+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 14

Konu: Musibetin Arkasındaki Güzellikler

  1. #1
    Vefakar Üye nurlu dağ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    496

    Standart

    Maddî bir felaket gelip size çatt?ğ?nda, bu musibet size bir cihetten zararl? olur. Fakat bir çok sebeplerden size kâr­lar ve faydalar sağlar. Fâni dünyan?n bu fâni belâs? sizin ak­l?n?z? baş?n?za toplat?r ve hadiseleri daha büyük bir mânevî kudretle ve daha serinkanl?l?kla muhakeme etmenize f?rsat verir.

    Evvelce zarurî ihtiyaçtan addettiğiniz, görenek belas?yla luzumsuz ve müsrifâne yapt?ğ?n?z masraflar?n ihtiyac-? gay­r-i zarurî olduğunu ve israfkârane para harcad?ğ?n?z? düşün­dürür ve gösterir. Sizi iktisat ve kanaatin tükenmez hazinesinin zenginliğine eriştirir.

    Gelirin art?ş? ile sarfiyat?n? ziyadeleştirmesi gibi ferdî ve içtimaî iktisadiyat?n? y?kan maişet darl?ğ?n?n mezar?na hapse­den bir ak?ls?zl?k ve dira­yetsizlikten kurtulmas?na sebep olur. Öyle malî bir s?k?nt? vaktinde şu hususu da görmek ba­si­retine sahip olursunuz ki, eskiden vazgeçilmesi imkans?z gibi görünen bir çok şey­ler hiç de öyle değilmiş.

    Kendi kendinize sormaya başlars?n?z: “Acaba yaşam?n biricik hedefi, maddî bolluğu ve zenginliği elde etmek, gü­nahlarla kalpleri karartan ve insan? mânen zehirli hançer­lerle yaralayan kötü eğlencelere dalmak, boş ve uyuşturucu eğlenceler peşinde koşmaktan m? ibaretmiş? Güya geçim dertleri bitmiyormuş gibi üstelik bu kadar lüzumsuz şeylere ihtiyaç var m?ym?ş? Hay?r, hakikat ve saadetle yaşamak asla böyle değilmiş” diye size ak?lâne ve müdebbirane bir muhakeme ve muha­sebe yapma meziyetine yükseltir.

    ?şte o s?rada hayat?n ha­kikî gayesini ve k?ymetini ve dün­yada dünya ve uhrâ saade­tiyle yaşaman?n yolunu öğrenmiş olursunuz.

    Zübeyir Gündüzalp
    Konu MuhammedSaid tarafından (30.05.07 Saat 01:20 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Alem-i islam?n baş?ndaki fitne ve musibetlerin alt?nda neler yat?yor olabilir.


    Eğer denilse: Mübarek ?slâmiyet ve nuranî Asr-? Saadetin baş?na gelen o dehşetli kanl? fitnenin hikmeti ve vech-i rahmeti nedir? Çünki onlar, kahra lây?k değil idiler?
    Elcevab: Nas?lki baharda dehşetli yağmurlu bir f?rt?na, her taife-i nebatat?n, tohumlar?n, ağaçlar?n istidadlar?n? tahrik eder, inkişaf ettirir; herbiri kendine mahsus çiçek açar; f?trî birer vazife baş?na geçer. Öyle de: Sahabe ve Tâbiînin baş?na gelen fitne dahi, çekirdekler hükmündeki muhtelif ayr? ayr? istidadlar? tahrik edip kamç?lad?; "?slâmiyet tehlikededir, yang?n var!" diye her taifeyi korkuttu, ?slâmiyetin h?fz?na koşturdu. Herbiri, kendi istidad?na göre câmia-i ?slâmiyetin kesretli ve muhtelif vazifelerinden bir vazifeyi omuzuna ald?, kemal-i ciddiyetle çal?şt?. Bir k?sm? hadîslerin muhafazas?na, bir k?sm? şeriat?n muhafazas?na, bir k?sm? hakaik-i imaniyenin muhafazas?na, bir k?sm? Kur'an?n muhafazas?na çal?şt? ve hakeza.. Herbir taife bir hizmete girdi. Vezaif-i ?slâmiyette hummal? bir surette sa'yettiler. Muhtelif renklerde çok çiçekler aç?ld?. Pek geniş olan âlem-i ?slâmiyetin aktar?na, o f?rt?na ile tohumlar at?ld?; yar? yeri gülistana çevirdi. Fakat maatteessüf o güller ve gülistan içinde ehl-i bid'a f?rkalar?n?n dikenleri dahi ç?kt?.

    Güya dest-i kudret, celal ile o asr? çalkalad?, şiddetle tahrik edip çevirdi, ehl-i himmeti gayrete getirip elektriklendirdi. O hareketten gelen bir kuvve-i anilmerkeziye ile pek çok münevver müçtehidleri ve nuranî muhaddisleri, kudsî hâf?zlar?, asfiyalar?, aktablar? âlem-i ?slâm?n aktar?na uçurdu, hicret ettirdi. Şarktan garba kadar ehl-i ?slâm? heyecana getirip, Kur'an?n hazinelerinden istifade için gözlerini açt?rd?.[1]



    ----------------------------------------------------------


    – Musibet, şerr-i mahz olmad?ğ? için, bazan saadette felâket olduğu gibi, felâketten dahi saadet ç?kar. Eskidenberi ?'lâ-y? Kelimetullah ve beka-y? istiklâliyet-i ?slâm için farz-? kifaye-i cihad? deruhte ile, kendini yekvücut olan Âlem-i ?slâma fedaya vazifedar ve hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet-i ?slâmiyenin felâketi, Âlem-i ?slâm?n saadet-i müstakbelesiyle telâfi edilecektir. Zira şu musibet, mâye-i hayat?m?z ve âb-? hayat?m?z olan uhuvvet-i ?slâmiyenin inkişaf ve ihtizaz?n? harikulâde ta'cil etti. Biz incinir iken, Âlem-i ?slâm ağl?yor. Avrupa ziyade incitse, bağ?racakt?r. Şayet ölsek, yirmi öleceğiz, üçyüz dirileceğiz. Harikalar asr?nday?z. ?ki üç sene mevtten sonra meydanda dirilenler var. Biz mağlûbiyetle bir saadet-i âcile-i muvakkata kaybettik, fakat bir saadet-i âcile-i ( müstemirre bizi bekliyor. Pek cüz'î ve mütehavvil ve mahdut olan hâli, geniş istikbal ile mübadele eden kazan?r.[2]


    ------------------------------------------------------------------

    Bir hak bilkuvve (Fiil mertebesine varmadan. Tasavvurda, tasavvurî olarak. Düşünce halinde. Kabiliyet ve istidat ile.) kalm?ş, yahut kuvvetsiz kalm?ş, ya mahluttur (Kar?şt?r?lm?ş. Kat?lm?ş. Kar?ş?k.), hem mahşuş (Kuru ot.). Ona da bir inkişaf, ya bir taze kuvvet vermek lâz?m gelmiştir.

    Mühezzeb (Lüzumsuzu ç?kar?lm?ş, temizlenmiş. Safileştirilmiş.) ve müzehheb (Yald?zlanm?ş, yald?zl?, alt?n sürülmüş.) yapmak için, muvakkat bât?l ona musallat, tâ ki sebike-i hak (hakk?n bât?l ile mücadelesinin olmad?ğ? zamanda, hakk?n k?ymet ve lüzumu derecesinin bir cihette bilinememesi.) ne miktar lüzum vard?r

    Tâ mahz (Safi ve kat?ks?z.) ve hâlis ç?ks?n. Mebadide (başlang?çda), dünyada bât?l etse galebe, fakat kazanmaz harbi. "Akibet-ül müttakin" ona vurur bir darbe!

    ?şte bât?l mağlubdur. "El-hakku ya'lu" s?rr? onu çarpar ikaba; işte hak da galibdir.[3]

    -----------------------------------------------------------

    Korkakl?kta herkesçe bilinen tavuk, çocuklar? yan?nda iken yavrular?na şevketinden câmusa sald?r?r. ?şte dehşetli bir cesaret...

    Hem atasözü olmuş, keçinin kurttan korkusu, zor bir vaktinde şecaate ve mukavemete dönüşür; boynuzuyla kurdun karn?n? deldiği vâkidir. ?şte harika bir şecaat…!

    Yarat?l?ştaki meyillere, karş? koyulmaz. Bir avuç su, kal?n bir demir gülle içine at?lsa, k?şta soğuğa mâruz b?rak?lsa, genişleme meyli demiri parçalar.

    Evet, şefkatli tavuk cesareti, hamiyetli keçi zorda kald?ğ?nda şecaati gibi f?trî bir heyecan, demir güllede su gibi zulmün o soğuk husumetine maruz kald?kça her şeyi parçalar.

    Bununla beraber iman?n mahiyetindeki hârikulâde azamet, ?slâm?n izzetindeki şecaat, ?slam kardeşliğinin uyanmas?yla her vakit mucizeleri gösterebilir.

    Birgün olur elbette doğar şems-i hakikat

    Hiç böyle müebbed mi kal?r zulmet-i âlem?[4]

    Baki Ç?M?Ç





    --------------------------------------------------------------------------------

    [1] Ondukuzuncu Mektup s: 101

    [2] Tarihçe-i Hayat s: 134

    [3] Sözler-Lemaat’tan(El hakku yalu)

    [4] Sünihat:Rüyada hitabenin sonu
    Konu MuhammedSaid tarafından (30.05.07 Saat 01:21 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  3. #3
    Gayyur Meftun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Nevşehir
    Mesajlar
    65

    Standart

    Musibet başımızdayken düşünemiyoruz ama musibetgittikten sonra,yani olaya dışardan bakınca anlaşılıyor,yada nazarımız dar kalınca yine anlayamıyoruz o güzellikleri...
    Dünya gamından geçip, yokluğa kanat açıp,
    Şevk ile her dem uçup, çağırırım dost, dost!

  4. #4
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Felâketlerin mesaj?-Kaz?m GÜLEÇYÜZ(Y.Asya Gazetesi başyazar?)Son günlerde evvelâ depremlerle sars?ld?k. Ard?ndan, havan?n bir anda bozmas?yla gelen şiddetli yağ?şlar?n baz? yerlerde yol açt?ğ? sel felâketinin şokunu yaşamaktay?z.

    Özellikle Güneydoğu gibi, bu tarz yağ?şlara hiç al?ş?k olmayan bir bölgede, en az elli y?ld?r görülmemiş felâket tablolar?n?n ortaya ç?kmas?, hepimizi derin derin düşündürmeli.
    Kâinatta hiçbir şeyin tesadüf olmad?ğ?na inanan Bediüzzaman, yer ve hava unsurlar?ndaki mutad d?ş? hareketlenmelerin de bize önemli ikaz mesajlar? veren s?rl? hikmet tecellîleri taş?d?ğ?na dair izahlarda bulunuyor.
    Bu izahlardan birini ihtiva eden bir mektup, Perşembe günü Lâhika sayfas?nda ç?kt?.
    Havan?n ve yerin, zelzele ve f?rt?na ile gazab-? ?lâhîyi haber verircesine “hiddet” ettiği durumlar?n “umumî bir hata” neticesinde meydana geldiğini belirten Bediüzzaman, bu çeşit felâketler vuku bulduğunda şu suale cevap ar?yormuş:
    “Acaba yine ?slâmiyet ve hakaik-? imaniye zarar?na bir hatâ-y? umumî mi meydana geldi?” (Emirdağ Lâhikas?, s. 301)
    Felâkete dönüşen maddî f?rt?nalar?n elbette ki maddî sebepleri de var. Şiddetli depremlerde fay hatt? üzerindeki çürük zeminlere dayan?ks?z binalar inşa etmenin ya da seller karş?s?nda altyap? yetersizliği ve dere yatağ?na ev yapma gibi vahim hatalar?n kay?plar? artt?rmas?, bu sebeplerden belli başl?lar?.
    Ama ayn? zaaf ve hatalar yine söz konusu olduğu halde deprem ve sellerin çoğu ayn? tahribat? netice vermiyorsa, sadece maddî faktörlerle izah? mümkün olmayan bir durumla karş? karş?ya bulunuyoruz demektir.
    17 Ağustos depremi ve Güneydoğu’da en az elli y?ld?r görülmemiş son sel felâketi, bunun tipik örnekleri. 17 Ağustos’taki sars?nt?n?n şiddetini 7.4 ve süresini 45 saniye olarak; sele dönüşen yağ?şlar?n miktar, yoğunluk ve şiddetini de bu boyutlarda takdir eden ?lâhî ?rade, acaba hangi mesajlar? vermek istiyor?
    ?şte burada, felâketlerin manevî sebeplerini araşt?rmam?z ve tahlil etmemiz gerekiyor.
    Biz Yeni Asya olarak, 17 Ağustos depreminin, 28 Şubat sürecinde yap?lan haks?zl?klar?n yoğunlaşt?ğ? bir dönemde gerçekleşmiş olmas?ndan hareketle, bu felâketi bir “?lâhî ikaz” olarak yorumlad?k ve bu sebeple üzerimize gelindi, mâlûm bask?lara maruz kald?k.
    Şimdilerde de, “Yeni bir 28 Şubat daha m? tezgâhlan?yor?” sualini akla getiren endişe verici işaretlerin belirdiği bir ortamday?z.
    Marmara’n?n, Ege’nin, Erzincan’?n, Bingöl’ün hafif hafif sars?lmaya başlamas? ve ayn? günlerde bütün Türkiye görülmemiş f?rt?nalarla, şiddetli yağ?şlarla tokatlan?rken Güneydoğu’nun ve ?stanbul’un baz? yerlerinin sel felâketine maruz kalmas?, acaba hangi manevî deprem ve f?rt?nalar? haber veriyor?
    Bu felâketlerle verilmek istenen mesaj? âcilen doğru olarak okuyup, musibetlere karş? önleyici ve koruyucu sadaka hükmündeki manevî hizmetlere can simidi gibi yap?şmam?z ve adeta bir seferberlik anlay?ş? içerisinde bu hizmetlerde yoğunlaşmam?z gerekiyor. “Risale-i Nur vesile-i def’-i belâd?r. Tatile uğrad?kça belâ f?rsat bulup gelir.” (a.g.e., s. 150)Kaz?m GÜLEÇYÜZ(Y.Asya Gazetesi başyazar?)

    05.11.2006

    Konu MuhammedSaid tarafından (30.05.07 Saat 01:21 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  5. #5
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Üçüncü suâl: Bâz? eşhâs?n hatâs?ndan gelen bu musîbet, bir derece memlekette umumi şekle girmesinin sebebi nedir?
    Elcevap: Umumi musîbet, ekseriyetin hatâs?ndan ileri gelmesi cihetiyle, ekser nâs?n o zâlim eşhâs?n harekât?na fiilen veya iltizâmen veya iltihâken taraftar olmas?yla, mânen iştirak eder, musîbet-i âmmeye sebebiyet verir.

    Yani, "Bir belâ, bir musîbetten çekininiz ki, geldiği vakit yaln?z zâlimlere mahsus kalmay?p, mâsumlar? da yakar."
    Şu âyetin s?rr? şudur ki: Bu dünya bir meydan-? tecrübe ve imtihand?r ve dâr-? teklif ve mücâhededir. ?mtihan ve teklif, iktizâ ederler ki, hakikatler perdeli kal?p, tâ müsâbaka ve mücâhede ile, Ebû Bekir'ler âlâ-y? illiyyîne ç?ks?nlar ve Ebû Cehil'ler esfel-i sâfilîne girsinler. Eğer mâsumlar böyle musîbetlerde sağlam kalsayd?lar, Ebû Cehil'ler, aynen Ebû Bekir'ler gibi teslim olup, mücâhede ile mânevî terakkî kap?s? kapanacakt? ve s?rr-? teklif bozulacakt?.
    Mâdem, mazlum zâlim ile beraber musîbete düşmek, hikmet-i ?lâhiyece lâz?m geliyor; acaba o bîçare mazlumlar?n rahmet ve adâletten hisseleri nedir?
    Bu suâle karş? cevaben denildi ki, o musîbetteki gazab ve hiddet içinde, onlara bir rahmet cilvesi var. Çünkü, o mâsumlar?n fânî mallar?, onlar?n hakk?nda sadaka olup, bâkî bir mal hükmüne geçtiği gibi, fânî hayatlar? dahi bir bâkî hayat? kazand?racak derecede, bir nevi şehâdet hükmünde olarak, nisbeten az ve muvakkat bir meşakkat ve azabdan büyük ve dâimî bir kazanc? kazand?ran bu zelzele, onlar hakk?nda, ayn? gazab içinde bir rahmettir. 14.söz
    Konu MuhammedSaid tarafından (30.05.07 Saat 01:21 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  6. #6
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    ?kinci Vecih:
    Hayat musibetlerle, hastal?klarla tasaffi eder, kemal bulur, kuvvet bulur, terakki eder, netice verir, tekemmül eder, vazife-i hayatiyeyi yapar. Yeknesak istirahat döşeğindeki hayat, hayr-? mahz olan vücuttan ziyade, şerr-i mahz olan ademe yak?nd?r ve ona gider.
    Üçüncü Vecih:
    Şu dâr-? dünya, meydan-? imtihand?r ve dâr-? hizmettir. Lezzet ve ücret ve mükâfat yeri değildir. Madem dâr-? hizmettir ve mahall-i ubudiyettir. Hastal?klar ve musibetler, dinî olmamak ve sabretmek şart?yla, o hizmete ve o ubudiyete çok muvaf?k oluyor ve kuvvet veriyor. Ve herbir saati bir gün ibadet hükmüne getirdiğinden, şekvâ değil, şükretmek gerektir.
    Evet, ibadet iki k?s?md?r: bir k?sm? müsbet, diğeri menfi. Müsbet k?sm? malûmdur. Menfi k?sm? ise, hastal?klar ve musibetlerle, musibetzede zaaf?n? ve aczini hissedip, Rabb-i Rahîmine ilticâkârâne teveccüh edip, Onu düşünüp, Ona yalvar?p hâlis bir ubudiyet yapar. Bu ubudiyete riyâ giremez, hâlistir. Eğer sabretse, musibetin mükâfât?n? düşünse, şükretse, o vakit herbir saati bir gün ibadet hükmüne geçer. K?sac?k ömrü uzun bir ömür olur. Hattâ bir k?sm? var ki, bir dakikas? bir gün ibadet hükmüne geçer. Hattâ bir âhiret kardeşim, Muhacir Haf?z Ahmed isminde bir zât?n müthiş bir hastal?ğ?na ziyade merak ettim. Kalbime ihtar edildi: "Onu tebrik et. Herbir dakikas? bir gün ibadet hükmüne geçiyor." Zaten o zat sab?r içinde şükrediyordu. 2.lema
    Konu MuhammedSaid tarafından (30.05.07 Saat 01:22 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  7. #7
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    ÜÇÜNCÜ NÜKTE
    Bir iki Sözde beyan ettiğimiz gibi, her insan geçmiş hayat?n? düşünse, kalbine ve lisan?na ya "ah" veya "oh" gelir. Yani, ya teessüf eder, ya "Elhamdülillâh" der.
    Teessüfü dedirten, eski zaman?n lezâizinin zeval ve firak?ndan neş'et eden mânevî elemlerdir. Çünkü zevâl-i lezzet elemdir. Bazan muvakkat bir lezzet daimî elem verir. Düşünmek ise o elemi deşiyor, teessüf ak?t?yor.
    Eski hayat?nda geçirdiği muvakkat âlâm?n zevâlinden neş'et eden mânevî ve daimî lezzet, "Elhamdü lillâh" dedirtir. Bu f?trî hâletle beraber, musibetlerin neticesi olan sevap ve mükâfât-? uhreviye ve k?sa ömrü musibet vas?tas?yla uzun bir ömür hükmüne geçmesini düşünse, sab?rdan ziyade, şükreder, -1- demesi iktiza eder. Meşhur bir söz var ki, "Musibet zaman? uzundur." Evet, musibet zaman? uzundur. Fakat örf-ü nâsta zannedildiği gibi s?k?nt?l? olduğundan uzun değil, belki uzun bir ömür gibi hayatî neticeler verdiği için uzundur.




    1- Küfür ve dalâletten başka her türlü hal için Allah'a hamd olsun. 2.lema
    Konu MuhammedSaid tarafından (30.05.07 Saat 01:22 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  8. #8
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    DÖRDÜNCÜ NÜKTE
    Yirmi Birinci Sözün Birinci Makam?nda beyan edildiği gibi, Cenâb-? Hakk?n insana verdiği sab?r kuvvetini evham yolunda dağ?tmazsa, her musibete karş? kâfi gelebilir. Fakat vehmin tahakkümüyle ve insan?n gafletiyle ve fâni hayat? bâki tevehhüm etmesiyle, sab?r kuvvetini mazi ve müstakbele dağ?t?p, halihaz?rdaki musibete karş? sabr? kâfi gelmez, şekvâya başlar. Adeta -hâşâ- Cenâb-? Hakk? insanlara şekvâ eder. Hem çok haks?z bir surette ve divanecesine şekvâ edip sab?rs?zl?k gösterir.
    Çünkü, geçmiş herbir gün, musibet ise zahmeti gitmiş, rahat? kalm?ş; elemi gitmiş, zevâlindeki lezzet kalm?ş; s?k?nt?s? geçmiş, sevab? kalm?ş. Bundan şekvâ değil, belki mütelezzizâne şükretmek lâz?m gelir. Onlara küsmek değil, bilâkis muhabbet etmek gerektir. Onun o geçmiş fâni ömrü, musibet vas?tas?yla bâki ve mesut bir nevi ömür hükmüne geçer. Onlardaki âlâm? vehimle düşünüp bir k?s?m sabr?n? onlara karş? dağ?tmak divaneliktir.
    Amma gelecek günler ise, madem daha gelmemişler, içlerinde çekeceği hastal?k veya musibeti şimdiden düşünüp sab?rs?zl?k göstermek, şekvâ etmek, ahmakl?kt?r. "Yar?n, öbür gün aç olacağ?m, susuz olacağ?m" diye bugün mütemadiyen su içmek, ekmek yemek ne kadar ahmakças?na bir divaneliktir. Öyle de, gelecek günlerdeki, şimdi adem olan musibet ve hastal?klar? düşünüp, şimdiden onlardan müteellim olmak, sab?rs?zl?k göstermek, hiçbir mecburiyet olmadan kendi kendine zulmetmek öyle bir belâhettir ki, hakk?nda şefkat ve merhamet liyakatini selb ediyor. Elhas?l, nas?l şükür nimeti ziyadeleştiriyor; öyle de, şekvâ musibeti ziyadeleştirir. Hem merhamete liyakati selb eder.
    Birinci Harb-i Umumînin birinci senesinde, Erzurum'da mübarek bir zat müthiş bir hastal?ğa giriftar olmuştu. Yan?na gittim. Bana dedi:
    "Yüz gecedir ben baş?m? yast?ğa koyup yatamad?m" diye ac? bir şikâyet etti.
    Ben çok ac?d?m. Birden hat?r?ma geldi ve dedim:
    "Kardeşim, geçmiş s?k?nt?l? yüz günün, şimdi sürurlu yüz gün hükmündedir. Onlar? düşünüp şekvâ etme. Onlara bak?p şükret. Gelecek günler ise, madem daha gelmemişler; Rabbin olan Rahmânü'r-Rahîmin rahmetine itimad edip, dövülmeden ağlama, hiçten korkma, ademe vücut rengi verme. Bu saati düşün. Sendeki sab?r kuvveti bu saate kâfi gelir. Divane bir kumandan gibi yapma ki, sol cenah düşman kuvveti onun sağ cenah?na iltihak edip ona taze bir kuvvet olduğu halde, sol cenah?ndaki düşman?n sağ cenah? daha gelmediği vakitte, o tutar, merkez kuvvetini sağa sola dağ?t?p, merkezi zay?f b?rak?p, düşman ednâ bir kuvvetle merkezi harap eder."
    Dedim: "Kardeşim, sen bunun gibi yapma. Bütün kuvvetini bu saate karş? tahşid et. Rahmet-i ?lâhiyeyi ve mükâfât-? uhreviyeyi ve fâni ve k?sa ömrünü uzun ve bâki bir surete çevirdiğini düşün. Bu ac? şekvâ yerinde ferahl? bir şükret."
    O da tamam?yla bir ferah alarak, "Elhamdülillâh," dedi, "hastal?ğ?m ondan bire indi."2.lema
    Konu MuhammedSaid tarafından (30.05.07 Saat 01:22 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  9. #9
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    B?rak ey biçare feryad? belâdan k?l tevekkül,
    Zira feryat belâ ender hatâ ender belâd?r bil.
    Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâd?r bil.
    Eğer bulmazsan, bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâd?r bil.
    Cihan dolu belâ baş?nda varken, ne bağ?r?rs?n küçük bir belâdan? Gel, tevekkül k?l.
    Tevekkülle belâ yüzünde gül, tâ o da gülsün. O güldükçe küçülür, eder tebeddül.
    Konu MuhammedSaid tarafından (30.05.07 Saat 01:23 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  10. #10
    Vefakar Üye nurlu dağ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    496

    Standart



    Teşekkür ederiz, paylaşımlarınızdan dolayı...Allah razı olsun..


    "EKMEKSİZ YAŞARIM HÜRRİYETSİZ YAŞAYAMAM"

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 03.02.09, 08:41
  2. İki Mekteb-i Musîbetin Şehâdetnâmesi
    By bilâl-tunç in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 29.12.07, 10:27
  3. Musibetin Yüzüne Gülebilmek
    By petünya in forum Dualar
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 15.09.07, 07:23
  4. Musibetin Ardındaki Güzellikler
    By Ehl-i telvin in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 23.08.07, 22:46
  5. Musibetin Yüzüne Gülebilmek
    By insirah in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 20.08.07, 03:01

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0