+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7

Konu: Badıllı Yanlış Yapıyor

  1. #1
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart Badıllı Yanlış Yapıyor

    Vehbi HORASANLI
    Badıllı yanlış yapıyor



    Bir internet haber sitesinde (Risale Haber) yer alan röportajda Abdülkadir Badıllı, “Türklerle Kürtlerin birbirleri ile kaynaşmadığını” söylemiş, bir de Üstadın eyalet sistemini savunduğunu ifade eden bir hayli büyük hatalara imza atmıştır.
    Evvelâ; İslâmiyet düşmanları ve ırkçılar isteseler de istemeseler de Türk ve Kürtler kaynaşmış hatta etle tırnak olmuş iki kavimdir.
    Saniyen; eyalet sistemi son derece tehlikeli bir iddiadır ve Bediüzzaman, Prens Sabahattin’e karşı çıkarken aynı gerekçelerle adem-i merkeziyeti (yani yerinden yönetimi, bir başka ifade ile eyalet sistemini) reddetmiştir. Belki gelecekte, yani şu ırkçılık illetinden kurtulduğumuz bir zamanda—gerekirse—uygulanabilir. Üstad bu konuyu izah ederken çok net ifadelerde bulunmuş, yanlış tevillere müsaade etmeyecek derecede açıklıkla yazmıştır.
    Badıllı’nın sözleri, maksadı aşan ifadelerdir. Bu yüzden kendisinden düzeltme yapmasını beklemek, Bediüzzaman’ı gönülden sevenlerin bir hakkıdır. Aksi takdirde Bediüzzaman’ı ve Risâleleri tahrif suçu işlenmiş olur ki, bunun vebali de çok büyüktür.
    Said Nursî’nin, Kürtlerin gelişmesi ve uygarlaşması için uğraştığı, onların da medeniyet nimetlerinden yararlanması için çabaladığı ve milletler müsabakasında İslâmiyet’e güç ve kale olması için gayret ettiği bilinmeyen bir şey değildir.
    Evet, Üstad’ın gençlik yıllarında lâkâbı “Kürdî’dir. Fakat bu lâkap ve imza, bizzat kendi tasarrufu ile ırkçılığı çağrıştırmaması maksadı ile son bulmuştur. Sonraki eserlerinde “Nursî” lâkâbını kullanmıştır ve hiçbir eserinde ‘Said Kürdî’ imzasını göremezsiniz. Eğer bir eser müellifine bir parça saygı duyulmak isteniyor ise, bu zat Üstad olmasa bile onu kendi kullandığı imza ile anmak vicdanî bir görevdir. Yoksa eski usulde soyadı yerine kullanılan ve genellikle coğrafî adların verildiği isimleri kullanırsanız, bilerek ırkçılığı çağrıştırır ve yanlış yapmış olursunuz.
    “Yahu ırkçılık deyip duruyorsun, nedir bu kadar fena dediğin şey?” diye soracak olursanız, çok kısa olarak ifade edeyim:
    İnsanın kendi kavmi adına işlenen zulüm ve cinayetleri meşrû saymasına ve körü körüne bir kavmi yüceltmesine basit olarak ırkçılık denilir. Ve patenti Şeytana ait en eski fitne âletlerinden birisidir. Zira Şeytan “Ben ateşten yaratıldım, Hazret-i Adem ise topraktan yaratıldı” diyerek kendi nev'îni üstün görme yanlışına sapmıştı. Bu yüzden Allah’a isyan edecek kadar kibir yanlışına düştü ve ebediyen lânetlendi. Eğer Kur’ân’ı ve tefsirlerini okursanız, buna yakın ifadelere rastlayabilirsiniz. Bize düşen kutsal kitabımızdan ders ve ibret almak, Şeytanın düştüğü hataya düşmemektir.
    Abdülkadir Badıllı’nın sözlerine ihtiyatla yaklaşmak, Bediüzzaman’ın “..Hatta benim sözümü de, ben söylediğim için hüsn-ü zan edip tamamını kabul etmeyiniz. Belki ben de müfsidim. Veya bilmediğim halde ifsad ediyorum. Öyleyse, her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz. İşte, size söylediğim sözler hayalin elinde kalsın, mihenge vurunuz” (Münâzarât, s. 49) sözlerinin farkında olan her Risâle aşığının yapması gereken bir davranıştır.
    Ayrıca bazı insanlar, Üstadın Kürtlüğünü ispat etmek için, seyyid olduğunu yani Peygamberimizin (asm) neslinden geldiğini inkâr ediyorlar. Gerçi Kürt olsa bile, Said Nursî’nin neseben seyyid olmadığını iddia etmek, kimsenin haddi değildir ve buna gücü de yetmez. Üstadın, sırf manevî makamını gizlemek için ‘Mehdi, seyyidlerden olacak. Ben seyyid olduğumu bilmiyorum” demesini gerekçe sayıp onu, Kürtleştirmeye çabalayanlar, hiç farkında olmadan Bediüzzaman’ın, zamanın bedii, güzeli ve İslâm’ın müdafii ve ahir zamanın meşhur şahsı olma vasfını yok sayıyorlar. İşte asıl bu durum, hakikî ırkçılıktır ve son derece tehlikelidir. Said Nursî’nin dâvâsı iman kurtarma dâvâsıdır ve bütün himmetini bu uğurda sarf etmiştir. Irkçılık illetine maruz insanlar onu yeterince anlamamışlar ise bu onların kabahatidir. Ne diyeyim, Allah akıl, fikir ve iz’an nasip etsin, vesselâm...

    05.09.2009

    E-Posta: vehbihorasanli@ttmail.com


    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  2. #2
    Yasaklı Üye emrahh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesajlar
    82

    Standart

    M. Latif SALİHOĞLU
    Unsur için eyalet fikri



    Son haftalarda gündemin zirvesine oturan "Demokratik açılım/nâm–ı diğer Kürt açılımı"na dair meydana çıkan düşünce ve tartışmaların, sunulan yol haritası ve çare tekliflerinin haddi hesabı yok.
    Herkes kendi kanaatini beyan ediyor, bakış açısına göre meseleyi değerlendirmeye çalışıyor.
    En başta ifade edelim ki, yazmaktan, konuşmaktan, tartışmaktan, birbiriyle diyalog kurmaktan bir zarar gelmez. Çünkü, insanlar konuşa konuşa...
    Asıl büyük zarar ve tehlike, suskunluk ve diyalogsuzluk halinden kaynaklanır. Birbiriyle konuşmayan, yahut konuşturulmayanlar, birbiriyle sözlü diyalog köprüsü kuramayanlar, zaman içinde ne yazık ki, şiddete ve silâha dayalı bir diyalog kurma cihetine gidiyorlar, gitmek mecburiyetinde bırakılıyorlar.
    Demek ki, aynı dünyayı paylaştığımız insanlarla rahatça konuşmalı ve onları da aynı rahatlık içinde konuşturmalı; yani, herkes için fikir ve kanaatini beyan etme hürriyetini kâmil mânâda tesis etmeye çalışmalıyız.
    Böylesi bir hürriyet ve rahatlık ortamı içinde, ister istemez ortaya bir çeşitlilik tablosu çıkacaktır. Bu kaçınılmazdır.
    Kendini şahane hür ve serbest hisseden her vatandaş, gündemdeki konular hakkında konuşurken, meselâ çıkıp "Ey millet! Benim bu konudaki fikrim, görüşüm, kanaatim budur. Bunu beğenip beğenmemek, size aittir" diyebilir, diyebilmeli.
    Fikir ne kadar aykırı gelse de, bize göre buna saygı duyulmalı, en azından tahammül gösterilmeli. Zira, "Her hükümette muhalif bulunabilir."
    Bu meyanda, dikkat edilecek bir nokta şudur: Bir kimse, kendi indî yahut hissî görüşlerine, tanınmış muteber zatları âlet ederek, kendi fikrini onların fikriymiş gibi takdim ederse, bu yanlış olur. Üstelik, yapılan yanlışlık beraberinde daha başka yanlışlıkları getirir. Tahrik ve tetikleme neticesi, ortalık iyice bulanır.
    Onun için, bu noktaya nihayet derecede dikkat ve hassasiyet göstermek gerekiyor.
    Meselâ, birileri çıkıp diyor ki: "Bu Kürt açılımı konusunda Bediüzzaman Hazretlerinin görüşü budur. Eserleri olan Risâle–i Nur'daki şu ifade de bu görüşün delil ve ispatıdır."
    Üstad Bediüzzaman'ın ifadesiyle "Risâle–i Nur, mesail–i ilmiyedir." Dolayısıyla, Risâle–i Nur'la bağlantılı ilmî meselelerde kendinden emin, gayet rahat ve çok net bir şekilde fikir beyan edilebilir.
    Ancak, bir mesele ilmî olmaktan ziyade siyasî ve içtimaî hususlarla ilgiliyse, bunda kesin ve keskince ifadeler kullanmaktan kaçınmalı. Meselâ, "Şu mesele kesinlikle böyledir" demek yerine "Ben bu bahsi böyle anlıyorum. Bu sözden, kendimce şu mânâyı çıkarıyorum" demek, daha münasip düşer.
    Zira, siyasî ve içtimaî meselelerin konjonktürel tarafı ağır basar. Siyaset statükoyu, yeknesaklığı kaldırmaz; siyasetin çok değişken ve dinamik bir yapısı vardır. Yeni gelişmeler, çoğu zaman yeni yorumlamaları gerektirir.
    Sözü, Üstad Bediüzzaman'ın Prens Sabahaddin Beye yazdığı mektuba getirmek istiyorum.
    "Prens Sabahaddin Beyin sû–i telâkki olunan güzel fikrine cevap" başlığını taşıyan bu mektupta, zamana ve konjonktürel şartlar noktasına kuvvetli vurgular var. Meselâ, "adem–i merkeziyet"çi görüşleri için meâlen deniliyor ki: "Bu fikri yorumlamanız güzeldir. Buna akıl/fikir erdirebiliyoruz. Fakat, istidadımızla amelen, yani fiilen tatbik edemeyiz. Tatbik edilebilmesi için, çok zaman lâzım." (Eski Said Dönemi Eserleri, s. 184)
    Esasında, bundan yüz sene evvel sarf edilen bu sözlerin üzerinden yeterince bir zaman dilimi geçmiştir, denilebilir.
    Lâkin, şu noktayı özellikle vurgulamak lâzımdır ki: Üstad Bediüzzaman, bu adem–i merkeziyet fikrinin siyasî ve ırkî mânâda tatbik edilmesini doğru bulmadığını özellikle beyan ediyor. 1908'de Ahrarlar tarafından ortaya atılan bu adem–i merkeziyet teorisini, Üstad Bediüzzaman, hasseten sosyal, kültürel, maarif ve medeniyet gibi idareye taalluk eden sahalarda uygulanmasının terakkiyata sebebiyet vereceğini gayet veciz bir sûrette nazara veriyor.
    Hatta öyle ki, bu fikrin " teşebbüs–ü şahsî ve hiss–i rekabet"i uyandırmasıyla, kabiliyetleri kamçılayacağı ve musabakayı netice vereceği için, bunu "makine–i terakkiyat–ı medeniyetin buharı hükmünde" gördüğünü açıkça ifade etmiştir.
    Demek ki, Bediüzzaman bu güzel fikrin iftiraka götürecek siyasî ve unsurî tarafı ile değil, belki hakiki ittifaka ve terakkiyata götürecek tarafıyla ilgilenmiş ve böylelikle gelecek için bir yol haritasını göstermiştir.
    Esasında, Üstad Bediüzzaman bütün hayatı boyunca ihtilâfa, tefrikaya, ayrışmaya götürecek fikir ve hareketlerin karşısında durmuş, ittifaka, imtizaca, yani bütünleştirmeye ve kaynaştırmaya yarayacak fikir ve teşebbüslere iltifat göstermiş, ayrıca bunu fikren ve fiilen ispata çalışmıştır.
    Meselâ Türk, Kürt, Arap, vs. menşeli talebeleri arasında herhangi bir ayrım yapmadığı gibi, tıpkı Asr–ı Saadet modeli onları birbiriyle kaynaştırma cihetine gitmiştir.
    Öte yandan, kendi tâbiriyle "Kürtlerin serbestiyet–i inkişâfı"nı istemiş, cehaletten kurtulup maarifte yükselmelerine vargücüyle çalışmış, temel eğitimi (Darüttâlim) ana dilleriyle yapmaları ve üniversitede (Darülfünûn) ise Kürtçe'nin câiz (seçmeli ders) olması gerektiğini ifade etmiştir.
    Buna mukabil, Kürtlerin Türklerden ve Osmanlı'dan ayrılmasını, ayrılanları örnek almasını asla istememiştir. Hatta, zor durumda kalan Türk kardeşlerine—ayrılanların rağmına—dest–i sadakati uzatarak, müşterek bir beden teşkil etmelerini istemiştir. "Mahasıl, onlar bizim aklımız, biz de onların kuvveti; mecmuumuz bir iyi insan oluruz" demesi, bu gerçeğin bâriz bir ifadesidir. (Age, s. 186)
    Ayrıca, Münâzarât isimli risâlenin baş kısmında eski eserleri hakkında yer alan "Şu eserlerin her birisi Kürt olduğu gibi, aynı halde Türk, aynı vakitte Araptır" ifadesi, onun ne derece birleştirici, bütünleştirici bir dâvâ ve misyonun sahibi olduğunu açıkça gösterir.
    Şimdi bütün bunlar ve benzer mânâda daha bir çok hakikat meydanda iken, tutup ayrışmaya götüren ve siyasî bölünmeyi işmam eden federasyondan, yahut "Kürtler için eyalet" tarzında, mahiyeti gibi neticesi de muğlak ve meşkük sözler sarf etmek, üstelik bunları Üstad Bediüzaman'ın aslî dâvâsıyla irtibatlandırmaya kalkışmak, bize fevkalâde tehlikeli olduğu kadar, vebâli de mucip bir harekettir. Kâinat çapındaki (cihanşümûl) bir kudsî dâvâyı, insanların nazarında adi, basit siyasî ve ideolojik cereyanlara kurban etmek gibi bir vebâlin altına girmekten Allah'a sığınırız.

    05.09.2009

    E-Posta: latif@yeniasya.com.tr



  3. #3
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    "Hayat ittihattadır. Benim gibi bir bedevînin fikri fıtrat-ı asliyeye daha yakın olduğu için muhakemesi de tabiî olduğundan, sun’îden daha mükemmel olacaktır. Şöyle ki:

    Efrat mabeyninde muhabbet-i millî, zerrât mabeynindeki câzibe-i cüz’iyeleri gibi, bir muhassal teşkili ile cihetü’l-vahdetimiz olan usûl-i merkeziyeyi intaç edeceğinden, ittihat ve muhabbet-i millî revâbıtını tahkim eylemekle zülâl-i medeniyet o mecarîde seyelân ederek şu anasır-ı muhtelifeyi bir seviyeye getirdiğinden, aheng-i terakki hoş bir nağme ile ecnebilerin sımah-ı hâssesinde taninendaz edecektir. "


    Eski Said Dönemi Eserleri, s. 183

    "Hayat ittihattadır, (Birlikteliktedir)"
    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  4. #4
    Vefakar Üye muhayrık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    351

    Standart

    badıllı abinin yazısı nerde okuyabilir miyim
    " Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vabestedir. yoksa davet bid'attır, reddedilir..." Bediüzzaman

  5. #5
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Alıntı muhayrık Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    badıllı abinin yazısı nerde okuyabilir miyim

    ----------------
    "Bir internet haber sitesinde (Risale Haber) yer alan röportajda Abdülkadir Badıllı, “Türklerle Kürtlerin birbirleri ile kaynaşmadığını” söylemiş, bir de Üstadın eyalet sistemini savunduğunu ifade eden bir hayli büyük hatalara imza atmıştır."
    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  6. #6
    Vefakar Üye muhayrık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    351

    Standart

    badıllı abinin röportajı nerede yayınlandı.. ben bulut abinin röportajından başka röportaj görmedim.. yani badıllı abinin boyle bir şey dediğini bulut abiden öğreniyoruz.. müstakil olarak badıllı abinin ifadelerini göremedim.. eğer yayınlanmadı ise bulut abinin boyle bir açıklamada bulunması uygun düşmemiş... badıllı ağabeyi arar abi siz ne demek istemişsiniz... diyebilirmiş gibime geliyo... açıkçası ben bunların medyaya düşmesinden rahatsız oldum... onlar bizi anlamaz, farklı noktalara çekerler... bizi biz anlarız... neyse
    " Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vabestedir. yoksa davet bid'attır, reddedilir..." Bediüzzaman

  7. #7
    Vefakar Üye Ninja Kedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    491

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Badıllı Abi Soruları Cevaplıyor
    By mucasoz in forum Sesli ve Görüntülü Risale-i Nur Sohbetleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.02.13, 02:36
  2. Hamas Ne Yapıyor?
    By Bîçare S.V. in forum Gündem
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.02.09, 08:29
  3. Abdulkadir Badıllı Naklediyor
    By FURKAN3406 in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30.05.07, 15:30

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0