+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 8 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 73
Like Tree46Beğeni

Konu: tarikat ile risale-i nur talebeliği bir arada yürütülebilir mi?

  1. #1
    Dost sözler63 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2014
    Mesajlar
    10

    Standart tarikat ile risale-i nur talebeliği bir arada yürütülebilir mi?

    tarikat ile risale-i nur talebeliği bir arada yürütülebilir mi? Bir göğüste iki kalp olmaz diye bir söz duymuştum üstad hazretleri her tarikat ehli kendi tarikatı gibi girsin demiş . Daireye girmek ne demektir? risale-i nura intisap etmek ne demektir ?risale-i nurun şahsı manevisi derken ne kastedilmiştir?Ben bir tarikata intisaplıyım ikisini bir arada yürütmeye çalıştım da biraz zorlandım risale-i nurun dairesinde olduğumu nerden bilebilirim ?Bir mürşid müridini esen yelden kıskanır Acaba mürşidimizin kalbini soğutmuş olurmuyuz?Girsek bile tarikat adabına göre mi hareket edeceğiz yoksa risale-i nurun gösterdiği çizgide mi(fena fil ihvan ölüm rabıtası vs.)? Bir söz duymuştum bir yere bağlı olan her yere bağlıdır her yere yere bağlı olan hiçbir yere bağlı değildir diye. Fenafil ihvan düsturunu kendi tarikatımızdaki kişilerle de yapabilir miyiz? yoksa sadece risale-i nur şakirtleri arasında mı? yani hem tabeleberde hem tarikat ehli (kendi tarikatı) fani olsa olmaz mı?Risale-i nur akrebiyet mesleği diye okumuştum İnsan bir tarikata bağlanınca girdiğini adap vs bilebiliyor risale-i nurda nasıl bilebiliriz hem kendi virdimi tesbihatı falan zor olmaz mı? Allah razı olsun.

  2. #2
    Müdakkik Üye AbdûlHâdi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    659

    Standart

    duygularımın tercümanlığını ettin kardeşim.
    konunuzun meraklı takipçilerindenim inşaALLAH
    sinemis79 bunu beğendi.

  3. #3
    Gayyur sbrigzr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    69

    Standart

    soruya şahsi cevap vermek istemiyorum çünkü üstadımız bu konuyu çok güzel bir şekilde açıklamıştır ancak meseleyi iyi tahlil edersek risalede geçen kısımları çok iyi anlıyacaz onun için öncelikle bir iki ekleme yapıp sonra risalei nurda geçen kısımları inceliyelim...öncelikle ehli tarik bir kardeşimiz ve diğer bütün cemaatlar şunu bilmelidirki biz aynı cadde aynı yol üzerine kurulmuş mağazalarız birimizin diğerinden hiçbir farkı yok hepimiz bu mağazalarda iman ve kurandan istifade ediyoruz...ancak istifade ettiğimiz mağazanın tabiri caizse şatış usulu farklı...yani sermayemiz aynı metodumuz farklı...bunu biraz açacam am ilk olarak şunu söyliyeyim tarikat kalbe hitab eder kalbe yöneliktir kalp ile yol alınır...risalei nurlar ise akıl,ruh,kalp,sır ve diğer bütün letaifleri doyurur...risaledeki hakikatler al bu gözüne al bu kalbine al bu ruhuna al bu aklına diyerekten bütün letaifleri doyurur...
    seyyah_salih bunu beğendi.

  4. #4
    Gayyur sbrigzr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    69

    Standart

    bazı kardeşlerimizde nurculuğu akli deliller getirmekten ibaret zannedip malesef sadece ispat eksenli söylemlerde bulunuyor...şunu bilmeliyiz ki Bu asırda risalei nurlar ile meşgul olmak, hem ilimle meşgul olmak hem de zikir ile meşgul olmak demektir. risalei nurlarda ilim ile zikir et ile tırnak gibi iç içe beraberce bulunur, akıl usanıp hissesini terk etse bile kalp ve diğer latifeler feyzini alamaya devam eder. Bu yüzden risalei nurları sadece akli bir kitap gibi telakki etmek yanlış ve hatalıdır.

  5. #5
    Gayyur sbrigzr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    69

    Standart

    tarikat yolu kalp ile hareket edildiği için uzun bir yoldur.
    neticeye ulaşmak için çeşitli vasıtalar vardır.
    bazısı menzile ulaşmak için yolda yaya gider.
    bazısı motor ile, bazısı araba ile, bazısı tren ile, bazısı uçakla. bazısı da jet ile o hakikat menziline ulaşmaya çalışır.

    Risalei nur bu asırda o hakikat menziline ulaştıran bir jet gibidir.
    şimdi bir insana, jet varken taksiyi tavsiye etmek ne kadar doğru ise;
    bir nur talebesine de tarikat tavsiye etmek o kadar doğrudur...lütfen hiçbir ehli tarik kardeşimiz alınmasın...

    ama taksisi olan bir insana uçağa binmeye davet etmenin bir mahsuru yok. hatta uçak büyük ise "gel taksini de uçağın kargo bölümüne alalım, onu da muhafaza et" deseniz de belki makul olur.

    netice olarak;
    önce nurları tanımış bir kişi hem ehl-i tarik, hem nurcu olmaz.
    çünkü böyle bir ihtiyaç yok.
    fakat önce ehl-i tarik olan bir kişi hem nurcu hem ehl-i tarik olabilir.
    bu bir terakkidir, eski mesleğini de bir ölçüde muahafaza edebilir.
    ama bu kişi nurlara tam sahip çıksa daha evla olur.


  6. #6
    Gayyur sbrigzr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    69

    Standart

    bu konuyla ilgili bir iki değerlendirmem var ama önce üstadımızı dinliyelim...

  7. #7
    Gayyur sbrigzr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    69

    Standart

    "Meselâ, nasıl ki dünkü güne bugün yetişmek için iki yol var: Birincisi, zamanın cereyanına tâbi olmayarak, bir kuvvet-i kudsiye ile, fevkazzaman çıkıp, dünü bugün gibi hazır görmektir. İkincisi, bir sene kat-ı mesafe edip, dönüp dolaşıp düne gelmektir. Fakat yine dünü elde tutamıyor; onu bırakıp gidiyor."

    "Öyle de, zâhirden hakikate geçmek iki suretledir: Biri, doğrudan doğruya hakikatin incizabına kapılıp, tarikat berzahına girmeden, hakikati ayn-ı zâhir içinde bulmaktır. İkincisi, çok merâtipten seyr ü sülûk suretiyle geçmektir."

  8. #8
    Gayyur sbrigzr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    69

    Standart

    Bu zaman tarikat zamanı değil imanı kurtarma zamanıdır.Zira tarikatsiz cennete giden çoktur, fakat imansız cennete giden yoktur. Silsile-i Nakşînin kahramanı ve bir güneşi olan ımam-ı Rabbânî (r.a.), Mektubat’ında demiş ki: "Hakaik-i imaniyeden bir meselenin inkişafını, binler ezvak ve mevâcid ve kerâmâta tercih ederim."
    Hem demiş ki: "Bütün tariklerin nokta-i müntehâsı, hakaik-i imaniyenin vuzuh ve inkişafıdır."


    Hem demiş ki: "Velâyet üç kısımdır. Biri velâyet-i suğrâ ki, meşhur velâyettir; biri velâyet-i vustâ, biri velâyet-i kübrâdır. Velâyet-i kübrâ ise, verâset-i nübüvvet yoluyla, tasavvuf berzahına girmeden, doğrudan doğruya hakikate yol açmaktır."
    Hem demiş ki: "Tarik-i Nakşîde iki kanatla sülûk edilir. Yani, hakaik-i imaniyeye sağlam bir surette itikad etmek ve ferâiz-i diniyeyi imtisal etmekle olur. Bu iki cenahta kusur varsa o yolda gidilmez."
    Öyleyse, tarik-i Nakşînin üç perdesi var:
    Birisi ve en birincisi ve en büyüğü: Doğrudan doğruya hakaik-i imaniyeye hizmettir ki, ımam-ı Rabbânî de (r.a.) âhir zamanında ona sülûk etmiştir.
    ıkincisi: Ferâiz-i diniyeye ve Sünnet-i Seniyyeye tarikat perdesi altında hizmettir.

    Üçüncüsü : Tasavvuf yoluyla emrâz-ı kalbiyenin izalesine çalışmak, kalb ayağıyla sülûk etmektir. Birincisi farz, ikincisi vacip, bu üçüncüsü ise sünnet hükmündedir.
    Onun adıyla. O her kusurdan münezzehtir. Hiçbir şey yoktur ki, Onu hamd ile tesbih etmesin

  9. #9
    Gayyur sbrigzr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    69

    Standart

    Madem hakikat böyledir. Ben tahmin ediyorum ki, eğer şeyh Abdülkadir Geylânî (r.a.) ve şah-ı Nakşibend (r.a.) ve ımam-ı Rabbânî (r.a.) gibi zatlar bu zamanda olsaydılar, bütün himmetlerini, hakaik-i imaniyenin ve akaid-i ıslâmiyenin takviyesine sarf edeceklerdi. Çünkü saadet-i ebediyenin medarı onlardır. Onlarda kusur edilse, şekavet-i ebediyeye sebebiyet verir. ımansız Cennete gidemez; fakat tasavvufsuz Cennete giden pek çoktur. Ekmeksiz insan yaşayamaz, fakat meyvesiz yaşayabilir. Tasavvuf meyvedir, hakaik-i ıslâmiye gıdadır. Eskiden kırk günden tut, tâ kırk seneye kadar bir seyr ü sülûk ile bazı hakaik-i imaniyeye ancak çıkılabilirdi. şimdi ise, Cenâb-ı Hakkın rahmetiyle, kırk dakikada o hakaike çıkılacak bir yol bulunsa, o yola karşı lâkayt kalmak elbette kâr-ı akıl değil. ışte, otuz üç adet Sözler, böyle Kur’ânî bir yolu açtığını, dikkatle okuyanlar hükmediyorlar.


  10. #10
    Gayyur sbrigzr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    69

    Standart

    Madem hakikat budur. Esrar-ı Kur’âniyeye ait yazılan Sözler, şu zamanın yaralarına en münasip bir ilâç, bir merhem ve zulümatın tehacümatına maruz heyet-i ıslâmiyeye en nâfi bir nur ve dalâlet vâdilerinde hayrete düşenler için en doğru bir rehber olduğu itikadındayım.
    Bilirsiniz ki, eğer dalâlet cehaletten gelse, izalesi kolaydır. Fakat dalâlet fenden ve ilimden gelse, izalesi müşküldür. Eski zamanda ikinci kısım binde bir bulunuyordu. Bulunanlardan ancak binden biri irşadla yola gelebilirdi. Çünkü, öyleler kendilerini beğeniyorlar. Hem bilmiyorlar, hem kendilerini bilir zannediyorlar. Cenâb-ı Hak şu zamanda, i’câz-ı Kur’ân’ın mânevî lemeâtından olan malûm Sözleri, şu dalâlet zındıkasına bir tiryak hâsiyetini vermiş tasavvurundayım.


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İki Aşk Arasında Risale-i Nur [iki arada Aşk Risale-i Nur]
    By yozgati in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.06.14, 14:01
  2. Neden Risale-i Nur Talebeliği?
    By faruk_ in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 08.01.10, 13:57
  3. Risale-i Nur Talebeliği
    By asr-ı saadet in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 88
    Son Mesaj: 09.10.09, 19:47
  4. Risale-i Nur Talebeliği
    By vaktihicran in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 06.08.08, 18:20
  5. Risale-i Nur Talebeliği
    By hasretdenizi in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 21.01.08, 20:35

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0