+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Hutbe yi Şamiyeden

  1. #1
    Vefakar Üye turabuakdamululema - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    Yeryüzü
    Mesajlar
    436

    Standart Hutbe yi Şamiyeden

    Ecnebîler, Avrupalılar terakkide istikbale uçmalarıyla beraber; bizi maddî cihette kurun-u vustâda durduran ve tevkif eden, altı tane hastalıktır. O hastalıklar da bunlardır:

    Birincisi: Ye'sin, ümitsizliğin içimizde hayat bulup dirilmesi.
    İkincisi: Sıdkın hayat-ı içtimaiye-i siyasiyede ölmesi.

    Üçüncüsü: Adâvete muhabbet.
    Dördüncüsü: Ehl-i imanı birbirine bağlayan nuranî rabıtaları bilmemek.
    Beşincisi: Çeşit çeşit sarî hastalıklar gibi intişar eden istibdat.
    Altıncısı: Menfaat-i şahsiyesine himmeti hasretmek.
    İNSAN MEFTUN OLDUĞU ŞEYİN KOLLARINDA CAN VERİR....

    EKMEKSİZ YAŞARIM HÜRRİYETSİZ YAŞAYAMAM ...B.S.N

    ”Şu yığın yığın yalanlar karşısında ağzını açıp iki kelime söylemeyen insanlardan öyle şeyler öğrendik ki inanın birkaç tane post-doktoraya bedel.”

  2. #2
    Vefakar Üye turabuakdamululema - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    Yeryüzü
    Mesajlar
    436

    Standart

    BİRİNCİ KELİME: "El-emel." Yani, rahmet-i İlâhiyeye kuvvetli ümit beslemek.
    iKİNCİ KELİME: Ki, müddet-i hayatımda tecrübelerimle fikrimde tevellüd eden şudur:
    Yeis en dehşetli bir hastalıktır ki, âlem-i İslâmın kalbine girmiş. İşte o yeistir ki bizi öldürmüş gibi, garpta bir-iki milyonluk küçük bir devlet, şarkta yirmi milyon Müslümanları kendine hizmetkâr ve vatanlarını müstemleke hükmüne getirmiş. Hem o yeistir ki, yüksek ahlâkımızı öldürmüş, menfaat-i umumiyeyi bırakıp menfaat-ı şahsiyeye nazarımızı hasrettirmiş. Hem o yeistir ki, kuvve-i mâneviyemizi kırmış. Az bir kuvvetle, imandan gelen kuvve-i mâneviye ile şarktan garba kadar istilâ ettiği halde, o kuvve-i mâneviye-i harika meyusiyetle kırıldığı için, zâlim ecnebîler dört yüz seneden beri üç yüz milyon Müslümanı kendilerine esir etmiş.
    İNSAN MEFTUN OLDUĞU ŞEYİN KOLLARINDA CAN VERİR....

    EKMEKSİZ YAŞARIM HÜRRİYETSİZ YAŞAYAMAM ...B.S.N

    ”Şu yığın yığın yalanlar karşısında ağzını açıp iki kelime söylemeyen insanlardan öyle şeyler öğrendik ki inanın birkaç tane post-doktoraya bedel.”

  3. #3
    Vefakar Üye turabuakdamululema - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    Yeryüzü
    Mesajlar
    436

    Standart

    ÜÇÜNCÜ KELİME : Ki, bütün hayatımdaki tahkikatımla ve hayat-ı içtimaiyenin çalkamasıyla, hülâsa ve zübdesi bana kat'î bildirmiş ki: Sıdk, İslâmiyet'in üssü'l-esasıdır ve ulvî seciyelerinin rabıtasıdır ve hissiyat-ı ulviyesinin mizacıdır. Öyleyse, hayat-ı içtimaiyemizin esası olan sıdkı, doğruluğu içimizde ihya edip onunla mânevî hastalıklarımızı tedâvi etmeliyiz.
    Evet sıdk ve doğruluk İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesinde ukde-i hayatiyesidir. Riyakârlık, fiilî bir nevi yalancılıktır. Dalkavukluk ve tasannu, alçakça bir yalancılıktır. Nifak ve münafıklık, muzır bir yalancılıktır. Yalancılık ise, Sâni-i Zülcelâlin kudretine iftira etmektir.
    Küfür, bütün envâıyla kizbdir, yalancılıktır. İman sıdktır, doğruluktur.
    İNSAN MEFTUN OLDUĞU ŞEYİN KOLLARINDA CAN VERİR....

    EKMEKSİZ YAŞARIM HÜRRİYETSİZ YAŞAYAMAM ...B.S.N

    ”Şu yığın yığın yalanlar karşısında ağzını açıp iki kelime söylemeyen insanlardan öyle şeyler öğrendik ki inanın birkaç tane post-doktoraya bedel.”

  4. #4
    Vefakar Üye turabuakdamululema - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    Yeryüzü
    Mesajlar
    436

    Standart

    DÖRDÜNCÜ KELİME: Bütün hayatımda, hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeden kat'î bildiğim ve tahkikatların bana
    Ya doğru, ya sükût.verdiği netice şudur ki:
    Muhabbete en lâyık şey muhabbettir; ve husumete en lâyık sıfat husumettir. Yani, hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeyi temin eden ve saadete sevk eden muhabbet ve sevmek sıfatı, en ziyade sevilmeye ve muhabbete lâyıktır. Ve hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeyi zîr ü zeber eden düşmanlık ve adâvet, her şeyden ziyade nefrete ve adâvete ve ondan çekilmeye müstahak ve çirkin ve muzır bir sıfattır. Bu hakikat Risale-i Nur'un Yirmi İkinci Mektubunda izahıyla beyan edildiğinden burada kısa bir işaret ediyoruz. Şöyle ki:
    Husumet ve adâvetin vakti bitti. İki harb-i umumî adâvetin ne kadar fena ve tahrip edici ve dehşetli zulüm olduğunu gösterdi. İçinde hiçbir fayda olmadığı tezahür etti. Öyleyse, düşmanlarımızın seyyiatı-tecavüz olmamak şartıyla-adâvetinizi celb etmesin. Cehennem ve azab-ı İlâhî kâfidir onlara...
    Bazan insanın gururu ve nefisperestliği, şuursuz olarak, ehl-i imana karşı haksız olarak adâvet eder; kendini haklı zanneder. Halbuki, bu husumet ve adâvetle, ehl-i imâna karşı muhabbete vesile olan iman, İslâmiyet ve cinsiyet gibi kuvvetli esbabı istihfaf etmektir, kıymetlerini tenzil etmektir.
    İNSAN MEFTUN OLDUĞU ŞEYİN KOLLARINDA CAN VERİR....

    EKMEKSİZ YAŞARIM HÜRRİYETSİZ YAŞAYAMAM ...B.S.N

    ”Şu yığın yığın yalanlar karşısında ağzını açıp iki kelime söylemeyen insanlardan öyle şeyler öğrendik ki inanın birkaç tane post-doktoraya bedel.”

  5. #5
    Vefakar Üye turabuakdamululema - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    Yeryüzü
    Mesajlar
    436

    Standart

    BEŞİNCİ KELİME : Meşveret-i şer'iyeden aldığım ders budur: Şu zamanda bir adamın bir günahı, bir kalmıyor. Bazan büyür, sirayet eder, yüz olur. Bir tek hasene bazan bir kalmıyor. Belki bazan binler dereceye terakki ediyor. Bunun sırr-ı hikmeti şudur:
    Hürriyet-i şer'iye ile meşveret-i meşrua, hakikî milliyetimizin hâkimiyetini gösterdi. Hakikî milliyetimizin esası, ruhu ise İslâmiyettir. Ve Hilâfet-i Osmaniye ve Türk Ordusunun o milliyete bayraktarlığı itibarıyla, o İslâmiyet milliyetinin sadefi ve kalesi hükmünde Arap ve Türk hakikî iki kardeş, o kale-i kudsiyenin nöbettarlarıdırlar.
    İşte, bu kudsî milliyetin rabıtasıyla, umum ehl-i İslâm bir tek aşiret hükmüne geçiyor. Aşiretin efradı gibi, İslâm taifeleri de birbirine uhuvvet-i İslâmiye ile mürtebit ve alâkadar
    olur. Birbirine mânen (lüzum olsa maddeten) yardım eder. Güya bütün İslâm taifeleri bir silsile-i nuraniye ile birbirine bağlıdır.
    Nasıl ki bir aşiretin bir ferdi bir cinayet işlese, o aşiretin bütün efradı, o aşiretin düşmanı olan başka aşiretin nazarında müttehem olur. Güya her bir fert o cinayeti işlemiş gibi, o düşman aşiret onlara düşman olur. O tek cinayet, binler cinayet hükmüne geçer. Eğer o aşiretin bir ferdi, o aşiretin mahiyetine temas eden medar-ı iftihar bir iyilik yapsa, o aşiretin bütün efradı onunla iftihar eder. Güya her bir adam, aşirette o iyiliği yapmış gibi iftihar eder.
    İşte bu mezkûr hakikat içindir ki, bu zamanda, hususan kırk-elli sene sonra, seyyie, fenalık işleyenin üstünde kalmaz. Belki milyonlar nüfus-u İslâmiyenin hukuklarına tecavüz olur. Kırk-elli sene sonra çok misalleri görülecek.
    Ey bu sözlerimi dinleyen bu Cami-i Emevîdeki kardeşler ve kırk-elli sene sonra âlem-i İslâm camiindeki ihvân-ı Müslimîn! "Biz zarar vermiyoruz, fakat menfaat vermeye iktidarımız yok. Onun için mazuruz" diye böyle özür beyan etmeyiniz. Bu özrünüz kabul değil.Tembelliğiniz ve neme lâzım deyip çalışmamanız ve ittihad-ı İslâm ile, milliyet-i hakikiye-i İslâmiye ile gayrete gelmediğiniz, sizler için gayet büyük bir zarar ve bir haksızlıktır.
    İşte, seyyie böyle binlere çıktığı gibi, bu zamanda hasene (yani İslâmiyetin kudsiyetine temas eden iyilik) yalnız işleyene münhasır kalmaz. Belki o hasene, milyonlar ehl-i imana mânen fayda verebilir. Hayat-ı mâneviye ve maddîyesinin rabıtasına kuvvet verebilir. Onun için, neme lâzım deyip kendini tembellik döşeğine atmak zamanı değil!
    İNSAN MEFTUN OLDUĞU ŞEYİN KOLLARINDA CAN VERİR....

    EKMEKSİZ YAŞARIM HÜRRİYETSİZ YAŞAYAMAM ...B.S.N

    ”Şu yığın yığın yalanlar karşısında ağzını açıp iki kelime söylemeyen insanlardan öyle şeyler öğrendik ki inanın birkaç tane post-doktoraya bedel.”

  6. #6
    Vefakar Üye turabuakdamululema - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    Yeryüzü
    Mesajlar
    436

    Standart

    ALTINCI KELİME: Müslümanların hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyedeki saadetlerinin anahtarı, meşveret-i şer'iyedir. âyet-i kerimesi, şûrâyı esas olarak emrediyor.
    İNSAN MEFTUN OLDUĞU ŞEYİN KOLLARINDA CAN VERİR....

    EKMEKSİZ YAŞARIM HÜRRİYETSİZ YAŞAYAMAM ...B.S.N

    ”Şu yığın yığın yalanlar karşısında ağzını açıp iki kelime söylemeyen insanlardan öyle şeyler öğrendik ki inanın birkaç tane post-doktoraya bedel.”

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. hutbe-i şamiye
    By saideyn in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 14.01.12, 19:04
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.08.11, 09:49
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.08.11, 08:50
  4. Cuma'da Hutbe
    By abdussamedfani in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 45
    Son Mesaj: 29.04.08, 14:21
  5. Hutbe-i Şamiye Heyecanı
    By aşur in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 25.08.06, 16:43

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0