+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 40
Like Tree8Beğeni

Konu: Hakiki, Halis Bir Nur Talebesi

  1. #1
    Ehil Üye hicap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    1.035

    Standart Hakiki, Halis Bir Nur Talebesi

    HAKİKÎ, HÂLİS BİR NÛR TALEBESİ

    Nûr Talebesi olmak için üç (İ) lâzımdır. Bunlar:
    1- İştiyak
    2- İncizâb
    3- İttiba'dır. Yoksa, nurcu iken hakiki Bir Nûr Talebesi olmazsa, sûrî olur, sahte değil.

    Bir Nûr Talebesinin asıl vazifesi, Risâle-i Nûr'u okumak, anlamak, anlatmak, te-zekkür ve tefekkür etmek ve yaşamaktır. Nûr Talebesi bu mihverden çıkarsa, daha önce elli sene hizmet etmiş de olsa, derhal kabuk bağlamaya başlar...
    Risâle-i Nûr hizmeti sohbet üzerine kurulmuştur.

    Bir Nûr Talebesima'nen hidâyetin mâtiyyesi, taşıyıcısıdır ve zerrât-ı kâinât kadar mes'uldür. Çünkü bu hakikatleri biliyor. Mâdem talebedir, alâ külli hal imtihân olacak. Hazret-i Ömer (R.A.) Cennetle müjdelendiği halde endişeli. Hiç kimse sigortalı değil. Elek eliyor, evet belki Nûr Talebesi olduk ama, ona lâyık olmak, bunu devâm ettirmek çok da-ha önemli... Allah (C.C.) bize vereceğini vermiş, Bize düşen, Risâle-i Nûr'a sâhib çıkmak ve lâyık olmaktır.

    Bir Nûr Talebesi şahsi tahâretini muhâfaza edecek, bulandırmayacak ve Allah'ın (C.C.) huzûruna pâk bir şekilde çıkacak. Bu matlubtur. Amma illâ günah işliyoruz. Tevbe ve istiğfar, o bulanıklığı ve günahları temizliyor.

    Bir Nûr Talebesi
    ahlâkî tahâretini ne derece muhâfaza ederse, Risâle-i Nûra o nisbette âyine olur...
    Nûr Talebelerinden üçü sırr-ı ihlâsla bir araya gelse Risâle-i Nûr'un şahs-ı ma'nevîsi orada tezâhür eder. Bizim hizmetimizde kemiyetin ehemmiyeti yoktur; keyfiyet önemlidir. Öyle Nûr Talebesi var ki; kendisi bile kendini bilmez, fakat Risâle-i Nûr'un ma'nevî kayyûmudur. (Tâhiri Ağabeyi düşün)

    Bir Nûr Talebesi ma'nevî cem'iyetin üstüne yâni, cem'iyetin geleneklerinin ve ör-fünün üstüne çıkmalıdır. Bu ancak idealist bir düşünce ile mümkün olur. Öyle ki, da'vâ rûhu, ruha ruh olacak.

    Bir Nûr Talebesi sokağa zevk ve safâ (veya kıra keyf ve lezzet) prensibi ile bak-sa, çıksa helâk olur. Şehvet nazarıyla baksa erir. Nûr Talebesi, da'vâ ruhu ve idealist dün-ya gözü ile bakacak. İşte o zaman bütün dünya nazarında zibil gibi olur. "Lâ i'tibâre leh."

    Bir Nûr Talebesi kasten, bizzât cemaâtin rûhu olan tesânüdü bozarsa, şefkat to-kadı yediği gibi melekût a'leminden de ma'nen tard edilir. Çünki onun cürmü bu dünyaya sığmaz, seyyiesini an-cak mizân-ı kübrâ tartar.

    Bir Nûr Talebesinin şahsî kusurları olabilir, bu onun şahsını il-gilendirir ve affa mazhâr olabilir. Bundan daha dehşetlisi şahs-ı ma'nevîye karşı olan -kusurudur ki, bu ci-nâyet-i azimedir. Cenâb-ı Hak, bu tür kusurlardan bizleri muhâfaza etsin. Âmin...

    TAİF' TE TAŞLANMAK;MEDİNE'DE AÇ KALMAK; UHUD'DA YARALANMAKDA SÜNNET...


  2. #2
    Ehil Üye hicap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    1.035

    Standart

    Bir Nûr Talebesinin çabasında şefkat, makasında, sözünde hikmet bulunacak, gıdâsı ve çerâğı hakâik, meş'alesi hakikat, güneşi ise hilm ve mülâyemet olacak. Böylece a'vâm-ı nâsın îmânını kurtarma vazifesini şefkatkârâne yüklenece-k ve Risâle-i Nûr'la ilgili herşeye yâni, eserlere, dershânelere ve kardeşlere, misâfirlere sâhip çıkacak.
    Bir Nûr Talebesinin bu zamanda şefkatinin, hikmetinden fazla olması lâzım gelir.
    Bir Nûr Talebesi nefsini, kabza-i kahrına almadıkça, tebliğâtta müessir olamaz. Tenvir edenin nûrâni olması lâzımdır. Nûr, zulmeti mekân ittihâz etmez. (Bunları söyleyen muhterem ağabey, Haccında kurbanını keserken: "Yarabbi nefsimi de sana kurban ediyorum." diyor ve mücerred kalıyor. Maşâallah)
    Bir Nûr Talebesinin en mümeyyiz vasfı, etrâfını aydınlatma-sıdır. Evet zerreyiz, ama, arşa gebeyiz. KARDEŞİM, BEN YANMAYACAĞIM, SEN YANMAYACAKSIN, O YANMAYACAK DA, PEKİ ETRÂFI KİM AYDINLATACAK? Avâm-ı nâsın îmânını kurtar-ma vazifesini, şefkâtkârâne yükleneceğiz. Risâle-i Nûrla ilgili herşeye (eserlere, dershâ-nelere, kardeşlere, talebe ve misâfirlere) sâhib çıkacağız.
    Bir Nûr Talebesi hakâiki tâlim ettiği gibi, ruhları ateşlendirmesini de bilmelidir.
    Bir Nûr Talebesi İsm-i Nûr'a mazhâr olsa, hakikat âleminde hem yanar, hem de yakar.
    Bir Nûr Talebesinin ve ma'rifete erişmiş bir Kur'ân şâkirdinin menhiyâta düşmesi arş-ı a'zâmı titretiyor.
    Bir Nûr Talebesinin kayması kadar, kıyâmetin kopması bana korku, dehşet ve haybet vermiyor.
    Bir Nûr Talebesinin kalbi ce-lâlî iken, rûhu inşirâh içinde cemâli olabilir. O zaman onun mâhiyeti, hem celâlî hem de cemâlî isimlerin tecellilerine birlikte mazhâr olur ve o zaman perdesiz, hicâbsız doğrudan doğruya Haz-ret-i Hızır'dan ders alabilir

    TAİF' TE TAŞLANMAK;MEDİNE'DE AÇ KALMAK; UHUD'DA YARALANMAKDA SÜNNET...


  3. #3
    Ehil Üye hicap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    1.035

    Standart

    Bir Nûr Talebesinin intisâbı, Risâle-i Nûr'a sâdık, hâlis ve hakiki ise, ind-i İlâhide-ki makbûliyeti, kutbiyyet ve gavsiyyetten üstündür. Çünkü bunlar kuldan Allah'a kurbiyyettir. Velâyet-i Kübrâ ise Allah'dan bize akrebiyet, ezeli atâ ve nusrettir.
    Bir Nûr Talebesi Risâle-i Nûr'un kıymetini bilmeden ölürse, indallah mes'uldür.
    Bir Nûr Talebesinin ömrünün sonuna kadar taşıyacağı en büyük endişesi; "Aca-ba ben Risâle-i Nûr'un şahs-ı ma'nevîsine lâyık olabildim mi? Şahs-ı ma'nevîyi temsil eden ağabeylerim acaba benden râzı ve hoşnudlar mı? " olmalıdır.
    Bir Nûr Talebesi Risâle-i Nûru okuyup anlamasa da ibâdettir, zikirdir. Bir de anla-sa (hem) ilimdir (hem ibâdettir). İşte Risâle-i Nûru anlamasak da yine okuyacağız, çünkü zikirdir, ibâdettir.
    Bir Nûr Talebesinin idrâkı ve hâli Nûrcu olacağı gibi mizâcı da Nûrcu olmalıdır. Mizâcı nûrcu olunca, o zaman sırr-ı ihlâsa vâsıl olur. Mizâca Risâle-i Nûr müessir olursa, o vakit mizâcı Risâle-i Nûrda esir olur. Gâyemiz olan makâm-ı rızâya vusûl ise, mizâcını da Risâle-i Nûrda eritmekle olur. Evet, bir buz parçası gibi olan enâniyetimizi tatlı ve bü-yük bir havuzda eriteceğiz

    TAİF' TE TAŞLANMAK;MEDİNE'DE AÇ KALMAK; UHUD'DA YARALANMAKDA SÜNNET...


  4. #4
    Ehil Üye hicap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    1.035

    Standart

    Bir Nûr Talebesinde ihlâs olmazsa, ma'nen helâk olur. İnsan dünyada hatâsını setredebilir, bâtılı hak gösterebilir. Fakat âhiret, dâire-i fâştır, her şey apaçık tebârüz ede-cektir. Bir mü'minin hayâtında en büyük âfât, riyâdır.
    Bir Nûr Talebesinde riyâ olsa, onun, kabûliyet ve makbûliyete çıkması mümkün olamaz. Riyâ nefsin ve şeytanın şe'ni bir desisesidir. Riyânın gizli bir cephesine salâhât ile giriliyor. Şeytan, dalâletten çekiyor, zâhiren salâhât mertebelerine çıkarıyor, ta ki nef-sine i'timâd edip, ucbe girsin. Bir mürşid-i kâmilin en mümeyyiz vasıflarından birisi, riyâ-dan tecerrüdtür.
    Bir Nûr Talebesinin iki kanadı var. biri mücâhede, diğeri ubûdiyet. Mâtlûb olanı, ikisini denk tutmaktır. Enâniyetini tam eritmeyende çeşm-i basiret açılmaz, sadr-ı şifâ hâsıl ol-maz. Gönül ikliminde ebedi inşirâh ve ferâh hâsıl olmaz.
    Bir Nûr Talebesinin meşrebi Hazret-i İbrahim'in meşrebi gibi olmak gerektir. Put-ları kıracak... Onun için Bir Nûr Talebesinin bir elinde bazan balta olmalı. Ne ki seni, hubb-u dünya, ihtirâs, benlik, hodfurûşluk, adâvet, hırs, kin, nefret, riyâ ve gıybet v. s. Allah'dan alıkoyuyor, vur başına kır onu.
    Her sâdık Nûr Talebesi asr-ı saâdetteki bir sahâbenin meşrebini taşır. Çünki, Ri-sâle-i Nûr'un meşrebi, meşreb-i sahâbedir. Hattâ ma'nevî âldeniz.
    Bir Nûr Talebesi da'vâsına sâdıkâne bağlansa, makâm-ı rızâya çıkar. Risâle-i Nûr'a sâdıkâne bağlanan bir Nûr Talebesine sıkıntı, fütûr, tutukluk ve gam perde olamaz.

    TAİF' TE TAŞLANMAK;MEDİNE'DE AÇ KALMAK; UHUD'DA YARALANMAKDA SÜNNET...


  5. #5
    Ehil Üye hicap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    1.035

    Standart

    Da'vâ adamı olan Bir Nûr Talebesinin en mümeyyiz vasfı, da'vâsının kudsiyetini kavramasıdır. Evet, her şey bununla başlıyor, her şey bununla bitiyor.
    Bir Nûr Talebesişahs-ı ma'nevî nâmına Risâle-i Nûr'dan konuşsa, kâbiliyeti miktârınca inbisât ve inkişâfa mazhâr olur. Bu inbisât gayr-i şuûridir. Bu inkişâf iki koldan nebeân eder; Biri Peygamber Efendimizden (A.S.M.) ikincisi ise, Üstâddan (R.A.). O za-man kişinin hiç haberi olmadan feyzi ve belâgatı artar.
    Dört tip Nûr Talebesi vardır. Birincisi Risâle-i Nûrdaki hakikatlerle anlaşır, mizâ-cını Nûrcu yapamadığı için ce-maâtle anlaşamaz. İkincisi: cemaâtle anlaşır, gabâvetinden veya sû-i talihinden hakikatlerle anlaşamaz. Üçüncüsü: hem cemaâtle, hem de hakikat-lerle anlaşır. Ne mutlu o kimseye. Dördüncüsü: ne cemaâtle, ne de hakikatlerle anlaşır. Hafazanallah! Ya Rabbi bizi hem cemaâtle, hem hakikatlerle anlaşanlardan eyle! Âmin.
    Bir Nûr Talebesinde mukâvemet ve kayyûmiyet felsefesi hükmetmelidir. Bunların çeşitli göstergeleri vardır. Meselâ, Bir Nûr Talebesi yalnız kaldığı zaman dahi, ihlâsını ve mukâvemetini devâm ettirebiliyorsa mukâvimdir. Kayyûmiyet ise, hizmetteki sebât ve de-vam ile husûle gelir. "Bu-ranın hizmeti benimle kâim ve dâim, ben hizmete gitmezsem hizmet çatlar, derse git-mezsem hizmet yıkılır" tarzında hâlet-i rûhiye içinde olacak.
    Bir Nûr Talebesinin iki türlü düşüşü vardır. Biri âni ve def'i. Bu tür düşüşde ayılma çabuk olabilir. İkincisi tedrici düşüş. Bu birinciden daha tehlikeli. Hayâttaki tâvizler ile in-san tedricen yıkılır, ama farkında bile olmaz.
    Bir Nûr Talebesi kardeşini kıskansa, rahmet ve taksimât-ı İlâhiyeyi ittihâm etmiş olur. Kardeşini kıskanan o Nûr Talebesi yerinde sayar, bir adım dahi atamaz.

    TAİF' TE TAŞLANMAK;MEDİNE'DE AÇ KALMAK; UHUD'DA YARALANMAKDA SÜNNET...


  6. #6
    Ehil Üye aşur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.446

    Standart

    Allah razı olsun. Hicap kardeş. Çok güzel noktalara temas edilmiş. yanlız bu yazıları kaleme alan kimdir? İmzasını göremedim. Belirtirseniz sevinirim...
    vildan81 bunu beğendi.
    GÖNÜL SARAYLARINDA SEVGİ HÜKÜMDAR OLSUN.
    ADALET ORDA VEZİR, HİKMET İSE YAR OLSUN

    AKM

  7. #7
    Ehil Üye hicap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    1.035

    Standart

    Ecmain olsun inş.
    Bu notları Üstad'ın derslerinden Abilerin aldığı notlar diye takdim etmişlerdi bize.Bizzat el yazılarını temize geçirip sunmuşlardı...
    Ama hangi not, hangi abiye ait bilemiyorum..
    Yine bir sitede karşılaştım bu notlarla.bazı notlara hususi dipnot düşülmüş "Ceylan Abi Dosyası" olarak...
    Hakikatlara ters hiç bir yazı olmadığı için gönül rahatlığı ile paylaştım...
    Umarım açıklamam yeterli olmuştur...
    dua ile...
    s.a.

    TAİF' TE TAŞLANMAK;MEDİNE'DE AÇ KALMAK; UHUD'DA YARALANMAKDA SÜNNET...


  8. #8
    Pürheves hayal_et - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2011
    Mesajlar
    153

    Standart

    Alıntı hicap Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    HAKİKÎ, HÂLİS BİR NÛR TALEBESİ

    Nûr Talebesi olmak için üç (İ) lâzımdır. Bunlar:
    1- İştiyak
    (Fazla arzu ve şevk. )
    2- İncizâb
    (Cezb edilme, çekilme)
    3- İttiba'dır.
    ( İtaat etme) Yoksa, nurcu iken hakiki Bir Nûr Talebesi olmazsa, sûrî olur, sahte değil.

    Bir Nûr Talebesinin asıl vazifesi, Risâle-i Nûr'u okumak, anlamak, anlatmak, te-zekkür (Unuttuktan sonra hatıra getirmek. Zikretmek. Bir şeyi ders gibi tekrar ile ezbere almak. ) ve tefekkür etmek ve yaşamaktır.

    sevgili abi/kardeş; bu yazdıklarını okuyunca kafam karıştı ben risale-i nur külliyatı içinde okudum ki:
    Risale-i Nur'a intisap eden zâtın en ehemmiyetli vazifesi, onu yazmak ve yazdırmaktır ve intişarına yardım etmektir. Onu yazan veya yazdıran, "Risale-i Nur talebesi" ünvanını alır” diyor. Kastamonu lahikasında

    Talebe olabilmek için ise yazmanın yanında bizlere farzları yerine getirin, kebairi terk edin, tesbihatı yapındiye mektubatta yer alıyor

    senin yazdığın yani yayımladığın yazıda diyor ki: Bir Nûr Talebesinin asıl vazifesi, Risâle-i Nûr'u okumak, anlamak, anlatmak, te-zekkür (Unuttuktan sonra hatıra getirmek. Zikretmek. Bir şeyi ders gibi tekrar ile ezbere almak. ) ve tefekkür etmek ve yaşamaktır.

    diyor bunda bi tezatlık yokmu??
    risalei nurda yazanla burada yazdıkların farklı şeyler??


    hayal edin, sadece mutluluğu hayal edin..

  9. #9
    Ehil Üye hicap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    1.035

    Standart

    Alıntı hayal_et Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    sevgili abi/kardeş; bu yazdıklarını okuyunca kafam karıştı ben risale-i nur külliyatı içinde okudum ki:
    “Risale-i Nur'a intisap eden zâtın en ehemmiyetli vazifesi, onu yazmak ve yazdırmaktır ve intişarına yardım etmektir. Onu yazan veya yazdıran, "Risale-i Nur talebesi" ünvanını alır” diyor. Kastamonu lahikasında

    Talebe olabilmek için ise yazmanın yanında bizlere farzları yerine getirin, kebairi terk edin, tesbihatı yapın”diye mektubatta yer alıyor

    senin yazdığın yani yayımladığın yazıda diyor ki: Bir Nûr Talebesinin asıl vazifesi, Risâle-i Nûr'u okumak, anlamak, anlatmak, te-zekkür (Unuttuktan sonra hatıra getirmek. Zikretmek. Bir şeyi ders gibi tekrar ile ezbere almak. ) ve tefekkür etmek ve yaşamaktır.

    diyor bunda bi tezatlık yokmu??
    risalei nurda yazanla burada yazdıkların farklı şeyler??


    sSLMNALYKM KARDEŞİM...
    Mevlam razı olsun.PARAGRAFI DAHA İYİ ANLAMAMA VESİLE OLDUNUZ....
    Kardeşim hiç bir tezatlık göremedim...Aksine birbirini tamamlar nitelikte hepsi.Okumak,anlamak,anlatmak,yazmak,yazdırmak....
    Nurların ilk intişarını biliyorsunuz.O zaman okumak ve anlamak için önce yazmak gerekirdi.Çünkü kitap yoktu.Yazıp rafa kaldırılmıyorlardı değil mi? Okumak, anlamak,yaşamak ve insanların okuyup yaşamasına vesile olmak için yazılıyorlardı....Dolayısıyla hizmet...Hepsinin toplamı=Hizmet Böyle bir denklemin neresinde tezatlık?
    Tezekkür ve tefekkür....Zikir ve fikir...Nurların kendisi zikir zaten,yani okumak;(Nurları okumak,Kur'an-ı Kerimi okumak,kainat kitabını okumak); tefekkür de mesleğimiz...
    s.a.
    ecma ve dilbeste06 bunu beğendi.

    TAİF' TE TAŞLANMAK;MEDİNE'DE AÇ KALMAK; UHUD'DA YARALANMAKDA SÜNNET...


  10. #10
    Ehil Üye hicap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    1.035

    Standart

    Bir Nûr Talebesi kendisini uhuvvete ve tesânüde mecbûr bilecek. Mes'elemiz ferdi ve şahsi değil ki. Mes'ele, Kur'ânın hakkâniyetinin bütün kalplere çakılmasıdır. Çünki, cemaâtin en büyük kuv-veti tesânüddür. Samimi muhabbetle, karşılıksız, ivâzsiz bir kardeşlik ile tesânüd olsa, o cemaât dağlardan daha râsihdir, sağlamdır.
    Bir Nûr Talebesi için en acı olan şey Risâle-i Nûr'a karşı mahcûbiyettir. Çünki, kitâblar rafta duruyor, okunmuyor.
    Bir Nûr Talebesi bir yıl, bir ay, bir hafta, hattâ bir gün okumazsa ne olur? Bu deh-şetli zamanda okumadan kendini muhâfaza etmek mümkün değildir.
    Bir Nûr Talebesi, kendinin değil, din-i İslâmın meddâhıdır. "Bütün dünya benim bizzat şahsımı medh-ü senâ etse inandıramazlar ki, ben iyiyim." diyecek.
    Bir Nûr Talebesinde eğer hayat ve yaşama hissi din hissine galebe çalarsa, o zât ma'nen semâvi tokada müstehâk olmuş olur.
    Bir Nûr Talebesinde da'vâ rûhu, istihsân denilen bir hâle çıkmazsa nâkıstır. Yâni, bir şeyi ziyâde be-ğenmek, ziyâde sevmek, ziyâde o şeyde fâni olmak icâb eder. Yâni, her şeyi bilmez, fakat bir şeyi iyi bilir. İstihsânın esâsı kesretten kopuştur. Yalnız "Seninle olayım, isterse aç kalayım. Vazife cümleden âlâ, nefis cümleden ednâ." der.
    Risâle-i Nûr'a hizmet edenler üç guruptur.
    Birincisi; nefis ve enâniyetini yenmeden hizmet edenler, bunlar şahs-ı ma'nevinin kiridir. İkincisi; iddiâsızlardır. Bunlar itaâtkâr olmakla berâber aksiyondan uzaktırlar. Ü-çüncüsü; hakiki Nûr Talebeleridirler. Bunlar cemaâtin hem önünde, hem ortasında, hem de arkasında olabilirler. Öndekilerin vazifesi şahs-ı ma'neviye kuvvet vermektir. Bunlar aynı zamanda Risâle-i Nûrun kudsiyetini terennüm ederler. Ortadakiler hâli muhâfaza ederken, arkadakiler de duâ ve ilticâ ile ma'nevi destek verirler.
    Bir Nûr Talebesinin meşreb ve mesleği ne olursa olsun, eğer bu da'vâ-yı Kur'âniyeye hizmet ediyorsa ben ona ebediyyen minnetdârım. Mes'elelere şahsiyet alemi ile değil, hizmet alemiyle bakıyoruz. Hizmet edeni, hizmet nâmına kucaklıyoruz.

    TAİF' TE TAŞLANMAK;MEDİNE'DE AÇ KALMAK; UHUD'DA YARALANMAKDA SÜNNET...


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hizmette halis niyet
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05.02.14, 23:56
  2. Risâle-i Nur, tam ve halis bir sadakat ister...
    By gamze-i_dilruzum in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 28.04.13, 20:50
  3. Hakiki Muhabbet Eden Hakiki Düşman Olamaz
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.02.12, 04:09
  4. Böyle Bir Rahmet, Hâlis Bir Şükür Ister
    By ASHAB-I BEDR in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.11.11, 16:31
  5. Şükrün ölçüsü + Şükür içinde halis bir tevhid var
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.08.11, 08:20

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0