Zikir kelime manası olarak; Allah'ı anmak, O'ndan bahsetmektir. Fiili olarak da bir dil hareketidir. Zikir Allah'ın Kuran'ı Kerimde bizlere emrettiği bir silah, bir zırh, bir kaledir.
“Beni anın, ben de sizi anayım” (Bakara Sûresi, 152)
“Allah’ı çokça zikredin ki, felaha eresiniz” (Enfal Sûresi, 45)
Bu ayetler zikirle ilgili pek çok ayetten sadece ikisidir. Tefekkür edilmesi gereken mevzu bu ayetlerde geçen zikir kelimesinin neyi muhteva ettiğidir. Günlük hayatımızda zikirden anladığımız ya da gördüğümüz, bir kelamın ağızda vird olup tekrar tekrar söylenmesidir. Ama ayette kastedilen zikir kelamı tekrarlamaktan mı ibarettir?
Herhangibir kayıt alınsa ve bu kayıt lisanımızdan çıkan kelamı tekrar etse zikir olur mu? Ya da emri yerine getirmiş olur muyuz? Ya da bir papağan Allah kelamını öğrense tekrar tekrar söylese zikretmiş mi olur? Cevabı az çok bellidir, biliyoruz ki kainatta hiçbirşey boşa gitmez. Papağanın lisanından da güzel şeyler, ruhaniyat yaratır Allah. Ancak biz emri böyle yerine getirmiş sayılabilir miyiz?
Bir insan neyi niçin tekrar eder peki; İnsan bebekken annesi onun dilindedir. Çünkü herşeyini onun elinden alır, o onun herşeyidir. Gençken dilimizde gezen isimler hep herşeyimiz olmuştur. İnsan ne ile iştigal etse diline o bulaşır, ama ulvi kelamlar bulaşmanın ötesinde olunca " zikir" olur.
Mümin Allah'ı zikrederken kelamın ötesinde kalbin derinliklerinde manayı ifade eder. Bir anlamın ifadesidir aslında bu. Kainattaki güzelliğin farkına varıldığında zihnin güzellik ile güzelin sahibi arasındaki bağı kurduktan sonra bedendeki ihtizazın en güzel ifadesidir bu.
Allah diyen yada çeşitli kelamlarla Allah'ı yad eden dil eğer kalbe yaslanmıyorsa sathi kalacaktır. Derinliklerinde tefekkürü barındırmıyorsa dilde kalacaktır.
Kalpler ancak Allahın zikriyle tatmin olur (Rad 28) Ayeti kerimesinin hakikatine düşüncenin ufkunda tefekkür tepesinde ulaşılır. Böyle olduktan sonra bir işe başlarken dilimizden süzülen Bismilllah kalbimizi tatmin edecektir.
Yusuf Çayabatmaz