+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: Sonsuz Muhabbet İstidatı Neden Verilmiş?

  1. #1
    Pürheves dertas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Antalya
    Mesajlar
    209

    Standart

    24. SÖZ, BEŞ?NC? DAL

    B?R?NC? MEYVE;
    Ey nefisperest nefsim, ey dünyaperest arkadaş?m! Muhabbet şu kâinat?n bir sebeb-i vücududur. Hem şu kâinat?n rab?tas?d?r, hem şu kâinat?n nurudur, hem hayat?d?r. ?nsan kâinat?n en câmi bir meyvesi olduğu için, kâinat? istilâ edecek bir muhabbet, o meyvenin çekirdeği olan kalbine derc edilmiştir. ?şte, şöyle nihayetsiz bir muhabbete lây?k olacak, nihayetsiz bir kemal sahibi olabilir.
    ?şte, ey nefis ve ey arkadaş! ?nsan?n havfa ve muhabbete âlet olacak iki cihaz, f?trat?nda derc olunmuştur. Alâküllihal, o muhabbet ve havf, ya halka veya Hâl?ka müteveccih olacak. Halbuki, halktan havf ise elîm bir beliyyedir; halka muhabbet dahi belâl? bir musibettir.
    Çünkü, sen öylelerden korkars?n ki, sana merhamet etmez veya senin istirham?n? kabul etmez. Şu halde havf, elîm bir belâd?r.
    Muhabbet ise, sevdiğin şey, ya seni tan?maz, Allaha?smarlad?k demeyip gider (gençliğin ve mal?n gibi); ya muhabbetin için seni tahkir eder. Görmüyor musun ki, mecazî aşklarda yüzde doksan dokuzu, mâşukundan şikâyet eder. Çünkü, Samed aynas? olan bât?n-? kalble sanem-misal dünyevî mahbuplara perestiş etmek, o mahbuplar?n nazar?nda sakildir ve istiskal eder, reddeder. Zira, f?trat, f?trî ve lây?k olmayan şeyi reddeder, atar. (Şehvânî sevmekler bahsimizden hariçtir.)
    Demek, sevdiğin şeyler ya seni tan?m?yor, ya seni tahkir ediyor, ya sana refakat etmiyor, senin rağm?na mufarakat ediyor. Madem öyledir; bu havf ve muhabbeti öyle birisine tevcih et ki, senin havf?n lezzetli bir tezellül olsun, muhabbetin zilletsiz bir saadet olsun.
    Evet, Hâl?k-? Zülcelâlinden havf etmek, Onun rahmetinin şefkatine yol bulup iltica etmek demektir.
    Ey nefisperest nefsim, ey dünyaperest arkadaş?m! Muhabbet şu kâinat?n bir sebeb-i vücududur. Hem şu kâinat?n rab?tas?d?r, hem şu kâinat?n nurudur, hem hayat?d?r. ?nsan kâinat?n en câmi bir meyvesi olduğu için, kâinat? istilâ edecek bir muhabbet, o meyvenin çekirdeği olan kalbine derc edilmiştir. ?şte, şöyle nihayetsiz bir muhabbete lây?k olacak, nihayetsiz bir kemal sahibi olabilir.
    ?şte, ey nefis ve ey arkadaş! ?nsan?n havfa ve muhabbete âlet olacak iki cihaz, f?trat?nda derc olunmuştur. Alâküllihal, o muhabbet ve havf, ya halka veya Hâl?ka müteveccih olacak. Halbuki, halktan havf ise elîm bir beliyyedir; halka muhabbet dahi belâl? bir musibettir.
    Çünkü, sen öylelerden korkars?n ki, sana merhamet etmez veya senin istirham?n? kabul etmez. Şu halde havf, elîm bir belâd?r.
    Muhabbet ise, sevdiğin şey, ya seni tan?maz, Allaha?smarlad?k demeyip gider (gençliğin ve mal?n gibi); ya muhabbetin için seni tahkir eder. Görmüyor musun ki, mecazî aşklarda yüzde doksan dokuzu, mâşukundan şikâyet eder. Çünkü, Samed aynas? olan bât?n-? kalble sanem-misal dünyevî mahbuplara perestiş etmek, o mahbuplar?n nazar?nda sakildir ve istiskal eder, reddeder. Zira, f?trat, f?trî ve lây?k olmayan şeyi reddeder, atar. (Şehvânî sevmekler bahsimizden hariçtir.)
    Demek, sevdiğin şeyler ya seni tan?m?yor, ya seni tahkir ediyor, ya sana refakat etmiyor, senin rağm?na mufarakat ediyor. Madem öyledir; bu havf ve muhabbeti öyle birisine tevcih et ki, senin havf?n lezzetli bir tezellül olsun, muhabbetin zilletsiz bir saadet olsun.
    Evet, Hâl?k-? Zülcelâlinden havf etmek, Onun rahmetinin şefkatine yol bulup iltica etmek demektir.
    Havf bir kamç?d?r, Onun rahmetinin kucağ?na atar. Malûmdur ki, bir valide, meselâ bir yavruyu korkutup sinesine celb ediyor. O korku, o yavruya gayet lezzetlidir. Çünkü şefkat sinesine celb ediyor. Halbuki, bütün validelerin şefkatleri, rahmet-i ?lâhiyenin bir lem'as?d?r. Demek havfullahta azîm bir lezzet vard?r.
    Madem havfullah?n böyle lezzeti bulunsa, muhabbetullahta ne kadar nihayetsiz lezzet bulunduğu malûm olur. Hem Allah'tan havf eden, başkalar?n kasavetli, belâl? havf?ndan kurtulur. Hem, Allah hesab?na olduğu için, mahlûkata ettiği muhabbet dahi firakl?, elemli olmuyor.
    Evet, insan evvelâ nefsini sever. Sonra akaribini, sonra milletini, sonra zîhayat mahlûklar?, sonra kâinat?, dünyay? sever. Bu dairelerin herbirisine karş? alâkadard?r; onlar?n lezzetleriyle mütelezziz ve elemleriyle müteellim olabilir. Halbuki, şu hercümerç âlemde ve rüzgâr deveran?nda hiçbir şey karar?nda kalmad?ğ?ndan, biçare kalb-i insan her vakit yaralan?yor. Elleri yap?şt?ğ? şeylerle, o şeyler gidip ellerini paral?yor, belki kopar?yor. Daima ?zt?rap içinde kal?r. Yahut gafletle sarhoş olur.
    Madem öyledir, ey nefis, akl?n varsa bütün o muhabbetleri topla, hakikî sahibine ver, şu belâlardan kurtul. Şu nihayetsiz muhabbetler, nihayetsiz bir kemal ve cemal sahibine mahsustur. Ne vakit hakikî sahibine verdin; o vakit bütün eşyay? Onun nam?yla ve Onun aynas? olduğu cihetle ?zt?raps?z sevebilirsin. Demek, şu muhabbet doğrudan doğruya kâinata sarf edilmemek gerektir. Yoksa muhabbet, en leziz bir nimet iken, en elîm bir nikmet olur.
    Bir cihet kald? ki, en mühimi de odur ki: Ey nefis, sen muhabbetini kendi nefsine sarf ediyorsun. Sen kendi nefsini kendine mâbud ve mahbup yap?yorsun. Herşeyi nefsine feda ediyorsun. Adeta bir nevi rububiyet veriyorsun. Halbuki muhabbetin sebebi ya kemaldir-zira kemal zât?nda sevilir-yahut menfaattir, yahut lezzettir, veyahut hayriyettir; ya bunlar gibi bir sebep taht?nda muhabbet edilir. Şimdi, ey nefis, birkaç Sözde kat'î ispat etmişiz ki, as?l mahiyetin kusur, naks, fakr, aczden yoğrulmuştur ki; zulmet, karanl?ğ?n derecesi nisbetinde nurun parlakl?ğ?n? gösterdiği gibi, z?ddiyet itibar?yla sen onlarla Fât?r-? Zülcelâlin kemal, cemal, kudret ve rahmetine âyinedarl?k ediyorsun. Demek, ey nefis, nefsine muhabbet değil, belki adavet etmelisin veyahut ac?mal?s?n veyahut, mutmainne olduktan sonra, şefkat etmelisin. Eğer nefsini seversen-çünkü senin nefsin lezzet ve menfaatin menşeidir; sen de lezzet ve menfaatin zevkine meftunsun-o zerre hükmünde olan lezzet ve menfaat-i nefsiyeyi nihayetsiz lezzet ve menfaatlere tercih etme. Y?ld?z böceği gibi olma. Çünkü o bütün ahbab?n? ve sevdiği eşyay? karanl?ğ?n vahşetine gark eder, nefsinde bir lem'ac?kla iktifa eder. Zira, nefsî olan lezzet ve menfaatinle beraber, bütün alâkadar olduğun ve bütün menfaatleriyle intifa ettiğin ve saadetleriyle mes'ut olduğun bütün kâinat?n menfaatleri, nimetleri, iltifat?na tâbi bir Mahbûb-u Ezelîyi sevmekliğin lâz?md?r-tâ, hem kendinin, hem bütün onlar?n saadetleriyle mütelezziz olas?n, hem kemâl-i mutlak?n muhabbetinden ald?ğ?n nihayetsiz bir lezzeti alas?n.
    Zaten sana, sende senin nefsine olan şedit muhabbetin, Onun zât?na karş? muhabbet-i zâtiyedir ki, sen sûiistimal edip kendi zât?na sarf ediyorsun. Öyleyse, nefsindeki ene'yi y?rt, Hüve'yi göster. Ve kâinata dağ?n?k bütün muhabbetlerin, Onun esmâ ve s?fât?na karş? verilmiş bir muhabbettir; sen sûiistimal etmişsin, cezas?n? da çekiyorsun. Çünkü, yerinde sarf olunmayan bir muhabbet-i gayr-? meşruan?n cezas?, merhametsiz bir musibettir. Rahmânü'r-Rahîm ismiyle, hurilerle müzeyyen Cennet gibi senin bütün arzular?na câmi bir meskeni senin cismanî hevesât?na ihzar eden; ve sair esmâs?yla senin ruhun, kalbin, s?rr?n, akl?n ve sair letâifin arzular?n? tatmin edecek ebedî ihsânât?n? o Cennette sana müheyyâ eden; ve herbir isminde mânevî çok hazine-i ihsan ve kerem bulunan bir Mahbûb-u Ezelînin, elbette bir zerre muhabbeti kâinata bedel olabilir; kâinat Onun bir cüz'î tecellî-i muhabbetine bedel olamaz. Öyleyse, o Mahbûb-u Ezelînin kendi habîbine söylettirdiği şu ferman-? ezelîyi dinle, ittibâ et:

    ''KUL ?N KUNTUM TUH?BUNELLAHE FETTEB?UNNE YUHB?BKUMULLAH'' ( "De ki: Eğer Allah'? seviyorsan?z, bana uyun ki Allah da sizi sevsin." Âl-i ?mrân Sûresi, 3:31.)
    Konu elff tarafından (01.06.07 Saat 20:24 ) değiştirilmiştir.
    Burada vazifelerini aksatanlar,berzahta ve
    sıratta da aksayarak seke
    seke yürürler...

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Neden,Neden,Neden Sorusuna Cevap Aranıyor...
    By EZCÜMLE in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 12.05.17, 10:58
  2. “Habibullah” Ünvanı Niçin Ona (asm) Verilmiş?
    By 1kul in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21.04.09, 09:21
  3. Hz. Ali'ye Gizli Bilgi Verilmiş mi?
    By nureddin79 in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 22.03.08, 01:45
  4. Sonsuz Nur Klipler
    By osmanyuksel in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.10.06, 03:13

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0