+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 21

Konu: Bediüzzaman'ın Otuz Sene Mücadele Ettiği İki Tâğut

  1. #1
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart Bediüzzaman'ın Otuz Sene Mücadele Ettiği İki Tâğut

    Otuz seneden beri iki tâğut ile mücadelem vardır. Biri insandadır, diğeri âlemdedir. Biri ene'dir, diğeri tabiattır. Birinci tâğutu gayr-ı kastî, gölgevâri bir ayna gibi gördüm. Fakat o tâğutu kasten veya bizzat nazar-ı ehemmiyete alanlar, Nemrud ve Firavun olurlar.
    İkinci tâğut ise, onu İlâhî bir san'at, Rahmânî bir sıbğat, yani nakışlı bir boya şeklinde gördüm. Fakat gaflet nazarıyla bakılırsa, tabiat zannedilir ve maddiyunlarca bir ilâh olur. Maahaza, o tabiat zannedilen şey, İlâhî bir san'attır. Cenab-ı Hakka hamd ve şükürler olsun ki, Kur'ân'ın feyziyle, mezkûr mücadelem her iki tâğutun ölümüyle ve her iki sanemin kırılmasıyla neticelendi. (Mesnevi-i Nuriye, 101)
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  2. #2
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Tesadüf, şirk ve tabiattan teşekkül eden fesat şebekesinin alem-i İslamdan nefiy ve ihracına Risale-i Nurca verilen karar infaz edilmiştir. mes nur.
    "Ben, sizi ve muterizleri Risale-i Nur’un şeref ve haysiyetiyle temin ediyorum ki, bu işaretler ve evliyanın imalı haberleri, remizleri beni daima şükre ve hamde ve kusurlarımdan istiğfara sevk etmiş. Hiçbir vakitte, hiçbir dakika, nefs-i emmareme medar-ı fahir ve gurur olacak bir enaniyet ve benlik vermediğini, size bu yirmi sene hayatımın göz önünde tereşşuhatıyla ispat ediyorum. " kast.lahk

  3. #3
    Ehil Üye Selim Akif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    2.965

    Standart

    Demekki üstad ciddi ciddi mücedele etmiş..

    Sözlerdeki sorular hep bu soruların neticesi sanırım....

    Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin. Sen bir asker olduğun için, askerlik temsilâtiyle, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikati nefsimle beraber dinle. Çünkü, ben nefsimi herkesten ziyâde nasihate muhtaç görüyorum. Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim "Sekiz Söz"ü, biraz uzunca, nefsime demiştim. Şimdi, kısaca ve avâm lisânıyla nefsime diyeceğim. Kim isterse beraber dinlesin

    Yani üstad hem bir manada tecrübesini yazmış...Şİmdi üstad azami zekaya sahipse bu zekadan cıkan nefis muhasebeside tatmin edisi oluyor....

    Bismillahirrahmanirrahim


    Elif, Lâm, Mîm.
    İnsanlar, imtihandan geçirilmeden,
    sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?


    Do men think that they will be left alone on saying,
    "We believe", and that they will not be tested?


  4. #4
    Ehil Üye Ahsen Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Mesajlar
    3.286

    Standart

    Alıntı SeRDeNGeCTi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Otuz seneden beri iki tâğut ile mücadelem vardır. Biri insandadır, diğeri âlemdedir. Biri ene'dir, diğeri tabiattır. Birinci tâğutu gayr-ı kastî, gölgevâri bir ayna gibi gördüm. Fakat o tâğutu kasten veya bizzat nazar-ı ehemmiyete alanlar, Nemrud ve Firavun olurlar.
    İkinci tâğut ise, onu İlâhî bir san'at, Rahmânî bir sıbğat, yani nakışlı bir boya şeklinde gördüm. Fakat gaflet nazarıyla bakılırsa, tabiat zannedilir ve maddiyunlarca bir ilâh olur. Maahaza, o tabiat zannedilen şey, İlâhî bir san'attır. Cenab-ı Hakka hamd ve şükürler olsun ki, Kur'ân'ın feyziyle, mezkûr mücadelem her iki tâğutun ölümüyle ve her iki sanemin kırılmasıyla neticelendi. (Mesnevi-i Nuriye, 101)
    Kırmızı işaretli olan yeri açıklayabilir misiniz?

  5. #5
    Ehil Üye Selim Akif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    2.965

    Standart

    Alıntı ahsen_73 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kırmızı işaretli olan yeri açıklayabilir misiniz?
    bunu bende istiyorum....Rice etsek.

    Bismillahirrahmanirrahim


    Elif, Lâm, Mîm.
    İnsanlar, imtihandan geçirilmeden,
    sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?


    Do men think that they will be left alone on saying,
    "We believe", and that they will not be tested?


  6. #6
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Kardeşler, cevap mahiyetinde değil de, hakikatini idrak etmeye çalıştığım bir konu hakkında zihnimde şekillenenleri yazmak istedim:

    Gölgevari bir ayna diyor,

    Ayna nasıldır? Kendi zatında aynanın bir güzelliği yoktur.

    Eğer aynaya güzel bir şey yansırsa ayna güzel görünür.Peki ayna ona yansıyan güzellikler övünebilir mi? Ayna, kendi maddesini ciddiye alıp ben güzelim diyebilir mi?Dİyemez çünkü kendine ait değildir yansıyan güzellik.

    İnsanı da Allah isimlerinin aynası yapmış. mesela bizdeki ufacık şefkat Allah'ın isminden bir yansıma.O yansıttığı sürece ben şefkat hissini hissedebilirim.

    Neden bana yansıtmış, kendimdeki ufacık şefkati görüp aslı Şefkat sahibine ulaşayım diye.Vahidi-i kıyasi yapmak için.

    Diyelim ben çok zenginim. Bu zenginlik Allah'ın mülkünden benim istifademe verdiği nokta kadar bir kısımdır.

    İşte burada ene ile iki seçenek çıkıyor karşıya, ya o mevhum, yani aslında benim sahip olmadığım zenginliği, aslında Allah'ın olan zenginliği sahiplenip Karun gibi "ben kendi kudretimle kazandım" diyeceğim, veya Allah'ım, asıl mülk sahibi sensin, bu elimdeki ise senin mülkünden istifademe veridiğin kısımdır, yani aynadaki yansımadır diyeceğim.Allah'ın sonsuz Zenginlik sahibi olmasına ulaşacağım, o zenginliği de O'nun adına kullanacağım.

    İşte kendindeki bu yansımaları sahiplenen, o özellikler zatında varmış zannedenler Firavunlaşmış, Karunlaşmış, hadlerini aştıkları için yeryüzünde fesat çıkarmışlardır.

    Firavunun kendinde olan sahiplenme sıfatının yansımasını, kendinden zannederek sahiplenmesi, üstadın deyimiyle "nazarı ehemmiyete alması"diğer insanlara "ben sizin Rabbinizim" demesine yol açmıştır.

    Oysa ki o mevhum sahiplenme duygusu gerçek "Rabb" e ulaşmak için verilmişti.Gerçek değil, sadece gölgeydi, aynadaki gölgevari yansıma gibi.

    Allah ene nin hakikatini idrak edip, yaşama geçirmeyi nasip etsin.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  7. #7
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    Alıntı ahsen_73 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kırmızı işaretli olan yeri açıklayabilir misiniz?
    ...ene,ayna-misâl ve vâhid-i kıyasî ve âlet-i inkişaf ve mânâ-i harfî gibi, mânâsı kendinde olmayan ve başkasının mânâsını gösteren, vücud-u insaniyetin kalın ipinden şuurlu bir tel ve mahiyet-i beşeriyenin hullesinden ince bir ip ve şahsiyet-i âdemiyetin kitabından bir elif'tir.

    ...ene ince bir elif, bir tel, farazî bir hat iken, mahiyeti bilinmezse, tesettür toprağı altında neşv ü nemâ bulur, gittikçe kalınlaşır, vücud-u insanın her tarafına yayılır, koca bir ejderha gibi, vücud-u insanı bel' eder. Bütün o insan, bütün letâifiyle âdetâ ene olur. Sonra, nevin enâniyeti de bir asabiyet-i neviye ve milliye cihetiyle o enâniyete kuvvet verip, o ene, o enâniyet-i neviyeye istinat ederek, şeytan gibi, Sâni-i Zülcelâlin evâmirine karşı mübâreze eder. Sonra, kıyas-ı binnefs sûretiyle herkesi, hattâ her şeyi kendine kıyas edip Cenâb-ı Hakkın mülkünü onlara ve esbâba taksim eder; gayet azîm bir şirke düşer, -4- meâlini gösterir. Evet, nasıl mîrî malından kırk parayı çalan bir adam, bütün hazır arkadaşlarına birer dirhem almasını kabul ile hazmedebilir; öyle de, "Kendime mâlikim" diyen adam, "Her şey kendine mâliktir" demeye ve îtikad etmeye mecburdur.

    (30. Söz)

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  8. #8
    Ehil Üye Ahsen Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Mesajlar
    3.286

    Standart

    Alıntı Meyvenin Zeyli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ...ene,ayna-misâl ve vâhid-i kıyasî ve âlet-i inkişaf ve mânâ-i harfî gibi, mânâsı kendinde olmayan ve başkasının mânâsını gösteren, vücud-u insaniyetin kalın ipinden şuurlu bir tel ve mahiyet-i beşeriyenin hullesinden ince bir ip ve şahsiyet-i âdemiyetin kitabından bir elif'tir.

    ...ene ince bir elif, bir tel, farazî bir hat iken, mahiyeti bilinmezse, tesettür toprağı altında neşv ü nemâ bulur, gittikçe kalınlaşır, vücud-u insanın her tarafına yayılır, koca bir ejderha gibi, vücud-u insanı bel' eder. Bütün o insan, bütün letâifiyle âdetâ ene olur. Sonra, nevin enâniyeti de bir asabiyet-i neviye ve milliye cihetiyle o enâniyete kuvvet verip, o ene, o enâniyet-i neviyeye istinat ederek, şeytan gibi, Sâni-i Zülcelâlin evâmirine karşı mübâreze eder. Sonra, kıyas-ı binnefs sûretiyle herkesi, hattâ her şeyi kendine kıyas edip Cenâb-ı Hakkın mülkünü onlara ve esbâba taksim eder; gayet azîm bir şirke düşer, -4- meâlini gösterir. Evet, nasıl mîrî malından kırk parayı çalan bir adam, bütün hazır arkadaşlarına birer dirhem almasını kabul ile hazmedebilir; öyle de, "Kendime mâlikim" diyen adam, "Her şey kendine mâliktir" demeye ve îtikad etmeye mecburdur.

    (30. Söz)
    Biraz daha açıklayıcı olursa daha iyi anlayabilirim."manası kendinde olmayan ve başkasının manasını gösteren " kısmı özellikle...

  9. #9
    Pürheves samuelboils - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    denizli
    Yaş
    41
    Mesajlar
    181

    Standart

    Kardeşler ben Biyoloji okudum.Baz? hocalar?m vard? tam burda Üstad?n bahsettiği gibi onca delile rağmen hayat?n Allah taraf?ndan yarat?ld?ğ?n? kabul etmeyip gece gündüz evrim sak?z? çiğneyen 50-60 yaş?nda hocalar?m vard? ve hakikaten tabiat?n bir tağut olduğunu onlar?n yaşant?lar?nda gördüm.Mikroskop alt?nda Muhteşem sanat eserini görüp tabiat?n eseri diyen insanlar gördüm.Allah hidayet etsin hepsine....
    RAHAT İDEALLERİN ÖLÜM DÖŞEĞİDİR...

  10. #10
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Alıntı ahsen_73 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kırmızı işaretli olan yeri açıklayabilir misiniz?
    Alıntı SeRDeNGeCTi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Otuz seneden beri iki tâğut ile mücadelem vardır. Biri insandadır, diğeri âlemdedir. Biri ene'dir, diğeri tabiattır. Birinci tâğutu gayr-ı kastî, gölgevâri bir ayna gibi gördüm. Fakat o tâğutu kasten veya bizzat nazar-ı ehemmiyete alanlar, Nemrud ve Firavun olurlar.
    İkinci tâğut ise, onu İlâhî bir san'at, Rahmânî bir sıbğat, yani nakışlı bir boya şeklinde gördüm. Fakat gaflet nazarıyla bakılırsa, tabiat zannedilir ve maddiyunlarca bir ilâh olur. Maahaza, o tabiat zannedilen şey, İlâhî bir san'attır. Cenab-ı Hakka hamd ve şükürler olsun ki, Kur'ân'ın feyziyle, mezkûr mücadelem her iki tâğutun ölümüyle ve her iki sanemin kırılmasıyla neticelendi. (Mesnevi-i Nuriye, 101)
    Mesela, Türkiye'nin dünyadaki tarifini yapınız desek neyden faydalanırız paralel ve meridyenlerden değil mi? Onların yardımı ile rahat bir şekilde Türkiye'nin nerede olduğunu anlar ve anlatabiliriz. Ancak Türkiye'ye geliğimizde , Türkiye'nin hiç bir yerinde o meridyen ve paralelelerin vücudunu göremezsiniz. Zira öyle bir şey yoktur farazidir, tarif amaçlı kullanılmış ve tevehhüm edilmiştir.Şimdi bir dese ki; hayır böyle bir şey var ve bende onların sahibiyim dese kendine göre bir dünya kurar ve o dünyasının da firevunu ve nemrudu olur cumhurbaşkanını devre dışı bırakır..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Otuz Sene Okuduktan Sonra İlmin Başını Köylüden Öğrendi...
    By bir_derviş in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 08.07.08, 15:10
  2. Bediüzzaman'ın Beddua Ettiği Kişi
    By SeRDeNGeCTi in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 22.01.08, 13:58
  3. Bediüzzaman 100 Sene Önce Söylemişti
    By Ebu Hasan in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 02.03.07, 18:14
  4. Bediüzzaman'ın Beddua Ettiği Kişi
    By gulsah in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 16.01.07, 01:44

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0