+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Letaiflerin Aslına Dönmesi

  1. #1
    Gayyur ehlisuffa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    94

    Standart Letaiflerin Aslına Dönmesi

    S.a

    üstad risalelerinde kalp ruh ve sırrın keşfedilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu keşifin nasıl gerçekleştirileceği, bu letafilerin nasıl çalıştırılacağını, manevi tekamülün nasıl meydana geleceğini anlatan risalei nur bölümlerini paylaşabilirmiyiz?

    Bu latifelerin çalışmasının 4 hatve ile olan ilgisi nedir?

    Allah'a emanet olun.
    Düşmüşüm bir garip sevdaya
    Yanmışım Ateş-i aşkına
    Al beni sevdanın koynuna
    Allahım, SULTANIM!

  2. #2
    Ehil Üye hicap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    1.035

    Standart

    Mühim bir sual: Bazı ehl-i tahkik derler ki: "Elfâz-ı Kur'âniye ve zikriye ve sair tesbihlerin herbiri müteaddit cihetlerle insanın letâif-i mâneviyesini tenvir eder, mânevî gıda verir. Mânâları bilinmezse, yalnız lâfız ifade etmiyor, kâfi gelmiyor. Lâfız bir libastır; değiştirilse, her taife kendi lisanıyla o mânâlara elfaz giydirse, daha nâfi olmaz mı?"
    Elcevap: Elfâz-ı Kur'âniye ve tesbihât-ı Nebeviyenin lâfızları câmid libas değil, cesedin hayattar cildi gibidir; belki mürur-u zamanla cilt olmuştur. Libas değiştirilir; fakat cilt değişse vücuda zarardır. Belki namazda ve ezandaki gibi elfâz-ı mübarekeler, mânâ-yı örfîlerine alem ve nam olmuşlar. Alem ve isim ise değiştirilmez.
    Ben kendi nefsimde tecrübe ettiğim bir hâleti çok defa tetkik ettim, gördüm ki, o hâlet hakikattir. O hâlet şudur ki:
    Sûre-i İhlâsı Arefe gününde yüzer defa tekrar edip okuyordum. Gördüm ki, bendeki mânevî duyguların bir kısmı, birkaç defada gıdasını alır, vazgeçer, durur. Ve kuvve-i müfekkire gibi bir kısım dahi, bir zaman mânâ tarafına müteveccih olur, hissesini alır, o da durur. Ve kalb gibi bir kısım, mânevî bir zevke medar bazı mefhumlar cihetinde hissesini alır, o da sükût eder.
    Ve hâkezâ, git gide, o tekrarda yalnız bir kısım letâif kalır ki, pek geç usanıyor; devam eder, daha mânâya ve tetkikata hiç ihtiyaç bırakmıyor. Gaflet kuvve-i müfekkireye zarar verdiği gibi ona zarar vermiyor. Lâfız ve lâfz-ı müşebbi' olduğu bir meâl-i icmâlî ile ve isim ve alem bulundukları mânâ-yı örfî onlara kâfi geliyor. Eğer mânâyı o vakit düşünse, zararlı bir usanç verir.
    Ve o devam eden lâtifeler, taallüme ve tefehhüme muhtaç değiller; belki tahattura, teveccühe ve teşvike ihtiyaç gösterirler. Ve o cilt hükmündeki lâfızları onlara kâfi geliyor ve mânâ vazifesini görüyorlar. Ve bilhassa o Arabî lâfızlar ile, kelâmullah ve tekellüm-i İlâhî olduğunu tahattur etmekle, daimî bir feyze medardır.
    İşte, kendim tecrübe ettiğim şu hâlet gösteriyor ki, ezan gibi ve namazın tesbihâtı gibi ve her vakit tekrar edilen Fâtiha ve Sûre-i İhlâs gibi hakaikleri başka lisanla ifade etmek çok zararlıdır. Çünkü, membaı daimî olan elfâz-ı İlâhiye ve Nebeviye kaybolduktan sonra, o daimî letâifin daimî hisseleri de kaybolur. Hem her harfin lâakal on sevabı zayi olması; ve huzur-u daimî bütün namazda herkes için devam etmediğinden, gaflet içinde, tercüme vasıtasıyla insanların tabirâtı ruha zulmet vermesi gibi zararlar olur.Mektubat | Yirmi Altıncı Mektup;8.mesele)
    S.A.

    TAİF' TE TAŞLANMAK;MEDİNE'DE AÇ KALMAK; UHUD'DA YARALANMAKDA SÜNNET...


  3. #3
    Gayyur ehlisuffa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    94

    Standart

    verilen bölüm Kuran ayetlerinin ve tesbihatın manası ve cildi ile letaifler üzerindeki etkisi ifade etmesi ve üstadın tecrübelerini göstermesi açısından çok faydalı. Bu güzel paylaşımlarımızı arttıralım inş.
    Düşmüşüm bir garip sevdaya
    Yanmışım Ateş-i aşkına
    Al beni sevdanın koynuna
    Allahım, SULTANIM!

  4. #4
    Ehil Üye BiKeS_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    2.770

    Standart

    Letaiflerin Ölmesi Ne Demektir?

    Kardeşim burda bu konuyla alakalı bir çalışma var belki faydası olur.

    Selametle..

    Yâ Rab, garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvânem, alîlem, âcizem, ihtiyarem,


    Bî-ihtiyarem, el-aman-gûyem, afv-cûyem, meded-hâhem, zidergâhet İlâhî!




  5. #5
    Vefakar Üye karuban - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Yaş
    50
    Mesajlar
    486

    Standart

    Mektubat-ı Rabbani 58. Mektup:

    Ey Mahdum (oğlum),

    İtaat etmek üzere olduğumuz bu yolun tümü; insanın yedi letaif adedine göre, yedi adımdan ibarettir.

    Bu yedi adımın ikisi, alem-i halkta başlar ki kalıpla (cesedle) ilgilidir. Bu unsuri bedenle nefsi kasdediyorum.

    Bunların beş tanesi dahi alem-i emirde olup kalb, ruh, sır, hafi ve ahfaya bağlıdır.

    Bu yedi adımdan her biri, on bin hicap açar ki: Bunlar nurani de olabilir; zulmani de.. Bu manada gelen bir hadis-i şerif şöyledir:

    «Allah Teala'nın, nurdan ve zulmetten yetmiş bin hicabı vardır

    Emir aleminde atılan adımlardan:

    BİRİNCİSİ İLE: Fiiller tecellisi zahir olur.

    İKİNCİSİ İLE: Sıfatlar tecellisi olur.

    ÜÇÜNCÜSÜ İLE: Zati tecellilere giriş vaki olur.

    Bundan sonra, derecesine göre, olanlar olur ki erbabına malumdur.

    Bu yedi adımdan her birinde: Salik, kendi nefsinden uzaklaşır; noksan sıfatlardan münezzeh Rabbına yakınlık bulur. Bu adımların tamamı ile de yakınlık tamam olur. İşte o zaman, fena ve beka ile müşerref olur. Ve, has velayet derecesine ulaşır..

    Nakşibendiye meşayihi, bu seyrin iptidasına (başlangıcında) alem-i emirden başlamayı tercih ettiler. Allah Teala, onların sırlarının kudsiyetini artırsın. Onlar, bu seyir zımmında alem-i halk (cisimler alemi) mesafesini dahi kat ederler. Ama, diğer silsilelerin meşayihi böyle değildir.

    İşbu mana icabı olarak, Nakşibendiye tarikatı, tarikatların en yakını oldu. Böyle olunca, hiç şüphe yok ki: Diğerlerinin nihayeti, bunun bidayetine derc edilmiş (getirilip yerleştirilmiş) oldu.

    Bu manada bir mısra:

    Yazının güzelliğine, delalet eder baharı.

    Bu büyük zatların (Nakşibendinin) yolu, ayniyle, ashab-ı kiramın yoludur. Allah Teala onlardan razı olsun. Hayrü'l beşer Resulullah Efendimizle sahabeye ilk sohbette nasib olan, nihayetin bidayete girgin (getirilmiş) olması durumu, az kere, işin nihayetinde (sonunda) pek (az) kamil evliyaya hasıl olur.

  6. #6
    Vefakar Üye karuban - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Yaş
    50
    Mesajlar
    486

    Standart

    Mektubat-ı Rabbani 257. Mektup:

    Ey Seyyid,

    Bizim tercih ettiğimiz bu tarikatın ilk seyri, alem-i emirden sayılan, kalbden başlar.

    Kalbden sonra seyir, ruh mertebelerine düşer. Ki bu: Kalbin fevkindedir (üsütndedir).

    Ruhtan sonra bu muamele sırra geçer ki: Ruhun da yukarısındadır.

    İşbu hal, hafide ve ahfada böylece devam edip gider.

    Anlatılan bu beş letaifin menzilleri aşıldıktan ve onların her biri ile alakalı ilimler, maarif dahi aynı şekilde hasıl olduktan, bu beş letaiften her birine mahsus olan haller ve vecidlerle tek tek tahakkuk ettikten sonra, işte o zaman seyir: Bu beş letaifin, alem-i kebirdeki asıllarına geçer. Zira her ne varsa alem-i sagirde, onun aslı alem-i kebirdedir.

    Alem-i sağirden murad: insandır.

    Alem-i kebirden murad ise, sair (diğer) kainattır.

    Bu beş letaif asıllarının seyrine, önce arştan başlanır. Bu Arş-ı Mecid'dir ki: Kalbin aslıdır. Bunun üstünde, ruh-i insaninin aslı vardır. Onun üstünde, sırrın aslı vardır. Onun üstünde, hafinin aslı vardır. Onun üstünde dahi, ahfanın aslı vardır.

    Alem-i kebirden sayılan bu beş asıl olan seyir tafsilatı ile yapıldıktan ve iş son noktaya geldikten sonra; imkan dairesinin seyri tamamlanmış olur. Fena menzillerinden bir menzile ayak basılır.

    Bundan sonra, bir tarakki hasıl olursa, o zaman seyir: Yüce Sultan Allah'ın esma ve sıfatlarının gölgesinde devam eder. Bu gölgeler vacib ile imkan arasında berzahlara benzerler ve alem-i kebirdeki beş aslın dahi asılları gibidir.

    Bu gölgelerde dahi, anlatılan tertib üzere, teferruatta (ayrıntılı) seyir olur.

    Allah'ın fazlı ile bu çok olan gölgelerde dahi seyir tamam olup son noktaya gelirse, o zaman, Yüce Sultan Vacib Zat'ın isimlerinde ve sıfatlarında seyre başlanır.

    Bu durumda, isim ve sıfatların tecellisi; şuun ve itibarların zuhuru vaki olur. Bunların olması ile, alem-i emre ait beş latifenin muamelesi tamamlanır; Hakkı eda edilir.

    Üstte anlatılanlar olduktan sonra, Allah'ın fazlı ile terakki hasıl olursa, muamele nefsin itminanına kalır. Süluk makamlarının nihayeti olan rıza makamı bulunur.

    İşbu son makamda, sine şerhi olur ve İslam'ın hakikati ile müşerref olunur.


    (Kalanı için lütfen ilgili Mektubu okuyunuz)

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Vahşi’nin İslam'a Dönmesi
    By ahmetmustafa in forum Sahabeler ve Sünnet-i Seniyye
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 14.02.09, 13:51
  2. Herkes Aslına Çeker
    By **Muttakİ** in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 16.12.08, 21:57
  3. Letaiflerin Ölmesi Ne Demektir?
    By şamil in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 93
    Son Mesaj: 17.11.08, 00:46
  4. Ezân-ı Muhammedînin Aslına Çevrilmesi
    By Şahide in forum Tarih
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 30.06.08, 12:27
  5. Hristiyanlıkta Beklenen Tasaffi (Aslına Dönme)
    By karatoprak1975 in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 08.10.07, 08:43

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0