+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2
Like Tree1Beğeni
  • 1 tarafından fakrime

Konu: Kitaplarımız; Herşeyimiz. Aklımız, fikrimiz, hayatımız.

  1. #1
    Gayyur fakrime - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2012
    Mesajlar
    93

    Standart Kitaplarımız; Herşeyimiz. Aklımız, fikrimiz, hayatımız.

    • [h=3]Yazılan Sözler tasavvur Değil Tasdiktir [/h]
    “Yazılan Sözler tasavvur değil tasdiktir”. Yâni zihinde evvelen tasarlanmış hakâiki Kur’âniyeden olduğu için doğruluğu kabûl ve tasdik edilmiştir.
    “Teslim değil îmândır.” Yâni, (yalnız) itaat etmek değil, kalben tasdik ve bilfiil inandığı gibi harekettir.
    “Ma’rifet değil şehâdettir.” Yâni, cüz’i inanmak değil, yakîn îmân demek olan şehâdettir.
    “Taklid değil tahkiktir.” Yâni, benzemek değil, doğru olduğunu ,ne olduğunu meydana çıkarmaktır.
    “İltizâm değil iz’andır.” Yâni, taraf olmak, taraftarlık değil, hak olduğunu akla ve kalbe kabûl ettirmektir.
    “Tasavvuf değil hakikattır.” Yâni, kalbin ve aklın hatta bütün letaiflerin anlaması,idrak etmssi ile hakikatları delilleri ile bilmek ve bildirmek, îmânı taklidden kurtarıp tahkike yetiştirmektir.
    “Da’vâ değil, da’vâ içinde bürhândır.” Yâni, bir fikri ileri sürmek değil, o fikrin içindeki da’vâyı isbâta vâsıta olan bürhândır, delildir.
    nurumsun32 bunu beğendi.

  2. #2
    Gayyur fakrime - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2012
    Mesajlar
    93

    Standart

    B.Mesnevi 236
    [h=2]İFADE-İ MERAM[/h]بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    Ey benim şu sekiz aded(*) Arabî risalelerime nazar eden zevat! Bili*niz ki, yazdığım şu eserleri, evvelâ ve yalnız kendi nefsim için yaz*mıştım. Sonra düşündüm; Bu ni’mete bir şükür lâ*zımdır; onun şükrü ise, bunları neşretmektir.. Ola ki, bazı in*sanlar, onlardan men*faat göreler. Sonra tekraren bu risaleleri gözden geçirdim. İçlerinde bir sırrın varlığını hissettim. Epey zaman düşündüm, izharında tereddüd ettim. Fakat şimdi o sırrı izhar etmeye kalbimde bir saik hissediyorum. İşte o sır budur: Görüyorum ki, o risalelerin mes’eleleri arş-ı Rahman olan âyât-ı Furkaniye’den tedelli etmiş nu*ranî zenbil ve asan*sörlere çıkmaya birer vesile ve merdivenlerdir.
    Evet, o risalelerin içindeki meselelerden hiç birisi yoktur ki, Fur*kan-ı Hakîm’in bir âyetinin kadem-i manevîsine başı temas etmiş olmasın! Her ne kadar o risalelerdeki meseleler, hîn-i tahsilde bana şuhudî ve hadsî ve zevkî bir tarzda hasıl olmuş*larsa da, fakat zevil-ebsar olan bir kısım ehl-i hakikatın gözle*rini kapadıkları cünun sah*rasına; aklım beraber olduğu halde, gözlerim açık olarak oraya girdi*ğim için; aklım, kendi âdet-i daimesi üzere kalbimin gördüklerini kendi mikyasları içinde sarıyor ve ölçüleriyle ölçüyor ve bürhanlarına yapışıyordu. İşte bu cihetten bu risalelerin bütün me*saili âdeta bürhanî istidlaliyât hükmündedirler. Öyle ise, fikir ve ilim cihetin*den dalâlete düşenler, onlardan istifade ederde, efkâr-ı felsefiyenin ayak kaydırmasından kendini kurtarmaları mümkindir. Hattâ belki yine mümkindir ki; bu risaleleri tehzib, tanzim ve izah ile, bu zama*nın fikrî dalâletlerinin reddi için, en kuvvetli ve resanetli yeni bir akaid-i imaniye ve taze bir ilm-i Kelâm kita*bını istihrac et*sin. Belki yine mümkindir ki, aklı kalbiyle ihti*lat peyda etmiş, yahut kalbi; afak-ı kesrette teşettüte uğrayıp dağılmış olan aklına iltihak etmiş olanlar için, bu risalelerden, Kur’an-ı Kerim’in taht-ı irşadında de*miryolu gibi sağlam, emin bir yol istinbat edip onda yürüsün.
    Öyle mi? Evet!.. Çünkü, şu risalelerimde olan bütün mehasin ve kemalât, yalnız Kur’anın feyzinden mülhemdirler. Velillahilhamd, bu yolda Kur’an-ı Hakîm, bana tam bir mürşid ve bir üstad olmuştur. Evet kim ki, Kur’ana (hâlisane ve sâdı*kane) temessük eder yapışırsa, en sağlam ve en kopmaz bir zincire yapışmış olur.


    (*) O sekiz risaleler bunlardır: Katre ve Zeyli, Zerre, Şemme, Habbe ve Zeyli, Habab ve Zeyli ve onlara iltihak etmiş Nokta ve Şuaat ve Lemaat ve sairedir.
    –Müellif–
    B.Mesnevi 236
    [h=2]İFADE-İ MERAM[/h]بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    Ey benim şu sekiz aded(*) Arabî risalelerime nazar eden zevat! Bili*niz ki, yazdığım şu eserleri, evvelâ ve yalnız kendi nefsim için yaz*mıştım. Sonra düşündüm; Bu ni’mete bir şükür lâ*zımdır; onun şükrü ise, bunları neşretmektir.. Ola ki, bazı in*sanlar, onlardan men*faat göreler. Sonra tekraren bu risaleleri gözden geçirdim. İçlerinde bir sırrın varlığını hissettim. Epey zaman düşündüm, izharında tereddüd ettim. Fakat şimdi o sırrı izhar etmeye kalbimde bir saik hissediyorum. İşte o sır budur: Görüyorum ki, o risalelerin mes’eleleri arş-ı Rahman olan âyât-ı Furkaniye’den tedelli etmiş nu*ranî zenbil ve asan*sörlere çıkmaya birer vesile ve merdivenlerdir.
    Evet, o risalelerin içindeki meselelerden hiç birisi yoktur ki, Fur*kan-ı Hakîm’in bir âyetinin kadem-i manevîsine başı temas etmiş olmasın! Her ne kadar o risalelerdeki meseleler, hîn-i tahsilde bana şuhudî ve hadsî ve zevkî bir tarzda hasıl olmuş*larsa da, fakat zevil-ebsar olan bir kısım ehl-i hakikatın gözle*rini kapadıkları cünun sah*rasına; aklım beraber olduğu halde, gözlerim açık olarak oraya girdi*ğim için; aklım, kendi âdet-i daimesi üzere kalbimin gördüklerini kendi mikyasları içinde sarıyor ve ölçüleriyle ölçüyor ve bürhanlarına yapışıyordu. İşte bu cihetten bu risalelerin bütün me*saili âdeta bürhanî istidlaliyât hükmündedirler. Öyle ise, fikir ve ilim cihetin*den dalâlete düşenler, onlardan istifade ederde, efkâr-ı felsefiyenin ayak kaydırmasından kendini kurtarmaları mümkindir. Hattâ belki yine mümkindir ki; bu risaleleri tehzib, tanzim ve izah ile, bu zama*nın fikrî dalâletlerinin reddi için, en kuvvetli ve resanetli yeni bir akaid-i imaniye ve taze bir ilm-i Kelâm kita*bını istihrac et*sin. Belki yine mümkindir ki, aklı kalbiyle ihti*lat peyda etmiş, yahut kalbi; afak-ı kesrette teşettüte uğrayıp dağılmış olan aklına iltihak etmiş olanlar için, bu risalelerden, Kur’an-ı Kerim’in taht-ı irşadında de*miryolu gibi sağlam, emin bir yol istinbat edip onda yürüsün.
    Öyle mi? Evet!.. Çünkü, şu risalelerimde olan bütün mehasin ve kemalât, yalnız Kur’anın feyzinden mülhemdirler. Velillahilhamd, bu yolda Kur’an-ı Hakîm, bana tam bir mürşid ve bir üstad olmuştur. Evet kim ki, Kur’ana (hâlisane ve sâdı*kane) temessük eder yapışırsa, en sağlam ve en kopmaz bir zincire yapışmış olur.


    (*) O sekiz risaleler bunlardır: Katre ve Zeyli, Zerre, Şemme, Habbe ve Zeyli, Habab ve Zeyli ve onlara iltihak etmiş Nokta ve Şuaat ve Lemaat ve sairedir.
    –Müellif–

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. 'Tükürük Hayatımız İçin Çok Önemlidir'
    By ıslak seccadem in forum Sağlık
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 02.08.11, 15:39
  2. Ya Geriye Sarsaydı Hayatımız?
    By Tılsım in forum Edebiyat
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 21.04.08, 15:37
  3. Aklımız Başımızda mı?
    By hasandemir in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.01.08, 12:22
  4. Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 28.07.07, 22:16

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0