+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 13

Konu: Dünya Pazarı Açılır, Okuma Programlarından Sonra...

  1. #1
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Exclamation Dünya Pazarı Açılır, Okuma Programlarından Sonra...

    Dünya pazarı açılır, okuma programlarından sonra...

    Bediüzzaman Hazretleri, talebelerine yazdığı bir mektupta, kendisinde ve talebelerinde şuhûr-u muharreme ve mübarekeden sonra bir yorgunluk geldiğini beyan eder ve bunun sebebi ile çarelerini açıklar. O mübarek aylarda, himmetlerin âhirete dönmesiyle mânevî hava temizlenir ve herkes derecesine göre istifade eder. Bu mübarek ayların gitmesiyle beraber, “ahiret ticaretinin meşheri ve pazarı değiştiği gibi, dünya sergisi açılmaya başlıyor.”
    Son okuma programında bu mânâları tahattur etme imkânı buldum. İnsanlardan uzak, havası temiz, suyu güzel bir yaylada, kâinatla başbaşa kalma imkânı bulduk bu sefer. Dağda ve bağda yazılmış Risâleleri yine dağlarda ve bağlarda okumak, ağaçların üzerinde tashih edilmiş eserleri ağaçların üzerinde müzakere etmek çok feyizli oldu. Nazarımızı âfâka dağıtacak hiçbir sebebin olmaması Risâlelere odaklanmamızı sağladı.
    Zaten oldum olası şu kalabalık şehirlerde, binâ içinde yapılan okuma programlarına alışamamıştım. Gürültüler, havanın kirliliği gibi etkenlerden dolayı okumalarımız istediğimiz gibi olmuyordu. Akşamüzeri de bulunduğumuz şehri gezmeye çıkınca, sabahtan akşama kadar kazandığımız feyzi bir anda yok edebiliyorduk! Âhirzamanın cazibedar caddelerindeki tehlikeler nazarımızı dünyaya çekiyordu! O yüzden bu gibi sıkıcı binalarda yapılan okuma programlarında en çok yapılan hareketin ‘kaylûle’ olduğunu fark etmiştim! Bu yüzden artık yavaş yavaş beton yığınlarının terk edilerek, okuma programlarının risâlelerin yazıldığı yerlere benzer fıtrî mekânlarda yapılması gerektiğine inanıyorum.
    Öte yandan Kur’ân’da ve Risâle-i Nur’da geçen Tevhid delillerini gizliyordu şehirler. Dağları, taşları, ağaçları, kuşları, yıldızları, çekirdekleri, tohumları, lâtif çiçekleri, mânidar bulutları… Birçok tevhid mührünü göremiyorduk, şehir diyordu ki: ‘Sadece bana bakın! Kalabalık alış veriş mekânlarımı gezin! Büyük apartmanların arasında kaybolun! Fani olduğunuzu hatırlamayı unutun!’ Attar’ın dediği gibi ‘Dünyadan nasibimiz arttıkça, kâinattan nasibimiz azalıyordu.’
    Ama burası… Ama bu mekân… Öyle bir mekân ki, burada insanların fani işlerle uğraşırken çıkardığı garip bağırışlar yoktur. Ağaçların başında asrı temâşâ eden Üstadı selâmladık çamların başından. Çiçekleri kokladık, nur kokan risâleleri okurken. Yıldızları seyrettik, Yıldıznâme’yi dinlerken. Sinesini bize açan dağları, taşları mekân edindik, kâinatın yaratılış hikmetlerini ararken. Emaneti reddeden bu dağlar değil miydi? İlâhî heybetten parçalanmış taş parçalarını seyrettik, Allah’a karşı ne derece taşlaşmış kalplerle yöneldiğimizi hissederken. Birbirimize Hâlık’ımızın san'atlarını görüp gösterdik, bulutları seyrederken. Güneşin altında, ebediyete gülümsedik. Uçurumlarda, ebedî hayatımızın uçurum misâli tehlikelerini gördük. Esen rüzgârla, ötelerden gelen ulvî mânâları soluduk. Tefekkürü hatırladık, bize ne kadar çok nimet verildiğini anladık…
    Kâinatla iç içe olan bu mekânda olmak Risâle okumalarımızı arttırmıştı. 7-8 günde çoğu arkadaşımız Risâlelerden bir büyük eseri bitirmeye muvaffak olmuştu. İşte bu derûnî mânâlardan, lâtif hislerden sonra ‘dünya pazarlarının’ açıldığı şehirlere dönecektik. İçimi öyle garip bir his kapladı ki, tarifi imkânsız. Sanki dağlardan değil, sanki çam ağaçlarından değil, en yakın akrabalarımdan ayrılıyordum! Mânâyla mezc olmuş ruhumuz nasıl kaldıracaktı, maddenin saltanatını?
    Her okuma programından sonra bu hislerin yaşandığını düşünüyorum. Zirâ okuma programlarına katılanlar, şu maddî kesafetlerden sıyrılıp ebediyete menfezler açarlar. Okumalar, dersler, tefekkürler… Ondan sonra ise bir çok kardeş hayat-ı içtimâiyeye döner. Hayat-ı içtimâiye ise dünya pazarlarının sonuna kadar açık olduğu yerlerdir. Bu durumda kardeşleri ciddî bir belirsizliğin ve ikilemin karşıladığını düşünüyorum.
    Çâre ise, Üstadımızın yıllar önce, mübarek aylardan sonra fütur getirenlere verdiği çârede gizli. Ancak Risâle-i Nurlar’ı ciddî bir biçimde okumakla elde edilebilen, olayları ve hadiseleri ‘Risâle’ bakışıyla değerlendirme… Böylece okuma programlarında kazanılan mânevî feyizlerin kaybolması önlenecektir. Dünyayı Kur’ânî bakışla ahiret pazarına değiştirebilme temennisiyle…

    ergenekonya42@yahoo.com

    ZÜBEYİR ERGENEKON
    21.06

  2. #2
    Ehil Üye hicap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    1.035

    Standart

    SLMNALYKM......
    Sanırım çok ihlaslı yazdırılmış bu yazı size...Hiç okuma programına yada bir kampa katılma imkanım olmadı.Bunun özlemini hep içimde taşımışımdır.Yazınızı okuyunca bu özlemim tazelendi...
    Yalnız şunu söyleyebilirim ki; asıl olan maddii dünya ile haşir_neşirken hakikatları yaşayabilmek.Gözü,kulağı,dili,kalbi masivadan beri tutumak.Hani Üstad ne zaman dağlara çıkıp mağaralarda zikir ve taat ile meşgul olmayı düşünse ya tutuklanıp ceza evine konuyor yada takipediliyor ya...Üstad bunun manevi bir uyarı olduğunu yazıyor.Yani asıl nur talebesine düşen ferdi terakkiyat değil,umumi terakkiyat.Yani yaşatmak için yaşamak...Bu yüzden bu gibi kamplarda Risalelerle hemhal olup,bir nevi ayaklı Risale olup, içtimai hayata girmek ve etrafa nur haleleri saçmak...
    Mevla Risalelerde fani olmayı nasipetsin...Hizmette yürütsün,büyütsün,çürütsün inş...
    S.A.

    TAİF' TE TAŞLANMAK;MEDİNE'DE AÇ KALMAK; UHUD'DA YARALANMAKDA SÜNNET...


  3. #3
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Alıntı hicap Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    SLMNALYKM......
    Sanırım çok ihlaslı yazdırılmış bu yazı size...Hiç okuma programına yada bir kampa katılma imkanım olmadı.Bunun özlemini hep içimde taşımışımdır.Yazınızı okuyunca bu özlemim tazelendi...
    Yalnız şunu söyleyebilirim ki; asıl olan maddii dünya ile haşir_neşirken hakikatları yaşayabilmek.Gözü,kulağı,dili,kalbi masivadan beri tutumak.Hani Üstad ne zaman dağlara çıkıp mağaralarda zikir ve taat ile meşgul olmayı düşünse ya tutuklanıp ceza evine konuyor yada takipediliyor ya...Üstad bunun manevi bir uyarı olduğunu yazıyor.Yani asıl nur talebesine düşen ferdi terakkiyat değil,umumi terakkiyat.Yani yaşatmak için yaşamak...Bu yüzden bu gibi kamplarda Risalelerle hemhal olup,bir nevi ayaklı Risale olup, içtimai hayata girmek ve etrafa nur haleleri saçmak...
    Mevla Risalelerde fani olmayı nasipetsin...Hizmette yürütsün,büyütsün,çürütsün inş...
    S.A.
    Kader-i İlâhî ihtiyârım haricinde dîni hiçbir şahsî şeye âlet etmemek için beşerin zâlimâne eliyle mahz-ı adâlet olarak beni tokatlıyor, îkaz ediyor. "Sakın," diyor, "îman hakîkatini kendi şahsına âlet yapma. Tâ ki, îmâna muhtaç olanlar anlasınlar ki, yalnız hakîkat konuşuyor. Nefsin evhâmı, şeytanın desîseleri kalmasın, sussun."
    İşte Nur Risâlelerinin, büyük denizlerin büyük dalgaları gibi, gönüller üzerinde husûle getirdiği heyecanın kalblerde ve ruhlarda yaptığı tesirin sırrı budur, başka birşey değil. Risâle-i Nur'un bahsettiği hakîkatlerin aynını binlerce âlimler, yüz binlerce kitaplar daha beliğâne neşrettikleri halde, yine küfr-ü mutlakı durduramıyorlar. Küfr-ü mutlakla mücâdelede, bu kadar ağır şerâit altında, Risâle-i Nur bir derece muvaffak oluyorsa, bunun sırrı işte budur. Said yoktur. Said'in kudret ve ehliyeti de yoktur. Konuşan yalnız hakîkattir, hakîkat-i îmâniyedir.
    Mâdem ki, nûr-u hakîkat, îmâna muhtaç gönüllerde tesirini yapıyor; bir Said değil, bin Said fedâ olsun. Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar, mâruz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler helâl olsun. Bana zulmedenlere, beni kasaba kasaba dolaştıranlara, hakaret edenlere, türlü türlü ittihamlarla mahkûm etmek isteyenlere, zindanlarda bana yer hazırlayanların hepsine hakkımı helâl ettim.
    Âdil kadere de derim ki: Ben, senin bu şefkatli tokatlarına müstahak idim. Yoksa, herkes gibi gayet meşrû ve zararsız olan bir yol tutarak şahsımı düşünseydim, maddî, mânevî füyüzât hislerimi fedâ etmeseydim îman hizmetinde bu büyük ve

    mânevî kuvveti kaybedecektim. Ben, maddî ve mânevî herşeyimi fedâ ettim, her musîbete katlandım, her işkenceye sabrettim. Bu sayede, hakîkat-i îmâniye her tarafa yayıldı. Bu sayede, Nur mekteb-i irfânının yüz binlerce, belki de milyonlarca talebeleri yetişti. Artık bu yolda, hizmet-i îmâniyede onlar devam edeceklerdir. Ve benim maddî ve mânevî herşeyden ferâgat mesleğimden ayrılmayacaklardır. Yalnız ve yalnız Allah rızâsı için çalışacaklardır.
    Bize işkence edenler bilmeyerek, kader-i İlâhînin sırlarına, akıl erdiremeyerek, hakîkat-i îmâniyenin inkişâfına hizmet ettiler. Bizim vazifemiz, onlar için yalnız hidâyet temennîsinden ibârettir. Ben çok hastayım. Ne yazmaya, ne söylemeye tâkatim kalmadı. Belki de bunlar son sözlerim olur. Medresetü'z-Zehrâ'nın Risâle-i Nur Talebeleri bu vasiyetimi unutmasınlar.
    Said Nursî



    Mi? diyorsunuz..70 bin kuvvetindeki hicap abimiz..

    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  4. #4
    Ehil Üye hicap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    1.035

    Standart

    SLMANALYKM
    O VE;

    Ben yirmi yaşındayken tekrarla derdim: "Eski zamanda mağaralara çekilen târikü'd-dünyalar gibi, âhir ömrümde ben de bir mağaraya, bir dağa çekilip insanların hayat-ı içtimaiyesinden çıkacağım." Hem eski Harb-i Umumîde şark-ı şimalîdeki esaretimde karar vermiştim ki, "Bundan sonra ömrümü mağaralarda geçireceğim. Hayat-ı siyasiyeden ve içtimaiyeden sıyrılacağım. Artık karışmak yeter" derken, inâyet-i Rabbâniye, hem adalet-i kaderiye tecellî ettiler. Kararımdan ve arzumdan çok ziyade hayırlı bir surette, ihtiyarlığıma merhameten, o mutasavver mağaralarımı hapishanelere ve inzivâlara ve yalnızlık içinde çilehanelere ve tecrid-i mutlak menzillerine çevirdi. Ehl-i riyazet ve münzevîlerin dağlardaki mağaralarının çok fevkinde Yusufiye medreseleri ve vaktimizi zayi etmemek için tecridhaneleri verdi. Hem mağara faide-i uhreviyesini, hem hakaik-i imaniye ve Kur'âniyenin mücahidâne hizmetini verdi. Hattâ ben azmetmiştim ki, arkadaşlarımın beraatlerinden sonra bir suç gösterip hapiste kalacağım. Hüsrev ve Feyzi gibi mücerredler benim yanımda kalsın ve bir bahane ile, insanlarla görüşmemek ve vaktimi lüzumsuz sohbetlerle ve tasannu ve hodfuruşlukla geçirmemek için tecrid koğuşunda bulunacağım. Fakat kader-i İlâhî ve kısmetimiz bizi başka çilehaneye sevk ettiler. sırrıyla, ihtiyarlığıma merhameten ve hizmet-i imaniyede daha ziyade çalıştırmak
    Hayır, Allah'ın ihtiyar etmiş olduğu şeydedir.
    "Bakarsınız, sizin hoşlanmadığınız birşey, hakkınızda hayırlı olur." Bakara Sûresi: 2:216.
    LEM'ALAR

    GİBİ BİRÇOK YERDE GEÇEN AYNI BAHİSLERİ DİYORUM...

    TAİF' TE TAŞLANMAK;MEDİNE'DE AÇ KALMAK; UHUD'DA YARALANMAKDA SÜNNET...


  5. #5
    Yasaklı Üye bir yolcu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    846

    Standart

    fakat,o volga nehri kenarındaki camideki mezkur gecenin vaziyeti bana bu kararı verdirmiş ki"bakiye-i ömrümü mağaralarda geçireceğim!bu insanların hayat-ı içtimaiyesine karışmak artık yeter.madem sonunda kabre yalnız gideceğim,yalnızlığa alışmak için şimdiden yalnızlığı ihtiyar edeceğim!"demiştim.



    yaşanacak bir ömrüm var mı bilmiyorum.
    yarın neler olacak kestiremiyorum.
    sadece aklımda bir söz kaldı;
    "elveda ben gidiyorum".

  6. #6
    Gayyur harameyn_72 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    142

    Standart

    Selamunaleykum....
    Hiç olmazsa işleri ve vazifeleri olmadığı vakitlerde, beş on dakika dahi olsa Risale-i Nur'u okumak veya dinlemek veya yazmak cihetiyle bir miktar meşgul olsalar, hakikî talebe-i ulûmun sevaplarına ve şereflerine mazhar oldukları gibi, İhlâs Risalesinde yazılan beş nevi ibadete de mazhar olurlar. Hakikî ilim talebeleri gibi, onların maişetlerini temin hususundaki âdi muameleleri de bir nevi ibadet hükmüne geçebilir"

  7. #7
    Ehil Üye hicap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    1.035

    Standart

    Alıntı harameyn_72 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Selamunaleykum....
    aleynavealeykümslm

    TAİF' TE TAŞLANMAK;MEDİNE'DE AÇ KALMAK; UHUD'DA YARALANMAKDA SÜNNET...


  8. #8
    Gayyur deliyürek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesajlar
    61

    Standart

    Hicap kardeş, tebdil-i mekanda ferahlık vardır. Zaten yazıda ömrünüzü dağlarda bayırlarda geçirin demiyor, sadece kısa bir süre, zaten maddi imkanlar fazlasına müsade etmez.

    Dediğinize genel hizmet şartlarında katılıyorum, ancak hususi programlarda olmalı bence. En çok unutamadığım programlarda dağda bayırda yaptığımız programlardı. Şehirde manevi hava bozuk olduğu için ister istemez etkileniyorsunuz.

  9. #9
    Ehil Üye hicap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    1.035

    Standart

    Alıntı deliyürek Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hicap kardeş, tebdil-i mekanda ferahlık vardır. Zaten yazıda ömrünüzü dağlarda bayırlarda geçirin demiyor, sadece kısa bir süre, zaten maddi imkanlar fazlasına müsade etmez.

    Dediğinize genel hizmet şartlarında katılıyorum, ancak hususi programlarda olmalı bence. En çok unutamadığım programlarda dağda bayırda yaptığımız programlardı. Şehirde manevi hava bozuk olduğu için ister istemez etkileniyorsunuz.
    S.A. Allah razı olsun kardeşim.Zaten bende öyle tefekkürii mekanlarda yapılan programlara olan özlemimi yazdım.Yani evet proglamlar için uygun olduğu fikri kaçınılmaz. Allah razı olsun...S.A.

    TAİF' TE TAŞLANMAK;MEDİNE'DE AÇ KALMAK; UHUD'DA YARALANMAKDA SÜNNET...


  10. #10
    Dost shurtugal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Bulunduğu yer
    GAZİANTEP
    Mesajlar
    26

    Standart

    OKUMA programlarının tadı başka oluyor allah hepimizi okuma programlarına dahil etsin

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Dünya harab edildikten sonra, o dünyayı yapan zât
    By fanidünya... in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24.05.14, 19:18
  2. Bedir Savaşı'ndan sonra kaç Müslüman okuma ve yazmayı öğrendi?
    By ahmetmustafa in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 27.12.12, 17:18
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.09.11, 07:49
  4. Ahiret Ticaretinin Kudsî Pazarı: Üçaylar
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 23.06.09, 07:27
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.05.08, 12:00

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0