+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Islam’a dahil edilen budizm öğretileri

  1. #1
    Dost SERDAR GÖZÜM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2013
    Mesajlar
    15

    Standart Islam’a dahil edilen budizm öğretileri

    İSLAM’A DAHİL EDİLEN BUDİZM ÖĞRETİLERİ


    Pekçok insan İslam dinine giren birinin dünya ile ilgili her şeyle ilgisini kesmesinin gerektiğini zanneder. O yüzden yine çok fazla kişi bu yanlış inanç dolayısıyla dinden uzaklaşmış, bir kısmı ise dindarlığı yaşlılık dönemlerine ertelemiştir. Gençlerin bir kısmına baktığımızda “din” denince konuyu hemen değiştirmek istemelerinin başlıca sebeplerinden biri de budur.

    Halbuki gerçek bambaşkadır. İslam dini dünya hayatından vazgeçmeyi, zevkleri bir kenara atmayı emretmez. Tam tersi her türlü zevki Allah’ı belirlediği sınırlar dahilinde –ki haramlar çok sınırlıdır- Allah’ı unutmadan yaşamayı teşvik eder. Peygamberlerin de geliş amaçlarının en önemli sebeplerinden biri, o an var olan bağnaz sistemin koyduğu sözde haramları kaldırmaktır.

    Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. [A'raf Suresi (7/157]

    Aslında bu “dünya zevklerinden arınma” tavrı çok eskilere dayanır. Örneğin bu tavrı Hristiyanlar da göstermiş ve ruhbanlığı uydurmuşlardır. Allah ayetinden ruhbanlığın uydurulduğunu şu şekilde bildirir;

    Sonra onların izleri üzerinde elçilerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik; ona İncil'i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Bir bid'at olarak) Türettikleri ruhbanlığı ise, Biz onlara yazmadık (emretmedik). Ancak Allah'ın rızasını aramak için (türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Bununla birlikte onlardan iman edenlere ecirlerini verdik, onlardan birçoğu da fasık olanlardır. [Hadid Suresi (57/27]

    Ruhbanlık, ayette bildirildiği gibi Allah’ın emri değildir. Fakat bir kısım kişiler, yine ayette bildirildiği gibi sözde “Allah rızası” için bu tarz bir yaşam şeklini tercih etmektedirler. Ama ayetin devamında da buna da gereği gibi uymadıkları bildirilmiştir. Çünkü Allah’ın istedikleri haricinde oluşturulan her türlü yasak insan fıtratına ters olduğu için aslında bu kişiler imanı daha derin yaşayalım derken fıtratlarına ters olduğu için imanı hiç yaşamamaktadırlar.
    Hristiyanlığa dahil edilen ruhbanlığın da aslında Budizmden etkilenerek oluşturulduğu tarihi kaynaklarda geçmektedir. Geçmişte hak bir din olması muhtemel olan fakat sonradan değiştirilerek batıl hale getirilmiş bir din olan Budizm, kendi içinde çok fazla sayıda yasaklara sahiptir. Kuran’da anlatılan bağnaz ve karanlık sistemin de temel yasaklarını bu batıl dinden almış olması kuvvetle muhtemeldir.

    Örneğin Budizme göre izin verilmemiş zamanlar dışında yemek yememek gerekir. Süslenmek yasaktır. Yere serili hasır üzerinde yatmak gerekir. Dans etmek, müzik dinlemek, altın ve gümüşe el sürmek yasaktır. Budizmin kendince kutsal gördüğü kitaplarından Viyana Pitaka’da Keşişlerin özellikleri şu şekilde geçer.;
    Keşişler evlenmezler, cinsellikten uzak dururlar. Vücut temizliğine önem vermezler. Vücut ihtiyaçlarını karşılamazlar (örneğin; çok az uyurlar.) Dünya malını terk etmişlerdir. Toplumdan soyutlanmaya çalışırlar. Çok az konuşurlar…

    İlginç olan ise, bu yaşam şeklinin zamanında Hristiyanlığa geçtiği gibi İslam’a da geçtiğini görmemizdir. Ama Allah, Hristiyanlara bu tarz bir yaşantıyı emretmediği gibi Müslümanlara da emretmemiştir. Şimdi yukarıda belirtilen Budizm öğretilerinin Kuran ayetlerine ne kadar ters olduğunu ayetler doğrultusunda inceleyelim.
    Müslümanların zengin ve güçlü olması gerekir. Çünkü Kuran’a göre nimetlerin en güzeli Müslümanlara layıktır. Allah, Peygamberimiz (sav)’i zengin ettiğini belirtmektedir.

    Bir yoksul iken seni bulup zengin etmedi mi? [Duha Suresi (93/8]

    Allah iman edenleri güzel bir hayatla yaşatacağını Kuran’da vadetmiştir.

    Erkek olsun, kadın olsun, bir mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. [Nahl Suresi (16/97]

    Bağnazlar uydurdukları sistemde akıllarına gelen herşeyi haram kılma eğilimindedir. Ama Allah Kuran’da çok az sayıda haram belirtmiş ve geri kalan herşeyin Müslümanlara helal olduğunu bildirmiştir.

    De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmıştır?" De ki: "Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir, kıyamet günü ise yalnızca onlarındır." Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız. [A'raf Suresi (7/32]

    Kuran’da haram olarak belirtilmeyen her türlü süs helaldir.

    Ey Ademoğulları, her mescid yanında ziynetlerinizi takının. Yiyin, için ve israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez. [A'raf Suresi (7/31]

    Müslümanlar Kuran’a göre çok neşelidir ve her zaman güler yüzlüdür. Ama bağnazların sistemi bunu ayete rağmen tam tersine çevirmiştir. Allah müminler için değil inkarcılar için az gülsünler çok ağlasınlar demiştir.

    Öyleyse kazandıklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar. [Tevbe Suresi (9/82]

    Müslümanın dünyanın nimetlerinden vazgeçmeyeceğiyle ilgili ayetlerden biri de şu şekildedir.

    "Allah'ın sana verdiğiyle ahiret yurdunu ara, dünyadan da kendi payını (nasibini) unutma. [Kasas Suresi (28/77]

    Bağnaz sistemin haram koyma ve hak dini ruhbanlığa uyarlama hastalığı Kuran’da şu şekilde bildirilir.

    Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler. [Nahl Suresi (16/116]

    Şirk koşanlar diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz şirk koşardık, ne atalarımız ve hiç bir şeyi de haram kılmazdık." [En'am Suresi (6/148]

    Bağnazların Allah’ın ayetleriyle belirtilenler dışında kendi isteklerine göre haricinde haram uydurma özellikleri başka bir ayette ise şu şekilde bildirilir.

    Şirk koşmakta olanlar dediler ki: "Eğer Allah dileseydi, O'nun dışında hiç bir şeye kulluk etmezdik, biz de, atalarımız da; ve O'nsuz hiç bir şeyi haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Şu halde elçilere düşen apaçık bir tebliğden başkası mı? [Nahl Suresi (16/35]

    Ayettte geçen “O’nsuz hiçbir şeyi haram kılmazdık” ifadesinden haram koyma yetkisinin sadece Allah’a ait olduğu ve hiçbir insanın Allah buyurmadan haram koyamayacağı anlaşılmaktadır.

    Bağnazların hak dinlere dahil etmeye çalıştığı bu batıl sistemin İslam’la da hiçbir alakası yoktur. Ancak bağnazlar, hem kendileri İslam’ı yaşamamakta hem de dini yaşanamaz hale getirdikleri için bazı insanların da dinden uzaklaşmalarına olmasına sebep olmaktadırlar. İslam’ı yanlış tanıtmakta ve güzellik, neşe, mutluluk ve barış dini İslam ile insanların huzur bulacakları gerçeğini gizlemeye çalışmaktadırlar. Bunu yaparak, İslam dünyasına aslında en büyük zararı vermektedirler.

    Bu samimiyetsiz tavra karşı yapılması gereken şey, Kuran ayetleri ışığında İslam’ın güzelliklerini ve Müslümanlara verdiği nimetleri her fırsatta anlatıp öğretmektir. Kaliteyi, modernliği, mutluluğu, nimetlerin güzelliğini yaşayarak bunu fiili olarak bütün dünyaya göstermektir. Böyle örnek Müslümanlar olduğu sürece, bağnazların haram ürettikleri sahte dinleri ortadan kalkacak, Kuran’daki gerçek din ahlakı dünyaya hakim olacaktır. Çünkü herkesin neşesini, mutluluğunu, zenginliğini isteyen; demokratik, modern, bilime, estetiğe, sanata önem veren; demokrasiyi, fikir özgürlüğünü ve en temelinde sevgiyi savunan böyle bir dini herkes sever ve benimser.

  2. #2
    Dost sözler63 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2014
    Mesajlar
    10

    Standart

    Öncelikle serdar gözüm kardeşim hakkını helal et her türlü aşırılık muzırdır lakin kafirler dahi dininde samimi olanı ne yaparsa Allah için yapanı seviyor gözlemlediğim kadarıyla
    Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: "Dünya melundur, içindekiler de melundur; ancak zikrullah ve zikrullaha yardımcı olanlarla, alim veya müteallim hariç."(2)

    Zikrullah'a yardımcı olanlardan maksat; zikrullah sınıfına giren, yani Allah rızası için yapılan, Allah'ın emri, Rasûlullah'ın sünnetine müteveccih olan her çeşit hayır amellerdir. İlim talebi, emr-i bil-ma'ruf ve'n-nehy-i ani'l-münker, sadakalar, sıla-i rahm gibi dinin teşvik ettiği ve Allah'ın hoşuna gidecek her çeşit 'iyi ameller'dir...Ölmeden önce ölünüz(Hadis-i şerif)

    [h=3][/h] “Ey aziz olan kimse bil. Kelime-i tevhidin tekrar ile zikrine devam etmek kalbi pek çok şeye bağlayan bağları kırmak içindir. Nefsin tapacak derecede sanem ittihaz ettiği matluplardan yüzünü çevirmek içindir” ve “Ey aziz olan kimse bil. Tohum olacak bir habbenin kalbi, içi delindiği zaman bitki olarak sünbüllenmez, neşvü nema bulmaz. Ölür gider. İnsanın nefsi olan ene, enaniyetin kalbi Allah Allah zikrinin şua ve hararetiyle yanıp delinirse, büyüyüp gafletle firavunlaşmaz. Allah’a isyan etmez.
    O zikr-i ilahi sayesinde ene mahvolur gider. İşte Nakşibendiler, ittihaz ettikleri gizli zikir sayesinde kalbi fetheder. Ene ve enaniyet mikrobunu öldürmeye, şeytanın emireri olan nefs-i emmarenin başını kırmaya muvaffak olur. Kadiriler açık zikirle tabiat taunlarını tarumar eder.

    Ey aziz olan kimse bil. Zikreden adamın feyz-i ilahiyeyi celbeden muhtelif letaifleri vardır. Letaiflerin bir kısmı kalp ve aklın şuuruna bağlıdır. Bir kısmı şuursuzdur. Binaenaleyh gaflet ile yapılan zikirler dahi feyizden hali değildir.”mesnevi-i nuriye

    “İnsan, hayatın kargaşasından kurtulmak, teneffüs etmek için, ağır tekaliflerden bir derece her halde bir teselli, sığınacak bir istinatgah ister. Vahşeti izale edecek bir ünsiyet arar… İşte böylelerin hakiki tesellisi Allah’ın zikridir. Kendi kendine der: ‘Ben yalnız değilim. Vesveseye düşmem lüzumsuzdur. Allah benim imdadıma yetişir.’ İmanlı hayattan, insaflı, ünsiyetli zevk alır. Saadet-i ebediye manasında Allah’a lütfettiği için şükreder.
    Tarikat, İslamiyet’in bir kalesidir. Merkez-i hilafet olan İstanbul’da 550 senedir hıristiyanalemine karşı muhafaza ettiren tekkelerde Allah Allah diyenlerin kuvve-i imaniyeleri, marifet-i ilahiyeden gelen muhabbet-i ruhaniyeleri, cûş-u hurûşları Osmanlı’yı kurtarmıştır.”Bediüzzaman Said Nursi r.a

  3. #3
    Dost nurdavam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2013
    Mesajlar
    2

    Standart

    Allah cc razi olsun..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Asrın Müceddidi Risale-i Nurdur 21nci YüzYıl Dahil :)
    By saidler in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 27.08.15, 11:44
  2. Risale-i Nur'da beyan edilen
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 01.03.15, 02:21
  3. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 10.11.11, 18:54
  4. ‘Sonsuz Nur’ Bütün Kıtalara Yağıyor; Afrika Dahil...
    By zahid in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 18.03.08, 00:57
  5. Mânevî Dua ve Kazançlarında Dahil Etmek Şartı?
    By _MerHeM_ in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 25
    Son Mesaj: 29.01.08, 23:49

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0