+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 17

Konu: Münkabız Zamanlarımızda Ne Yapmalıyız...?

  1. #1
    Ehil Üye HüZnÜ HaZan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    4.454

    Standart Münkabız Zamanlarımızda Ne Yapmalıyız...?

    Ve Yirmi Sekizinci Söz, Süleyman'ın bahçesinde bir, nihayet iki saat içinde yazılması gibi, ekser risaleler böyle olması; ve eskiden beri sıkıntılı ve münkabız olduğum zaman en zâhir hakikatleri dahi beyan edemediğimi, belki bilemediğimi yakın dostlarım biliyorlar.

    Alıntıda okuduğumuz kadarıyla üstadın bile zaman zaman münkabız anlar yaşadığı olmuş...
    Bende çoğu zaman bunu yaşıyorum yani okuma isteğim azaldığı gibi okudukalrımdan da zevk alamıyorum.Böyle zamanlarda ne yapmamızı önerirsiniz...?


    Hur bajo,Kur bajo
    Ga mêşine...








    Kendini tevil et!...






  2. #2
    Ehil Üye Majâz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    1.707

    Standart

    Her insan kabz haline girer mi? Çaresi nedir? Allah'ın EL-KÂBIZ olan ismini zikrederek kurtulabilir miyiz?

    ---

    Değerli Kardeşimiz;

    Kabz hali: Tasavvufî bir terim olarak kabz takallüs, sıkılma, sıkışma anlamlarında olup, yayılma, açılma, iç açılması demek olan "bast" ın zıddıdır. Kabz, korku (havf) durağına tekabül eden ruhî bir haldir. İnsanda bu sıkıntı hâlini meydana getirenin Allah olduğu kabul edilir.

    Es-Sarrâc bu iki terimi şöyle tarif eder: "Kabz ve bast yüce ve rûhî iki hal olup, ariflere mahsustur. Allah onları sıktığı zaman, yemek, içmek ve eğlenmek gibi caiz olan şeylerden ve gıdaların bir kısmından alıkoymada etkili olur. Ariflerin gönlünü açtığı zaman da, kendilerini korumayı üzerine almak sûretiyle, o câiz olan şeyleri yine kendilerine iâde eder. Kabz arifin öyle bir hâlidir ki, kendisine bu durumda marifetullahtan başkasına elverişli bir mekân bırakılmamıştır" (Kitâbü'l-Lüma', nşr. Nicholsun, s. 342). Orta ça; hristiyan tasavvufunda kabzını karşılığı olan terim, Fransızca "desolation" dur. Bu kelime sözlükte; yıkıklık, haraplık, büyük keder, büyük iç sıkıntısı anlamlarına gelir (İ. Hami Danişmend, Cirand Dictionnaire Francais Terc., İstanbul tv. I, 361).

    EL-KÂBIZ: Allah'ın, her şeyi sonsuz kudreti altına alan, bu kudretiyle kuşatıp kavrayan, her şeyi emri altına alıp tutan en yüce varlık olduğu anlamına gelir. Bu isim ile dua etmek kabz halindeki insan için illaki faydası vardır.

    Kabz ve bast halleri; lügat manası olarak ruhen sıkıntı, daralma ve genişleme, sıkıntı ve ferahlık manalarına gelmektedir. Bu halleri Bediüzzaman Hazretleri Kastamonu Lahikasında şöyle açıklamaktadır : “sair teellümât-ı ruhaniye ise, sabra, mücahedeye alıştırmak için Rabbanî bir kamçıdır. Çünkü, emn ve ye'sin vartasına düşmemek hikmetiyle, havf ve reca müvazenesinde sabır ve şükürde bulunmak için kabz-bast hâletleri celâl ve cemal tecellîsinden intibah ehline gelmesi, ehl-i hakikatçe medâr-ı terakki bir düstur-u meşhurdur.”

    Bu ifadeyi biraz açacak olursak, ruhi bazı sıkıntılarımız Cenab-ı Allah tarafından, bizi; sabra ve nefis ile mücahedeye alıştırmak için bize verilen Rabbani birer kamçıdır. Burada kamçı ifadesi üzerinde duracak olursak, nasıl ki, tembelleşen, hantallaşan bir mahluku harekete getirmek için kamçı kullanılır. Aynen öyle de, tembelleşen ve yeknesaklık içerinde bulunan bir insan da bu kabz ve bast halleriyle adeta mü’min kamçılanmakta, ve vazifesinde ciddiyete sevk edilmektedir.

    Ancak bu noktada yukarıdaki ifade de geçen “emn ve ye’sin vartası” ifadesi de gözden kaçmamalıdır. Emn hali bast halinin neticesi olmamalıdır. Yani sıkıntı ardından gelen rahatlık, vazifede ki ciddiyete halel vermemelidir. Bununla beraber kabz halinin neticesinde mü’min ye’se düşmemelidir. Çünki istiklal şairimizin de ifade ettiği gibi “Ye’is mani-i her kêmaldir” Ümitsizlik ile her muvaffakiyetin önü kapanır.

    Bu haletler Cenab-ı Hakkın Celal ve Cemal isimlerinin tecellisi iledir. Nasıl ki hastalık Cenab-ı Hakkın Şafi isminin tecellisi neticesi ise, sıkıntı haline Cenab-ı Hakkın el-Darr (celali isim) gibi isimlerinin, rahatlık ve genişlik hali de Cenab-ı Hakkın el-Vasi (cemali isim) gibi isimlerinin neticesidir.

    Bu halden kurtulmak için abdestli dolaşmayı adet haline getirmek ayrıca Kuranı Kerim ve cevşeni sık sık okumak gerekir.


    Sorularla İslâmiyet

    İşte burada oturuyorum, yaşlı bir örümcek, sabırla
    bir sözü bir ötekinin ardına diziyor,
    bütünün bir anlamı olacağını umarak,
    bir vahiy, bir ebedi kesinlik
    ya da bir mükemmeliyet kazası
    her yaşamda olduğu gibi nasılsa.

    ...




  3. #3
    Ehil Üye nur-35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Bulunduğu yer
    izmir
    Mesajlar
    1.337

    Standart

    okuma isteğinin azalması nefsin ve şeytanın verdiği bir durumdur die düşünüyorum bazı dönemler oluyor okumaya başladığımda uykumda beraberinde gelmeye başlar ama biliyorumki kitabı elimden bıraktığımda uykumda kaçıcaktır yada okudumu bir türlü anlayamama konsantrasyon eksikliği gibi durumlar oluyr tabiki yine şeytan iş başında anlamıyorsan boş yere niçin okuyorsun gibi vesveseler veriyor oysa bize verilen her türlü duyumuzu boşa verilmemiş mesala ben bu gibi durularda inat duyumu hırs duyuu kullanıyorum şeytan okuma dedikçe ben inatla okuycam diyorum aklı anlamasa bile diğer duyularım lezzetini alıyor diyerekten devam etmeye çalişiyorum geneldede işe yarıyor sizde deneyin isterseniz inş işe yarar Rabb'im her dim aşkla şevkle okumayı nasip etsin. AMİN
    İMAN TEVHİDİ TEVHİD TESLİMİ
    TESLİM TEVEKKÜLÜ
    TEVEKKÜL SAADET-İ DAREYNİ İKTİZA EDER (SÖZLER)

    ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR


  4. #4
    Ehil Üye HüZnÜ HaZan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    4.454

    Standart

    Uşşak Serbaz,nur 35 kardeşlerim teşekkür ederim...
    Allah razı olsun...


    Hur bajo,Kur bajo
    Ga mêşine...








    Kendini tevil et!...






  5. #5
    Pürheves *niyaz* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Mesajlar
    275

    Standart

    Aziz, sıddık kardeşlerim,
    Kastamonu'da ehl-i takvâ bir zât, şekvâ tarzında dedi: "Ben sukut etmişim. Eski halimi ve zevkleri ve nurları kaybetmişim."

    Ben de dedim: "Belki terakki etmişsin ki, nefsi okşayan ve uhrevî meyvesini dünyada tattıran ve hodbinlik hissini veren zevkleri, keşifleri geri bırakıp, daha yüksek makama, mahviyet ve terk-i enâniyet ve fâni zevkleri aramamakla uçmuşsun."

    Evet, bir ehemmiyetli ihsan-ı İlâhi, ihsanını, enâniyetini bırakmayana ihsas etmemektir-tâ ucub ve gurura girmesin.


    Ehl-i kalb için bazan sükût dahi bir konuşmaktır.R.N.K.

  6. #6
    Vefakar Üye Mutella - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    372

    Standart

    Allah razı olsun bize de faydalı oldu
    Eşhâsın keyfine tebaiyet edilmez
    ve etmeyiz!


  7. #7
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Ve keza, insanın vücudunda birkaç daire vardır. Çünkü, hem nebatidir, hem hayvanidir, hem insanidir. Hem imanı tezkiye muamelesi bazan tabaka-i imaniyede olur. Sonra tabaka-i nebatiyeye iner. Bazan da yirmi dört saat zarfında her dört tabakada muamele vaki olur. İnsanı hata ve galata atan, bu dört tabakadaki farkı riayet etmemektir.
    (Yerdeki herşeyi bizim için yarattı. )
    'ya istinaden insaniyetin mebdei, hayvaniye ve nebatiyeye münhasır olduğunun zannıyla galat ediyor. Sonra bütün gayelerin nefsine ait olduğunun hasriyle galat ediyor. Sonra, herşeyin kıymeti, menfaati nisbetinde olduğunun takdiriyle galat ediyor. Hatta Zühre yıldızını kokulu bir zühreye mukabil almaz. Çünkü kendisine menfaati dokunmuyor.Mesnevi-i Nuriye
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  8. #8
    Vefakar Üye mealebrar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Bulunduğu yer
    cibal-i toros
    Yaş
    44
    Mesajlar
    426

    Standart

    Alıntı seyyah_salih Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ve keza, insanın vücudunda birkaç daire vardır. Çünkü, hem nebatidir, hem hayvanidir, hem insanidir. Hem imanı tezkiye muamelesi bazan tabaka-i imaniyede olur. Sonra tabaka-i nebatiyeye iner. Bazan da yirmi dört saat zarfında her dört tabakada muamele vaki olur. İnsanı hata ve galata atan, bu dört tabakadaki farkı riayet etmemektir.
    (Yerdeki herşeyi bizim için yarattı. )
    'ya istinaden insaniyetin mebdei, hayvaniye ve nebatiyeye münhasır olduğunun zannıyla galat ediyor. Sonra bütün gayelerin nefsine ait olduğunun hasriyle galat ediyor. Sonra, herşeyin kıymeti, menfaati nisbetinde olduğunun takdiriyle galat ediyor. Hatta Zühre yıldızını kokulu bir zühreye mukabil almaz. Çünkü kendisine menfaati dokunmuyor.Mesnevi-i Nuriye
    Allah razı olsun ben burayı bu münasebetle bu şekilde mütalaa edememiştim
    السلام عليكم و رحمة الله ابدا دائما

  9. #9
    Vefakar Üye Mutella - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    372

    Standart

    Alıntı seyyah_salih Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ve keza, insanın vücudunda birkaç daire vardır. Çünkü, hem nebatidir, hem hayvanidir, hem insanidir. Hem imanı tezkiye muamelesi bazan tabaka-i imaniyede olur. Sonra tabaka-i nebatiyeye iner. Bazan da yirmi dört saat zarfında her dört tabakada muamele vaki olur. İnsanı hata ve galata atan, bu dört tabakadaki farkı riayet etmemektir.
    (Yerdeki herşeyi bizim için yarattı. )
    'ya istinaden insaniyetin mebdei, hayvaniye ve nebatiyeye münhasır olduğunun zannıyla galat ediyor. Sonra bütün gayelerin nefsine ait olduğunun hasriyle galat ediyor. Sonra, herşeyin kıymeti, menfaati nisbetinde olduğunun takdiriyle galat ediyor. Hatta Zühre yıldızını kokulu bir zühreye mukabil almaz. Çünkü kendisine menfaati dokunmuyor.Mesnevi-i Nuriye
    Allah razı olsun
    Eşhâsın keyfine tebaiyet edilmez
    ve etmeyiz!


  10. #10
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Benim şüphem kalmadı ki: ... tefekkürü saatin... sırrını taşıyan Hizb-i Nuriyenin on beş dakika zarfında bu hülasatü l-hülasası dahi aynı sırrı taşıyor. Arabi bilmeyenler, Ayetü'l-Kübrâ nın mertebelerini güzelce anlasalar, bu Arabi parça tam anlaşılır. Arabi bilmeyen, birkaç defa ikisine baksa, tam anlayacak. Bunu ben yirmi dört saatte bir defa ya sabah namazının tesbihatında veya başka vakitte, en ziyade usandığım ve sıkıntı zamanında okuyorum. Bana ulvi bir inşirah verir, usancı izale eder.http://www.risaleara.com/oku.asp?id=3524........BÜYÜK CEVŞENDE HULASATUL HULASA BÖLÜMÜNÜ OKUYARAK..SIKINTILARININ VE USANCININ GİTTİĞİ SÖYLÜYOR..ÜSTAD..
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bize Küfürle Konuşanlara Karşı Ne Yapmalıyız?
    By selmanyildirim in forum Fıkıh
    Cevaplar: 15
    Son Mesaj: 17.06.17, 14:15
  2. Günahların Tehacümatına Karşı Neler Yapmalıyız?
    By Abdulbaki in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 49
    Son Mesaj: 17.06.17, 14:03
  3. Bir İnsanda Menfatimizi Sevmemek İçin Neler Yapmalıyız ?
    By karatoprak1975 in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 09.07.09, 09:50
  4. Cuma Günü Neler Yapmalıyız?
    By hasretdenizi in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 29.02.08, 11:50
  5. Aşure Günü Ne Yapmalıyız?
    By elff in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 29.01.07, 12:06

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0