+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 15

Konu: Yardımcı Olur musunuz?

  1. #1
    Vefakar Üye rısultato - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Bulunduğu yer
    sevdiklerimin kalbi kafi
    Mesajlar
    313

    Standart Yardımcı Olur musunuz?

    ben risale i nur talebesi olmak istiyorum olmaya çalışıyorum ama her fırsatta eksikliğimi görüyorum. daha biraz önce bir arkadaşımla konuştum diyor ki namazımı kılarım kur anımı okurum hatta 7 meal 6 kur an hatmi yapmış sonuncusu yeni ama diyor ki sevaplar 7 günahlar 1 hesaplanır benim sevabım günahımdan çok namazımı kılarım çıkar dışarı affınıza sığınarak söylüyorum kızlarla oynaşırım diyor ve ne dersem düşünceleri değişmiyor ondan yaşça küçük olduğum için beni dinlemiyor

  2. #2
    Müdakkik Üye _KimyA_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesajlar
    730

    Standart

    bir insanda bu kadar enaniyet ve kendine eminlik olursa yaptığı sevapların kaçı yazılır o bile şüpheye düşer aynı zamanda iman yaşta değil baştadır aklı olan bu işin ne kadar zararlı bir iş olduğunu anlar...dediğin kişi bu kadar Kur-an ve meal hatmi yapmışsa sorun onun nefsindedir herşeyi biliyodur fakat anlamak istediği surette yorumluyordur kısaca kendi kendine fetva veriyor dinimizde böyle bir şey yoktur sınırlar zaten çizilmiştir ve bellidir herkes içinde aynıdır...güzel kardeşim.....bu sözleri söyleyecek derecede bir insan değilim ama sadce aciz bilgimle birazda olsa seni aydınlatmak istedimm...
    Konu _KimyA_ tarafından (08.03.09 Saat 10:56 ) değiştirilmiştir.
    Sanma şahım herkesi sen sadıkane yar olur
    Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyar olur
    Sadıkane belki ol alemde dildar olur
    Yar olur ağyar olur dildar olur serdar olur

    YAVUZ SULTAN SELİM

  3. #3
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Bu asırda din ve İslâmiyet düşmanları, evvelâ imânın esaslarını zayıflatmak ve yıkmak plânını, programlarının birinci maddesine koymuşlardır. Hususan bu yirmi beş sene içinde, tarihte görülmemiş bir halde münâfıkane ve çeşit çeşit maskeler altında imânın erkânına yapılan suikastlar pek dehşetli olmuştur, çok yıkıcı şekiller tatbik edilmiştir.

    Halbuki, imânın rükünlerinden birisinde hâsıl olacak bir şüphe veya inkâr, dinin teferruatında yapılan lakaytlıktan pek çok defa daha felâketli ve zararlıdır. Bunun içindir ki; şimdi en mühim iş, taklidî imânı tahkikî imâna çevirerek imânı kuvvetlendirmektir, imânı takviye etmektir; imânı kurtarmaktır. Herşeyden ziyade imânın esasatıyla meşgul olmak kat'î bir zaruret ve mübrem bir ihtiyaç, hattâ mecburiyet haline gelmiştir. Bu, Türkiye'de böyle olduğu gibi, umum İslâm dünyasında da böyledir.

    Evet, temelleri yıptarılmış bir binanın odalarını tamir ve tezyine çalışmak, o binanın yıkılmaması için ne derece bir fayda temin edebilir? Köklerinin çürütülmesine çabalanan bir ağacın kurumaması için, dal ve yapraklarını ilâçlayarak tedbir almaya çalışmak, o ağacın hayatına bir fayda verebilir mi?

    İnsan, saray gibi bir binadır, temelleri erkân-ı imâniyedir. İnsan, bir şeceredir, kökü esâsât-ı imâniyedir. İmânın rükünlerinden en mühimmi, imân-ı billâhdır, Allah'a imândır. Sonra nübüvvet ve haşirdir. Bunun için, bir insanın en başta elde etmeye çalıştığı ilim, imân ilmidir. İlimlerin esası, ilimlerin şâhı ve padişahı, imân ilmidir.

    İmân, yalnız icmalî bir tasdikten ibaret değildir. İmânın çok mertebeleri vardır. Taklidî bir imân, hususan bu zamandaki dalâlet, sapkınlık fırtınaları karşısında çabuk söner. Tahkikî imân ise sarsılmaz, sönmez bir kuvvettir. Tahkikî imânı elde eden bir kimsenin, imân ve İslâmiyeti dehşetli dinsizlik kasırgalarına da mâruz kalsa, o kasırgalar bu imân kuvveti karşısında tesirsiz kalmaya mahkûmdur. Tahkikî imânı kazanan bir kimseyi, en dinsiz filozoflar dahi bir vesvese veya şüpheye düşürtemez.

    İşte, bu hakikatlara binaen biz de tahkikî imânı ders vererek, imânı kuvvetlendirip insanı ebedî saadet ve selâmete götürecek Kur'ân ve imân hakikatlarını câmi bir eseri, sebat ve devam ve dikkatle okumayı kat'iyetle lâzım ve elzem gördük. Aksi takdirde, bu zamanda dünyevî ve uhrevî dehşetli musibetler içine düşmek, şüphe götürmez bir hakikat halindedir. Bunun için yegâne kurtuluş çaremiz, Kur'ân-ı Hakîmin imânî âyetlerini ve bu asra bakan âyet-i kerimelerini tefsir eden yüksek bir Kur'ân tefsirine sarılmaktır.(Sözler-Konferansdan)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  4. #4
    Vefakar Üye rısultato - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Bulunduğu yer
    sevdiklerimin kalbi kafi
    Mesajlar
    313

    Standart

    yardımlarınız için çok çok teşekkür ederim Allah(c.c) razı olsun.dilim döndükçe ona da anlatmaya çalışacağım. tabi beni dinlemek isterse. bana ben bazı şeyleri biliyorum hiç bilmeyenlere anlat diyor. ama ben yılmicam anlatıcam bakalım kaç kere beni geri çevirecek.

    DÖKME KARANLIĞINI ÜZERİME EY LEYL
    ŞU GÖNLÜM SANA DEĞİL GÜNDÜZE SEVGİYE MEY



    SHEİDA ATEŞE DAYANABİLECEĞİN KADAR GÜNAH İŞLE

  5. #5
    Ehil Üye HüZnÜ HaZan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    4.454

    Standart

    Hiç kimse sevabının günahından yada günahının sevabından çok olduğuna dair kesin bir bilgiye sahib değilidir.
    Bazen olur ki halis bir niyaetle işlediğimiz küçük bir iyilik büyük bir mükafat olarak karşımıza çıkar.Bazen de basit olarak gördüğümüz bir günah bizi cehenneme sürüklenmeye sebep olur.
    İnsanın vicdanı deride ağrıya karşı duyarlı sinir uçları gibi olmalı ki en ufak bir günah işlediğinde bile bu ona acı versin ve kendini geri çeksin...


    Hur bajo,Kur bajo
    Ga mêşine...








    Kendini tevil et!...






  6. #6
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Alıntı rısultato Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    yardımlarınız için çok çok teşekkür ederim Allah(c.c) razı olsun.dilim döndükçe ona da anlatmaya çalışacağım. tabi beni dinlemek isterse. bana ben bazı şeyleri biliyorum hiç bilmeyenlere anlat diyor. ama ben yılmicam anlatıcam bakalım kaç kere beni geri çevirecek.
    kardeşim şeytan melekle barışmaz...haram ve helal bir arada yürümezz..bir insan hem melek olayaım hem şeytan olayım dese bu olmaz...Rabbimizin koyduğu sınırlar bellidir..Cennet ucuz değil..hem haramı işleyeceğim..hem ibadet edeceğim...yok efendim zaten sevaplar çok yazılıyor..günahlarda bir yazılıyor..7-1=6 hımm demekkii kardayımm...mantıklı bir matematik işlemi..yaw mubarek kim kimi kandırıyor... ne şiş yansın ne kebap ohh ne ala...nerde bu yoğurdun boluğu...
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  7. #7
    Müdakkik Üye _KimyA_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesajlar
    730

    Standart

    bu arkadasim gözüne pembe bir gunes gözlügü takmis hayati toz pembe görüyor benim tavsiyem bir de gözlüklerini cikarip baksin etrafa cennet bu kadar ucuz degil....
    Sanma şahım herkesi sen sadıkane yar olur
    Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyar olur
    Sadıkane belki ol alemde dildar olur
    Yar olur ağyar olur dildar olur serdar olur

    YAVUZ SULTAN SELİM

  8. #8
    Müdakkik Üye aczmendi reşha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    652

    Standart

    Alıntı rısultato Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ben risale i nur talebesi olmak istiyorum olmaya çalışıyorum ama her fırsatta eksikliğimi görüyorum. daha biraz önce bir arkadaşımla konuştum diyor ki namazımı kılarım kur anımı okurum hatta 7 meal 6 kur an hatmi yapmış sonuncusu yeni ama diyor ki sevaplar 7 günahlar 1 hesaplanır benim sevabım günahımdan çok namazımı kılarım çıkar dışarı affınıza sığınarak söylüyorum kızlarla oynaşırım diyor ve ne dersem düşünceleri değişmiyor ondan yaşça küçük olduğum için beni dinlemiyor

    ve bihi nesteinu


    kardaşim inşaallah aradığınızı size risale i nurlardan aktaracağım bölümlerde fazlası ile bulur..
    sorunun nerden çıktıgını..
    veo soruna(hastalıga) nasıl müdahale edeceğnide bulursun..
    Allah yardımcın olsun..

    Bu hasta ve gaddar ve bedbaht asrın belâ ve vebâsından ve zulüm ve zulümatından en mücerreb bir kurtarıcı Risale-i Nur'un mîzanları ve müvazeneleriyle neşrettiği nur olduğuna kırkbin şâhid vardır. Demek Risale-i Nur'un dairesine yakın bulunanlar içine girmezse, tehlike ihtimali kavidir. Evet, يَسْتَحِبُّونَ الْحَيَوةَ الدُّنْيَا عَلَى اْلاۤخِرَةِ işaretiyle; bu asır, hayat-ı dünyeviyeyi hayat-ı uhreviyeye, Ehl-i İslâm'a da bilerek tercih ettirdi.

    (Tarihçe-i Hayat )





    Çünki, bu zamanda iki dehşetli hal var:

    Birincisi:
    Akibeti görmeyen,
    bir dirhem hazır lezzeti,
    ileride bir batman lezzetlere tercih eden hissiyat-ı insaniye,
    akıl ve fikre galebe ettiğinden
    ehl-i sefaheti sefahetten kurtarmanın çare-i yegânesi; aynı lezzetinde elemi gösterip hissini mağlub etmektir. Ve يَسْتَحِبُّونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا âyetinin işaretiyle;
    bu zamanda âhiretin elmas gibi nimetlerini,
    lezzetlerini bildiği halde,
    dünyevî kırılacak şişe parçalarını onlara tercih etmek,
    ehl-i iman iken ehl-i dalalete o hubb-u dünya ve o sır için tâbi' olmak tehlikesinden kurtarmanın çare-i yegânesi, dünyada dahi cehennem azabı gibi elemleri göstermekle olur ki; Risale-i Nur o meslekten gidiyor.
    Yoksa bu zamandaki küfr-ü mutlakın ve fenden gelen dalaletin ve sefahetteki tiryakiliğin inadı karşısında Cenab-ı Hakk'ı tanıttırdıktan sonra ve Cehennem'in vücudunu isbat ile ve onun azabı ile insanları fenalıktan, seyyiattan vazgeçirmek yolu ile ondan, belki de yirmiden birisi ders alabilir. Ders aldıktan sonra da, "Cenab-ı Hak Gafur-ur Rahîm'dir, hem Cehennem pek uzaktır." der, yine sefahetine devam edebilir. Kalbi, ruhu hissiyatına mağlub olur.
    İşte Risale-i Nur ekser müvazeneleriyle
    küfür ve dalaletin dünyadaki elîm ve ürkütücü neticelerini göstermekle, en muannid ve nefisperest insanları dahi
    o menhus, gayr-ı meşru lezzetlerden
    ve sefahetlerden bir nefret verip
    aklı başında olanları tövbeye sevkeder.
    O müvazenelerden, Altıncı, Yedinci, Sekizinci Sözlerdeki kısa müvazeneler ve Otuzikinci Söz'ün Üçüncü Mevkıfı'ndaki
    uzun müvazene; en sefih ve dalalette giden adamı da ürkütüyor, dersini kabul ettiriyor. Meselâ; Âyet-i Nur'da, seyahat-ı hayaliye ile hakikat olarak gördüğüm vaziyetleri gayet kısaca işaret edeceğiz. Tafsilini isteyen Sikke-i Gaybiye'nin âhirine baksın.

    (Şualar )


    Bu asırda ikinci dehşetli hal:
    Eski zamanda küfr-ü mutlak ve fenden gelen dalaletler ve küfr-ü inadîden gelen temerrüd,
    bu zamana nisbeten pek az idi.
    Onun için eski İslâm muhakkiklerinin dersleri,
    hüccetleri o zamanlarda tam kâfi olurdu.
    Küfr-ü meşkuku çabuk izale ederlerdi.
    Allah'a iman umumî olduğundan, Allah'ı tanıttırmakla ve Cehennem azabını ihtar etmekle çokları sefahetlerden, dalaletlerden vazgeçebilirlerdi.

    Şimdi ise; eski zamanda bir memlekette bir kâfir-i mutlak yerine, şimdi bir kasabada yüz tane bulunabilir.
    Eskide fen ve ilim ile dalalete girip inad ve temerrüd ile hakaik-i imana karşı çıkana nisbeten şimdi yüz derece ziyade olmuş Bu mütemerrid inadcılar, firavunluk derecesinde bir gurur ile ve dehşetli dalaletleriyle hakaik-i imaniyeye karşı muaraza ettiklerinden,
    elbette bunlara karşı atom bombası gibi
    -bu dünyada onların temellerini parça parça edecek
    - bir hakikat-ı kudsiye lâzımdır ki;
    onların tecavüzatını durdursun ve bir kısmını imana getirsin.
    İşte Cenab-ı Hakk'a hadsiz şükürler olsun ki; bu zamanın tam yarasına bir tiryak olarak Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın bir mu'cize-i maneviyesi ve lemaatı bulunan Risale-i Nur, pekçok müvazenelerle, en dehşetli muannid mütemerridleri, Kur'anın elmas kılıncı ile kırıyor.
    Ve kâinat zerreleri adedince vahdaniyet-i İlahiyeye ve imanın hakikatlarına hüccetleri, delilleri gösteriyor ki;
    yirmibeş seneden beri en şiddetli hücumlara karşı mağlub olmayıp galebe etmiş ve ediyor. Evet Risale-i Nur, iman ve küfür müvazeneleri ve hidayet ve dalalet mukayeseleri, bu mezkûr hakikatları bilmüşahede isbat ediyor. Meselâ: Yirmiikinci Söz'ün iki makamının bürhanlarına ve lem'alarına ve Otuzikinci Söz'ün Birinci Mevkıfına ve Otuzüçüncü Mektub'un pencerelerine ve Asâ-yı Musa'nın onbir hüccetine, sair müvazeneler kıyas edilse ve dikkat edilse anlaşılır ki; bu zamanda küfr-ü mutlakı ve mütemerrid dalaletin inadını kıracak, parçalayacak Risale-i Nur'da tecelli eden hakikat-ı Kur'aniyedir.

    (Şualar )

    اِهْدِنَاالصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ

    aczmendi reşha


  9. #9
    Ehil Üye yağmur_damlası - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    1.189

    Standart

    Alıntı rısultato Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ben risale i nur talebesi olmak istiyorum olmaya çalışıyorum ama her fırsatta eksikliğimi görüyorum. daha biraz önce bir arkadaşımla konuştum diyor ki namazımı kılarım kur anımı okurum hatta 7 meal 6 kur an hatmi yapmış sonuncusu yeni ama diyor ki sevaplar 7 günahlar 1 hesaplanır benim sevabım günahımdan çok namazımı kılarım ç ıkar dışarı affınıza sığınarak söylüyorum kızlarla oynaşırım diyor ve ne dersem düşünceleri değişmiyor ondan yaşça küçük olduğum için beni dinlemiyor
    Meselâ, haram sevmekte, bir kıskançlık elemi ve firak elemi ve mukabele görmemek elemi gibi çok ârızalarla o cüz'î lezzet zehirli bir bal hükmüne geçer.
    Ve o gençliğin suiistimâliyle gelen hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere ve kalb ve ruhun gıdasızlık ve vazifesizliğinden neş'et eden sıkıntılarla meyhanelere, sefahethanelere veya mezaristana düşeceklerini bilmek istersen, git hastahanelerden ve hapishanelerden ve meyhanelerden ve kabristandan sor.
    Elbette, ekseriyetle gençlerin gençliğinin suiistimalinden ve taşkınlıklarından ve gayr-ı meşru keyiflerin cezası olarak gelen tokatlardan eyvahlar ve ağlamalar ve esefler işiteceksin. (asayı musa)

  10. #10
    Ehil Üye yağmur_damlası - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    1.189

    Standart

    Alıntı rısultato Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ben risale i nur talebesi olmak istiyorum olmaya çalışıyorum ama her fırsatta eksikliğimi görüyorum. daha biraz önce bir arkadaşımla konuştum diyor ki namazımı kılarım kur anımı okurum hatta 7 meal 6 kur an hatmi yapmış sonuncusu yeni ama diyor ki sevaplar 7 günahlar 1 hesaplanır benim sevabım günahımdan çok namazımı kılarım çıkar dışarı affınıza sığınarak söylüyorum kızlarla oynaşırım diyor ve ne dersem düşünceleri değişmiyor ondan yaşça küçük olduğum için beni dinlemiyor
    İkinci hastalık: "Ucb"dur.
    Arkadaş! Yeise düşen adam, azaptan kurtulmak için, istinad edecek bir noktayı aramaya başlar. Bakar ki, bir miktar hasenat ve kemâlâtı var. Hemen o kemâlâtına bel bağlar. Güvenerek der ki: "Bu kemâlât beni kurtarır, yeter" diye bir derece rahat eder. Halbuki, a'mâle güvenmek ucbdur, insanı dalâlete atar. Çünkü, insanın yaptığı kemâlât ve iyiliklerde hakkı yoktur. Mülkü değildir; onlara güvenemez.

    Hem insanın vücudu ve cesedi bile onun değildir. Çünkü kendisinin eser-i san'atı değildir. O vücudu yolda bulmuş, lakîta olarak temellük de etmiş değildir. Kıymeti olmayan şeylerden olduğu için, yere atılmış da insan almış değildir. Ancak, o vücut, hâvi olduğu garib san'at, acip nakışların şehadetiyle, bir Sâni-i Hakîmin dest-i kudretinden çıkmış kıymettar bir hane olup, insan o hanede emaneten oturur. O vücutta yapılan binlerce tasarrufattan, ancak bir tane insana aittir.

    Ve keza, esbab içerisinde en eşref, en kuvvetli bir ihtiyar sahibi insan iken, ef'âl-i ihtiyariye namıyla kendisine mal zannettiği ef'âlin ekl, şürb gibi en âdi bir fiilin husûlünde, yüz cüz'ünden ancak bir cüz'ü insana aittir.

    Ve keza, insanın elindeki ihtiyar pek dardır. Havâssının en genişi hayal olduğu halde, o hayal akıl ve aklın semerelerini ihata edemez. Bunları, bu kadar büyük iken, nasıl daire-i ihtiyarına idhal edip, onlarla iftihar ediyorsun?

    Ve keza, şuurî olmaksızın, senin lehine ve aleyhine çok fiiller cereyan etmektedir. O fiiller şuurî oldukları halde, şuurun taallûk etmediğinden sâbit olur ki, o fiillerin fâili bir Sâni-i Zîşuurdur. Ne sen fâilsin ve ne senin esbabın... Binaenaleyh, mâlikiyet dâvâsından vazgeç. Kendini mehasin ve kemâlâta masdar olduğunu zannetme. Ve kat'iyen bil ki, senden sana yalnız noksan ve kusur vardır. Çünkü, sû-i ihtiyarınla, sana verilen kemalâtı bile tağyir ediyorsun. Senin hanen hükmünde bulunan cesedin bile emanettir. Mehasinin hep mevhubedir; seyyiatın meksûbedir. Binaenaleyh,
    de. (mesnevi nuriye)

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Yardımcı Olur musunuz?
    By hannemeryem in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 08.01.17, 23:06
  2. Lütfen Yardımcı Olur musunuz???
    By gürseda in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 18.12.09, 03:12
  3. Yardımcı Olur musunuz?
    By keşannur in forum Tarih
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 10.01.09, 02:03
  4. Kur'an Aşıkları, Yardımcı Olur musunuz?
    By sevdalizz in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 04.10.07, 19:14
  5. Yardımcı Olur musunuz Bir Konuda?
    By monaroza in forum Fıkıh
    Cevaplar: 16
    Son Mesaj: 28.05.07, 18:10

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0