+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 ve 8

Konu: Sinek Bahsinden...

  1. #1
    Ehil Üye hayırlısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul-Kilis
    Mesajlar
    1.194

    Standart Sinek Bahsinden...

    28 . Lem'a da Üstad Hazretleri sineklerden bahsederken : éÇünkü , gubette , kimsesiz ,yalnızlıkta sana ünsiyet verdiği gibi gaflete dalıp , fikrini dağıtmaktan seni ikaz eder. Ve rivayetlerde vardır ki , Üstad Bediüzzaman ve O'nun Hakiki Üstadı olan Muhammedi Arabi a.s.m ı sinekler rahatsız etmiyorlar , ilişmiyorlar , Allah-u alem bu da şunu çağrıştırıyor ki , Muhammedi Arabi a.s.m. ve yaveri olan mübarek zatlar bizim gibi gaflete düşmeyip , fikirlerini dağıtmadıklarından sinekler dahi onlara ilişmiyor. Ya Rab bizleri de gafletden uyandır ve O nların davalarına duhul olmayı nasip eyle
    Evet, hakiki imanı elde eden adam, kainata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, hadisatın tazyikatından kurtulabilir. AMENNA

  2. #2
    Pürheves Ummân-ı Beka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    188

    Standart

    Amin...
    Maşaallah,Bir sineğin dahi sayg?s?n? kazanacak kadar Allah kat?nda k?ymetli olan mübarek kullarda var,Allah c.c. izlerinden gitmek ve şefaatlerine ermek nasib etsin.....

    Fena ve fâni bir adamın, güzel ve bâki şöyle bir sözü var:

    Zulmün topu var, güllesi var, kal'ası varsa,

    Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.

    Ben de derim:Ehl-i dünyanın hükmü var, şevketi var, kuvveti varsa,
    Kur'ân'ın feyziyle, hâdiminde de
    Şaşırmaz ilmi, susmaz sözü vardır,
    Yanılmaz kalbi, sönmez nuru vardır. (Şualar;14.Şua)


  3. #3
    Gayyur nur.talebesi_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    .YeŞiL bURSA.
    Mesajlar
    73

    Standart

    Amin......
    Allah raz? Olsun paylaş?mlar?n?z için..

    Geçsin Günler Hafatalar..

    Aylar Mevsimler Yıllar...

    Zaman Sanki Bir Rüzgar

    Ve Bir Su Gibi Aksın..

    Sen Gözlerimden Bir Renk..

    Kulaklarımda bir ses

    Ve İçimde bir Nefes

    Olarak Kalacaksın...


  4. #4
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Abdullah olarak yaşayanlara abdullahlar dost olurlar.

  5. #5
    Ehil Üye Ebu Hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    37
    Mesajlar
    3.049
    Vücudunu mucidine feda et.Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın.Mesnevi-i Nuriye sahife 101


  6. #6
    Vefakar Üye EnsTanTeNe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    izmir
    Mesajlar
    530

    Standart

    sinek bahsini çok sevrim...paylaş?m için teşekkürler...

  7. #7
    Pürheves m.serkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesajlar
    155

    Standart

    Merak edenler için sinek bahsinin tamamını buraya kopyalıyorum:

    Sadakatte namdar,safvet-i kalbde mümtaz Süleyman Rüştü ile bir muhavere-i latife:
    Güz mevsiminde; sineklerin terhisat zamanına yakın bir vakitte, hodgâm insanlar, cüz'î tâcizleri olan sinekleri itlâf etmek üzere odamıza ilâç istimâl ettiler. Benim fazla rikkatime dokunmuştu. Odamda çamaşır ipi vardı. Bilâhare, o insanların inadına, sinekler daha ziyade çoğaldılar. Akşam vaktinde, o küçücük kuşlar, o ip üstünde gâyet muntazam diziliyorlardı. Çamaşırları sermek için Rüştü'ye dedim: "Bu küçücük kuşlara ilişme; başka yere ser." O da, kemâl-i ciddiyetle, "Bu ip bize lâzımdır; sinekler başka yerde kendilerine yer bulsunlar" dedi.Her ne ise... Bu lâtife münâsebetiyle, seher vaktinde, sinek ve karınca gibi kesretli küçük hayvanlardan bahis açıldı. Ona dedim ki:Böyle nüshaları çoğalan nevilerin ehemmiyetli vazifeleri ve kıymetleri var. Evet, bir kitabın kıymeti nisbetinde nüshaları teksir edilir. Demek, sinek cinsinin de ehemmiyetli vazifesi ve büyük kıymeti var ki, Fâtır-ı Hakîm, o küçücük kaderî mektubları ve kudret kelimelerinin nüshalarını çoklukla teksir etmiş. Evet, Kur'ân-ı Hakîmin

    يَاۤ اَيُّهَا النَّاسُ ضُرِبَ مَثَلٌ فَاسْتَمِعُوالَهُ اِنَّ الَّذِينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ لَنْ يَخْلُقُوا ذُبَابًا وَلَوِ اجْتَمَعُوالَهُ وَاِنْ يَسْلُبْهُمُ الذُّبَابُ شَيْئًا لايَسْتَنْقِذُوهُ مِنْهُ ضَعُفَ الطَّالِبُ وَالْمَطْلُوبُ

    yani, "Cenâb-ı Haktan başka, bütün esbab ve ulûhiyetler ve ehl-i dalâlet tarafından dâvâ edilen. âliheler içtimâ etseler, bir sineği halk edemezler." Yani, "sineğin hılkati öyle bir mûcize-i Râbbâniyedir ve öyle bir âyet-i tekvîniyedir ki, bütün esbab toplansalar, onun bir mislini yapamazlar ve o âyet-i Rabbâniyeye muârazâ edemezler, taklidini de yapamazlar" meâlindeki âyete ehemmiyetli bir mevzu teşkil eden ve Nemrud'u mağlup eden;ve Hazret-i Mûsâ (A.S.) onların tâcizlerine karşı müştekiyâne, "Yâ Rab, bu muacciz mahlûklari ne için bu kadar çoğaltmışsın?" deyince, ilhâmen cevab gelmiş ki: "Ya Mûsâ, sen bir defa sineklere itiraz ettin: Bu sinekler de çok defa sual ediyorlar ki: 'Yâ Rab, bu koca kafalı beşer Seni yalnız bir lisân ile zikrediyor. Bazen de gaflet ediyor. Eğer yalnız kafası kadar kafasından bizleri halk etseydin, binler lisân ile Seni zikredecek bizim gibi mahlûklar olurlardı"' diye, Hazret-i Mûsâ'nın (A.S.) şekvâsına bin itiraz kuvvetinde hikmet-i hılkatini müdafaa eden sineğin; hem gâyet nezâfetperver ve her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü, kanatlarını temizleyen bu tâifenin, elbette mühim bir vazifesi vardır. Hikmet-i beşeriyenin nazarı kâsırdır; daha o vazifeyi ihâta edememişdir.
    Evet, Cenâb-ı Hak, nasıl ki deniz yüzünü temizlemek ve her günde milyarlarla vefiyatı bulunan hayvânât-ı bahriye cenazelerini (Hâşiye-1) toplamak için ve deniz yüzünü cenazelerle âlûde, müstekreh manzaradan kurtarmak için, sıhhiye memurları nev'inden gâyet muntazam âkilüllâhm bir kısım hayvânâtı halk etmiş. Eğer o bahriye sıhhiye memurları gâyet muntazam vazifelerini îfâ etmeseydiler; denizlerin yüzleri ayna gibi parlamayacaktı. Belkide gâyet hazîn ve elîm bir bulanıklık gösterecekti. Hem her günde yabanî hayvanların ve kuşların cenazelerini toplamakla rû-yi zemini o taaffünattan temizlemek ve zîhayatları o elîm ve hazîn manzaralardan kurtarmak için, nezafet ve sıhhiye memurları hükmünde olan kartallar misilli, gizli ve uzak, beş altı saat mesafeden keramet-kârane bir sevk-i Rabbânî ile o cenazenin yerini hisseden ve gidip kaldıran âkilüllâhm kuşları ve vahşî hayvanları halk etmiş. Eğer bu berriye sıhhiye memurları gâyet mükemmel ve intizamperver ve vazifedar olmasa idiler, zemin yüzü ağlanacak bir şekil alacaktı.
    Evet, âkil-ül lahm hayvanların helâl rızıkları, vefat etmiş hayvanların etleridir. Hayatta olan hayvanların etleri onlara haramdır. Eğer yeseler, cezâ görürler. حَتَّى يَقْتَصُّ الْجَمَّاءُ مِنَ الْقَرْنَاءِ (ev kemâ kâl). Yani, "Boynuzsuz olan hayvanın kısâsı kıyâmette boynuzludan alınır" diye ifade-i hadîsiye gösteriyor: Gerçi cesetleri fenâ bulur; fakat ervahları bâkî kalan hayvânât mâbeyninde dahi, onlara münâsip bir tarzda, dâr-ı bekâda mücâzat ve mükâfatları vardır. Ona binâen, canavarlara sağ hayvanların etleri haramdır, denilebilir.
    Ve hem küçücük hayvanların cenazelerini ve nimetin küçücük parçalarını ve tanelerini toplamak vazifesiyle karıncaları nezâfet memurları olarak tavzif etmiştir. Hem nimet-i İlâhiyenin küçücük parçalarını ve tanelerini telef olmaktan ve çiğnenmekten ve hakâretten ve abesiyetten sıyânet etmekle ve hem küçücük hayvânâtın cenazelerini toplamakla; sıhhiye memurları gibi tavzif olunmuşlardır. Hem aynen onlardan daha mühim olan insanın gözüne görünmeyen, hastalıkların mikroplarını ve madde-i semmiyeyi temizlemekle, sinekler muvazzaftırlar. Sinekler değil mikropların nâkıleleri olmak, bilâkis, muzır mikropları massetmekle yani, emmek ve yemek ile o mikropları imhâ ederler. Ve o madde-i semmiyeyi istihâleye uğratırlar ve çok sârî hastalıkların önünü alırlar. Hem bu sineklerin, hem sıhhiye neferleri, hem tanzifat memurları, hem kimyager olduklarına ve geniş bir hikmete mazhar bulunduklarına delil ise, onların gâyet kesretidir. Çünkü kıymettar ve menfaattar şeyler teksir edilir. (Hâşiye-2)

    ------------------------------------
    (Hâşiye-1): Evet, bir balığın, binlerle yumurtasına ve binlerle yavrusuna ve bazan da bir milyon yumurtadan ibâret olan havyarından çıkan tevellüdat-ı semekiyesine nisbeten vefiyatları da o nisbette bulunacak tâ ki muvâzene-i bahriye muhâfaza edilebilsin. Hem Rahîmiyet-i İlâhiyenin lâtif cilvelerindendir ki, valide balıklar yavrularıyla nisbetsiz bir tefâvüt-i cismîde bulunduklarından, valideleri yavrulara kumandanlık edemiyorlar. Yavruların sokuldukları yerlere valideleri giremedikleri için, Hakîm ve Rahîm, yâvruların içinden onlara küçük bir kumandan çıkarıp, validelik vazifesini o küçük kumandancıklara gördürür.
    (Hâşiye-2): Bir sineğin kanadı ve vücudu ne kadar hârika bir san'at-ı Rabbânıye olduğuna lâtifâne bir işaret olarak, meşhur Yunus Emre'nin şu fıkrası ne güzel bildiriyor: [Bir sineğin kanadını kırk kağnıya yüklettim. Kırkı da çekemedi, kaldı şöyle yazılı.]

  8. #8
    Pürheves m.serkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesajlar
    155

    Standart

    Ey hodgâm insan! Sineklerin binler hikmet-i hayatiyesinden başka, sana âit bu küçücük faidesina bak,sinek düşmanlığını bırak: Çünkü, gurbette kimsesizlik ve yalnızlıkta sana ünsiyet verdiği gibi, gaflete dalıp fikrini dağıtmaktan seni ikaz eder. Ve lâtif vaziyeti ile ve abdest alması ve yüzünü, gözünü temizlemesiyle,. sana abdest ve namaz ve hareket ve nezâfet gibi vazife-i insâniyeti ihtar eden ve ders veren sineği görüyorsun.
    Hem sineğin bir sınıfı olan arılar, nimetlerin en tatlısı olan balı, sana yedirdikleri gibi, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânda dahi, vahy-i Rabbânîye mazhariyetle serfirâz olduğundan, onları sevmek lâzım gelirken, sineklere düşmanlık, belki insana dâimâ dostâne muâvenete koşan ve insanın her belâsını çeken hayvânâta düşmanlık bir gadirdir,bir haksızlıktır. Muzırların yalnız zararlarını def için mücâdele olabilir. Meselâ koyunları kurtların tecâvüzünden korumak için onlara mukâbele edilir. Acaba hararet zamanında vücudun idaresinden fazla olan kanın çoğalması zarar değilmidir? Hem bulaşık bazı mevâdd-ı muzırrayı hâmil evridede cereyan eden mülevves kana musallat olan ve belki memur olan sivrisinekler ve pireler fıtrî haccâmlar olması muhtemel değilmidir?

    سُبْحَانَ مَنْ تَحَيَّرَ فِى صُنْعِهِ الْعُقُولُ

    Nefsim ile mücâdele ettiğim bir zamanda, nefsim kendinde gördüğü nimet-i İlâhiyeyi kendi malı tevehhüm ederek gurura, iftihâra; temeddühe başladı. Ben ona dedim ki: "Bu mülk senin değil, emânettir." O vakit nefis gurur ve iftihârı bıraktı, fakat tembelliğe başladı. "Benim malım olmayana neden bakayım? Zâyi olsun, bana ne?" dedi. Birden gördüm: Bir sinek, elime kondu, emânetullah olan gözünü, yüzünü, kanatlarını güzelce temizlemeye başladı. Bir neferin mîrî silâhını ve elbisesini güzelce temizlediği gibi, sinek de temizliyordu. Nefsime dedim: "Bak." Baktı, tam ders aldı. O sinek mağrur ve tembel nefsime hoca ve muallim oldu.
    Sineğin pisliği, tıp cihetiyle zararı yok bir maddedir, bazan tatlı bir şuruptur. Fakat sinek, yediği binler muhtelif muzır maddelerin ve mikropların ve semlerin menşei olmakla, sinekler birer küçücük istihâle ve tâsfiye makineleri hükmüne geçmeleri hikmet-i Rabbâniyeden uzak değildir, belki hikmet-i Rabbâniyenin şe'nindendir. Evet, arıdan başka sineklerin bazı tâifeleri var ki, (Hâşiye-3) muhtelif, müteaffin maddeleri yerler, pislik yerine mütemâdiyen katre katre şurup damlatırlar. O semli, müteaffin maddeleri ağaçların yapraklarına yağan kudret helvası gibi tatlı, şifâlı bir şuruba tebdil ederek, birer istihâle makinesi olduklarını ispat ederler. Bu küçücük fertlerin ne kadar büyük bir milleti, bir tâifesi olduğunu göze gösterirler. "Küçüklüğümüze bakma. Tâifemizin azametine bak, 'Sübhânallah' de" diye lisân-ı halleriyle söylüyorlar.

    ---------------------------
    (Hâşiye-3): Evet, sineklerin küçük bir tâifesi.. baharın âhirinde, badem ve zerdali ağaçlarının dallarında, siyah bir kitle halinde halk olunup, dala yapışık olarak, kalırlar. Mütemâdiyen, pislik yerine damlacıklar onlardan akıyor. O katreler bal gibi olup, sâir sinekler etrafına toplanırlar,onları emerler. Diğer bir başka tâifesi de nebâtâtın çiçeklerinin ve incir gibi bir kısım ağaçların telkîhinde istihdâm olunuyorlar. Sinek tâifelerinden yıldızlı, mumlu, ışıklı olan yıldız böceği şâyân-ı temaşa olduğu gibi, sinek tâifelerinden yaldızlı, altun gibi parlak kısmı da şâyân-ı dikkattir. Mızraklı sinekleri ve eşkıyaları hükmünde olan yabanî arıları da unutmamalıyız. Eğer Hâlik-ı Rahmân onların dizginlerini çekmese idi, bu mızraklı tâifeler, pireler gibi insanlara hücum etselerdi, Nemrud'u öldürdükleri gibi, nev-i insanı da hırpalayacaklardı.. وَإِن يَسْلُبْهُمُ الذُّبَابُ شَيْئًا لاَ يَسْتَنقِذُوهُ âyetinin mânâ -yı işârîsini tefsir ederlerdi. İşte, bunlar gibi yüz namdar hasiyetli tâifeleri bulunan sinek cinsinin büyük bir ehemmiyeti vardır ki, mezkûr azîm âyet onu mevzu yapmış; يَا أَيُّهَا النَّاسُ ضُرِبَ مَثَلٌ (ilââhir) demiş.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Sinek Kuşu
    By kabeaşığı in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 25.12.13, 12:17
  2. Sinek Karikatürleri
    By ŞİMŞEK MUSTAFA in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 17.01.09, 12:15
  3. Muhabbet Bahsinden
    By Hüsn-ü Sermedi in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 22.07.08, 11:14
  4. Colada Sinek
    By şakirt04 in forum Mizah
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 24.12.07, 22:22
  5. Sinek Denen Mucize
    By flower_rose in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30.07.06, 22:50

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0