+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 13

Konu: İsar (Sahabe Mesleği)

  1. #1
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart İsar (Sahabe Mesleği)

    ?hlas? kazanmak ve muhafaza etmek ve manileri def etmek için" Yirmi Birinci Lem'a'da zikredilen alt?n düsturlardan üçüncüsü, "bütün kuvvetinizi hakta ve ihlasta bilmelisiniz" prensibini ortaya koymaktad?r. Burada as?l gücün kemiyette değil, keyfiyette yani-günümüzde s?k kullan?lan ifade şekli ile-nicelikte değil nitelikte olduğu ifade edilmektedir. "Kalifiye eleman," "toplam kalite," "kaliteli hizmet" gibi pek çok terim, günümüzün değer yarg?lar? aras?nda kalite, nitelik, keyfiyet gibi kavramlar?n önplana ç?kt?ğ?n? göstermektedir. "Az fakat öz," "yüz işçi yerine kalifiye on işçi" gibi bir dizi yaklaş?m ekonomide, sanayide, ticarette, turizmde ve pek çok iş alan?nda öne ç?kan düsturlar haline gelmiştir.

    Niteliği oluşturan temel faktör ise ihlast?r. Yani yap?lan işe başka bir maksat kar?şt?rmadan, başka duygu ve ç?karlara alet etmeden s?rf işin hakk? ile yap?lmas? için gayret sarfetmek. Mesela, "müşteri memnuniyeti"ni esas tutmak, insanlar? "yolunacak kaz" olarak görmeyip, hizmete lay?k, memnun edilmesi gereken fertler olarak alg?lamak ticaretteki ihlas?n bir örneğidir ve çoğunlukla kaliteyi beraberinde getirir. Günlük yaşant?daki basit al?ş-veriş ilişkilerinde bile samimiyet ve fedakarl?k güzel sonuçlar? doğurmaktad?r. Manevi hizmetlerde, ahireti gözeten işlerde ise daha büyük önem kazanmaktad?r.

    Manevi hizmet şirketi denince ilk akla gelen, Risale-i Nur ekolünün şirket-i maneviyesidir. Bu şirketin kalite belgesinin alt?nda Hz. Ali (r.a.) ve Hz. Gavs-? Azam Abdülkadir Geylani'nin (k.s.) keramet tarz?nda imzas? vard?r. Bu değerli iltifat?n sebebi ise şirkette hizmet edenlerin ihlas? esas tutmalar?, bu hizmette kalite anlam?na gelen "Allah r?zas?" d?ş?nda bir hedef gözetmemeleridir. ?hlastan yani kaliteli hizmetten sapma gösteren hizmetkarlar, bu zatlar?n manevi tokad?n? "şefkat tokatlar?" olarak yerler. Bu şirkette hizmet, gerçekten zordur. Önemli her işin zor olduğu gibi. Ayn? şirkette hizmet veren kardeşlerin birbirine duyduğu sevgi, bir annenin evlad?na duyduğu sevgi gibi samimi, içten, fedakarane yani ihlasl? olmal?d?r. Evlad? için kendinden geçen anne gibi,kardeşi için kendini unutup, kardeşleri için yaşayan bir ruh halini gerekli k?lar. Çünkü mesleği acz, fakr, şefkat, tefekkür gibi sac ayaklar?nda biri şefkattir. Şefkatin en güzel örneği ise annenin evlad?na karş? hissettiği duygudur. Adeta manevi şirketin duvarlar?nda "Kardeşlerinizin nefislerini nefsinize-şerefte, makamda, teveccühte hatta menfaat-i maddiye gibi nefsin hoşuna giden şeylerde-tercih ediniz." yaz?l?d?r. Sahabelerin yolundan gitmek, onlara benzemek arzusunda olan bu insanlar "Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile, onlar? kendi nefislerine tercih ederler." (Haşir Suresi, 9) şeklindeki Kur'ani iltifata mazhar olma gayretindedirler. Bu noktada öyle bir hassasiyet hali sergilerler ki, manevi bir hizmeti bile benlik ön plana ç?kmas?n düşüncesi ile bir başkas?na yapt?rmaktan hoşlan?rlar.

    Mesela bir kardeşine imani bir meseleyi anlatmak ve bunu başarmaktan dolay? duyulan mutluluk asl?nda çok samimi, ulvi ve tertemiz bir duygudur. Benlik hesab?na geçecek fiillerin belki de en masumudur. Dünya hesab?na geçmeyecek zarars?z bir menfaattir. Ancak, insanlar?n imanlar?n? selamette görmek için dünyas?n? da ahiretini de feda eden Ebubekir (r.a.) ruhlu Üstadlar?n? yolundaki hizmetkarlar bunu bile istemeyen bir arkadaş?na yapt?rmaktan hoşlan?rlar ve hoşlanacak bir ruh terbiyesi al?rlar. Sevap kazanmaya, güzel bir meseleyi söylemeye arzu duymakta elbette bir mahzur olmamal?d?r. Ama, kardeşler aras?ndaki ihlas s?rr? o kadar önemlidir ve işin özünü teşkil etmektedir ki, böyle güzel bir duyguyu bile mümkün olduğu ölçüde ona zarar vermeden yaşamak hedeflenir. Çünkü mesleğin esas? ihlas ve samimiyettir ve bu esasa zarar verme ihtimali olabilecek en küçük şeyden bile uzak durma gayreti önplandad?r. Bu ruh terbiyesini alm?ş bir talebe "ben"i "biz"e dönüştürür. Kendi için değil, kardeşleri için ister. Bir anne fedakarl?ğ? ile kendi istediği, ihtiyaç duyduğu halde kardeşini tercih eder. Bu, asl?nda, Sahabe ruhudur. O ruh ki, insan?n en değerli varl?ğ? olarak bildiği can?n? feda pahas?na kardeşini tercih eder; susuzluktan dudaklar? kurumuş, ölümle yüz yüze gelmiş haldeyken gelen bir miktar suyu ayn? durumdaki arkadaş?na gönderebilmek üstün bir ruh, ak?l almaz bir fedakarl?kt?r. Bu yüzden Kur'an'?n övgüsüne mazhar olmuş bir haslettir.

    "?sar hasleti" Kur'an'?n adland?rmas?na izafeten ?slam tarihi boyunca bu isimle an?lm?ş ve "hediye ve sadakan?n kabulünde başkas?n? kendine tercih etmek ve hizmet-i diniyenin mukabilinde gelen menfaat-i maddiyeyi istemeden ve kalben talep etmeden, s?rf bir ihsan-? ilahi bilerek, nastan minnet almayarak ve hizmet-i diniyenin mukabilinde de almamakt?r." şeklinde ihlas mesleğinin temsilcisi Bediüzzaman taraf?ndan en güzel şekli ile tarif edilmiştir.

    Ancak onlar?n yolundan gitmesi beklenen ve "Müslüman" ad?n? alan fertlerde ne yaz?k ki bu hal pek görülmüyor. "Ben tok olay?m, başkas? açl?ktan ölse bana ne!" şeklindeki Avrupa'n?n bozuk medeniyetinin yaşant? şekli bulaş?c? bir hastal?k gibi bütün ?slam topraklar?na sirayet etmiş. Trafikte birbirinin hakk?na tecavüz eden, deprem felaketinin ard?ndan ulaşt?r?lan yard?mlar? ihtiyaç sahiplerini gözetmeden yağmalayan insanlar, "komşusu açken, kendisi tok yatan" tarifine giriyorlar ve Peygamberimizin (s.a.v.) reddettiği ümmet grubunda olmak ihtimali her geçen gün art?yor. Bu, öyle bir hastal?k ki, isar hasletinin yaşand?ğ? topraklarda, hac gibi ruhun, güzelliklerinin zirvesinde olmas? beklenen bir halde bile yaşanabilir. Beytullah yak?nlar?nda Mesfele denen bölgede, yürüyerek 10-15 dakika sürecek mesafeye kendilerini götürecek otobüse önce binebilmek için yumruklaşan hac?lar isar hasletinin çok uzağ?ndayd?lar. Hacer'ül Esved'e dokunabilmek için düşmanca birbirlerini itenler de öyle. Muhtaç mümine, imani bir hakikati bile arkadaş?na anlatt?rmak isteyeni onu ön plana ç?karan ruh hali, "ben sevap kazanay?m" arzusu ile mümin kardeşlerine pek çok eziyeti reva gören ruh halinin çok uzağ?nda. Bu hal ölüme rağmen kardeşini tercih eden sahabenin yak?n olmal?.

    www.risaleinurenstitusu.com
    Konu Meyvenin Zeyli tarafından (26.11.07 Saat 21:38 ) değiştirilmiştir.

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  2. #2
    Ehil Üye karatoprak1975 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    44
    Mesajlar
    1.126

    Standart

    çok güzel konuya deginmişsiniz sagolun meyvenin zeyli

  3. #3
    Ehil Üye osmanoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Uşak
    Mesajlar
    1.856

    Standart



    Özellikle son paragrafta verdiğiniz örnekler çok çarpıcı. Aynı örneklerin bir benzerini camilerde ön saf mücadelesinde de görüyoruz. Ama emin olun bu örnekler azalıyor artık. Gerçekten sahabe mesleğini ihya derdinde ve davasında olanların sayısı arttıkça, özlenen hayat sahifeleri de yaşanmaya başlanacaktır. Sevap kazanmakta bile, hatta "güzel bir meseleyi muhtaç kardeşine anlatmakta " bile kardeşini, kendi nefsine tercih eden bir nesil geliyor; hem de çığ gibi... ÜMİTVAR OLUNUZ!!!
    "Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz." Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.

  4. #4
    Pürheves fem_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesajlar
    263

    Standart

    Sahabelerin yolundan gitmek, onlara benzemek arzusunda olan bu insanlar "Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile, onları kendi nefislerine tercih ederler." (Haşir Suresi, 9) şeklindeki Kur'ani iltifata mazhar olma gayretindedirler. Bu noktada öyle bir hassasiyet hali sergilerler ki, manevi bir hizmeti bile benlik ön plana çıkmasın düşüncesi ile bir başkasına yaptırmaktan hoşlanırlar.
    Asya'nın Bahtının Miftahı Meşveret ve Şuradır.

  5. #5
    Yasaklı Üye Nurs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    20

    Standart İsar Hasleti

    “Sahabelerin sena-i Kur'aniyeye (Kur’an’ın medih etmesi) mazhar olan isar hasletini kendine rehber etmek, yani, hediye ve sadakanın kabulünde başkasını kendine tercih etmek…” (20. Lem’a)
    Gerçekten yüksek bir haslet, ulvi bir his ve insanlar arasındaki sevgi ve kardeşliğin hakiki bir görüntüsüdür.
    İsar: Muhtaç olduğu halde başkalarını kendine tercih etmek manasına gelir. Sahabe efendilerimizin en güzel ve örnek almamız gereken huylarındandır.

    İsar, Kur’an’ın medhettiği yüksek hasletlerden biridir ve ensarın bir vasfı olarak zikredilir. (Haşir, 9) Ensar, Mekke’den Medine’ye göç eden muhacirlere tam sahip çıkmış, her şeylerini onlarla paylaşmış, hatta kendileri muhtaç olsalar bile, muhacirleri tercih etmişlerdir.

    Ayetin iniş sebebi hakkında şu rivayetlere yer verilir:
    Hz. Peygamber devrinde, ancak kendisine ve çocuklarına yetecek kadar yiyeceği olan bir zata bir misafir gelir. Adam hanımına der: “Çocukları uyut, lambayı söndür, yiyeceği de misafirin önüne koy.” Onların bu hali Cenab-ı Hakk’ı razı eder, bu ayetiyle onları medheder. Bu hadise şöyle olmuştur:


    Ebu Hureyre (RA) anlatıyor:
    Bir adam Peygamber (ASM)’e geldi ve:
    - Ben açım, dedi.
    Allah'ın Resulü hanımlarından birine haber salarak yiyecek bir şey göndermesini istedi.
    O da:
    - Seni peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, evde sudan başka bir şey yok, dedi.
    Fahr-i Kainat (ASM), bir başka hanımından yiyecek bir şeyler istedi. O da aynı cevabı verdi. Daha sonra Resul-i Ekrem'in öteki hanımları da:
    - Seni peygamber olarak gönderene yemin ederim ki, evde sudan başka bir şey yok, diye haber gönderince, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ashabına dönerek:
    “- Bu gece bu şahsı kim misafir etmek ister?” diye sordu .
    Ensar'dan biri:
    - Ben misafir ederim, ya Resulallah, diyerek o yoksulu alıp evine götürdü. Eve varınca karısına:
    - Resulullah (ASM)’ın misafirini ağırla, dedi ve:
    - Evde yiyecek bir şey var mı, diye sordu.
    Hanımı:
    - Hayır, sadece çocuklarımın yiyeceği kadar bir şey var, dedi.
    Sahabi:
    - Öyleyse çocukları oyala. Sofraya gelmek isterlerse onları uyut. Misafirimiz içeri girince de lambayı söndür. Sofrada biz de yiyormuş gibi yapalım, dedi.
    Sofraya oturdular. Misafir karnını doyurdu; onlar da aç yattılar.
    Sabahleyin bu sahabi Peygamber (ASM)'in yanına gitti. Onu gören Resul-i Ekrem (ASM):
    “- Bu gece misafirinize yaptıklarınızdan Allah Teala memnun oldu” buyurdu. ( Buhari, Menakıbu'l-Ensar, 10, Tefsir, 59/6; Müslim, Eşribe, 172)

    Sahabe-i kiramdan birine bir koyun başı hediye edilir. “Falan kardeşimiz ve ailesi buna bizden daha muhtaç” diye düşünür, ona gönderir. O da aynı düşünceyle başkasına götürür... Böylece koyun başı yedi ev dolaşıp tekrar ilk geldiği eve döner.

    Beni Nadir’den elde edilen ganimet taksiminde Resullullah, Ensara “İsterseniz muhacirler ev ve mallarınıza ortak olmaya devam etsinler, ganimeti aranızda paylaştırayım. İsterseniz ev ve mallarınızdaki tasarruf artık size ait olsun, ganimetten size bir şey vermeyeyim” der. Ensar, “Hem ev ve mallarımıza ortak olsunlar, hem de ganimet onların olsun” cevabını verirler.
    Ayetin inişinden sonraki dönemde olan şu ibretli olay da isara güzel bir örnektir:

    Yermük Harbinde ölmek üzere olan bir yaralıya su getirilir. Tam içeceği sırada “Su!” diye bir inleme sesi duyar, ona götürülmesine işaret eder. Götürülen kişi tam içeceği sırada, bir başka yaralıdan “Su!” feryadı gelince içmez, “Ona götürün!” diye işaret eder. Su, üçüncü yaralıya ulaşıncaya kadar o zat ruhunu teslim eder. Diğerlerine getirildiğinde onlar da ruhlarını teslim etmişlerdir.

  6. #6
    Gayyur güldestenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    55

    Standart

    PaylaŞim ?Ç?n Allah Razi Olsun....

  7. #7
    Vefakar Üye zahid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Bulunduğu yer
    lüleburgaz
    Yaş
    37
    Mesajlar
    329

    Standart İsar

    İnsanın, başkalarını kendisine tercih etmesi mânâsına gelen îsâr; ahlâkçılara göre, toplumun menfaat ve çıkarlarını şahsî çıkarlarından önce düşünmek.. tasavvuf erbabınca ise, en hâlisâne bir tefânî düşüncesiyle topyekün şahsîliklere karşı bütün bütün kapanıp, yaşama zevkleri yerine yaşatma hazlarıyla var olmanın unvanı kabul edile gelmiştir.

    Îsârın tam karşıtı, “şuhh”tan doğan cimrilik ve şahsî çıkar duygusudur ki, Hak’tan, halktan ve Cennet’ten uzak kalmanın âmili sayılmıştır.1 Evet, “şuhh”tan, “buhl” diyeceğimiz cimrilik; “îsâr” ruhundan da “cûd”, “sehâ” ve “ihsan” sözcükleriyle ifade edeceğimiz cömertlik, semâhat ve civanmertlik doğmuştur.

    Cûd; ferd-i mü’minin, gönlünde herhangi bir rahatsızlık duymadan, sahip olduğu şeylerin hiç olmazsa bir kısmını infak etmesinin ve başkaları için o kadar var olabilmesinin adıdır.
    Sehâ; müminin, infakı ve başkalarını düşünmeyi önde götürmesi ve kendi mutluluğu içinde, hatta onun da önünde onların mutluluğunu düşünebilmesi.. ihsan ise; onun, ihtiyacı olduğu hâlde başkalarını kendine tercih edebilmesidir ki:
    وَلاَ يَجِدُونَ فِي صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِمَّا أُوتُوا وَيُؤْثِرُونَ عَلَى أَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌ
    “Onlar, mü’minlere verilen şeylerden nefislerinde herhangi bir kaygı duymaz ve muhtaç olsalar bile onları kendilerine tercih ederler.”2 âyetiyle işaret edilmek istenen îsâr zirvesi de işte budur. Biz buna, o has ve enfes tarifiyle ihsan da diyebiliriz.

    Îsârın gayri ihtiyarî olanına “esere” denir ki, ortada çiğnenen bir hak söz konusu değilse sabır vâridatından öte bir meziyeti yoktur ve kat’iyen îsâr seviyesinde de değildir.
    Yukarıda yarım yamalak karşılıklarıyla aktarmaya çalıştığımız cûd ve sehâ, aynı zamanda seviye ve derece farkını da ifade etmek üzere şöyle sıralanabilir:
    1- Hak yolunda ve O’ndan ötürü iman ve ehl-i iman uğrunda candan geçilmesidir ki, civanmertliğin zirvesi sayılır.
    2- Riyâset ve makam mevzuunda her türlü fedakârlıkta bulunmadır ki, birincisine nispeten bir kadem daha geri kabul edilmiştir.
    3- Maddî refah ve mutlulukta başkalarını düşünme ki, öncekilere göre oldukça ucuz bir kahramanlıktır.
    4- Bedel ve karşılık beklentisine girmeden ilim ve fikir bezlinde bulunmak ki diğerleri kadar ağır olmasa gerek.
    5- Sa’yin semeresini infak ki, zekât ve sadaka gibi sorumluluklarımız bu cümleden sayılabilir.
    6- Güler yüz, tatlı dil ve değişik hayırlara vesile olma ki, hemen herkesin muvaffak olabileceği bir hayır türüdür.
    Bunlardan birincisi, cûd ve sehânın zirvesi, îsârın da esaslı bir derinliğidir ki, ona muvaffak olmak her babayiğidin kârı değildir. Bu babayiğitliği Baharistan sahibi şöyle seslendirir:
    بَسِيم و زَر جوَانمَردِي توان كَرد خُوش آنكَس که جوَانمَردِي بَجَان كَرد
    “Gümüş ve altınla cömertlikte bulunmak kolaydır; hoştur o kimse ki, canıyla cömertlik eder.”
    İnsanların temsil durumları itibarıyla îsâr da kendi içinde derece derecedir:
    1- Başkalarını yedirip içirip kendisinin aç ve susuz durması ve başkalarını görüp-gözettiği hâlde kendisini yer yer ihmal etmesi ki, herhangi bir kul hakkını çiğnememe kaydıyla ebrâr ahlâkındandır ve insanı evc-i kemalât-ı insaniyeye çıkarır.
    2- Herkese ve her şeye rağmen, Allah’ın ona olan bütün ihsanlarını, sadece ve sadece O’nun rızasını düşünerek bezletmek, bezlettikten sonra da düşünmemektir ki mukarrabînin tavrıdır. Bu tavrın temsilcilerinde verme hazzı birkaç kadem daha alma sevincinin önündedir.
    3- “Îsâr-u îsârillah” sözleriyle ifade edilen hâldir ki; apaçık hususî mazhariyetlere bile birer mahmil bularak, ücret ve huzûzât vaktinde bütün mevhibeleri nisyana gömüp, sadece ve sadece O’nu duyup, O’nun varlığının ziyasının gölgesi olduğunu hissetmektir ki, “Akrabü’l-Mukarrabîn”in yoludur. Bu mânâda, Hz. Şeref-i Nev-i İnsan ve Ferîd-i Kevn ü Zaman bir îsâr kahramanıdır; O kahramanın mîrâcı da bu engin arayış sayesinde O’nu aranan biri hâline getirmenin serencamesidir. O’nun gökler ötesi âlemlerden dönüp insanlar arasına inmesi hiç kimseye nasip olmayan bir “îsâr” derecesi ise, ümmeti adına Cennet’ten çıkıp cehennemlere gözyaşı salması, salıp bütün insanları dilemesi de hiç kimsenin tasavvur bile edemeyeceği bir başka îsâr derinliğidir.

    Dipnotlar
    1. Bkz: Tirmizî, birr 40.
    2. Haşr sûresi 59/9.

    * Bu yazı, Sızıntı dergisinin Ocak 1995 tarihli 192. sayısından alınmıştır.
    Yol vardır; it izi gibi,yol vardır;arkadan gelenler "şehrah"der gider..

  8. #8
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    BÖYLE güzel bir konu neden müşterisiz kalm?şşşş....
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  9. #9
    Ehil Üye Ebu Hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    38
    Mesajlar
    3.049

    Standart

    Bu konu ( İsar Hasleti gereği ) diğer konuları kendine tercih etmiş herhalde...
    Vücudunu mucidine feda et.Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın.Mesnevi-i Nuriye sahife 101


  10. #10
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Alıntı HASAN- Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu konu ( İsar Hasleti gereği ) diğer konuları kendine tercih etmiş herhalde...
    risale bakış açısı ne güzelll.. mukemmel...
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Nur Hizmeti ve İsar Hasleti
    By aşur in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 23.11.11, 10:12
  2. Sahabe Mesleği...
    By İbrahim in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 13.06.11, 09:45
  3. İSÂR
    By ŞİMŞEK MUSTAFA in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 31.01.09, 17:25
  4. İsar Hasleti
    By Bîçare S.V. in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19.12.08, 09:47
  5. Sahabe Mesleği ve Risale-i Nur..
    By acizizfakiriz in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 25.08.07, 04:17

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0