+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6
Like Tree1Beğeni
  • 1 tarafından hicap

Konu: Nûr Talebelerinin Vasıfları

  1. #1
    Ehil Üye hicap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    1.035

    Standart Nûr Talebelerinin Vasıfları


    NUR TABELELERİNİN VASIFLARI

    * İhlâs kàideleriyle hareket ederler. Çünkü “vasıta-i halâs ve vesîle-i necatın ancak ihlâs ile olacağını bilirler.”

    * İktisadı esas tutarlar. Çünkü “kanaat eden iktisat eder, iktisat eden bereket bulur” hakîkatine uyarlar.

    * Tamah göstermezler. “Hırs ve tamah yerine "Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan 'tır."( Zâriyât Sûresi, 51:58.) âyet-i celilesi delâletiyle Kur'ân'a, kütüb-ü İlâhiyeye imânları tamdır.”Ayrıca;” Hırs ve tamah, za'f-ı fakr noktasında teveccüh-ü nâsı celbine medar riyâkârâne vaziyet almaya sevk ediyor.” hakîkatini de bilirler.

    * Riyâdan sakınırlar. Çünkü riyânın bir tasannu, gösteriş, hayrı şer edeceğini ve gizli şirk olduğunu bilirler.

    * Tasannua girmezler. Çünkü “Dalkavukluk ve tasannunun, alçakça bir yalancılık.” olduğunu bilirler.

    * İnsanların hürmet ve ikramlarını arzu etmezler. Çünkü bu zamanda verilen hürmet ve ikramların çok pahalı olduğunu bilirler. Hem Üstadlarının;” Biz, insanların hürmet ve ihtiramından ve şahsımıza ait hüsn-ü zan ve ikram ve tahsinlerinden mesleğimiz itibarıyla cidden kaçıyoruz.” dersini bilirler ve tatbik ederler.

    * Şan şöhret peşinde koşmazlar. “Hususan acip bir riyakârlık olan şöhretperestlik ve câzibedar bir hodfuruşluk olan tarihlere şâşaalı geçmek ve insanlara iyi görünmek ise, Nurun bir esası ve mesleği olan ihlâsa zıt ve münafi” olduğunu bilirler. Üstadları gibi,”Onu arzulamak değil, bilâkis şahsımız itibarıyla ondan ürküyoruz “derler.

    * Enâniyeti büyük tehlikelerden biri olarak bilirler. Çünkü bu asrın enâniyet asrı olduğunu bilirler ve ondan yılandan, akrepten kaçar gibi kaçarlar.

    * Tevâzu ve mahviyet sahibidirler. Meslekleri gereği ehl-i imâna karşı tevâzu ve mahviyet gösterirler. Ancak;” Evet, bu zamanda dinsizlik hesabına, benlikleri firavunlaşmış derecede ve imâna ve Risâle-i Nûr'a hücumları zamanında onlara karşı tedafü vaziyetimizde tevazu ve mahviyet göstermek büyük bir cinayet ve hıyanettir. Ve o tevazu, tezellül hükmünde bir ahlâk-ı rezile olur.” şecaatine de azami olarak dikkat ederler.

    * Dine hizmet ettim diye gururlanmazlar. Çünkü “Sen, ey riyakâr nefsim! "Dine hizmet ettim" diye gururlanma.” Muhakkak ki , bu dini fâcir adamla da teyid ve takviye eder." (Buhari, Cihad: 182,) hadisindeki emri bilir ve gurura girmekten korkarlar.

    * Tezellüle girmeden hizmet ederler. “Kur'ân'ın tilmizi ise, mütevâzi, heyyin, yani âsan ve leyyin, yani yumuşaktır. Fakat, Fâtırının gayrına, daire-i izni haricinde tezellüle tenezzül etmez.” Ve “Asıl mü'min hakkıyla hürdür. Sâni-i Âleme abd ve hizmetkâr olan, halka tezellüle tenezzül etmemek gerektir.” prensiplerine sadakatle bağlıdır.

    * Uhuvvetkârâne tesanüt eder ve kardeşlerini tenkit etmezler. Üstadın “Sakın birbirinize tenkit kapısını açmayınız. Tenkit edilecek şeyler kardeşlerinizden hariç dairelerde çok var.” düsturuna uyarlar

    * Tesanüdü en önemli bağ bilir ve muhafaza etmeye çalışırlar. Ancak;” "Lâkin ittihad, cehl ile olmaz. İttihad, imtizac-ı efkârdır. İmtizâc-ı efkâr, mârifetin şua-ı elektrikiyle olur.” düsturu ile cehaletin kalkmasına ve ittihadın sağlanmasına azami gayret ederler.

    * Birbirlerine ihlâsla muhabbet beslerler. İhlâsı kazanmanın çok mühim olduğunu ve bir zerre ihlâslı amelin batmanlarla halis olmayana tercih edileceğini bilirler. İhlâsı kazanmak için sadece rızası için çalışılacağını ve emr-i İlâhi ile hareket edip neticesinin ise rıza-i Hak olduğuna inanırlar.

    * İmân hizmetinde korku duygusu taşımazlar. Üstadın” Hem gizli düşmanlar bu zayıf damarımızdan istifadeye çalışmışlar ve çalışıyorlar. Nasıl ki korku ve tamah ve şan ve şeref cihetinde çalışıyorlar. Çünkü insanın en zayıf damarı olan “korku" cihetinde bir halt edemediler, idamlarına beş para vermediğimizi anladılar.”sözlerini kendilerine rehber ederler.

    TAİF' TE TAŞLANMAK;MEDİNE'DE AÇ KALMAK; UHUD'DA YARALANMAKDA SÜNNET...


  2. #2
    Ehil Üye hicap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    1.035

    Standart

    * İnsanî zaafların imân hizmetine mâni olmasına fırsat vermezler. Bu cihetle hastalık damarından gelen zaruretten, derd-i maîşet cihetinden gelen gerekçelerden, şanüşeref noktasından asırlara nam salma hastalığından ve mânevî makamlara sahip olma arzularından ve zaaflarından imâna hizmet için kaçınırlar.

    * Risâle-i Nûr'a perde olmaktan âzami olarak kaçınırlar. Risâle-i Nûrların Kur’ân’ın malı olduğunu, kendilerinin sadece o Nûrun kusurlu bir hâdimi ve dellâlı olduklarını bilirler.

    * Kendi nefsini ittiham edip, kardeşlerine taraftar olurlar. Hakperestlik ve insaf düsturuna riâyet ederek, hak muhalifin elinde de olsa ona taraftar olurlar ve kendi haklı da çıksa ondan hoşlanmaz ve sevinmezler. Hakkın hatırı için nefsin hatırını kırarlar.

    * Kendileri haklı da olsa, kardeşlerini tenkit etmezler. İnsanın hatadan halî olamayacağını, tevbe kapısının açık olduğunu, nefis ve şeytanın onları kardeşlerine karşı itiraza haklı da olsa sevk etmesine fırsat vermezler. Böyle bir durumda,” Biz, değil böyle cüz'î hukukumuzu, belki hayatımızı ve haysiyetimizi ve dünyevî saadetimizi Risâle-i Nûr'un en kuvvetli rabıtası olan tesanüde feda etmeye mükellefiz.” derler ve nefislerini sustururlar.

    * Birbirine gücenmez ve küsmezler. Hem birbirlerine gücenme, küsme ve tenkit etmekten ehl-i nifakın istifâde edeceğini bilirler ve büyük zarar olacağı için bu cihetten zaaf göstermezler.

    * Birbirine tarafgirane bakmazlar. Aralarındaki hakîkî ve uhrevî kardeşliği, gücenme ve tarafgirliğin kaldırmayacağını bilirler. Kardeşleri için ruhlarını feda edebilecek bir imâna sahiptirler.

    * Birbirinin kusuruna bakmazlar ve affedici davranırlar. Risâle-i Nûrun hatırı için aralarındaki tefâni sırrı, birbirini tenkit etmemek, kusurunu affetmek düsturu ile hareket ederler.

    * Birbirinin kusurunu örtmeye çalışırlar. Kendilerindeki ihlâs ve sadakat ve metanetin şimdiki ağır sıkıntılarda birbirinin kusuruna bakmamaya ve setretmeye kâfi bir sebep olduğunu ve Risâle-i Nûr zinciriyle kuvvetli uhuvvetin büyük bir hasene olduğunu bilirler.

    * Kendi kusurunu görmeye çalışırlar. Bu zamanda tevâzu, mahviyet ve terk-i enâniyetin ehl-i hakîkate lâzım ve elzem olduğunu bilirler ve daima kusurunu görmek ve nefsini itham etmek gerektiği gerçeğine göre hareket ederler.

    TAİF' TE TAŞLANMAK;MEDİNE'DE AÇ KALMAK; UHUD'DA YARALANMAKDA SÜNNET...


  3. #3
    Ehil Üye hicap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    1.035

    Standart

    * Birbirine su-i zan etmezler. Gözleri ile görseler dahi kardeşleri aleyhinde su-i zan yapmazlar ve perdeyi yırtmazlar. Fenalığa karşı iyilikle mukabele ederler.

    * Birbiriyle münâkaşa etmezler. Münâkaşadan casus kulakların istifâde edeceğini bilirler. Üstadlarının “Sakın sakın münâkaşa etmeyiniz” tavsiyesine ve “Haklı olsa, haksız olsa, münâkaşa eden haksızdır” prensibine uyarlar.

    * Birbirine güvenir ve yardım ederler. Çünkü, avam olan ehl-i imâna, dalâlet cereyanlarına karşı yılmaz, çekilmez, bozulmaz, aldatmaz bir şahs-ı mânevî olarak kuvve-i mânevîye olurlar.

    * Birbirlerine minnettarlık duyma yerine, duâ ve tebrik ederler. Nimetin kendilerine ulaşmasında iktiran sırrını bilirler ve en evvel ben muhtaçtım onun için önce bana ihsan edildi derler ve minnettarlık yerinde birbirlerini tebrik ve duâ ederler.

    * Cemaat içinde şahsî cesaretini kullanmazlar. Mesleklerinde ihlâs-ı tammeden sonra en büyük esasın sebat ve metânet olduğunu bilirler. Bu nedenle Risâle-i Nûr dairesine girenler, şahsi cesaretlerini kullanmazlar. Şahsi cesaretin cam parçası hükmünde değersiz olduğunu anlarlar ve buna bedel hakîkatperestlik sıddıkıyetindeki fedakârlık elmasına çevirmeye çalışırlar.

    * Birbirini enâniyet ve sadakatsizlikle ittiham etmezler. Nefs-i emarenin kıyas-ı binnefs cihetinde, su-i zan noktasından kendilerini aldatmasına fırsat vermezler. Risâle-i Nûr terbiye etmiyor diye şüphelenmezler. Maddî ve mânevî makamlara tâlip olmazlar.

    * Birbirine tesellici ve numune-i imtisal olurlar. Hastalıkta, musibette, maddî ve mânevî sıkıntılarda tesellici olurlar. Başa ne gelirse gelsin hoş görmeye çalışırlar ve sabrederler. Birbirlerini şefkatli bir kardeş ve ders müzâkeresinde zeki bir muhatap kabul ederler. Güzel seciyelerde birbirlerine in’ikas eden bir ayine olmaya çalışırlar.

    * Birbirinin kuvve-i maneviyesini takviye ederler. Bu zamanda en elzem işin, telaş etmemek ve meyus olmamak ve birbirinin kuvve-i mânevîyesini takviye etmek ve korkutmadan tevekkülle musibetleri karşılamaya çalışırlar.

    * Risâle-i Nûrlara sadakat, sebat ve metanetle bağlanırlar. Çünkü bu sadakat, sebat ve metanetin kendilerine çok büyük kâr ve kazanç sağlayacağını bilirler. Bu büyük kâr ve kazancın çok kıymetli bir fiyat olduğunu bilir ve bu fiyata mukabil Üstadlarının kendilerinden tam ve halis bir sadâkat ve daimi ve sarsılmaz bir sebat istediğini de bilirler.

    TAİF' TE TAŞLANMAK;MEDİNE'DE AÇ KALMAK; UHUD'DA YARALANMAKDA SÜNNET...


  4. #4
    Ehil Üye hicap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    1.035

    Standart

    *İhlâsla hizmetin neticelerine kanaat gösterirler. Mesleklerinin kanaat, daima şükür ve metanet ve sebat olduğunu inanırlar; ihlâs dairesinde hizmetlerinin neticelerine ve semeratına karşı kanaatle mükellef olduklarını bilirler.

    * Vazîfegüzarlığa kalkmaz; tembelliğe düşmezler. Ehl-i dalaletin kendilerindeki tembellik, tenperverlik ve vazîfedarlık damarlarından istifade edeceğini bilirler. İşimize sekte vurmak ve hizmetimize fütur vermek için çalışanların desiselerine karşı vazîfelerinin kudsiye, hizmetlerinin uviye, bir saatlerinin bir gün ibadet yerine geçecek kıymette olduğunu bilirler ve bunu kaçırmamaya çalışırlar.

    * Keramet ve keşfiyat aramazlar. ’mal-i uhreviye ile dünyevî maksatların aranmayacağını, zevkler ve keşfiyatların aranmasının ihlâsı bozacağını bilirler. Dünyada muvakkat zevkler ve kerametlerin tam nefsini öldürmeyen insanlara bir maksat olacağını ve uhrevi ameline bir maksat teşkil edip böylece ihlâsın kırılacağını bilirler.

    * İman hizmetini her şeyin üstünde tutarlar. Hatta kendilerine hizmet-i imâniyede kutbiyet de verilse sırr-ı ihlâs için hizmetkârlığı tercih ederler. Sadece rızası için halisen, muhlisen çalışırlar,”Vazîfemiz hizmettir, o yeter” derler.

    * Dünyanın ücret yeri değil, hizmet yeri olduğunu bilirler. ’mal-i salihanın ücretinin ve nurlarının berzahta ve ahirette olduğunu bilirler. Bu dünya için onları istemezler ve ihlâsı kırmazlar. O meyvelerin istenilmeyeceğini, onlara niyet edilmeyeceğini; istenilmeden verilse teşvik için verildiğini düşünürler ve şükrederler.

    * Dünya rahatına ehemmiyet vermez ve onu istemezler. Mecazi nefs-i emmare ve kör hissiyatın hizmetten kaçarak rahata düşkün olduğunu bilirler. Ancak nefse, hizmet vaktinde iş vererek dünya rahatında ona iş vermezler. Üstad ve ağabeylerinin hem malını, hem istirahatını, hem dünya zevklerini, hem lüzum olsa hayatını Nurun hizmetine feda ettiğini okurlar. Böylece Üstadları gibi,”Sen ey nefsim, neden fedakârlıkta en geride kalmak istersin?” derler.

    * Diğer dindarlarla münakaşaya girmezler. Çünkü Üstadın“Kardeşlerim, çok dikkat ve ihtiyat ediniz. Sakın, sakın hocalarla münakaşa etmeyiniz. Mümkün olduğu kadar musalâhakârane davranınız.” tavsiyesine uyarlar. Dindarlarla yapılan münakaşalardan ehl-i ilhadın istifade edeceğini ve bize büyük zarar vereceğini bilirler.
    _ŞuA_ bunu beğendi.

    TAİF' TE TAŞLANMAK;MEDİNE'DE AÇ KALMAK; UHUD'DA YARALANMAKDA SÜNNET...


  5. #5
    Ehil Üye _ŞuA_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    A'raf
    Yaş
    28
    Mesajlar
    1.430

    Standart

    * Riyâdan sakınırlar. Çünkü riyânın bir tasannu, gösteriş, hayrı şer edeceğini ve gizli şirk olduğunu bilirler.

    * Tasannua girmezler. Çünkü “Dalkavukluk ve tasannunun, alçakça bir yalancılık.” olduğunu bilirler.

    *Uhuvvetkârâne tesanüt eder ve kardeşlerini tenkit etmezler.

    * Birbirine su-i zan etmezler. Gözleri ile görseler dahi kardeşleri aleyhinde su-i zan yapmazlar ve perdeyi yırtmazlar. Fenalığa karşı iyilikle mukabele ederler.

    * Birbiriyle münâkaşa etmezler. Münâkaşadan casus kulakların istifâde edeceğini bilirler. Üstadlarının “Sakın sakın münâkaşa etmeyiniz” tavsiyesine ve “Haklı olsa, haksız olsa, münâkaşa eden haksızdır” prensibine uyarlarkın birbirinize tenkit kapısını açmayınız. Tenkit edilecek şeyler kardeşlerinizden hariç dairelerde çok var.” düsturuna uyarlar..

  6. #6
    Ehil Üye hicap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    1.035

    Standart

    * Sair âlimlerin eserlerine karşı tavır almazlar. Bu tür iddialara karşı Üstadın,”Hâşâ,yüz defa hâşâ! Risâle-i Nûr ve şakirtlerinin bir üstadı olan Hüccetü'l-İslâm İmam-ı Gazalî ve beni Hazret-i Ali ile bağlayan yegâne üstadımı beğenmemek değil, belki bütün kuvvetleriyle onların takip ettiği mesleği ehl-i dalâletin hücumundan kurtarmak ve muhafaza etmektir.” düsturuna uyarak bununla mukabele ederler.

    *Vazîfelerinin hizmet; neticenin ise 'a ait olduğunu bilirler. Kendi vazîfelerini yapıp, Cenaba-ı Hakkın vazîfesine karışmazlar. İnsanlara dinlettirmek ve hidayet vermek, Cenab-ı Hakkın vazîfesidir derler ve kendilerine ait olmayan vazîfeye harekâtlarını bina etmezler, Hâlık’larına karşı tecrübe vaziyeti almazlar.

    *Dine hizmette nefislerine hisse vermezler. Bu manada “İmanın kuvvetlenmesi için bu zamanda ve bu zeminde gayet şiddetli bir ihtiyac-ı kat'î ile ders-i dinde bazı şahıslar lâzımdır ki, hakîkati hiçbir şeye feda etmesin, hiçbir şeye âlet etmesin, nefsine hiçbir hisse vermesin. Tâ ki, imâna dair dersinden istifade edilsin ve muhtaç müteredditlere kanaat-i kat'iye gelsin.” dersini bilirler ve imtisal ederler.

    * Kusur ve rekabete karşı saffet ve ihlâsı kullanırlar. “İnsan kusursuz ve rakipsiz olmaz” olduğunu bilirler. Her müşkülâta galebe ederek, bu ehemmiyetli ve dehşetli zamanda metanetle galebe ederler. Saffet ve ihlâslarını bozmazlar ve hizmetlerine fütur getirmezler.

    *Risâle-i Nûr'a hizmeti en birinci vazîfe bilirler. İmân hakîkatlerine hizmeti bu zamanda en birinci hizmet, sair şeyleri ikinci, üçüncü, dördüncü derecede bilirler. Risâle-i Nûrlarla hakaik-i imâniyeye hizmet etmeyi en birinci vazîfe ve medar-ı merak ve maksut-u bizzat kabul ederler.

    TAİF' TE TAŞLANMAK;MEDİNE'DE AÇ KALMAK; UHUD'DA YARALANMAKDA SÜNNET...


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Tüm Nur Talebelerinin İsimleri
    By uygun in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.09.08, 11:42
  2. Örnek Şakirdin Vasıfları
    By bop in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 34
    Son Mesaj: 23.07.08, 09:42
  3. 'Nur Talebelerinin Hususiyetleri'
    By Meyvenin Zeyli in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 15
    Son Mesaj: 27.05.07, 15:19
  4. Nur Talebelerinin Dikkatine Arz
    By osmanoğlu in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 01.05.07, 08:38
  5. İslam Gençliğinin Vasıfları / Hizmet!
    By nurlu dağ in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 43
    Son Mesaj: 12.04.07, 19:45

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0