+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 ve 9

Konu: Ummadığı, Bilmediği, Eli Yetişmediği Yerden,En Layık Bir Vakitte

  1. #1
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart Ummadığı, Bilmediği, Eli Yetişmediği Yerden,En Layık Bir Vakitte

    Bilmüşâhede görüyoruz ki, bütün eşya, hususan zîhayat olanların pekçok muhtelif hâcâtı ve pekçok mütenevvi' metâlibi vardır.

    O matlabları, o hâcetleri ummadığı ve bilmediği ve eli yetişmediği yerden münâsip ve lâyık bir vakitte onlara veriliyor, imdada yetiştiriliyor.


    Halbuki, o hadsiz maksudların en küçüğüne o muhtaçların kudreti yetişmez, elleri ulaşmaz.


    Sen kendine bak:


    Zâhirî ve bâtınî hasselerin ve onların levâzımâtı gibi, elin yetişmediği ne kadar eşyaya muhtaçsın.


    Bütün zîhayatları kendine kıyas et.

    İşte bütün onlar, birer birer Vücûb-u Vâcibe şehâdet ve vahdetine işaret ettikleri gibi, heyet-i mecmûasıyla,

    güneşin ziyâsı güneşi gösterdiği gibi,

    o hal ve bu keyfiyet,


    perde-i gayb arkasında bir Vâcibü'l-Vücudu, bir Vâhid-i Ehadi, hem gayet Kerîm, Rahîm, Mürebbî, Müdebbir ünvanları içinde akla gösterir.



    Şimdi ey münkir-i cahil ve ey fâsık-ı gâfil!

    Bu faaliyet-i hakîmâneyi, basîrâneyi, rahîmâneyi ne ile izah edebilirsin?


    Sağır tabiatla mı, kör kuvvetle mi, sersem tesadüfle mi, âciz, câmid esbâbla mı izah edebilirsin?



    Otuz Üçüncü Söz'den Birinci pencere
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  2. #2
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Evet, şu dünya gidişât?na bak?lsa, görülüyor ki, en âciz, en zay?ftan tut, (Haşiye) tâ en kavîye kadar her canl?ya lây?k bir r?z?k veriliyor.


    En zay?f, en âcize en iyi r?z?k veriliyor; her dertliye ummad?ğ? yerden derman yetiştiriliyor.


    Öyle ulvî bir keremle ziyâfetler, ikramlar olunuyor ki, nihayetsiz bir Kerem Eli, içinde işlediğini bedâheten gösteriyor.


    Haşiye:

    R?zk-? helâl iktidar ile al?nmad?ğ?na, belki iftikâra binâen verildiğine delil-i katî,

    ?ktidars?z yavrular?n hüsn-ü maîşeti ve muktedir canavarlar?n dîyk-? maîşeti,

    Hem zekâvetsiz bal?klar?n semizliği ve zekâvetli, hileli tilki ve maymunun derd-i maîşetle vücudca zay?fl?ğ?d?r.


    Demek, r?z?k iktidar ve ihtiyâr ile ma'kûsen mütenâsibdir; ne derece iktidar ve ihtiyâr?na güvense, o derece derd-i maîşete mübtelâ olur.

    Onuncu Söz'den
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  3. #3
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Meselâ, bahar mevsiminde,


    Cennet hûrileri tarzında bütün ağaçları sündüs-misâl libaslar ile giydirip, çiçek ve meyvelerin murassaâtıyla süslendirip, hizmetkâr ederek,


    Onların latîf elleri olan dallarıyla çeşit çeşit en tatlı, en musannâ meyveleri bize takdim etmek;


    Hem, zehirli bir sineğin eliyle şifâlı en tatlı balı bize yedirmek;


    Hem, en güzel ve yumuşak bir libası elsiz bir böceğin eliyle bize giydirmek;


    Hem, rahmetin büyük bir hazînesini küçük bir çekirdek içinde bizim için saklamak,


    Ne kadar cemîl bir kerem, ne kadar latîf bir rahmet eseri olduğu bedâheten anlaşılır.

    Sözler 65
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  4. #4
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart

    Alıntı elff Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Meselâ, bahar mevsiminde,
    Hem, zehirli bir sineğin eliyle şifâl? en tatl? bal? bize yedirmek;


    Hem, en güzel ve yumuşak bir libas? elsiz bir böceğin eliyle bize giydirmek;

    Sözler 65
    Şu iki cümleyi her okuduğum zaman,O Fat?r-i Hakim ,bizim en müşkil sorunlar?m?z? kolayl?kla çözeceğine inan?ş?m daha da kuvvet buluyor.Nas?l m? ,işte zehirli bir sinek ve elsiz bir böcekten bize leziz ve yumuşak şeyler sunmas?, en güzel örnek...

    Allah'?n emri dairesinde yaşayal?m yeter ki...
    Nur hizmeti de 3 kişiyle barlada başlay?p ,şuan dünya okuyorsa,bizlerde Rabbimizin için yapt?g?m?z fedakarl?klarda,önümüze gelen her türlü zorluk ve engel ve söylemlere karş? da bu düşünceyle izale edebiliriz.
    ?mani kurtarmak ve taklitten tahkike ç?karmak meselesi bu olsa gerek...
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

  5. #5
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Evet insirah kardeşim, sebepler tahtını idare eden Zat istedikten sonra kim ne yapabilir ki,değil mi?

    -----


    Hem de bak, bu kubbede o azîm elektrik lâmbası, Haşiye1

    Onlara ışık verdiği gibi,


    Bütün taamlarını öyle güzel pişiriyor!


    Yalnız, pişirilecek taamlar, bir dest-i gaybî tarafından birer ipe takılıp Haşiye 2 ona karşı tutuluyor.


    Bu tarafa da bak:


    Bu bîçare zayıf, nahif, kuvvetsiz hayvancıklar-nasıl onların başı önünde, latîf gıdâ ile dolu iki tulumbacık Haşiye 3 takılmış.


    İki çeşme gibi, yalnız o kuvvetsiz mahlûk, onu ağzına yapıştırması kâfidir.


    Haşiye 1: O azîm elektrik lâmbası Güneşe işarettir.

    Haşiye 2: İp ve ipe takılan taam ise, ağacın ince dalları ve leziz meyveleridir.

    Haşiye 3: İki tulumbacık ise, vâlidelerin memelerine işarettir.



    Sözler 257
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  6. #6
    Pürheves zehra2003x - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    180

    Standart

    Allah c.c. razi olsun elff kardes, bu yazilar bana yine cok teselli oldu...Ne kadar bilsek okusak da, tekrarlamakta büyük faydalar var...

    Nimetleri ve acizligimizi tekrar tekrar tefekkür etmek, tekrar tekrar sükretmek, tekrar tekrar tövbe etmek, tekrar tekrar duaya sarilmak gerek....

  7. #7
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    İ’lem eyyühe’l-aziz! Basar masnuatı görüp de, basiret Sanii görmezse çok garip ve pek çirkin düşer.

  8. #8
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Dünya yolcusunun üçüncü menzilde müşahede ettiği
    Dördüncü Hakikat:

    Olan Otuz Üçüncü Mertebe rahîmiyet ve rezzâkıyet hakikatıdır.

    Yani,

    umum zemin yüzünde

    ve içinde

    ve havasında

    ve denizinde bütün zîhayatın

    ve bilhassa zîruhun

    ve bilhassa âciz ve zayıfların

    ve bilhassa yavruların,

    hem maddî ve midevî, hem mânevî bütün rızıklarını,


    şefkatkârâne,



    kuru ve basit bir topraktan ve câmid ve kemik gibi kuru odun parçalarından yapılan


    ve bilhassa en lâtifi kan ve fışkı ortasından gelen


    ve bir dirhem kemik gibi birtek çekirdekten yapılan binlerle okka taamların,





    -vakti vaktine,

    -mukannen bir surette,

    -hiçbirini unutmayarak ve şaşırmayarak,


    gözümüz önünde, bir dest-i gaybî tarafından verilmesi hakikatidir.


    Yedinci Şua'dan
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  9. #9
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Evet, kâinatta hadsiz rahmetin mevcudiyeti ve hakikati aynen güneşin ziyası gibi görünür.

    Ve ziyanın güneşe kati şehadeti misillü, bu geniş rahmet dahi, perde arkasında bir Rahman-ı Rahime şahadet eder.

    Evet rahmetin bir ehemmiyetli kısmı rızıktır ki, Rahmana Rezzak manası verilir. Rızık ise, o derece zahir birtarzda bir Rezzak-ı Rahimi gösterir ki, zerre kadar şuuru bulunan tasdike mecbur olur.


    Mesela,

    bütün zihayatın,

    hususan acizlerin

    ve bilhassa yavruların,

    bütün zeminde ve fezada

    ihtiyar ve iktidarlarının haricinde gayet harika bir tarzda hiçten ve mütemasil çekirdeklerden ve su katrelerinden ve toprak habbeciklerinden yetiştiriyor.


    Hatta ağacın başındaki yuvada kanatsız, zayıf kuşçuklara annelerini emirber nefer gibi gezdirir, rızıkları getirttirir.


    Ve aç bir arslanı yavrusuna musahhar eder, elde ettiği bir eti yemeyip yavrusuna yedirir.



    Ve sair hayvanatın ve insanın yavrularına memeler musluğundan Ab-ı Kevser gibi hoş, mugaddi, safi, halis, beyaz sütleri kırmızı kan ve mülevves fışkı içinden bulaşmadan, bulandırmadan imdatlarına gönderir, validelerinin şefkatlerini yardımcı verir.



    Ve bir nevi rızık isteyen umum ağaçlara, münasip rızıklarını onlara pek harika bir tarzda koşturduğu gibi,




    bir nevi maddi ve manevi rızık isteyen insanın duygularına, akıl, kalb, ruhlarına dahi pek geniş bir sofra-i erzak onlara ihsan ediliyor.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Müjdeler, Lâyık Olanlar İçindir!
    By Bîçare S.V. in forum Eğitim
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 20.09.09, 18:43
  2. İslâmiyete Lâyık Doğruluk
    By Bîçare S.V. in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 10.07.09, 08:11
  3. Az Bir Vakitte Nihayetsiz Bir Cinayet
    By zahid in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 23.11.07, 22:50
  4. Üç Vakitte Kurtuluş
    By eslem_beyza in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 31.10.06, 16:31
  5. 3 Vakitte Kurtuluşa Var mısınız?
    By LeMaLaR in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 26.07.06, 19:16

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0