+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 11

Konu: Takva ve Sanal Alem....

  1. #1
    Yasaklı Üye İbrahim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    37
    Mesajlar
    743

    Standart Takva ve Sanal Alem....

    Uzun zaman evvel forum üyelerinden name-i nur kardeşimin bana gönderdiği bir mail i forumda yayınlamak istiyorum.. Yanlışa anlaşılmalara mahal vermemesi için evvela baştaki kısa mukaddemeyi dikkatle okursak istifade ederiz inşaallah...







    sanal ortamlarda, anlık ileti (msn, icq vs.) vesilesi ile veya mail servisleri vasıtasıyla ya da forumlar münasebeti ile bayan-erkek karşılıklı yazışmalar, birlikte müdavelelerin ve bayan-erkek bir arada edilen sohbetlerin zararlarına dairdir.

    konuya başlamadan evvel belirtelim ki bu yazı herkese değil, sadece istifade peşinde olarak hakikat arayanlaradır. Azimete müraat ile azami istifadenin elde edilebileceğini düşünenleredir.

    Îmani mevzulardan istifade ederken azami istifade için şüphesiz bazı düsturlara uymamız elzemdir. Yoksa muhatab olduğumuz mesele ne kadar büyük bir hakikat da olsa, ne derece âlî bir mevzu da olsa istifademiz pek eksik kalır ve hatta bu ehemmiyetli mesele sadece akılda bilgi olarak kalır ve kalbe, ruha sirayeti pek cüz-i olur.

    Şimdi burada Risale-i Nur’dan azami istifade edebilmemiz için konu başlığı ile alakalı birkaç düsturdan bahsedelim.

    1.Esas-ı takva;

    Kur’an-ı Hakim’in nazarında imandan sonra en ziyade esas tutulan takva ve amel-i salihtir. Elbette imanî meselelerin hazmedilmesinde, massedilmesinde, istifadesinde takvadaki hassasiyetimiz bir ölçüdür. Elbette yüksek hakikatlar, takva taşları ile örülmüş kaleyi mekan kabul eder. Yoksa takva harcı olmazsa tahassun edilecek kale yıkılacağı gibi hakikatler de uçar, gider.
    Ahir zamanda takvayı en çok zorlayan erkekler için özellikle bayanlardır ki Gençlik Rehberi’nde denilmiş;

    ‘’Âhirzamanın fitnesinde en dehşetli rolü oynayan, taife-i nisaiye ve onların fitnesi olduğu hadîsin rivayetlerinden anlaşılıyor.’’

    Bu ifade bir erkeğin takvasını en ziyade kullanacağı yeri belirliyor. Üstadımız bu konuda kendisine şaibe karıştırılamayacak bir ferd-i müstesnadır. Herkesce malum olan bir yeri ekleyerek (Emirdağ Lahikasında geçen bir hatırası) üstadımızın bu konudaki hassasiyetini belirtelim.

    Tarih-i hayatımı bilenlere malûmdur: Ellibeş sene evvel ben, yirmi yaşlarında iken, Bitlis'te merhum vali Ömer Paşa hanesinde iki sene onun ısrarıyla ve ilme ziyade hürmetiyle kaldım. Onun altı aded kızları vardı. Üçü küçük, üçü büyük. Ben, üç büyükleri, iki sene beraber bir hanede kaldığımız halde, birbirinden tefrik edip tanımıyordum. O derece dikkat etmiyordum ki bileyim. Hattâ bir âlim misafirim yanıma geldi, iki günde onları birbirinden farketti, tanıdı. Herkes ve ben de, bu hale hayret ederdik. Bana sordular: "Neden bakmıyorsun?" Derdim: "İlmin izzetini muhafaza etmek, beni baktırmıyor."

    Burada dikkat edilirse üstadımız imanî ilmin bir izzetinin bulunduğunu ve süfli ve dünyevi hevesat uynık olan bir bünyede imanî ilmin, izzeti gereği bu mekanda durmayacağını belirtmiş. Oysa Üstadımız rüyasında Seyyidimiz Muhammed (ASM) dan ilim taleb etmişti. Burada ise bu ilmi muhafaza etmek ve ilmi kaçırmamak için azami takvasını görüyoruz.

    Hadîsin rivayetine göre ahir zaman fitnesinde en dehşetli rolü oynayan bayanlar taifesi olduğunu belirtmiştik. Bu fitnede açık saçıklıkla bayanların hem kendilerinin hem kendine müteveccih erkeklerin kalblerini öldürdüğü aşikar.
    Burada asıl şuraya değinmek istiyorum ki; fitne-i ahir zamanda bayanlar taifesinden gelen fitne sadece açık bacaklı bayanlarla değil. Bayanların şer’i giyim ölçülerinden taşarak veya örtülü görünümünde her ortama(sanal ortamlar dahil) rahatlıkla girmeleri ve bu durumun kendilerince ve erkeklerce yadırganmaması hastalığı ve neticeleridir.

    bayanların giyimlerine dikkat etmemelerinin yanında,
    mesela, bir bayan mesture de olsa erkeklerin arasında sıkılmadan dolaşabiliyor,
    mesela; mesture de olsa bir bayan dolmuşta sıkılmadan erkeklerin yanına oturabiliyor,
    mesela; bir bayan erkeklerle aynı ortamda çalışabiliyor,
    mesela, yayın organlarında sakınmadan zevk ile görünebiliyor,
    mesela, sanal alemde erkeklerle birlikte bulunabiliyor.
    mesela………….

    örnekleri hayli artırmak mümkün. İşte bütün bunlar neticesi, bayanlar ile erkekler bir arada bulunması ile kişilerde buna alışmışlık ile gelen ve bilmeden, farkında olmadan, içten içe dünyevi hevesler uyanıyor, kalbe zulmet doluyor, imanî ilmin izzeti zedeleniyor. İlmi akıl alsa da sathi kalıyor kalb massedemiyor, ememiyor. Ruh hakikate yabani bakıyor. Elbette Allah’tan bahseteden ve O’nu ders veren bir ilmin azami izzeti vardır, mahza ziyadır. Fakat ihtiyar zulmetten yana olursa ziya açıkta kalıyor. Te’siri sathi kalıyor.

    Sanal ortamlarda bayan-erkek bir arada en yüksek hakikatlardan da bahsetseler nefsin elinde en kuvvetli silahı vermekle işe başlıyorlar.
    Sanal ortamda bayan-erkek bir arada olmayı tercih edenlerin yaş ortalamalarının 20-25 arası olması bir tesadüf değil elbette. Yani hevesin galeyanda olduğu bir yaşta olmak hele bu fitne-i ahir zamanda hevesine galib gelememe ihtimalinin yüksek olduğu yaşlarda böyle ortamlarda bulunmak nefsin eline silah vermek değil midir? (sözümüz sadece hakikat arayanlara)

  2. #2
    Yasaklı Üye İbrahim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    37
    Mesajlar
    743

    Standart

    .Sadece menfaate bakmak vartası;

    Bizi vartaya düşüren ve bunu severek yaptıran bir vartadan bahsetmek istiyorum.
    Bazen bir işe girişirken o işin sadece bize olan menfaatine bakarız ve bize zararını görmeyiz. Oysa hakikat peşinde olanların mühim bir düsturu şudur.
    Bir işe girişmezden evvel işin istifademize zararlarını iyice tetkik etmek.
    Malum ‘’Her zaman def'-i şer, celb-i nef'a racihtir’’ düsturumuz olmalı.

    ‘’Aman ne güzel hakikatler konuşuluyor burada zarar olmaz’’ diyen yukarıdaki birinci meseleyi tekrar okusun.

    3. Tekellüfe girmemek

    Tekellüfe girmemekten kasıt ihlastır, samimi olmaktır, kendini olduğundan farklı göstermeye çalışmamaktır.

    Bu meselenin daha rahat anlaşılması için bir örnekle başlamak istiyorum. Ama lütfen örnek makamı, sanal ortam ile birebir kıyas edilmesin, verilecek örnek meselenin ileri ucu, günah boyutudur. Biz ise bu örnekle sadece istifademizi olumsuz etkileyen noktayı ihtar etmek istiyoruz.

    Herkesce malumdur ki ‘’flört’’ ahlak-ı rezilanesinde esas olan, kişinin kendini karşı cinse sevimli, herkesin hoşlanacağı bir yapıda ve kusurdan ari bir kişilikle sergilemesi samimiyetsizliğidir. Ki böyle başlayıp devam etmeyen evlilikler, ‘’birbirimizi tanımamışız’’ itirafları, hatta birbirine düşman olmaya varan neticeleri hepimiz duyarız.

    Sanal ortam elbette bu neticeye (ekseriyetle) varmaz. Bu örneği sadece şunun için veriyorum; bayan-erkek bir arada olmanın fıtri bir neticesi var ki o da kişi kendini olduğundan farklı göstermek istemesi durumu.Bu da ortamın durumuna göre mesela Din konusu ortamda revaçta ise kişi kendini Dine yatkın, Dinî meselelerde söz sahibi, istifadeli… vs göstermek istemesi fıtratında olan bir yeti.
    Bunu Risale-i Nur şu şekilde ifade ediyor.

    Bir meclis-i ihvanda güzel karı girdikçe riya ile rekabet, hased ile hodgâmlık debretir damarları!

    Yatmış olan hevesat, birdenbire uyanır. Taife-i nisada serbestî inkişafı, sebeb olmuş beşerde ahlâk-ı seyyienin birdenbire inkişafı.

    (Sözler)


    Risale-i Nur’dan alınan bu parçada bahsedilen meclis, birbirine yabani kişilerden oluşmamış, tam aksine aynı hizmeti omuzlamış olan samimi sadık arkadaşlar meclisidir. Böyle bir mecliste dahi bayanın bulunması meclistekileri riyaya, rekabete, hasede, hodgamlığa itiyor.
    Dikkat edilirse burada çok ama çok vahim bir mesele şu ki, meclis bir davaya gönül vermiş kişilerden, bir hizmeti omuzlamış kişilerden oluşuyorken bahsedilen hissiyatlar ise; riya rekabet, hased, kendini düşünmek gibi o meclisin hizmetlerine olan himmetlerini hizmetlerine değil de kendilerine sarfetmeleri durumudur.
    Yani meclis diyelim ki 3 kişiden oluşsun. bu kişiler ihvan olduklarına göre ihlas sırrını yakalamış kişiler olmalı yani üç tane 1 (bir) ayrı ayrı değil aynı çizgi üzerinde omuz omuza vermiş. Yani bu meclis üç tane 1 in yan yana gelmesi ile 111 (yüzonbir) kuvvetinde iken ortama bir bayanın girmesi ile hizmete sarfettikleri himmetlerini kendilerine dönderedek hatta aralarında rekabet ve hasedin girmesi ile hizmetleri akim kalıyor. Kıymetleri ise 111 (yüzonbir) kişiye bedel en fazla 3 kişi oluyor.

    Bakınız..; burada Risale-i Nur insanın pest, çirkin, kötü ahlakını anlatmak için bu ifadeyi kullanmamış. Bu ifadeyi kullanmış çünkü fıtrat böyle. Bir ortamda bayan varsa erkekler arasında rekabet, kendinin diğer erkeklere göre olan üstün özellikleri, riya gibi istifadeye engel olan hissiyatları uyanır.
    Böyle hissiyatlar sadece erkekler arasında değil, hatta bayanlar arasında daha galib.
    Hal böyle olunca sonuç ta şöyle oluyor; ‘’bulunulan ortamda istifade tebei yani ikinci, üçüncü belki beşinci derecede kalıyor. esas olan ise ‘’görünmek isteme’’ hissiyatını tatmin.’’

    Burada akla şöyle bir sual gelebilir; ‘’yukarıdaki Risale-i Nur’dan alıntıda ihvan meclisine bayan girmesini anlatırken sanal ortam kasdedilmiyor. Gerçek hayattaki bir durum söz konusu.’’

    Buna cevaben deriz ki; evet elbette gerçek hayatta, hal-i hazırdaki bir meclise bir bayanın girmesi ile himmetin hamiyetsizliğe dönüşmesi mevzu-u bahs. Ancak şu var ki burada insan fıtratından bahsedilmiş. Bu ifadedeki hissiyatların sanal ortamda, gerçek hayattaki kadar etkisi galib olmaz elbette. Fakat sanal ortamdaki bayan-erkek bir arada olması durumununda bu ifadeden bir hissesi olduğu kesin. Çünkü fıtratın sanal ortamda da tesiri gerçek ortamdaki ile paraleldir ama belki aynı etkide değildir.

    Örnek olarak gerçek olmadığı halde korkulu hikayelerden korkulması, acıklı hikayelerden müteessir olunmasını verebilirim.

    Aynı meseleye Risale-i Nur’dan başka bir örnek vermek istiyorum.

    ‘’………..kadın kendi güzelliklerini göstermeğe fıtraten çok meyyal olmasından seve seve o fitneye atılır, baştan çıkar ve fıtraten cemalperest erkekler dahi, nefsine mağlub olup o ateşe sarhoşane bir sürur ile düşer……..’’

    (Şualar)




  3. #3
    Yasaklı Üye İbrahim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    37
    Mesajlar
    743

    Standart

    Burada tekrarla belirtmek istiyorum ki verilen örnekleri birebir sanal ortama yakıştırmayalım. Çıkarılan sonucun sanal ortama ne kadar baktığı zaten belirtiliyor( belirtilecek).

    Burada da ‘’fitne-i ahir zaman’’ özeliğinden bahsediliyor. Ve gene insandaki kötü ahlak belirtilmekten ziyade fıtratın(belki ahir zamanda fıtratın bozulmuş kısmının) bir özelliği ifade ediliyor.
    Buraya göre bayan kendinde olanı yani suretini, siretini (güzel ahlakını), kendindeki iyi huyları veya ilmini göstermek istemesi onun fıtratında var.
    Erkeklerin ise fıtratları cemalperest. Bayandaki güzelliğe, güzel ahlaka, güzel huylara, güzel sözlere pek meftun. Yani dikkat edilirse erkekteki ve bayandaki bahsedilen durumlar birbirini tamamlar özellikte gibi görünüyor. Bir taraf görünmek diğer taraf seyretmek istiyor.

    Yazının başında denilmişti ki, ‘’bu yazı herkese değil sadece hakikat arayanlara’’
    Yani sözümüz herkese değil ama herkese menfaatı var kanısındayım. Dindar olup ehl-i istifade kişilere hitab ediyoruz. Sanal alemde istifade için dinî görüşmeler bayan-erkek arasında ise bu yukarıdaki ifadelerin de bir numunesinin bu görüşmelere yansıması fıtratımız gereği muhtemel değil mi?
    Elbette sanal ortamda suret teşhir edilmiyor. Yani dindar ve istifade etmek isteyen biri suret teşhir edilen sanal ortamlara girmez. Ama yazılara yansıyan ifadelerde siret, ilim gibi şeyler teşhir edilmiyor mu?

    Burada aklagelen bir sual: bir bayanın suretini değil ama güzel ifadeler kullanması, siretini açığa vermesi, ilmî meselelerden bahsetmesinde ne zarar olabilir?

    Elcevab: bu sualin cevabını, ‘’Bir meclis-i ihvana güzel karı girdikçe……’’ olan yukarıdaki ifadeye havale ediyoruz.




    4. Azimeti esas tutmak

    bu meseleye Tarihçe-i Hayat’tan bir ifade eklemekle başlıyorum.

    ‘’Bir hâdise-i ruhiyemi size beyan ediyorum:

    Çok zaman evvel, zâtınız ve sizin mesleğinizdeki hocaların, zarurete binaen, ruhsata tâbi ve azîmet-i şer’iyeyi bırakan fikirlerine benim fikirlerim muvafık gelmiyordu. Ben; hem onlara, hem sana hiddet ederdim. "Neden azîmeti terkedip ruhsata tâbi oluyorlar?" diye Risale-i Nur'u doğrudan doğruya sizlere göndermezdim…….’’

    (Tarihçe-i Hayat)



    Üstadımızın ifadesine göre Azimet-i Şer’iyeyi bırakan hocalara maddi olarak Risale-i Nur’u göndermek isemediğini görüyoruz. Gerçi burada üstadımız maddi olarak kitap tarzındaki Nur telifatlarını göndermek istemiyor fakat acaba Risale-i Nur’un kendisi azimet-i şer’iyeye tabi olmayanlara sürekli ruhsatlarla amel edenlere ne kadar kendini sunmak ister bunu fehminize havale ederiz.

    yine Risale-i Nur’dan bir ifade;

    İslâmiyetin müsellematını tamamen imtisal ettiği cihetle bihakkın daire-i dâhiline girmiş zâtta; meyl-üt tevsi' meyl-üt tekemmüldür. Lâkaydlık ile haricde sayılan zâtta meyl-üt tevsi', meyl-üt tahribdir. Fırtına ve zelzele zamanında; değil içtihad kapısını açmak, belki pencerelerini de kapatmak maslahattır. Lâübaliler ruhsatlarla okşanılmaz; azimetlerle, şiddetle ikaz edilir.

    (Mektubat)



    Buraya göre bakılırsa eskide pek olmayan ahirzamanda vuku bulan ‘’içtihadda dünyayı tercih’’ meselesi ki bu zamanın dinde laubali evladının nefsine kapılar açmış. Zaten bu zamanın bir hassası olan elması elmas bildiği halde(ahiret gibi) camı ona tercih etmek(dünya gibi) ciğersûz belası içimize girmişken ve -Üstadımızın ifadesi ile- ahir zamanda hangi şeye temas edilse günahlara maruz kalındığı bir zamanda Şeriatın azimet kısmına tabi olmak bize hem İman ilminin izzetini muhafaza etmeyi esas aldığımız için İlm-i îmanî bize kapısını açacak hem kalbimizde ve ruhumuzda zulmetin yerini ziya ve nur alacaktır.

    Şu örnek de burası için uygundur kanısındayım; hani sınava seksen almak için girersek, seksen alacak kadar çalışırsak sınavdan ancak altmış alabiliriz herkes tecrübe etmiştir.
    İşte ahir zamanda hangi şeye temas edilse madem günahlara maruz kalıyoruz, o halde işi biraz daha sıkı tutmak hem bir dua dır, hem muhafazamız için gayrettir.

    Bu meselenin dahi sanal ortamlarda bayan-erkek bir arada edilen sohbet, müdavele vs gibi mevzulara bakan tarafını fehminize havale ederiz.

    Risale-i Nur’dan bir kısım daha;

    ………………..Dikkat ettim ki, o sarayın efendisi kapıya gelmiş, it ile oynuyor ve oynamasına yardım ediyor. Hanımlar, yabani gençlerle tatlı sohbetler ediyorlar. Yetişmiş kızlar dahi, çocukların oynamasını tanzim ediyorlar……………..
    …………………………………………

    …….O sarayların herbirisi, birer insandır. O saray ehli ise; insandaki göz, kulak, kalb, sır, ruh, akıl gibi letaif ve nefs ve heva ve kuvve-i şeheviye ve kuvve-i gazabiye gibi şeylerdir……… İşte o yüksek letaifi, nefis ve hevaya müsahhar etmek ve vazife-i asliyelerini unutturmak, elbette sukuttur, terakki değildir.

    (Sözler)



    Burasını herkes bilir. Üstadımız hayali bir vakıada büyük bir şehirde büyük saraylar müşahade ediyordu.

    Burada, yüksek latifelerin nefis ve hevaya mağlub olup tabi olması, hanımların yabani gençler ile tatlı sohbetler etmesine benzetilmiş.
    Yani bu benzetmede mezkur hakikatı ifade için hanımların yabani gençler ile sohbetlerinin tercih edilmesi bunun hakikatte de bir tereşşuhu olduğunu göstermez mi?
    burada yabaniden kasıt herhalde na-mahrem olma durumudur.


    Son olarak konumuzla birebir alakası olduğunu düşündüğüm bir yer eklemek istiyorum.

    Nur-u Akıl, Kalbden Gelir

    Zulmetli münevverler bu sözü bilmeliler: Ziya-yı kalbsiz olmaz nur-u fikir münevver.

    O nur ile bu ziya mezcolmazsa zulmettir, zulüm ve cehli fışkırır. Nurun libasını giymiş bir zulmet-i müzevver.
    (Sözler)

    Zahirde büyük hakikatleri görüp etkilenerek çok istifade ettik sanabiliriz. Oysa akla gelen bir hakikatı kalb massedemez ve alamaz ise o halde o büyük hakikat âmâlimize yansıyamayacak bilgi olarak kalır. Bu ifadelerin de konumuz ile irtibatını kurduğunuzu düşünüyorum.


    Konumuza Risale-i Nur’dan daha eklenebilecek yerler var elbette. Ama zaten malum bir meselede bu kadar uzun gidildiğinden kısa kesiyoruz.

    Eğer bu ifadeyi okuyup temel ve esasına itiraz eden olursa o kişiden ‘’tebessüm ederek afedersiniz’’ dediğimizi hayal etmesini rica ediyoruz.
    ve
    Cenab-ı Hak'tan niyaz ve ümid ediyoruz ki, Risale-i Nur’dan hissemizi ve istifademizi, gün geçtikçe çoğaltsın ve nasibimizi artırsın. amin.

  4. #4
    Yasaklı Üye başkakitap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    341

    Standart

    Çare?

  5. #5
    Yasaklı Üye İbrahim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    37
    Mesajlar
    743

    Standart

    Alıntı başkakitap Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Çare?
    Ne demek istediğini anlayamadım...

  6. #6
    Ehil Üye BED_RA_KA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Bulunduğu yer
    MARMARİS
    Mesajlar
    1.200

    Standart

    Alıntı başkakitap Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Çare?
    bence de çare
    hepsi geçici , hizmet kalıcı
    hepsi anlık , hizmet ömür boyu
    hepsi çocukça , hizmet mertce
    hepsi öylesine , hizmet ölesiye
    --------İNŞALLAH--------



  7. #7
    Pürheves hazinem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Bulunduğu yer
    Emirates
    Mesajlar
    211

    Standart

    Ibrahim Kardesim hastaligi guzelce teshis etmissiniz.Ellerinize saglık.TEsekkurler.Caresi ise herkesin kendisine gore cıkarttıgı derslerdir.
    Tohum saç bitmezse toprak utansın,
    Hedefe varmayan mızrak utansın
    Heyy gidi küheylan koşmana bak sen
    Çatlarsa doğuran, kısrak utansın

    *******


  8. #8
    Ehil Üye Sıla-i rahim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Bulunduğu yer
    DÜZCE
    Yaş
    57
    Mesajlar
    1.283

    Standart

    İbrahim kardeşimiz kendisini sorumlu hissetmiş uyarmak istemiş. Allah ondan razı olsun. Bize teşekkür etmek ve sebeplenmek düşer, nasibimiz miktarınca.

  9. #9
    Pürheves garip nurcu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    267

    Standart

    Alıntı başkakitap Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Çare?
    ibrahim kardeşten Allah razı olsun
    istifade ettik.
    Bayanlar aslında cinsiyetlerini belli kılmadan da burada mevcut bulunabilirler
    gibi... yani kimin kim olduğu belli olmadan hakikatlerden istifade edilebilir mi diye düşünmüyor değilim
    bu da çare olmaz mı?
    ''İNNA LİLLAHİ VE İNNA İLEYHİ RACİUN'' söyle ve merci-i hakikiye dön, imana gel mükedder olma. O seni senden daha ziyade düşünür.
    Mesnevi-i Nuriye

  10. #10
    Yasaklı Üye başkakitap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    341

    Standart

    Mesela, rumuzlar bayan olmadı diyelim. Arka planda bu rumuzu belli olmayanlar, arkadaş eklemeyle tanışınca ne olacak? Allah korkusu en tesirli kalkan.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. takva
    By yakaza in forum Sahabeler ve Sünnet-i Seniyye
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 07.10.11, 06:28
  2. FEM Sanal Ofis
    By virs in forum Tavsiye Edilen Siteler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.04.08, 01:20
  3. Sanal Alem..
    By taife-i nisa in forum Fıkıh
    Cevaplar: 33
    Son Mesaj: 01.03.08, 16:57
  4. Sanal Kur'an Kursunuz
    By SERHAN in forum Tavsiye Edilen Siteler
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 15.10.07, 20:20
  5. Takva Boyutu
    By ab_ı hayat in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 28.08.07, 20:01

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0