+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 14

Konu: Risale-i Nur Talebeliği

  1. #1
    Gayyur hasretdenizi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    137

    Standart

    Risale-i Nur Talebeleri

    Risale-i Nur Talebelerinin vas?flar? nelerdir diye sorulabilecek bir soruya verilebilecek en kaliteli cevap şu olacakt?r: Risale-i Nur Talebeleri kalplerinde bar?nd?rd?klar? sars?lmaz bir îmân ve engin bir şefkatle kendilerini insanl?ğ?n husûsen bu vatan evlâd?n?n dünyevî ve uhrevî saâdetine adam?ş mânâ erleridir.

    En önce şunu belirtmek gerekir ki Risale-i Nur Talebeleri veya k?saca Nur Talebeleri gâye edindikleri Allah'a iyi bir kul olmak ve ellerindeki Kur'ânî hakîkatleri muhtaçlara ulaşt?rmak hizmetinde bizzat ve en evvel ?slâmiyet'in tebliğcisi ve Cenâb-? Hakk'?n en son ve en sevgili peygamberi Hz. Muhammed (A.S.V.)'? kendilerine bir model alm?şlard?r. Onlar?n Efendimizin sünnetine s?k? s?k yap?şmalar? da şu zamanda tam bir ehl-i sünnet velcemaat olduklar?n?n en kuvvetli delîlidir.
    Nur Talebeleri her zaman ve her yerde okuduklar? üstadlar? Bediüzzaman Said Nursî'nin te'lif etmiş olduğu Risale-i Nur Külliyât?'yla da Hâl?k-? Kâinat'?n kelâm? olan Kur'ân-? Kerîm'e s?k? s?k?ya bağl?d?rlar. Çünkü Bediüzzaman'?n da ifade etmiş olduğu gibi Risale-i Nurlar Kur'ân'?nd?r ve Kur'ândan ç?km?ş, Kur'ânî hakikatleri anlatan eserlerdir. Her bir risale Furkan âyetlerinden yans?yan ?ş?klard?r. Böylece Nur Talebeleri en doğru ve en geniş cadde olan Kur'ân'?n caddesindedirler. Hiçbir bât?l inanç veya sap?k düşünce onlarda yoktur ve olamaz. Çünkü onlar doğrudan doğruya Kur'ân-? Hakîm'e şakird olmuşlard?r.
    Kur'ân- Kerim'in vermiş olduğu feyiz, Peygamber Efendimizin ( A.S.V.) temsil ettiği hayat tarz? ile Nur Talebeleri kuvvetli ve hakîki îmân?n peşindedirler. Onlar sadece kuru bir taklitle değil deliller ve hüccetlerle görür gibi Allah'a îmân ederler ve bu yüzdendir ki hiç bir vesvese ve şüphe onlar?n îmanlar?nda gedik açmaz, açamaz. Şöyle söyleyebiliriz ki Nur Talebelerinin hedef ve gâyesi Kur'ân-? Hakîm'in âlî bir tefsiri olan Risale-i Nur'la Hâl?k-? Kâinat'a olan îmanlar?n? kuvvetlendirmek ve başkalar?n?n da îmanlar?na kuvvet verebilmek için çal?şmakt?r.
    Îmandan sonra nur Talebelerinin en belirgin vasf? tam bir ihlâsla yaşamalar? ve hareket etmeleridir. Biraz daha açarsak; onlar yaln?z ve yaln?z Allah için yaşarlar ve kalplerinde O'ndan gayri hiçbir şeye gönül bağlamazlar. Onlar severler ve merhametlidirler fakat bu Allah ad?na bir muhabbet ve Cenab-? Hakk nâm?na bir şevkattir. Onlar s?rf Allah r?zâs? için çal?ş?rlar ve r?zâ-y? ?lâhiden başka hiçbir maddî ve mânevî menfaati gâye edinmek bir yana düşünmekten bile akrepten kaçar gibi kaçarlar. Zâten Risale-i Nur hizmetinin bu vatanda ve tüm dünyada h?zla yay?lmas?n?n âmili de Nur Talebelerinin hiçbir şey beklemeden ve ummadan hattâ şahsî kemâlâtlar?n? da bu yolda feda ederek başkalar?n?n dünya ve âhiret saadetleri için çal?şmalar?d?r. Onlar ihlâslar?na en ufak bir zede getirmemek için hiçbir maddi hediyeyi ve sadakay? kabul etmezler. Başka insanlara muhtâc olmamak ve yüz suyu dökmemek için her hususta kanaat ve iktisâd? kendilerine düstur edinmişlerdir.
    Risale-i Nur Talebelerinin anlatmakla târif edilmeyecek bir özelliği de aralar?ndaki samîmî uhuvvet yâni kardeşliktir. Onlar?n bu manevi kardeşliği nesebî kardeşlikten daha iledir. Bu s?cak uhuvvet onlar? birbirinin sahibi, bedeli ve can?, cânân? yapar. Birinin gözü diğerinin de gözüdür, birinin eli diğerinin de elidir, birinin vâlidesi diğerinin de vâlidesi gibidir. Bu s?rla onlar binler dille duâ etmiş gibi, binler vücudla ?slâm'a hizmet etmiş gibi bir ecir ve sevab kazan?rlar. Bu ciddî uhuvvetin tabiî neticesidir ki onlar birbirlerine her şeylerini feda eden, kardeşinin, maddî ve manevi menfaatini kendisine tercih eden, hata, kusur ve düşmanl?k karş?s?nda değil k?zmak lütuf ve şevkatle muamele eden âli-cenab bir ruha sâhipdirler. Risale-i Nurlar'? hiç okumam?ş birinin k?sa bir süre içerisinde bu nûrânî dairede enâniyetini ve gururunu eritip ?slâm dâvâs?na gönül vermesi de bu dostluğun sâyesindedir. Onlar her mü'min ve müslüman? kim olursa olsun hangi yolda giderse gitsin hattâ şahs?na düşmanl?k da beslese affeder ve severler. Çünkü onlar as?l, az?l? îmân ve ?slâmiyet düşmanlar?na karş? mücâhede ederler. Bediüzzaman'?n ifade ettiği gibi "Onlar muhabbet fedâisidir."
    Risale-i Nur Talebeleri bu hizmet başlayal? beri büyük s?k?nt?lara ve müşkilâtlara ma'ruz kalm?şlar, fakat bu onlar?n bir diğer hasletlerini de gün yüzüne ç?karm?şt?r: Sab?r, tahammül ve şükür. Said Nusi'nin bir risalede sayd?ğ? ve bu hizmetin lâz?m? dediği şevk-i mutlak ve şükr-ü mutlak Nur Talebeleri için bir hayat tarz?d?r. Onlar ne olursa olsun başlar?na gelen her belâ ve musîbet karş?s?nda hiç kimseyi suçlamadan kadere teslim olup Cenâb-? Allah'a tevekkül ve sab?r içinde şükrederler. Onlar belâ, musîbet ve hastal?klar? günahlar?na bir keffâret, nefislerine bir şevkatli sille, gafletten uyanmalar? için bir îkaz bilirler ve memnun olurlar. Hakîki kulluğun, sonsuz acz ve fakr?n? hissetmek olduğunu bilen kadir-şinaslar da Nur Talebelerinin sab?r ve şükür mesleğini tam takdir etmektedirler.
    ?nsan? mâneviyatta terakki ettiren en mühim s?fatlardan birisi sadâkattir. Bu nokta-i nazardan bakt?ğ?m?zda hakîki Nur Talebeleri s?dd?klar zümresine dâhildir. Onlar, her zamanda ve her zeminde hedef ve gâyelerini unutmadan dîn-i mübîn-i ?slâm'a nas?l hizmet edeceklerini düşünürler. Bütün hayat safhalar?nda Rablerinin hoşuna gitmeyecek her halden şiddetle kaç?n?rlar. Kur'ân-? Kerîm'e olan bağl?l?klar?n?n k?r?lmamas? için Cenâb-? Hakk'?n emir ve yasaklar?na harfiyen uyarlar. Biricik rehberleri olan Hz. Muhammed (A.S.V.)'?n peşinden ayr?lmamak için O'nun sünnetine s?ms?k? sar?l?rlar. Onlar devaml? okuduklar? ve kabul ettikleri Kur'ânî, müstakîm ve mu'tedil Risale-i Nur'a sâdakatsizlik etmekten ürperirler. Nur Talebeleri îman ve ?slâm hizmetinde kendilerine üstad kabul ettikleri Said Nursi'nin bizzat yaşad?ğ? ve Risale-i Nurlarla çizdiği hizmet düsturlar?ndan ayr?lmamay? prensip edinmişlerdir .Böylelikle sadâkat ve vefâ duygusu bir Nur Talebesinin kalbine silinmeyecek şekilde kaz?nm?şt?r ve bu yüzdendir ki Nur Talebelerinin dostluğundan ne bir zarar ne bir vefâs?zl?k gelir. Onlar?n dostluğu ebede giden bitmez ve tükenmez âhiret kardeşliğidir.
    Risale-i Nur Talebesini diğerlerinden ay?ran taraf mühim bir fark da ilimdir. Zaman?n?n en mühim âlimi Bediüzzaman'?n ifadesi şöyledir: "Bir sene bu risaleleri anlayarak ve kabul ederek okuyan bu zaman?n hakikatli bir âlimi olur." Okuyan ve anlayan her ?slâm âliminin tasdik ettiği gibi Risale-i Nur'dan süzülen Mârifetullah yani Allah'? bilmek ve O'nu isimleriyle, s?fatlar?yla tan?mak ilmini apaç?k, iknâ edici bir üslubla ve herkesin anlayabileceği bir tarzda izâh eden eşsiz eserlerdir. Risale-i Nurlar baştan aşağ?ya hususi bir Kur'an ilmini ve îman hikmetini terennüm eden mücevherat hazinesidir. ?şte bu sebeple kendi tas?n? Risale-i Nur'dan doldurmuş her Nur Talebesi Cenâb-? Hakk? esmâ ve evsâf? ile tan?r, kâinat kitab?n? mütâlaa eder, insan simâs?ndaki Nakkâş-? Ezelî'nin nak?şlar?n? görür ve Mârifetullah'?n semâs?nda seyerân eder. Bununla beraber bu mârifet seyyah? karş?laşt?ğ? bir dinsizi Risale-i Nur bürhanlar?yla bir saat zarf?nda iknâ eder ve îmâna getirir yâhut karş?s?ndaki münkir muannidse yani inatç?ysa ilzâm eder ve susturur, kaçacak hiç bir delik b?rakmaz.
    Nur Talebesi şevkat kahraman?d?r. O; kaybolmuş evlâd?n? arayan annenin samîmiyetiyle îmans?zl?k yang?n?nda yanan gençliğe sahib ç?kar. Çünkü O bilir ki bu delâlet ve sefâhet yolunun sonu ebedi bir hüsran ve hezîmettir. O tertemiz f?trata sahib her bir çocuğa Sâni-i Zülcemâlin k?ymetdar bir sanat hârikas? nazar?yla bakar. Bu antikan?n kaba demirciler çarş?s?nda zâyi olmamas? için bütün varl?ğ?n? seferber eder. Bir sanat?n sahibine olan intisâb?yla değer kazand?ğ?n? bilen Nur Talebesi her insan?n ancak yarat?c?s? olan Allah'a îman ve intisâb?yla büyük bir şeref ve k?ymet kazand?ğ?n? bilir. Îman ve ubûdiyet vâs?tas?yla herkesin bu şeref ve k?ymeti kazanmas? uğrunda cehenneme bile râz? olan Said Nursi engin şevkatini şöyle dile getiriyor: "Eğer Kur'ân'?m?z yeryüzünde cemaatsiz kal?rsa cenneti de istemem. Oras? da bana zindan olur. Milletimin îmân?n? selamette görürsem cehennemin alevleri içinde yanmaya râz?y?m, çünkü vücûdum yanarken gönlüm gül, gülistân olur."
    Netice olarak şunu ifade edelim ki bu hasletler ve vas?flar hakîkî ve hakîkatdâr Risale-i Nur Talebesinde bulunmakla beraber herkeste kâbiliyetine göre ve Risale-i Nur'a olan intisâb? nisbetinde bulunur. Şu da var ki hakîki Risale-i Nur Talebeleri bu sayd?ğ?m?z özelliklerin d?ş?nda Kur'an ahlâk?ndan tereşşuh eden daha zikretmediğimiz birçok güzel haslete sahipdir ve hârika seciyeyle müzeyyendir.
    Konu MuhammedSaid tarafından (29.05.07 Saat 23:13 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Pürheves yagmur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    211

    Standart

    Bir Nûr Talebesi ma'nen hidâyetin mâtiyyesi, taş?y?c?s?d?r ve zerrât-? kâinât kadar mesuldür. Çünkü bu hakikatleri biliyor. Mâdem talebedir, alâ külli hal imtihân olacak. Hazret-i Ömer (R.A.) Cennetle müjdelendiği halde endişeli. Hiç kimse sigortal? değil. Elek eliyor, evet belki Nûr Talebesi olduk ama, ona lây?k olmak, bunu devâm ettirmek çok daha önemli... Allah (C.C.) bize vereceğini vermiş, Bize düşen, Risâle-i Nûr'a sahip ç?kmak ve lây?k olmakt?r.
    Konu MuhammedSaid tarafından (29.05.07 Saat 23:13 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    Ehil Üye aşur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.446

    Standart

    Allah , nurlara talebe yapmakla bize en büyük nimetini bahşetmiştir. Hal-i aleme bakınca bunun ne kadar önemli bir hususiyet olduğunu daha iyi anlarız. O zaman bu büyük nimetin şükrünü eda etmek zorundayız. Buda çok çalışmak, nurlara layık olmak ve nurları muhtaç insanlara ulaştırmaktır. Bunları yapmazsak kesinlikle mesul oluruz. Ve belki de hesab veremeyiz.

  4. #4
    Pürheves yagmur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    211

    Standart

    Nûr Talebelerinden üçü s?rr-? ihlâsla bir araya gelse Risâle-i Nûr'un şahs-? manevîsi orada tezâhür eder. Bizim hizmetimizde kemiyetin ehemmiyeti yoktur; keyfiyet önemlidir. Öyle Nûr Talebesi var ki; kendisi bile kendini bilmez, fakat Risâle-i Nûr'un manevî kayyûmudur. (Kendini bilmek istemeyen Tâhiri Ağabeyi düşün)
    Konu MuhammedSaid tarafından (29.05.07 Saat 23:14 ) değiştirilmiştir.

  5. #5
    Pürheves yagmur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    211

    Standart

    Bir Nûr Talebesinin şahsî kusurlar? olabilir, bu onun şahs?n? ilgilendirir ve affa mazhâr olabilir. Bundan daha dehşetlisi şahs-? manevîye karş? olan kusurudur ki, bu cinâyet-i azimedir. Cenâb-? Hak, bu tür kusurlardan bizleri muhâfaza etsin. Âmin...
    Konu MuhammedSaid tarafından (29.05.07 Saat 23:14 ) değiştirilmiştir.

  6. #6
    Pürheves yagmur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    211

    Standart

    Bir Nûr Talebesinin çabas?nda şefkat, makas?nda, sözünde hikmet bulunacak, g?dâs? ve çerâğ? hakâik, meş'alesi hakikat, güneşi ise hilm ve mülâyemet olacak. Böylece avâm-? nâs?n îmân?n? kurtarma vazifesini şefkatkârâne yüklenecek ve Risâle-i Nûr'la ilgili herşeye yâni, eserlere, dershânelere ve kardeşlere, misâfirlere sâhip ç?kacak
    Konu MuhammedSaid tarafından (29.05.07 Saat 23:14 ) değiştirilmiştir.

  7. #7
    Pürheves yagmur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    211

    Standart

    Bir Nûr Talebesi nefsini, kabza-i kahr?na almad?kça, tebliğâtta müessir olamaz. Tenvir edenin nûrâni olmas? lâz?md?r. Nûr, zulmeti mekân ittihâz etmez.
    Konu MuhammedSaid tarafından (29.05.07 Saat 23:15 ) değiştirilmiştir.

  8. #8
    Ehil Üye Seha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Mesajlar
    1.626

    Standart

    Kainat Allah'?n binbir Esmas?n?n nak?şlar?d?r,Cemalinin ve Celalinin tezahürleridir. Allah kainat? yaratt?; kainat? pek çok zişuur ,zevil idarak zihayat?n meskeni yapt?. Tüm yaratl?m?şlar?n içinde en seçkini insan yapt?. Nas?l kainat? binbir Esmas?n?n nak?şlar? ile dokudu, Cemali ve Celali isimlerinin memeri, geçiş yeri yapt?, ayenen öylede kainata denk tututğu arz? dahi binbir Esmas? ile dokudu. ?çini de kainata eş değer tutulmuş insan?n hayat?n? sürdürebileceği bir şekilde döşedi. ?nsan ise Allah'?n bütün Esma ve s?fatlar?n?n tecelligah? ve tezahürü olarak yaratt?. Tüm mahlukattan üstün tuttu.

    Yani kainatta ne var hepsi insan da vard?r. Diziliş ve nizamdan, şekil ve oranlara var?ncaya kadar insan kainat?n küçültülmüş örneği oldu.

    Her şeyin bir azami mertebesi vard?r. Nas?l ki Allah'?n ism-i azam? var, tüm mahlukat?n dahi her meselede ulaşabileceği bir azami mertebesi vard?r.

    Böylece Allah'?n esmas?ndaki azamet anlaş?l?r oldu. Zira s?n?r s?n?rs?zl?ğ? akla yaklaşt?r?l?r.



    Madem Allah insan? kainata eşdeğer göstermiş, madem kainatta her şey insan?n emrine musahhar k?l?nm?ş, madem insan eşeref-i mahlukat seçilmiş ,madem her şeyin bir azami mertebesi var,o zaman denilebilir ki ?nsanl?ğ?n en eşrefi Muhammed-i Arabi(a.s.m) dir. O zaman denilebilir ki Kainat?n yarat?lma sebebi O Zat(a.sm)'? görmek ve göstermek içindir. Zira O Zat(a.s.m) bütün kainat?n fihristesi hükmündeki insan?n en eşreflisidir. Madem kainat Allah'?n esmas?n nak?şlar?n?, Cemalini ve Celalini görmek ve göstermek için yarat?lm?ş. Madem bunun en güzel numunesi ?nsand?r. ?nsan?n içinde ise en harika olan Muhammed-i Arabi'dir. O zaman denilebilir ki Allah'?n kainat? yaratma gayelerinin en azamisi olan kendi Esmas?n? görmek ve göstermek işini en iyi icra eden O Zat(a.s.m) dir. Bu yüzden denmiş ve denilebilir ki Allah kainat? o olmasa idi yaratmazd?. Hem O Zat(a.s.m)'?n ahlak?n?n,yüksek karakterinin tezahürü olan ve ümmetinin en seçkinleri olan, onun yetiştirdiği Sahabeler için yaratm?şt?r. Hem o Zatlar?n silsile yolu ile yetiştirdiği zatlar?n en ekmeli olan ve kainat?n en azami fitnesi olan Deccal fitnesine karş? koymalar?n? ve karş? koyan Mehdi ve Talebelerini göstermek için yaratt? ve hakeza.
    Muhabbetle
    Konu MuhammedSaid tarafından (29.05.07 Saat 23:15 ) değiştirilmiştir.

  9. #9
    Ehil Üye Seha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Mesajlar
    1.626

    Standart

    Dün tevafuk bu yaz?y? okudum. Benim yazd?klar?m? desteklyor. Hoşuma gitti.

    Zât-? Vâcibü'l-Vücudun hadsiz cemal ve kemâli vard?r. Çünkü, bütün kâinat?n aksâm?na ink?sam etmiş olan cemal ve kemâlin bütün envâ?, Onun cemal ve kemâlinin emâreleri, işaretleri, âyetleridir. ?şte, herhalde, cemal ve kemal sahibi bilbedâhe cemal ve kemâlini sevmesi gibi, Zât-? Zülcelâl dahi cemâlini pek çok sever. Hem kendine lây?k bir muhabbetle sever. Hem cemâlinin şuâât? olan esmâs?n? dahi sever. Madem esmâs?n? sever; elbette esmâs?n?n cemâlini gösteren san'at?n? sever. Öyleyse, cemal ve kemâline ayna olan masnuat?n? dahi sever. Madem cemal ve kemâlini göstereni sever; elbette cemal ve kemâl-i esmâs?na işaret eden mahlûkat?n?n mehâsinini sever. Bu beş nevi muhabbete, Kur'ân-? Hakîm, âyât?yla işaret ediyor.
    ?şte, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, madem masnuat içinde en mükemmel ferttir ve mahlûkat içinde en mümtaz şahsiyettir.
    Hem san'at-? ?lâhiyeyi bir velvele-i zikir ve tesbihle teşhir ediyor ve istihsan ediyor.
    Hem esmâ-i ?lâhiyedeki cemal ve kemal hazinelerini lisan-? Kur'ân ile açm?şt?r.
    Hem kâinat?n âyât-? tekviniyesinin, Sâniinin kemâline delâletlerini parlak ve kati bir surette lisan-? Kur'ân'la beyan ediyor.
    Hem küllî ubudiyetiyle rububiyet-i ?lâhiyeye aynadarl?k ediyor.
    Hem mahiyetinin câmiiyetiyle bütün esmâ-i ?lâhiyeye bir mazhar-? etemm olmuştur.
    Elbette bunun için denilebilir ki, Cemîl-i Zülcelâl, kendi cemâlini sevmesiyle, o cemâlin en mükemmel âyine-i zîşuuru olan Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm? sever.
    Hem kendi esmâs?n? sevmesiyle, o esmân?n en parlak aynas? olan Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm? sever ve Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâma benzeyenleri dahi derecelerine göre sever.
    Hem san'at?n? sevdiği için, elbette Onun san'at?n? en yüksek bir sadâ ile bütün kâinatta neşreden ve semâvât?n kulağ?n? ç?nlatan, ber ve bahri cezbeye getiren bir velvele-i zikir ve tesbihle ilân eden Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm? sever ve ona ittibâ edenleri de sever.
    Hem masnuat?n? sevdiği için, o masnuat?n en mükemmeli olan zîhayat? ve zîhayat?n en mükemmeli olan zîşuuru ve zîşuurun en efdali olan insanlar? ve insanlar?n bil'ittifak en mükemmeli olan Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm? elbette daha ziyade sever.
    Hem kendi mahlûkat?n?n mehâsin-i ahlâkiyelerini sevdiği için, mehâsin-i ahlâkiyede bil'ittifak en yüksek mertebede bulunan Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm? sever ve derecâta göre ona benzeyenleri dahi sever

    24. Mektubun ?kinci Zeyli
    Baki Selam
    Konu MuhammedSaid tarafından (29.05.07 Saat 23:15 ) değiştirilmiştir.

  10. #10
    Pürheves yagmur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    211

    Standart

    Alıntı insirah Nickli Üyeden Alıntı
    Ben de üç gün öncesi bu yaz?y? okumuştum seha abi

    Şuan mektubat'? takip ediyorum ve çok hoş tevafuklarla karş?laş?yorum
    .Dün akşam da bunu düşünürken ,tevafuk meselesini,mektubatta takip ettiğim yerde de ''Tevafuk'' ile alakal? yaz?lar ç?kt?..

    Bu Rabbimin ve Nurun fazl?ndand?r elhm...
    Alıntı Muhammed Nickli Üyeden Alıntı
    Paylaş?m?n için teşekkürler
    Bir Nûr Talebesinin idrâk? ve hâli Nûrcu olacağ? gibi mizâc? da Nûrcu olmal?d?r. Mizâc? nûrcu olunca, o zaman s?rr-? ihlâsa vâs?l olur. Mizâca Risâle-i Nûr müessir olursa, o vakit mizâc? Risâle-i Nûrda esir olur. Gâyemiz olan makâm-? r?zâya vusûl ise, mizâc?n? da Risâle-i Nûrda eritmekle olur. Evet, bir buz parças? gibi olan enâniyetimizi tatl? ve büyük bir havuzda eriteceğiz.
    Konu MuhammedSaid tarafından (29.05.07 Saat 23:16 ) değiştirilmiştir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. tarikat ile risale-i nur talebeliği bir arada yürütülebilir mi?
    By sözler63 in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 72
    Son Mesaj: 28.01.14, 21:06
  2. Neden Risale-i Nur Talebeliği?
    By faruk_ in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 08.01.10, 12:57
  3. Risale-i Nur Talebeliği
    By asr-ı saadet in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 88
    Son Mesaj: 09.10.09, 19:47
  4. Risale-i Nur Talebeliği
    By vaktihicran in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 06.08.08, 18:20
  5. Nedir Risale-i Nur Talebeliği?
    By muhakematçı in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 17.07.08, 20:32

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0