+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 ve 8

Konu: Hususi Bir Mesele ve Güzel Bir Cevap...

  1. #1
    Yasaklı Üye İbrahim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    37
    Mesajlar
    743

    Standart Hususi Bir Mesele ve Güzel Bir Cevap...

    Bir kardeşim ile gayr-ı meşru bir yolda süluk etmek olan bir yakınınımın vaziyeti münasebetiyle ettiğimiz hasbihalin meyvesidir.. Mühim hakikatleri ve devaları içerinde barındırır.. Layık olduğu mevki burası mıdır bilmiyorum ama paylaşmak istedim..





    Kardeşim her şey kader ile takdir edilmiştir, kısmetine razı ol ki rahat edesin.. Neticesi şu çıkar, insan fenalığa meyletti mi şeytan ona o yolu cazip gösterir.. Bunun tek çaresi Risale i Nurda anlatılan, “Kur'an-ı Hakimin sırr-ı icazıyla, hakiki bir tefsiri olan Risale-i Nur, bu dünyada bir manevi Cehennemi dalalette gösterdiği gibi, imanda dahi bu dünyada manevi bir Cennet bulunduğunu ispat ediyor. Ve günahların ve fenalıkların ve haram lezzetlerin içinde, manevi elim elemleri gösterip hasenat ve güzel hasletlerde ve hakaik-ı şeriatın amelinde Cennet lezaizi gibi manevi lezzetler bulunduğunu ispat
    ediyor. Sefahet ehlini ve dalalete düşenleri o cihetle, aklı başında olanlarını kurtarıyor. Çünkü bu zamanda iki dehşetli hal var.

    Birincisi: Akıbeti görmeyen, bir dirhem hazır lezzeti, ileride bir batman lezzetlere tercih eden hissiyat-ı insaniye, akıl ve fikre galebe ettiğinden ehl-i sefaheti sefahetten kurtarmanın çare-i yeganesi, aynı lezzetinde elemi gösterip hissini mağlup etmektir.

    Ve … ayetinin işaretiyle, bu zamanda ahiretin elmas gibi nimetlerini, lezzetlerini bildiği halde, dünyevi kırılacak şişe parçalarını onlara tercih etmek, ehl-i imân iken, ehl-i dalalete o hubb-u dünya ve o sır için tabi olmak tehlikesinden kurtarmanın çare-i yeganesi dünyada dahi cehennem azabı gibi elemleri göstermekle olur ki, Risale-i Nur o meslekten gidiyor.

    Yoksa, bu zamandaki küfr-ü mutlakın ve fenden gelen dalaletin ve sefahetteki tiryakiliğin inadı karşısında, Cenab-ı Hakkı tanıttırdıktan sonra ve cehennemin vücudunu ispat ile ve onun azabı ile insanları fenalıktan, seyyiattan vazgeçirmek yolu ile ondan, belki de yirmiden birisi ders alabilir.

    Ders aldıktan sonra da, "Cenab-ı Hak Gafurü'r-Rahimdir, hem Cehennem pek uzaktır" der, yine sefahetine devam edebilir. Kalbi, ruhu hissiyatına mağlup olur. İşte, Risale-i Nur ekser muvazeneleriyle küfür ve dalaletin dünyadaki elim ve ürkütücü neticelerini göstermekle, en muannid ve nefisperest insanları dahi o menhus, gayr-i meşru lezzetlerden ve sefahetlerden bir nefret verip, aklı başında olanları tevbeye sevk eder. O muvazenelerden, Altıncı, Yedinci, Sekizinci, Sözlerdeki kısa muvazeneler ve Otuz İkinci Sözün Üçüncü Mevkıfındaki uzun muvazene, en sefih ve dalalette giden adamı da ürkütüyor, dersini kabul ettiriyor.”

    Eğer dinlemezse, sefahete meyli kuvvetlenmişse, dua ile mukabele gerektir. Zira şu alemde müminin mümine en iyi yardımı dua iledir. Halis, içten, samimi bir dua.. Cenab ı Hakk Hakimdir, Rahimdir belki duamızı kabul eder onu da kurtarır..

    Bahsettiğin kuvvet uygulamak tarzı ise ekseriyetle işe yaramaz.. Zira sefahet de menhus bir zevk bir keyif onu düşündürdüğünden gizlice yapmaya meyleder..

    En iyi çare dua ile, mümkünse arkadaşça dostça kızmadan, elden geldiğince yüzüne vurmadan sorunlarına muhatap olup beraber akli çözümler bulmaya çalışmalısınız. yani ne yapsak? ailemize babamıza karşı münasebetimizi ve saire düşünerek.. sana bir şey anlatayım ibretlik bir hadisedir yaşanmış bir hayat hikayesidir..

    Bir zaman bir kardeşimiz vardı, bazı meselelerden cemaatten kopmuş Allahu alem namazı bırakmış, sefahete meyletmiş fakat zinaya değil belki açık bir kızla -hem de albay kızı, lisan kursunda tanışmışlar- evlenmeye kati karar verdikleri bir sırada -ki bizi hiçbir şey ayıramaz diye aralarında karar verdileri bir hengamda- kardeşimizle eski hizmet arkadaşım ve bir zaman beraber Nur dairesinde bulunmamızdan şefkat edip hatasını ve içinde bulunduğu durumu nazara almadan ve nazara vermeden onunla temasa geçmiştim.. -burası mühimdir dikkat et.. Senin vazgeçirmeye çalıştığını anlarsa terkeder. Zira sefahet nefse hoş gelir, onun aklı nefsine tabidir o halde iken her ne ise..-

    Cemaatten kardeşlerimiz bildiğimiz usullerle derse gelmeye teşvik etmişlerse de, o artık oralarda değildir.. Onun nefsi başka şeylerin peşindedir.. Kendisini teşvike çalışanları boş bir fikirle dinleyecek belki elden geldiği kadar görüşmek de istemeyecektir.. zira onlar onu o yoldan çekmeye çalışmaktadırlar..

    Halbuki onun, derse çağıran talebeye ihtiyacı yoktur belki yakın bir dosta ihtiyacı vardır.. İhlas risalesinde tarif edilen, kardeşlerimizle olan münasebetin ölçüsünü nazara veren cümleleri nedense pek de dikkate almayız. Zira düşmeyen, düşenin derdinden anlamaz.. belki birgün sıra bana da gelir diye düşünmez, kendini emniyette hisseder belki enaniyetine mağlup ise kardeşini tahkir eder, günahlara girer..

    Bahsettiğim ihlas ölçüsü şudur.. "Zaten mesleğimizin esası uhuvvettir. Peder ile evlâd, şeyh ile mürid mâbeynindeki vasıta değildir. Belki hakikî kardeşlik vasıtalarıdır. Olsa olsa bir üstadlık ortaya girer. Mesleğimiz halîliye olduğu için, meşrebimiz hıllettir. Hıllet ise, en yakın dost ve en fedakâr arkadaş ve en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmert kardeş olmak iktiza eder.."

    Dedim ki sen ne vaziyette olursan ol benim nazarımda eski kardeşimsin. Hem ben halinle meşgul değilim, vaziyetini merak da etmiyorum.. yalnız biz eskide beraber bir hizmette bulunmuşuz, benim için bu yeter manasında şeyler söyledim.. hatta demiştim ki hala hatırlıyorum.. Kardeşim değil Risale i Nur dairesinde, hatta İslamiyet dairesinde bile olmasan, yalnız insan olsan bana yeter demiştim.. İnsan da olmak istemiyorum, ben hayvan olacağım diyecek hali yok ya..

    Neticede bu kardeşimiz cemaatten kimseyle görüşmezken yahut karşılaşmış ise de soğuk resmi kalırken, bana evime gelip gitmeye başladı.. başlarda dinden diyanetten hiç bahsetmiyorduk bize göre malayani fakat onu rahat tutacak, telaş vermeyecek mevzularda konuşuyorduk.. neler konuştuğumuzu tam hatırlamıyorum fakat muhtelif dünyevi mevzular..

    Aradan zaman geçtikçe cemaatten uzaklaşmasındaki, ona çirkin gelen
    -hakikaten de çirkin- bazı suistimalattan bahsetti. Çok etkilenmiş olacak ki ara sıra anlatır dururdu. ben haklı olduğu noktalarda doğru derdim tasdik ederdim.. ağabeylerimiz hakkında nasıl böyle konuşursun, sen nasıl adamsın diye onu taciz etmezdim. Zaten haklıydı da o mevzularda..

    Aradan epey zaman geçtikten sonra bir gün onun hayatında dönüm noktası olcak bir hakikat zihninde yerleşti.. Mesele şuydu.. Sefahete meylini ve açık bir hanımla evlenmek arzusunun kaderin sevkiyle olduğunu düşündüğünü söyledi.. ben de dedim.. “kardeşim kaderin sevkiyle olduğunu söyleyebilmen için, tesettürlü hanımlarla da düşünmelisin, eğer olmadı o zaman diyebilirsin yoksa onlara hiç bakmayıp bu benim kaderimmiş diyemezsin..”

    Bu fikir onun aleminde yer etmiş, yani Rabbim kalbine tesir ettirmiş ki ondan sonra haklı olduğumu, tesettürlü hanımlardan da münasip varsa bakabileceğini teslim etmiş oldu..

    Aslında bizim hanımın kadın gözüyle anladığı şuydu.. o kararını zaten vermiş de daha güzelini bulursa belki kabul edebilir ondan aşağısına razı olmaz demişti.. haklıydı .. Fakat yine de bir alternatifti belki münasip birisi bulunurdu, bir ümitti gene de..

    Epey zaman geçti.. bu kardeşimiz yavaş yavaş eski sıkıntılarını atlatıyordu.. bu arada tesettürlü hanımlar da araştırılmaya devam ediyordu. Burada, kardeşimizin sonradan o açık kızdan kurtulduğunda itiraf ettiği acip bir hadiseye işaret etmek zamanı geldi. Bana demişti ki “Ben onunla beraber konuşurken, ne vakit senden cepte mesaj gelse o hanımın tedirgin olduğunu sanki bu işin biteceği gibi bir hisle rahatsız olduğunu anlatmıştı. Demek -hanımlarda hissiyat kuvvetli olduğundan- aralarının bozulmasına sebep olacak haletin o zatla alakadar olarak vukua geleceğini manen hissetmişti yada ettirilmişti. Her ne ise..

    Kardeşimizle olan münasebetimiz günden güne kuvvetleniyordu fakat bir türlü o kızdan yakasını kurtaramadığını acizane seyrediyorduk. Duadan başka elimizden bir şey gelmiyordu. Deseydik ki “kardeşim büyük bir hata yapıyorsun, bunu bırak” muhtemelen onu değil bizi terkedecekti. Zira nefsi ondan hoşlanıyordu, onunla evlenmek istiyordu. Aslında o da biliyordu bu kızla evlenmenin aile yapılarına uygun olmadığını, onun temeldeki diyanet hisleriyle uyuşmadığını.. fakat sefahet işte.. en olmayacak işleri gayet makul gösterir yahut acip bir gafletle tenvim edip uyutur..

    Bir gün nasılsa siyasi bir mevzunun aralarında bahsi geçmiş. Albay kızı olması ve de yetiştiği ortam ve fikir yapısı sebebiyle, şimdiki dindar hüviyette görünen bazı siyasetçilere karşı çok şiddetli mukabele etmiş. Bizim kardeş te eskide aldığı dersin tesirinden mi yahut başka esbabtan mı nedir, insaf damarıyla bu kadar yüklenmesine karşı çıkmış. Aralarında münakaşa başlamış. Kız çok şiddetli mukabele etmiş ve “nasıl bunlara taraftar olursun?” diye çıkışmış.. Kardeşimiz de onu müvazeneye getirmek için olsa gerek mukabelede bulunmuş. Neticede bu kırılma noktasında birbirlerine karşı soğukluk düşmüş ve bir daha görüşmeme kararı almışlar..

    Bana gelip mevzuyu açtığında henüz hadise yeni ve hissiyatı da rencide olmuş olduğundan, içimden ne kadar sevinsem de fazla belli etmedim. “Neden bu tarza geldiniz?” diye güya meseleyi anlamaya çalışır tarzında mukabelede bulundum. Zira ters bir hareket onu benden de soğutabilirdi. Belki onun nefsi diyecekti ki “beni ondan koparmaya çalışıyormuş, maksadı buymuş” diye desiselerle bana hücum ettirecekti..

    Şükür elhamdülillah kardeşimiz ilerleyen günlerde tamamen onun etkisinden kurtuldu. Tabi o boşluğu müsbet bir şekilde doldurmalıydık.. Fakat ne kadar aradıysak ta bir türlü olmuyordu..-günahına keffaret olacak ki senelerce olmadı, bir türlü evlenemedi. hem ben, hem de o bu duruma hayret ediyorduk- fakat kardeşimiz eski buhranlı günlerini inayet i ilahi ile atlatmış, tertemiz bir mesleğe girmiş bulunuyordu.. Artık namazlarını kılıyor, günahlarına üzülüyor ve evlenme meselesinde de kemal i sabırla hükm ü ilahiyi bekliyordu.. Nihayet münasip bir kardeşimiz bulundu ve bir parça terslikten ve bazı arızalardan sonra, Nur talebesi olan şimdiki hanımıyla evlenmek nasip oldu. Şimdi mutlular..- İnşaallah bu meselede çektiği sıkıntılar günahlarına keffaret olur, tam temiz olarak kurtulur-

    Bu meseleyi bir parça geniş anlatmamın sebebi hem ibret almak, hem kardeşliğin, samimi dostluğun inayet i ilahiyenin yetişmesine nasıl kuvvetli bir medar hükmüne geçtiğini vesaire bazı İslami usulleri ders vermektir. Yoksa haşa benim marifetim olmadığına ve nefsi emmare onunla övünmeye bir medar teşkil etmediğine şununla bak ki bir gün bu kardeşimize demiştim. “Kardeşim senin meselende -yani sefahetten kurtulup, hidayete girmekliğinde- aczimi hissettim, elimden bir şey gelmediğini aynelyakin gördüm ve senin için dergah ı ilahiye yönelip ağladım..” Ya Rabbi! elimden bir şey gelmiyor diye münacat ettim. Cenab ı Hakk lillah için o münacatı ve halisane kardeşi için hissiyatını kabul etmiş olacak ki ondan sonra birden kardeşimizin bana karşı vaziyeti değişti. Beni sallayan, fazla da kıymet vermeyen bir halet i ruhiye içinde iken birdenbire sanki bir yerden emir almış gibi benimle münasebettar olmaya, istifade etmeye başladı.. Her ne ise..

    Bu mesele benim hayatımın en tatlı hatıralarından biridir.. Halen de o kardeşimizle ailece görüşmeye devam ediyoruz, inşaallah devam da edecek.. Anlatmak istediğim şu ki, “samimi bir ihlas, şerde dahi olsa netice verir” diyen bir hakikat, hayırda, Cenab ı Hakkın rızasına muvafık olan işlerde olsa elbette daha ziyade faide verir. Cenab ı Hakk lillah için o münacatı ve ihlaslı, samimi duaları reddetmez inşaallah diye ümit ediyoruz, onun rahmetinden bekliyoruz..
    Konu İbrahim tarafından (11.10.09 Saat 22:13 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Gayyur hacı anne - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    111

    Standart

    yazdığınız konudan çok etkilendim,çok duygulandım..inş bütün başı darda olan kardeşlerimize senin gibi yardım edenler bulunur,zaten senide onun yardımına allah gönderdi..dara düşen kardeşlerimizin allah yardımcısı olsun..inş..

    allah senden razı olsun kardeşim...

    selametle...
    kabrin arkası için çalışınız,hakiki saadet ve lezzet ondadır...

  3. #3
    Yasaklı Üye başkakitap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    341

    Standart

    Başı açık olmak demek, ahlaksız olmak demek mi? Yasak mıdır dinen, başı açık olan bir kadınla evlenmek? Yahudi ve hristiyan bile ehl-i kitap olarak nikahı helalken, bu başı açık ayrımı niye?

  4. #4
    Vefakar Üye mealebrar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Bulunduğu yer
    cibal-i toros
    Yaş
    44
    Mesajlar
    426

    Standart

    Kardeşim maneviyat noktasında emr-i ilahi ile hareket etmek istersen hanımının da mütesettir olması gerekir yoksa burada haşa müslüman değiller evlenilemez diye bir ifade yok fakat diyanet noktasındaki kefaetsizlik ve sonraki dönemde birbirine mübayin DÜŞMEMEK İÇİN GÖZETMENİZ GEREKEN HUSUSLAR VAR ayrıca yahudi ve hristiyanlarla evlenmek aynen teaddüdü zevcat gibi bir ruhsattan ibarettir ehl-i kitab ile evlenmeye cevaz-ı şer'i veren ayetin maba'dinde fakat müslüman bir köle sizin için daha hayırlıdır diye irşad buyrulmaktadır.Her başı açık olan ahlaksız diyemeyiZ ama emr-i ilahiye karşı bir itaatszlik var ve her mütesettire hanım da ahlak abidesi değildir hatta fıtrat yaratılış ve karakterler seciyeler öyle tenevvü etmişki her birmüslüman hatta cemaat ehl-i olan kimse aynı hizmet ve fikirlerde müşterek olan refika-i hayatıyla uyuşamayabilir fıtratların uyuşması önemlidir.Fakat nefse bakarsan zahirde boğulmak ihtimali kavidir.
    السلام عليكم و رحمة الله ابدا دائما

  5. #5
    Yasaklı Üye İbrahim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    37
    Mesajlar
    743

    Standart

    Alıntı hacı anne Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    yazdığınız konudan çok etkilendim,çok duygulandım..inş bütün başı darda olan kardeşlerimize senin gibi yardım edenler bulunur,zaten senide onun yardımına allah gönderdi..dara düşen kardeşlerimizin allah yardımcısı olsun..inş..

    allah senden razı olsun kardeşim...

    selametle...
    Allah sizden de razı olsun fakat başta da belirttiğim üzere bu yazı bana ait değil.. Ömrünü Nur hizmetine vermiş bir ağabeyim ile yaptığımız istişarenin meyvesi.. Elbet istifade edenler olacaktır ümidi ile buraya ekledim.. Ama sathi bir nazarla bakıldığı vakit istifade edilemeyeceği muhakkak.. Zira sathi bir nazarla bakanlar hakikatı idrak edemezler.. Mealebrar'a da teşekkür ediyorum yaptığı açıklama için.....

  6. #6
    Ehil Üye nurhanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    3.463

    Standart

    Halbuki onun, derse çağıran talebeye ihtiyacı yoktur belki yakın bir dosta ihtiyacı vardır.. İhlas risalesinde tarif edilen, kardeşlerimizle olan münasebetin ölçüsünü nazara veren cümleleri nedense pek de dikkate almayız. Zira düşmeyen, düşenin derdinden anlamaz.. belki birgün sıra bana da gelir diye düşünmez, kendini emniyette hisseder belki enaniyetine mağlup ise kardeşini tahkir eder, günahlara girer..
    Hoca nasreddin misali hekim çağırmayın işlekten düşen birini çağırın....
    bu zamanda emniyette olan yok.Güzel tesbitler var.
    Risale-i nur bir imtihan kitabıdır.
    Davasına sadık olmayan insanların başarı ihtimali yoktur.



  7. #7
    Vefakar Üye efnan_nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    500

    Standart

    Allah razı olsun çok istifade ettik.
    Böyle hikayeleri filan dinlemeyi severim.

    Rabbim kardeşlerimi başka mecralara kaydırmasın ve bana kaydıkları günü göstermesin benide onlara göstermesin çok üzücü birşey..

    فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ

    Öyleyse Allah'a firar edin (kaçın ve sığının)


  8. #8
    Müdakkik Üye nuRNK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    611

    Standart

    Allah Razı Olsun.

    Bir nokta-i kemale şitab üzre kâinat,

    Ol noktaya teveccüh ile yükselir hayat.

    Kahriyyât



+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.MEKTUBAT
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 27.02.14, 14:35
  2. Neden Hususi Hatâlara Hususi Ceza Verilmeyip, Koca Bir Unsur Musallat Edilir?
    By abluka in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 16
    Son Mesaj: 20.08.08, 22:19
  3. Ahmağa Verilecek En Güzel Cevap
    By AFFETT in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 15.08.08, 14:08
  4. Hususi
    By m_safiturk in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.05.07, 15:43

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0