alâkadar göstererek Hazret-i Câbir kasemle ilân ediyor. Demek şu hadise, bin adam rivayet etmiş gibi kati denilebilir.
    Konu MuhammedSaid tarafından (25.05.07 Saat 02:13 ) değiştirilmiştir.
    "Eğer komünistler mürekkep ve kağıdı yok etmek imkanını da bulsalar, benim gibi birçok gençler ve büyükler fedai olup hakikat hazinesi olan Risale-i Nurun neşri için, mümkün olsa derimizi kağıt, kanımızı mürekkep yapacağız."

    -Zübeyir Gündüzalp-


  7. #7
    Yönetici HakanBa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    32
    Mesajlar
    2.566

    Standart

    Alt?nc? Misal: Nakl-i sahih-i kati ile, hâdim-i Nebevî Hazret-i Enes'in amcas? meşhur Ebu Talha der ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, yetmiş seksen adam?, Enes'in koltuğu alt?nda getirdiği az arpa ekmeğinden tok oluncaya kadar yedirdi. "O az ekmekleri parça parça ediniz" emretti ve bereketle dua etti. Menzil dar olduğundan, onar onar gelip yediler, tok olarak gittiler.
    Yedinci Misal: Nakl-i sahih-i kati ile, Şifâ-i Şerif ve Müslim gibi kütüb-ü sahiha beyan ederler ki:

    Hazret-i Câbiru'l-Ensârî diyor: Bir zat, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmdan iyâli için taam istedi. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm yar?m yük arpa verdi. Çok zaman o adam iyâliyle ve misafirleriyle o arpadan yediler. Bak?yorlar, bitmiyor. Noksaniyetini anlamak için ölçtüler. Sonra bereket dahi kalkt?; noksan olmaya başlad?. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma geldi, vak'ay? beyan etti. Ona cevaben ferman etti: "Eğer kile ile tecrübe etmeseydiniz, hayat?n?zca size yeterdi."
    Sekizinci Misal: Tirmizî ve Neseî ve Beyhakî ve Şifâ-i Şerif gibi kütüb-ü sahiha beyan ediyorlar ki:

    Hazret-i Semeretübnü Cündüb der: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma bir kâse et geldi. Sabahtan akşama kadar fevc fevc adamlar geldiler, yediler.

    ?şte, mukaddimede beyan ettiğimiz s?rra binaen, şu vak?a-i bereket yaln?z Semure'nin rivayeti değil; belki Semure, o yemeği yiyen cemaatlerin mümessili gibi, onlar?n nam?na ve tasdiklerine binaen ilân ediyor.
    Dokuzuncu Misal: Şifâ-i Şerif sahibi ve meşhur ?bni Ebî Şeybe ve Taberânî gibi mevsuk ve sahih muhakkikler rivayetiyle, Hazret-i Ebu Hüreyre der:

    Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm bana emretti: "Mescid-i şerifin suffesini mesken ittihaz eden yüzden ziyade fukara-y? muhacirîni davet et." Ben dahi onlar? arad?m, toplad?m. Umumumuza bir tabla taam konuldu. Biz istediğimiz kadar yedik, kalkt?k. O kâse konulduğu vakit nas?l idi; yine öyle dolu kald?. Yaln?z parmaklar?n izi taamda görünüyordu.

    ?şte, Hazret-i Ebu Hüreyre, umum kâmilîn-i ehl-i suffe tasdikine istinaden, onlar nam?na haber verir. Demek, mânen umum ehl-i suffe rivayet etmiş gibi katidir. Hem hiç mümkün müdür ki, o haber hak ve doğru olmasa, o sad?k ve kâmil zatlar sükût edip tekzip etmesinler?

    Onuncu Misal: Nakl-i sahih-i kati ile, Hazret-i ?mam-? Ali der:

    Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Benî Abdülmuttalib'i cem etti. Onlar k?rk adam idiler. Onlardan baz?lar? bir deve yavrusunu yerdi ve dört k?yye süt içerdi. Halbuki, umum onlara bir avuç kadar bir yemek yapt?; umum yiyip tok oldular, yemek eskisi gibi kald?. Sonra, üç dört adama ancak kâfi gelir ağaçtan bir kap içinde süt getirdi. Umumen içtiler, doydular; içilmemiş gibi bâki kald?. ?şte, Hazret-i Ali'nin şecaati ve sadakati katiyetinde bir mucize-i bereket!
    Konu MuhammedSaid tarafından (25.05.07 Saat 02:14 ) değiştirilmiştir.
    "Eğer komünistler mürekkep ve kağıdı yok etmek imkanını da bulsalar, benim gibi birçok gençler ve büyükler fedai olup hakikat hazinesi olan Risale-i Nurun neşri için, mümkün olsa derimizi kağıt, kanımızı mürekkep yapacağız."

    -Zübeyir Gündüzalp-


  8. #8
    Yönetici HakanBa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    32
    Mesajlar
    2.566

    Standart

    On Birinci Misal: Nakl-i sahih ile, Hazret-i Ali ve Fat?matü'z-Zehrâ velîmesinde, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Bilâl-? Habeşîye emretti: "Dört beş avuç un, ekmek yap?ls?n ve bir deve yavrusu kesilsin."

    Hazret-i Bilâl der: Ben taam? getirdim. Mübarek elini üstüne vurdu. Sonra taife taife Sahabeler geldiler, yediler, gittiler. O yemekten bâki kalan miktara yine bereketle dua etti. Bütün ezvâc-? tâhirâta, herbirine birer kâse gönderildi. Emretti ki: "Hem yesinler, hem yanlar?na gelenlere yedirsinler."

    Evet, böyle mübarek bir izdivaçta, elbette böyle bir bereket lâz?md?r ve vukuu katidir.

    On ?kinci Misal: Hazret-i ?mam-? Cafer-i Sad?k, pederleri ?mam-? Muhammedü'l-Bâk?r'dan, o da pederi ?mam-? Zeynelâbidîn'den, o dahi ?mam-? Ali'den nakleder ki:

    Fat?matü'z-Zehrâ, yaln?z ikisine kâfi gelecek bir yemek pişirdi. Sonra Ali'yi gönderdi, tâ Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm gelsin, beraber yesinler. Teşrif etti ve emretti ki, o yemekten herbir ezvâc?na birer kâse gönderildi. Sonra kendine, hem Ali'ye, hem Fat?ma ve evlâtlar?na birer kâse ayr?ld?ktan sonra, Hazret-i Fat?ma der: "Tenceremizi kald?rd?k; daha dolu olup taş?yordu. Meşiet-i ?lâhiye ile, hayli zaman o yemekten yedik."

    Acaba niçin bu nuranî, yüksek silsile-i rivayetten gelen şu mucize-i berekete, gözünle görmüş gibi inanm?yorsun? Evet, buna karş? şeytan dahi bahane bulamaz.

    On Üçüncü Misal: Ebu Davud ve Ahmed ibni Hanbel ve ?mam-? Beyhakî gibi sadûk imamlar, Dükeynü'l-Ahmes ibni Saidi'l-Müzeyn'den, hem alt? kardeşle beraber sohbete müşerref ve Sahabelerden olan Numan ibni Mukarrini'l-Ahmesiyyi'l-Müzeyn'den, hem Cerir'den naklederek, müteaddit tariklerle Hazreti Ömer ibnü'l-Hattab'dan naklediyorlar ki:

    Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Hazret-i Ömer'e emretti: "Ahmesî kabilesinden gelen dört yüz atl?ya yolculuk için zâd ü zahîre ver." Hazret-i Ömer dedi: "Ya Resulallah, mevcut zahîre birkaç sâ'd?r. Kümesi, oturmuş bir deve yavrusu kadard?r." Ferman etti: "Git, ver." O da gitti, yar?m yük hurmadan, dört yüz süvariye kifayet derecesinde zâd ü zahîre verdi. Ve dedi: Hiç noksan olmam?ş gibi eski halinde kald?.

    ?şte şu mucize-i bereket, dört yüz adamla ve bahusus Hazret-i Ömer ile münasebettar bir surette vukua gelmiştir. Rivayetlerin arkas?nda bunlar var. Bunlar?n sükûtu, tasdiktir; iki üç haber-i vahid deyip geçme. Böyle hadiseler haber-i vahid dahi olsa, tevatür-ü mânevî hükmünde kanaat verir.
    Konu MuhammedSaid tarafından (25.05.07 Saat 02:14 ) değiştirilmiştir.
    "Eğer komünistler mürekkep ve kağıdı yok etmek imkanını da bulsalar, benim gibi birçok gençler ve büyükler fedai olup hakikat hazinesi olan Risale-i Nurun neşri için, mümkün olsa derimizi kağıt, kanımızı mürekkep yapacağız."

    -Zübeyir Gündüzalp-


  9. #9
    Yönetici HakanBa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    32
    Mesajlar
    2.566

    Standart

    On Dördüncü Misal: Başta Buharî ve Müslim, kütüb-ü sahiha haber veriyorlar ki:

    Hazret-i Câbir'in pederi vefat eder. Borcu çok, ziyade medyun; borç sahipleri de Yahudiler. Câbir, pederinin as?l mal?n? guremâya verdi, kabul etmediler. Halbuki, bağ?ndaki meyveleri, kaç senede deynine kâfi gelmeyecek. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etti: "Bağ?n meyvelerini kopar?n?z, harman ediniz." Öyle yapt?lar. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm harman içinde gezdi, dua etti. Sonra Câbir, harmandan pederinin bütün guremâs?n?n borçlar?n? verdikten sonra, yine, bir senede bağdan gelen mahsulât kadar harmanda kald?. Bir rivayette, bütün guremâya verdiği kadar kald?. O hadiseden, borç sahipleri olan Yahudiler çok taaccüp edip hayrette kald?lar.

    ?şte şu mucize-i bâhire-i bereket, yaln?z Hazret-i Câbir gibi birkaç râvilerin haberi değil. Belki mânevî tevatür hükmünde, o hadise ile münasebettar, hadd-i tevatür derecesinde çok adamlar? temsil ederek rivayet etmişler.

    On Beşinci Misal: Başta Tirmizî ve ?mam-? Beyhakî gibi muhakkikler, Hazret-i Ebu Hüreyre'den nakl-i sahihle beraber haber veriyorlar ki:

    Ebu Hüreyre demiş ki: Bir gazvede (başka bir rivayette, gazve-i Tebük'te), ordu aç kald?. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etti: "Birşey var m??" diye emretti. Ben dedim: "Heybede bir parça hurma var." (Bir rivayette, on beş tane imiş.) Dedi: "Getir." Getirdim. Mübarek elini soktu, bir kabza ç?kard?, bir kaba b?rakt?, bereketle dua buyurdular. Sonra onar onar askeri çağ?rd?, umumen yediler. Sonra ferman etti:

    "Getirdiğin şeyi al götür. Onu tut muhafaza et ve boşaltma."
    Ben ald?m, elimi o heybeye soktum. Evvel getirdiğim kadar elime geçti. Sonra Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hayat?nda, Ebu Bekir ve Ömer ve Osman hayat?nda o hurmalardan yedim. (Başka bir tarikte rivayet edilmiş ki: O hurmalardan kaç yük, fî sebilillâh sarf ettim. Sonra Hazret-i Osman'?n katlinde o hurma, kab?yla nehb ve garat edildi, gitti.)
    ?şte, hoca-i kâinat olan Fahr-i Âlem Aleyhissalâtü Vesselâm?n kudsî medresesi ve tekkesi olan suffenin demirbaş bir mühim talebesi ve müridi ve kuvve-i haf?zan?n ziyadesi için dua-y? Nebeviyeye mazhar olan Hazret-i Ebu Hüreyre, gazve-i Tebük gibi bir mecma-? nâsta vukuunu haber verdiği şu mucize-i bereket, mânen bir ordu sözü kadar kati ve kuvvetli olmak gerektir.

    On Alt?nc? Misal: Başta Buharî, kütüb-ü sahiha nakl-? kati ile beyan ediyorlar ki:

    Hazret-i Ebu Hüreyre aç olmuş. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm?n arkas?ndan gidip menzil-i saadete gitmişler. Bakarlar ki, bir kadeh süt oraya hediye getirilmiş. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm emretti ki:

    "Ehl-i Suffeyi çağ?r." Ben kalbimden dedim ki: "Bu sütün bütününü ben içebilirim; ben daha
    ziyade muhtac?m." Fakat emr-i Nebevî için onlar? toplad?m, getirdim. Yüzü mütecaviz idiler. Ferman etti: "Onlara içir." Ben de o kadehteki sütü birer birer verdim. Herbirisi doyuncaya kadar içer, diğerine veririm. Böyle birer birer içirerek bütün Ehl-i Suffe o sâfi sütten içtiler.
    Konu MuhammedSaid tarafından (25.05.07 Saat 02:14 ) değiştirilmiştir.
    "Eğer komünistler mürekkep ve kağıdı yok etmek imkanını da bulsalar, benim gibi birçok gençler ve büyükler fedai olup hakikat hazinesi olan Risale-i Nurun neşri için, mümkün olsa derimizi kağıt, kanımızı mürekkep yapacağız."

    -Zübeyir Gündüzalp-


  10. #10
    Yönetici HakanBa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    32
    Mesajlar
    2.566

    Standart

    Çeşmenin suyu artt?

    Başta ?mam-? Mâlik, Muvatta’ kitab-? muteberinde, Muâz ibni Cebel gibi meşâhir-i Sahabeden haber veriyor ki:
    Hazret-i Muâz ibni Cebel dedi ki: Gazve-i Tebük’te bir çeşmeye rast geldik; sicim kal?nl?ğ?nda, güçle ak?yordu. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm emretti ki: “Bir parça o suyu toplay?n?z.” Avuçlar?nda bir parça toplad?lar. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, onunla elini yüzünü y?kad?. Suyu çeşmeye koyduk. Birden çeşmenin menfezi aç?l?p kesretle akt?, bütün orduya kâfi geldi. Hattâ bir râvî olan ?mam ?bni ?shak der ki: Gök gürültüsü gibi, toprak alt?nda o çeşmenin suyu gürültü yaparak öyle akt?. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Hazret-i Muâz’a ferman etti ki: “Bu eser-i mucize olan mübarek su devam edip buralar? bağa çevirecek; ömrün varsa göreceksin.” Ve öyle olmuştur. Mektubat, s. 122-123

    Kuyu coştu, kaynad?

    Başta Buharî, Hazret-i Berâ’dan ve Müslim, Hazret-i Selemet ibni Ekvâ’dan ve sair kütüb-ü sahiha başka râvilerden müttefikan haber veriyorlar ki:
    Gazve-i Hudeybiye’de bir kuyuya rast geldik. Bin dört yüz kişiydik. O kuyunun suyu elli kişiyi ancak idare ederdi. Biz suyu çektik, içinde birşey b?rakmad?k. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm geldi, kuyunun baş?na oturdu. Bir kova su istedi; getirdik. Kovan?n içine mübarek ağz?n?n suyunu b?rakt? ve duâ etti, sonra o kovay? kuyuya döktü. Birden kuyu coştu ve kaynad?, ağz?na kadar doldu. Bütün ordu, kendileri ve hayvânât? doyuncaya kadar içtiler, kaplar?n? da doldurdular. Mektûbât, s. 123

    ‘Daha elini indirmeden bulut topland?’

    Başta meşhur ?bni Huzeyme, Sahih’inde, râviler Hazret-i Ömer’den naklediyorlar ki:
    Gazve-i Tebük’te susuz kald?k. Hattâ baz?lar devesini keser, susuzluktan içini s?kar, içerdi. Ebû Bekri’s-S?dd?k, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a duâ etmek için rica etti. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm elini kald?rd?; daha elini indirmeden bulut topland?, yağmur öyle geldi ki, kaplar?m?z? doldurduk. Sonra su çekildi. Ordumuza mahsus olarak, hududumuzu tecavüz etmedi. Demek, tesadüf içine kar?şmam?ş, s?rf bir mucize-i Ahmediyedir (asm). Mektubat, s. 124
    Konu MuhammedSaid tarafından (25.05.07 Saat 02:14 ) değiştirilmiştir.
    "Eğer komünistler mürekkep ve kağıdı yok etmek imkanını da bulsalar, benim gibi birçok gençler ve büyükler fedai olup hakikat hazinesi olan Risale-i Nurun neşri için, mümkün olsa derimizi kağıt, kanımızı mürekkep yapacağız."

    -Zübeyir Gündüzalp-


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Mu’cizat-ı Ahmediye (a.s.m.)
    By rasulgülleri_nuryarenleri in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 03.11.14, 21:01
  2. Mu’cizat-ı Ahmediye (a.s.m.)
    By rasulgülleri_nuryarenleri in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.11.14, 23:49
  3. Mu'cizat-ı Kur'aniye (Kur'ana ait mucizeler)
    By fanidünya... in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 13.07.14, 05:20
  4. Mu'cizat-ı Ahmediye: Hz.Muhammedin(asm) mucizeleri.
    By fanidünya... in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 14.06.14, 14:19
  5. Mu'cizat-ı Ahmediye (a.s.m.)
    By Beste-i Rana in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 179
    Son Mesaj: 02.04.09, 10:46

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0