+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 31

Konu: İhlası Nasıl Kazanalım, Enaniyeti Nasıl Kıralım?

  1. #1
    Dost rananur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Bulunduğu yer
    balıkesir
    Mesajlar
    32

    Question İhlası Nasıl Kazanalım, Enaniyeti Nasıl Kıralım?

    Yani, medar-ı necat ve halâs, yalnız ihlâstır. İhlâsı kazanmak çok mühimdir. Bir zerre ihlâslı amel, batmanlarla hâlis olmayana müreccahtır. İhlâsı kazandıran, harekâtındaki sebebi sırf bir emr-i İlâhî ve neticesi rıza-yı İlâhî olduğunu düşünmeli ve vazife-i İlâhiyeye karışmamalı. 17.lema

    Risalelerde pek çok yerde üstadımız ihlası kazanmanın ve enaniyeti kırmanın gereklikiğinden bahsetmiş. aslında ilk bakışta çok kolay gibi görünüyor. Allah rızası için yap sonuca da karışma. Bu kadar basit.Ama uygulamaya gelince bu çok zor çoğumuz ya başlangıçta ya sonuçta hataya düşüyoruz.bu konuda .eneniyet kırılmadan ihlas kazanılmıyor.bu konuda risalelerden ve yaşadıklarınızdan örnekler verirseniz,belki biribirimizin ihlasına da kuvvet vermiş oluruz.
    BİZ Kİ HAKİKİ MÜSLÜMANIZ.ALDANIRIZ FAKAT ALDATMAYIZ.BİR HAYAT İÇİN YALANA TENEZZÜL ETMEYİZ!!!....(TARİHÇ-İ HAYAT)

  2. #2
    Pürheves esedullah_ali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    274

    Standart

    evet çok güzel bi konu... ben mesela iş yerinde oldugumdan fazla vakit bulamıyorum.. ama namaz kılarken hızlı hızlı kılmayıp yavaşça kılıp sonra tesbihatı yaparsam ve bunları yaparken Rabbimin rızasından başka bişey düşünmemeye çalışırsam sanıyorum ki ihlaslı oluyor o gün boyunca huzurlu oluyorum

    yani dünyevi işler ibadetin önüne geçemez ne olursa olsun bu ibadeti düzgün bi şekilde elimden geldiğince yapmalıyım deyip başlarsam yapmaya o gün boyunca rahat ve huzurlu oluyorum..

    Hubb-u câhdan gelen şöhretperestlik sâikasiyle
    ve şan ü şeref perdesi altında teveccüh-ü âmmeyi kazanmak,
    nazar-ı dikkati kendine celbetmekle
    enâniyeti okşamak ve nefs-i emmâreye
    bir makam vermektir ki, en mühim
    bir maraz-ı rûhî olduğu gibi "şirk-i hafî"
    tâbîr edilen riyakârlığa, hodfuruşluğa kapı açar,
    ihlâsı zedeler


  3. #3
    Pürheves GÖKÇE KIZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Bulunduğu yer
    HATAY
    Mesajlar
    199

    Standart

    Evet cok güzel bir konu kardeşim insanın ilk başta kendini tanıması gerekiyor eger insan kendini hipotez ederse ve ne istedini bilirse bi bakıma vesvesenin nerden geldigini bilir ve o yöne daha agırlık verip hem ihlasını hem enaniyetini kırmaya başlar biz ki o enaniyeti su dalu havuza atıp eritmemiz gerek rabbim hepimize eritmeyi nasip etsin ..........
    KONUŞSAM TESİRİ YOK SUSSAM GÖNÜL RAZI DEGİL

  4. #4
    Müdakkik Üye aczmendi reşha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    652

    Standart

    ve bihi nesteinu

    İhlas'ın kazanılması için,
    Amelinizde rıza-yı İlahî olmalı..
    Eğer o razı olsa..
    Eğer o kabul etse,

    O razı olduktan ve kabul ettikten sonra..

    emre ittiba şuuru ihlasın olduğu ve olması gereken her yerde olmalıdır.


    yani; emre ittiba şuuru ile helal dairesi (keyfe kafidir)nde hareket ederken, o şuur ile razı olunan bir hal üzre olmalı, bu bizi ondan sonrakini yapacak hale götürür;eger o razı olsa .


    yani; günlük hayat olduğu gibi helal dairesinde devam eder değişen tek şey emre ittiba şuuru olur.buda ihlası kazandırır.


    Yani; bir kalb (tesir almaması gereken kısımda olan ) esbabdan tesir aldığı müdet içinde, emre ittiba şuuru ile hareket edişi ile (tesir alınmaması gereken alanda olan ) esbabdan tesir almayacak hale varıncaya kadar ilerler yani;

    bütün dünya küsse ehemmiyeti yok

    bütün halk reddetse tesiri yok
    hiç ehemmiyeti yok demek..
    yani; senin kalbini etkilememesi gerekenlerin etki edemeyeceği bir hali alman demektir..
    yani; O razı olsa yeter.
    sonraki düsturlarlada bu hal muhafaza edildiği gibi o hali kıracak esbabdandan uzak durulur lar ile ihlas ve ihlasın sırrı yaşanır.
    bu yazılanlar ihlas dersinize ders iştiraki olarak yazılır..
    Konu aczmendi reşha tarafından (13.05.09 Saat 07:09 ) değiştirilmiştir.

    اِهْدِنَاالصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ

    aczmendi reşha


  5. #5
    Ehil Üye Fehim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Yaş
    56
    Mesajlar
    1.866

    Standart

    İhlaslı olmak Allah'ın rızasını gözetmektir.Her hal-u karda O'nun takdirlerine muvafık hareket etmeye gayret göstermektir.Uçurumun kenarında yaşıyor gibi teenni ile hareket etmektir.

  6. #6
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    İhlas bir SIR dır..
    İbrahimi bir duruş..
    Ateşe atılırken peygamberler babası..
    Cibril(a.s) yanına geldiğinde ,Ben Dostumu istiyorum diyordu..
    İhlas Sırdır..
    MUhammedi(a.s.m) bir hayat tarzıdır...
    Seni başımıza kral yapalım..
    En güzel kızımız verelim..
    Seni en zenginimiz yapalım denilince..
    Güneşi bir elime, ay'ı bir elime verseniz davamdan yine vazgeçmem deme hissiyatı idi..
    İhlas bir sırdır...
    Helaket ve felaket asrında her türlü makam verildiği halde bir tek kişinin imanına vesile olmak adına maddi manevi makamları elinin tersi ile bir kenara iterek, bir ömür esaret , sürgün, işkenceyi göze alma bahtiyarlığı idi...
    ihlas bir sırdır..
    BU sırrı, sır gibi çözdüğümüzde ihlas sırrı, sır olmaktan çıkar...
    Sırr-ı ihlas olur..
    sırlara erme adına sırlardan vazgeçilirsek enaniyetlerde menfi niyet kalmaz, ve ene bir anahtar olur ve onunla sırlar açılırken ,sırr-ı ihlasla Rızaya mazhar oluruz (inşallah)..
    Konu seyyah_salih tarafından (13.05.09 Saat 09:09 ) değiştirilmiştir.
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  7. #7
    Pürheves esedullah_ali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    274

    Standart

    Alıntı seyyah_salih Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İhlas bir SIR dır..
    İbrahimi bir duruş..
    Ateşe atılırken peygamberler babası..
    Cibril(a.s) yanına geldiğinde ,Ben Dostumu istiyorum diyordu..
    İhlas Sırdır..
    MUhammedi(a.s.m) bir hayat tarzıdır...
    Seni başımıza kral yapalım..
    En güzel kızımız verelim..
    Seni en zenginimiz yapalım denilince..
    Güneşi bir elime, ay'ı bir elime verseniz davamdan yine vazgeçmem deme hissiyatı idi..
    İhlas bir sırdır...
    Helaket ve felaket asrında her türlü makam verildiği halde bir tek kişinin imanına vesile olmak adına maddi manevi makamları elinin tersi ile bir kenara iterek, bir ömür esaret , sürgün, işkenceyi göze alma bahtiyarlığı idi...
    ihlas bir sırdır..
    BU sırrı, sır gibi çözdüğümüzde ihlas sırrı, sır olmaktan çıkar...
    Sırr-ı ihlas olur..
    sırlara erme adına sırlardan vazgeçilirsek enaniyetlerde menfi niyet kalmaz, ve ene bir anahtar olur ve onunla sırlar açılırken ,sırr-ı ihlasla Rızaya mazhar oluruz (inşallah)..

    Amin Amin Amin.. şiir gibi olmuş abey Allah razı olsun ..

    Hubb-u câhdan gelen şöhretperestlik sâikasiyle
    ve şan ü şeref perdesi altında teveccüh-ü âmmeyi kazanmak,
    nazar-ı dikkati kendine celbetmekle
    enâniyeti okşamak ve nefs-i emmâreye
    bir makam vermektir ki, en mühim
    bir maraz-ı rûhî olduğu gibi "şirk-i hafî"
    tâbîr edilen riyakârlığa, hodfuruşluğa kapı açar,
    ihlâsı zedeler


  8. #8
    Yasaklı Üye Lebid24 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    alem-i muhabbet
    Mesajlar
    2.298

    Standart

    asay'ı musa.Ikinci kısım.Üçüncü hüccet'i imaniye.Yada yirmi üçüncü lem'a daki:ey muannid münkir! Şeklinde başlayan yeri...Bir de üçüncü hücceti imaniye'nin sonundaki hatime'nin birinci suali güzel bir eklenti olabilir...Birisi hayra vesile olursa iyi olur...Dua ile...

  9. #9
    Müdakkik Üye NurTalebesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Bulunduğu yer
    Diyar-ı bekir
    Mesajlar
    599

    Standart

    Ey muannid münkir! Senin enâniyetin seni o kadar ahmaklaştırmış ki, yüz muhali birden kabul etmeyi bir derece hükmediyorsun. Çünkü sen mevcutsun. Ve basit bir madde ve câmid ve tagayyürsüz değilsin. Belki, daima teceddüdde olarak, gayet muntazam bir makine ve harika ve daima tahavvülde bir saray gibisin. Senin vücudunda her vakit zerreler çalışıyorlar. Senin vücudun kâinatla, hususan rızık münasebetiyle, hususan beka-yı nevi itibarıyla alâkadar ve alışverişi vardır. Senin vücudunda çalışan zerreler, o münasebâtı bozmamak ve o alâkadarlığı kırmamak için dikkat ediyorlar, öylece ihtiyatla ayaklarını atıyorlar. Güya bütün kâinata bakıyorlar, senin münasebâtını kâinatta görüp öyle vaziyet alıyorlar. Sen zâhirî ve bâtınî duygularınla, o zerrelerin o harika vaziyetine göre istifade edersin.
    Eğer sen vücudundaki zerreleri, Kadîr-i Ezelînin kanunuyla hareket eden küçücük memurları veya bir ordusu veya kalem-i kaderin uçları (herbir zerre bir kalem ucu) veya kalem-i kudretin noktaları (herbir zerre bir nokta) olduğunu kabul etmezsen, o vakit senin gözünde çalışan herbir zerreye öyle bir göz lâzım ki, senin mecmu-u cesedinin her tarafını görmekle beraber, münasebettar olduğun bütün kâinatı dahi görecek bir gözü ve bütün senin mazi ve müstakbel ve nesil ve aslın ve anâsırının membalarını ve rızkının madenlerini bilecek, tanıyacak, yüz dâhi kadar bir akıl vermek lâzım geliyor. Senin gibi bu meselelerde zerre kadar aklı olmayanın bir zerresine bin Eflâtun kadar bir ilim ve şuur vermek, bin derece divanece bir hurafeciliktir.
    Müslüman eriyiz, silsilemiz kahraman / Müslümanız, Hakk'a tapan Müslüman...

    Bir gün Kur an etrafındaki surların yıkıldığını görürsen, hemen kemiklerini taş, etlerini harç, kanını da su edeceksin. Etrafına ilimden, irfandan, faziletten ahlâktan kaleler dikeceksin. Kaleler, fedailer ister. Nasıl olsa sen de içinde fedai olacaksın.

  10. #10
    Müdakkik Üye NurTalebesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Bulunduğu yer
    Diyar-ı bekir
    Mesajlar
    599

    Standart

    Tabiat fikr-i küfrîsini terk eden ve imana gelen zat diyor ki:

    Elhamdü lillâh, benim şüphelerim kalmadı. Yalnız merakımı mucip olan birkaç sualim var.

    BİRİNCİ SUAL: Çok tembellerden ve târikü's-salâtlardan işitiyoruz. diyorlar ki: "Cenâb-ı Hakkın bizim ibadetimize ne ihtiyacı var ki, Kur'ân'da çok şiddet ve ısrarla, ibadeti terk edeni zecredip Cehennem gibi dehşetli bir cezayla tehdit ediyor? İtidalli ve istikametli ve adaletli olan ifade-i Kur'âniyeye nasıl yakışıyor ki, ehemmiyetsiz bir cüz'î hataya karşı nihayet şiddeti gösteriyor?"

    Elcevap: Evet, Cenâb-ı Hak senin ibadetine, belki hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat sen ibadete muhtaçsın; mânen hastasın. İbadet ise, mânevî yaralarına tiryaklar hükmünde olduğunu çok risalelerde ispat etmişiz. Acaba bir hasta, o hastalık hakkında, şefkatli bir hekimin ona nâfi ilâçları içirmek hususunda ettiği ısrara mukabil, hekime dese: "Senin ne ihtiyacın var, bana böyle ısrar ediyorsun?" Ne kadar mânâsız olduğunu anlarsın.

    Amma Kur'ân'ın, terk-i ibadet hakkında şiddetli tehdidâtı ve dehşetli cezaları ise: Nasıl ki bir padişah, raiyetinin hukukunu muhafaza etmek için, âdi bir adamın, raiyetinin hukukuna zarar veren bir hatasına göre, şiddetli cezaya çarpar. Öyle de, ibadeti ve namazı terk eden adam, Sultân-ı Ezel ve Ebedin raiyeti hükmünde olan mevcudatın hukukuna ehemmiyetli bir tecavüz ve mânevî bir zulüm eder. Çünkü, mevcudatın kemalleri, Sânie müteveccih yüzlerinde tesbih ve ibadetle tezahür eder. İbadeti terk eden, mevcudatın ibadetini görmez ve göremez. Belki de inkâr eder. O vakit, ibadet ve tesbih noktasında yüksek makamda bulunan ve herbiri birer mektub-u Samedânî ve birer âyine-i esmâ-i Rabbâniye olan mevcudatı âli makamlarından tenzil ettiğinden ve ehemmiyetsiz, vazifesiz, câmid, perişan bir vaziyette telâkki ettiğinden, mevcudatı tahkir eder, kemâlâtını inkâr ve tecavüz eder.

    Evet, herkes kâinatı kendi aynasıyla görür. Cenâb-ı Hak, insanı kâinat için bir mikyas, bir mizan suretinde yaratmıştır. Her insan için, bu âlemden hususî bir âlem vermiş; o âlemin rengini, o insanın itikad-ı kalbîsine göre gösteriyor. Meselâ, gayet meyus ve matemli olarak ağlayan bir insan, mevcudatı ağlar ve meyus suretinde görür. Gayet sürurlu ve neşeli, müjdeli ve kemâl-i neşesinden gülen bir adam, kâinatı neşeli, güler gördüğü gibi; mütefekkirâne ve ciddî bir surette ibadet ve tesbih eden adam, mevcudatın hakikaten mevcut ve muhakkak olan ibadet ve tesbihatlarını bir derece keşfeder ve görür. Gafletle veya inkârla ibadeti terk eden adam, mevcudatı, hakikat-i kemâlâtına tamamıyla zıt ve muhalif ve hata bir surette tevehhüm eder ve mânen onların hukukuna tecavüz eder.
    Hem o târikü's-salât, kendi kendine mâlik olmadığı için, kendi mâlikinin bir abdi olan kendi nefsine zulmeder. Onun mâliki, o abdinin hakkını onun nefs-i emmâresinden almak için, dehşetli tehdit eder. Hem netice-i hilkati ve gaye-i fıtratı olan ibadeti terk ettiğinden, hikmet-i İlâhiye ve meşiet-i Rabbâniyeye karşı bir tecavüz hükmüne geçer. Onun için cezaya çarpılır.

    Elhasıl, ibadeti terk eden hem kendi nefsine zulmeder-nefis ise Cenâb-ı Hakkın abdi ve memlûküdür-hem kâinatın hukuk-u kemâlâtına karşı bir tecavüz, bir zulümdür. Evet, nasıl ki küfür, mevcudata karşı bir tahkirdir; terk-i ibadet dahi, kâinatın kemâlâtını bir inkârdır. Hem hikmet-i İlâhiyeye karşı bir tecavüz olduğundan, dehşetli tehdide, şiddetli cezaya müstehak olur.

    İşte bu istihkakı ve mezkûr hakikati ifade etmek için, Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan, mucizâne bir surette o şiddetli tarz-ı ifadeyi ihtiyar ederek, tam tamına hakikat-i belâgat olan mutabık-ı mukteza-yı hale mutabakat ediyor.
    Müslüman eriyiz, silsilemiz kahraman / Müslümanız, Hakk'a tapan Müslüman...

    Bir gün Kur an etrafındaki surların yıkıldığını görürsen, hemen kemiklerini taş, etlerini harç, kanını da su edeceksin. Etrafına ilimden, irfandan, faziletten ahlâktan kaleler dikeceksin. Kaleler, fedailer ister. Nasıl olsa sen de içinde fedai olacaksın.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bast-ı Zaman Hakikatine Nasıl Ulaşılır? Nasıl Elde Edilebilir?
    By MuM in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 79
    Son Mesaj: 13.10.15, 19:35
  2. Sizce Sabır Nasıl Olmalı, Nasıl Sabretmeliyiz?
    By VbDeSTabe in forum Beyin Fırtınaları
    Cevaplar: 88
    Son Mesaj: 31.07.12, 17:23
  3. Namaz Vakitleri Nasıl Hesaplanır ve İstikbal-i Kıble Nasıl Bulunur
    By virs in forum Kitap, Dergi, Albüm Tanıtımları ve E-Kitap Paylaşımları
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 23.11.09, 03:40
  4. Şifremi Nasıl Değiştirebilirim, Mesajlarıma Yazılan Cevapları Nasıl Görebilirim?
    By Gül-ihamra in forum İstek, Öneri ve Forum Yardımı
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 05.11.07, 23:17

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0