+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Dînî Farzlarını Yerine Getirmek Sûretiyle

  1. #1
    Ehil Üye Ehl-i telvin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.269

    Standart Dînî Farzlarını Yerine Getirmek Sûretiyle

    Dînî farzlarını yerine getirmek sûretiyle dünyevî çalışmaların da bir ibâdet hükmüne geçtiğine dâir Üstadımızın yanına gelenlere verdiği derslerden bir kaç nümûne:
    1. Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri ile birlikte, birgün, Eskişehir'deki Yıldız Otelinde bulunuyorduk. şeker fabrikasından yanına gelen birkaç işçi ve ustabaşına kısaca dedi:

    "Siz farz namazlarınızı kılsanız, o zaman, fabrikadaki bütün çalışmalarınız ibâdet hükmüne geçer. Çünkü, milletin zarûri ihtiyacını temin eden mübârek bir hizmette bulunuyorsunuz."


    2. Yine birgün, Eğridir yolu altında oturmuş, Rehber'i okuyorduk. Tren yolunda çalışan birisi geldi; ve Üstad, ona da aynı şekilde, ferâizi edâ edip, kebâirden çekilmek şartıyla bütün çalışmalarının ibâdet olduğunu, çünkü on saatlik bir yolu bir saatte kestirmeye vesîle olan tren yolunda çalıştığından mü'minlere, insanlara olan bu hizmetin boşa gitmeyeceğini, ebedî hayatında sevincine medar olacağını ifâde etmiştir.


    3. Yine birgün, vaktiyle Eskişehir'de tayyâreciler ve subaylar ve askerlere de aynen şu dersi vermişti: "Bu tayyâreler, birgün İslâmiyete büyük hizmet edecekler. Farz namazlarınızı kılsanız, kılamadığınız zaman kazâ etseniz, asker olduğunuz için her bir saatiniz on saat ibâdet, husûsan hava askeri olanların bir saati, otuz saat ibâdet sevabını kazandırır. Yeter ki kalbinde îman nûru bulunun ve îmânın lâzımı olan namazı îfâ etsin."


    4. Hem Barla, hem Isparta, hem Emirdağ'da çobanlara derdi: "Bu hayvanlara bakmak büyük bir ibâdettir. Hattâ, bâzı peygamberler de çobanlık yapmışlar. Yalnız, siz farz namazını kılınız, tâ hizmetiniz Allah için olsun."


    5. Yine birgün, Eğridir'de, elektrik santralının inşâsında çalışan amele ve ustaya, "Bu elektriğin umum millete büyük menfaati var. O umûmi menfaatten hissedar olabilmeniz için, farzınızı kılınız. O zaman bütün sa'yiniz, uhrevî bir ticaret ve ibâdet hükmüne geçer" demiştir.
    Bu nevîden on binler misâller var.

    Dâimî hizmetinde bulunan talebeleri


  2. #2
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Hadisin vürud sebebi:

    Peygamberimiz (s.a.v.) Yemen'in Cened vâliliğine tayin ettiği Muaz bin Cebel’e şu tavsiyelerde bulunmuştur:

    "Sen Ehli Kitap bir kavmin yan?na gidiyorsun. Onlar?, bir olan Allah'a îmân ve benim de Resûlullah olduğuma şehâdete dâvet et."

    "Eğer bunu kabul ederlerse, onlara, Allah'?n her gün ve gecede beş vakit namaz? farz k?ld?ğ?n? bildir."

    "Eğer bunu da kabul ederlerse, Allah'?n kendilerine, zenginlerden al?n?p fakirlere verilecek zekât? farz k?ld?ğ?n? bildir. Eğer, bunu kabul ederlerse, sak?n mallar?n?n en k?ymetlilerini alma!"

    "Mazlumun duâs?ndan sak?n! Çünkü, bu duâ ile Allah Taâlâ aras?nda bir perde yoktur."1

    Bu s?rada Muaz bin Cebel Hazretleri de Efendimizden baz? tavsiyelerde bulunmas?n? istedi, "Yâ Resûlallah! Bana tavsiyelerde bulun" diye ricada bulundu.

    Resûl-i Ekrem Efendimiz, "Her ne halde ve nerede olursan ol, Allah'tan kork!" buyurdu.

    Hz. Muaz, " Yâ Resûlallah! Bana biraz daha tavsiyelerde bulun" dedi.

    Resûl-i Ekrem Efendimiz bu sefer, "Günah?n arkas?ndan hemen iyilik ve hay?r yetiştir ki, onu yok etsin!"

    Hz. Muaz, "Yâ Resûlallah! Bana tavsiyelerini artt?r" diye dileğini tekrarlad?.

    Peygamber Efendimiz, "?nsanlara, güzel ahlâk ile muâmelede bulun!" buyurdu.2

    Resûl-i Ekrem Efendimizin, Hz. Muaz ile beraberinde gönderdiği Ebû Mûsa el-Eşarî'yi uğurlarken de son tavsiyesi şu oldu:

    "Kolaylaşt?r?n?z! Zorlaşt?rmay?n?z! Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz! Birbirinizle anlaş?n, iyi geçinin, ihtilâfa düşmeyin!"3

    1. Müsned, 1:233; Buharî, 3:73; Müslim, 1:150; Tirmizî, 3:21.
    2. ?bn-i Kesîr, Sîre, 4:194-195.
    3. Buharî, 3:72.
    (Salih Suruç)

    Hadisleri söyleniş amac?na ters olmayacak şekilde, k?yas yoluyla farkl? konularda da kullanabilirsiniz. ?llaki söylendiği makam d?ş?nda kullan?lamaz diye bir kay?tlama yoktur.

    6. (75)- Hz. Enes (rad?yallahu anh) anlat?yor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdu:

    "Kolaylaşt?r?n, zorlaşt?rmay?n ve müjdeleyin." Bir rivayette de:"...Is?nd?r?n, nefret ettirmeyin..." buyrulmuştur. Buhârî, ?lm 12, Edeb 80; Müslim, Cihad 6, 7, (1732-1733).

    3. (1047)- Ebu Mûsa (rad?yallahu anh) anlat?yor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ashâb?ndan birini herhangi bir iş için gönderince şu tenbihte bulunurdu; "Müjdeleyin, nefret ettirmeyin; kolaylaşt?r?n zorlaşt?rmay?n." [Müslim, Cihâd, (1732).>

    Bu hadis, Buhârî ve Müslim'de muhtelif tariklerden rivâyet edilmiştir. Diğer rivâyetlerin bir k?sm?nda farkl? ziyâdeler mevcuttur: "Uyumlu olun, ihtilâf etmeyin, teskin edin, nefret ettirmeyin" gibi.

    AÇIKLAMA:

    Bu rivâyet, bir vazife ile gönderilen herkese, suhûletli davranmas? için Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'?n tenbihte bulunduğunu aç?kca ifade etmektedir. Yine Müslim'in rivayetine göre Ebu Musa'ya ve Hz. Muâz'? Ebu Bürde ile Yemen'e gönderirken onlara da ayn? tenbihi yapm?ş ilâveten "geçimli olun, ihtilâfl?, geçimsiz olmay?n" demiştir.

    Nevevî der ki: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu kelimelerde bir şeyle onun z?dd?n? cemedip birleştirmiştir. Zira bu iki z?d ayr? ayr? vakitlerde yap?l?r. Şayet sâdece birini söyleyip mesela: "Kolayl?k gösterin" demiş olsayd?, bir veya bir kaç kere kolayl?kta bulunup, çoğu işlerinde zorluk ç?karan kimse bu söze uyduğunu söyleyebilirdi. "Zorlaşt?rmay?n" da demiş olunca, her çeşit durumda bütün çeşitleriyle zorlaşt?rmay? nefyetmiş olmaktad?r. As?l istenen de budur."

    Hadiste şu hükümler de görülmektedir:

    1- Allah'?n fazl?ndan, sevâb?n?n büyüklüğünden, ihsan?n?n bolluğundan, rahmetinin genişliğinden bahsederek hep müjdeleyici olmal?, tebşir edici şeyleri hiç zikretmeden sadece korkutucu ve tehdid edici şeylerden bahsederek ürkütmemeli, nefret ettirmemeli.

    2- Yeni Müslüman olanlar?n gönlünü kazanmaya gayret edip, onlara karş? sertlikten kaç?nmal?d?r.

    3- Keza çocuklardan bülûğa erme çağ?na yaklaşanlara, büluğa yeni erenlere, herhangi bir günahtan tevbe edip rücû edenlere mülayim ve mültefit olmal?, bunlar? ibadet ve mükellefiyetlere tedricî olarak yavaş yavaş, azar azar al?şt?rmal?d?r. Nitekim teklife giren bütün ?slâmî emirler tedricen gelmiştir. Buna dâhil edilmek istenen gence veya girmek arzu eden yabanc?ya kolayl?k gösterilirse, bu ona hafif gelir ve kendiliğinden yavaş yavaş art?r?r. Ama aksine işin baş?nda zorluk ç?kar?l?r veya yapabileceği hususunda tereddüde düşürülürse, bu vaziyette girse bile, korkulur ki şevkle devam edemez, amellerinden zevk alamaz ve tamamen b?rak?r.

    4- Valilere, memurlara, halka r?fkla, merhametle davranmalar? emredilmelidir.

    5- Bir işte, idârede, hizmette vs. de müşterek vazife alm?ş olanlar iyi geçinmeli, ihtilâftan kaç?nmal?d?rlar. Çünkü mühim, gayr-? mühim bütün işler ittifak olursa başar?l?r ve netice al?n?r. ?htilâf?n girdiği yerde maksad elden kaçar.

    6. ?mam (devlet reisi), tâyin ettiği memurlar? Hz. Muaz ve Ebu Musa (rad?yallahu anhümâ) gibi fevkalâde fâz?l ve sâlih kişiler bile olsalar hay?r tavsiyede bulunmal?d?r. Zira "Öğüt, mü'minlere fayda verir." (Zâriyât 55).

    Bu hadis, Resûlullah (aleyhissalâtü vesselâm)'?n cevâmiulkelîm denen özlü sözlerindendir. Sevindirin emriyle, Allah'?n fazl?n?, sevâb?n?n büyüklüğünü, ihsân?n?n bolluğunu, rahmetinin genişliğini, af ve mağfiretinin şümûlünü hat?rlatmak emredilmiştir.

    Arapça'da tebşîr (müjdeleme) sevindiren bir haber getirilmesidir. Öyle ise "sevindirin" emriyle, Allah'?n ibâdetleri kabul edeceğini, ibâdetlere mukabil sevab vereceğini, günahlardan tevbe etmeye yard?m edeceğini bildirmek, aff?n?, mağfiretini çokca zikrederek insanlar? sevindirmek, müjdelemek emredilmiştir. Keza nefret ettirmeyin emriyle de:

    "?nsanlar? inzâr ederken, mübalağa ederek onlar? korkutmay?n, öyle ki, onlar günahlar?n?n affedilemeyeceği düşüncesiyle Allah'?n rahmetinden ümidlerini kesmesinler" demektedir.

    "Zorlaşt?rmay?n" emri, kendilerine terettüp edenden fazlas?n? veya daha iyisini almak veya kusurlar?n? araşt?rmak sûretiyle insanlara ç?kar?lacak zorluklardan yasaklanm?ş olmaktad?r.

    Resûlullah (aleyhissalâtü vesselâm)'?n bu tembihleri, bir işin görülmesi için gönderdiği memurlar?na yapt?ğ? düşünülecek olursa, halka hizmet sunan, insanlarla münâsebeti olan herkesin bu tembihte yer alan sevindirmenefret ettirme, kolaylaşt?rmazorlaşt?rmama prensiplerini kendisine peygamberinin bir emri olarak rehber etmesi gerekir.

    Bu tembihlerin irşadda bulunanlara da rehber olmas? gerekir. Dînimizin üst üste hep emir ve nehiylerini bütün teferruât?yla söyleyerek, ?slâm'? tatbik edilemez, yaşanamaz gösterip nefret verinceye kadar, mühimlerden, zarûrilerden başlay?p az az, teker teker söyleyerek, Allah'?n mağfiretini, cennetin güzelliklerini, nimetlerini hat?rlatarak tebliğde bulunup dîni sevdirmesi gerekir. ?slâm'a yeni girenlere, ibâdete al?şt?r?lacak çocuklara hep bu minval üzere gitmeli, yavaş yavaş az az al?şt?rarak yol almak, güler yüz, tatl? söz ve mülâyemetle muamele etmek, sertlikten, k?r?c?l?ktan kaç?nmak gerekir.

    Münâvî der ki: "?nsanlar?n ülfet edip ?s?nacağ? şeyleri söylemek sûretiyle onlara karş? kolayl?k gösterin, çünkü insanlar öyle olan mev'izeleri kabul ederler.

    Aksi takdirde nefislerine ağ?r gelen şeyden nefret ederler. şuras? bilinmeli ki ta'limde yani öğretme işlerinde kolaylaşt?rmak, taati kabûl etmeye sebep olur ve ibâdeti merğub (arzu edilen) k?lar, netîcede öğrenmeyi de, amel etmeyi de kolaylaşt?rm?ş olur."

    Kirmânî, "kolaylaşt?r?n!" emrinden sonra "zorlaşt?rmay?n!" neyhinin gelmesinde şu inceliğe dikkat çeker: "Asl?nda bir şeyi emredince z?dd?n?n da yasaklanmas? z?mnen emredilmiş olur. Burada, kolaylaşt?rmak emrini te'kid için, bunda z?mnen mevcut olan zorlaşt?rmamak emrini sarih olarak da söylemiştir.

    Baz?lar? da: "Burada maksad, zorlaşt?rmay? da ayr?ca yasaklamakt?r. Zîra, sadece kolayl?ğ?n emri ile yetinilseydi bir kere kolayl?k gösterip birçok defalar zorluk ç?karanlar da hadisin emrine muvaf?k hareket etmiş olurdu, bunun önlenmesi için her ikisi de ayr? ayr? zikredilmiştir."

    Münâvî der ki: "Bu hadiste Mustafa (aleyhissalâtü vesselâm) dünyay? ilgilendiren meselelerde kolaylaşt?rmay?, âhireti ilgilendiren meselelerde va'adedilen husûslar? en güzel şekilde, sürûrla haber vermek gerektiğini ifâde etmektedir. Tâ ki, Resûlullah'?n her iki dünyada da rahmeten li'l-âlemin (âlemlere rahmet) olduğu anlaş?ls?n. Hadiste Allah'?n rahmetini zikrederek kolaylaşt?rma s?ras?nda, korkutucu şeyleri zikrederek nefret ettirmekten, yani tebşîre nefret ettirici şeyleri ilâve etmekten nehiy vard?r.

    Hadis ayr?ca, yeni müslüman olanlar?, -onlara karş? şiddetli davranmay? terkederek, en kolay olandan başlayarak, Allah hakk?nda hüsnü zann? telkin ederek- kazanmak da emredilmektedir. Ancak vaaz ve nasihat?n?n tamam?n? ümit üzerine de bina etmemelidir. Korkuyu da katmal?d?r, korku ve ümidi sağ ve sol eller gibi yan yana, ilim ve ameli de bir kuşun iki kanad? gibi berâber zikretmelidir."

    Bu hadisin, zaman?m?zda temelde ?slâm'a karş? olan sû-i niyet sahiplerinin telkiniyle birçok safdiller taraf?ndan, ?slâm'?n ruhuna uygun olmayan bir te'vile büründürüldüğüne şâhid olmaktay?z. Böyleleri: "Allah korkulacak bir şey değildir, ben Allah'? severim, O'ndan korkmam. Peygamberimiz de müjdeleyin, korkutmay?n" dememiş midir?.. vs." demektedir. Bu çeşit sözler demegoji ve mugâlatadan başka bir şey değildir.

    Hadisin, hedefinden sapt?r?lmamas? için, ?slâm ulemâs?n?n yorumu esast?r, kâili ve kaynağ? belli olmayan sözlere îtibar edilmemelidir. Bu bâbta, yukar?da kaydettiğimiz cümle esast?r: Korku ve ümid sağ ve sol eller gibi yan yana işlenmelidir, ilim ve amel bir kuşun iki kanad? gibi tutulmal?d?r. Rabbimiz şöyle emrediyor: يَا اَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وََ تَمُوتُنَّ إَّ وَاَنْتُمْ مُسْلِمُونَ

    "Ey iman edenler!: Allah'tan sak?n?lmas? gerektiği gibi sak?n?n. Sizler ancak müslümanlar olarak can verin" (Âl-i ?mrân 102).

    (?brahim Canan, Kütüb-ü Sitte Tercüme Ve Şerhi)
    Selam ve dua ile...
    http://www.sorularlaislamiyet.com/su...w_qna&id=18693

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Farzları Yerine Getirmek Suretiyle Dünyevi Çalışmaların İbadet Olması
    By Ahsen Nur in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 24.12.08, 12:24
  2. "Sen Farzlarını Kıl, Ben Sünnetlerini Senin Yerine Kılarım"
    By Ene-Zerre in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05.09.08, 17:21
  3. Dua ve Salat-ü Selâm Getirmek
    By farabi62 in forum Hadis-i Şerifler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.01.08, 12:28

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0