Rüyada Kur'andan bir sayfa açılmıştı;
Asr suresi
Bu surenin bütün kelimeleri lamba şeklinde yanıp sönerek birden bir nur saçıldı.
Sure-i Asr konuşmaya başladı.
Dedi:
"İşâri manâma dikkat et.
Bende zararsız bir yol mevcuttur.
İşte o yol Risale-i Nur Külliyatının ta kendisidir.
Dolayısıyla Risale-i Nur talebelerinin her anı yükselme ve terakkidir.
Onlarda bu hususta zarar yoktur.
Zararda olanlar, Risale-i Nur'a ihanet edenler ve zarar verenlerdir ve zararın en büyüğü onlaradır.

" Çok ayetlerin kelimeleri de yanıp sönerek Asr suresini takviye ediyordu.gibi çok Ayetler:
"Dediği doğrudur." diye te'yid ediyordu.
Sonra eve geldiğimde baktım.
Bediüzzaman Hazretleri geliyor.
Ona doğru koştum.
"Üstadım hoş geldiniz." dedim, elini öptüm.
"Ben buradan şarkı teftişe gideceğim.
Fakat önce sana uğradım. "dedi.
Eve davet ettim.
"Kardeşim ben seyahatime devam edeceğim."dedi.
"Üstadım, sana bir araba getirsek, daha çabuk gitseniz." dedim "
Benim arabaya ihtiyacım yok, ben yarım saatte büyün şarkı teftiş edebilirim." dedi.
Elini öptüm, geri döndüm.
Eve doğru geldim, bir zat iki üç kişi refakatinde eve giriyorlardı.
Orada birisi:
"Peygamberimiz(ASM) sohbet etmeye gelmiş, etrafta kimse varsa çağır" dedi.
Etraftan birkaç kişi buldum.
İçeri girdiğimizde altmış-yetmiş kişi Resulullah'ın (ASM) etrafını doldurmuştu.
Efendimiz (ASM) sohbet ediyordu.
Sohbete iştirak ettik.
İçimden geçiyorduki;
Resülüllah'a (ASM) sorayım:
"Risale-i Nur hakkında bize tavsiyeleriniz nedir?
"O esnada, üç tane çok nurani genç içeri girdiler.
En öndekinin elinde Risale-i Nur Külliyatı vardı.
Külliyatı Peygamber Efendimizin (ASM) önündeki masanın üzerine indirdiler.
Peygamberimiz (ASM)
"kardaşım, bu Risale-i Nur Külliyatı bizdendir ve bendendir" dedi ve üç defa tekrar etti.
Bu esnada çok çeşitli cematler grup grup Efendimizi (ASM) ziyarete geliyorlardı.
Efendimiz (ASM) her gelen ferde teveccüh ederek kucağından bir Külliyat veriyordu ve bu Külliyatlar tükenmiyordu.
Sonra başka bir beldeye geçtim.
Orada genç bir zat ile selamlaştık.
"Ben Hz.Musa'yım" dedi.
"Bediüzzaman'ın davası peygamberlerin davasıdır.
Bizim davamız Bediüzzaman ile devam ediyor." Dedi
. Ben "nasıl oluyor" dedim
Dedi:
"Lâ ilâhe illallâh'ın bütün merâtibini Bediüzzaman izah etmiştir,
Bediüzzaman'ın tevhid mertebeleri tedrisatına giren, dersine diz çöken, Allah'ı isim ve sıfatları ile tanıyan, bizim sevabımızdan alır.
Bu da Allah'ın bir lütfudur." dedi.
Sonra sıkıntılı bir halim vardı.
Birden karşıma bir zat çıktı.
Dedi:
" Ben Abdülkadir-i Geylani'yim".
Fakat çok gençti.
Selamlaştık.
Dedi ki:
"Ben Bütün Nur Talebelerinin sıkıntılarıyla hissedarım, ıstıraplarının aynısını çekiyorum."
Yüzüne bakınca, benim az önce çektiğim sıkıntının aynısını kendisinde hissediyordum.
İlerledim, bir topluluğa rast geldim.
Baktım başlarında Peygamber Efendimizi(ASM) gördüm. Peygamberimiz (ASM) ile beraber yirmi altı zat vardı. Peygamberimizin (ASM) sağ ve soluna halka şeklinde oturmuşlardı.
Peygamberimiz (ASM) sohbet ediyordu.
Gittim, halkanın sonuna iki zatın arasına oturdum.
Yanımda çok nurani bir zat vardı.
Onunla oturduğumuz yerde kucaklaştık.
Peygamberimiz bana hitaben
" Bu zatı tanıdın mı, O kim? diye sordu.
"Allah'ın Resulü bilir" dedim.
Dedi:"
O Eyyüb peygamberdir (AS),
solundaki Süleyman peygamberdir (AS),
Onun yanında babası Davut (AS),
yakındaki Yakup (AS), yanındaki
Yahya (AS) dedi, on kadar saydı.
"Bu da, beraber gezmiştiniz, Hz. Musa (AS), onu tanırsın. " dedi.
Peygamberimizin (ASM) solunda birisi var ki,
Peygamberimize (ASM) çok hürmet ediyordu.
İçimden " Bu zat kim? " dedim.
Peygamberimiz (ASM):
" Bu zatı tanıdın mı? " Buyurdular.
Ben dedim:
"Allah'ın Resulü bilir
" Efendimiz (ASM) : " Bu Meryem oğlu İsa'dır (AS).
Bu yirmi beş zat Kur'anda isimleri geçen, kardeşlerim olan peygamberlerdir.
Bunlar; tevhid yolunda vazifelerini ifa etmişler.
" Buyurdular.
Peygamber Efendimiz (ASM) ellerini kaldırarak:
"Cenab-ı Hak, ben ve bu kardeşlerimi ve diğer yüz yirmi dört bin peygamber sizlerden razı olsun." diye dua etti.
Diğer peygamberler hep beraber "Amin." dediler.
Tekrar:
"Cenab-ı Hakkın izniyle, ben ve kardaşlarım olan bu peygamberler
ve diğer yüz yirmi dört bin peygamberlerin duası
Risale-i Nur Talebeleri ile beraberdir
ve Cenab-ı Hak'dan, sizden dünya ve ahirette razı olmasını talep ediyorlar
, ben de tasdik ediyorum "dedi,
diğer peygamberler tekrar " Amin" dediler.
Sonra, rüya devam ediyordu.
İstanbul'a Sungur Ağabeyin evine geldim.
Hizmetle ilgili tahşidatta bulunuyordu.
Yemek ,ikram etti
. Sonra bir nur talebesi Ağabey ile beraber çevre ilçe ve köylere Risale-i Nur dağıtmaya başladık.
Dedim:"
Ağabey, dağ köyleri kaldı".
Yüksek bir dağda, iki katlı bir eve gittik.
İçeriye girdik,
içeride Bayram YÜKSEL Ağabey vardı.
Külliyat yanında idi.
Üzerinde çok önemle durarak O da hizmetin ehemmiyetinden bahsediyordu
ve bu mevzuda çok tahşidat yapıyordu.
Çay ikram etti.
Elini öptük, dua etti, ayrıldık.
Sonra, geniş bir ovada büyük bir kalabalık vardı.
Bir cenaze defnediliyordu.
Birisi:
"Bediüzzaman defnediliyor" dedi.
Fatiha okuduk.
"Bu kadar kalabalık niye gelmiş" diye birisine sordum. Evliyaullahtan bir zat:
"Bilmiyor musun?
Bediüzzaman'ı defnediyoruz" dedi ve ekledi:"
Biz Onun dersine yetişemediğimiz için çok mahzunuz. Fakat Onun kabrine bir kürek toprak atmakla, Onun hizmetine ve şahs-ı manevisine iştirak ediyoruz.
Eğer siz bu zatın dersinin kıymetini
bilseniz, ki içindesiniz, her anınızı değerlendirirsiniz."

Rüyadan uyandığımda ter içerisinde ve teşehhüd halinde idim.