+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Risalet-i Nur'un Vazifesi Nelerdir? Muhatabı Kimlerdir?

  1. #1
    Müdakkik Üye aczmendi reşha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    652

    Standart Risalet-i Nur'un Vazifesi Nelerdir? Muhatabı Kimlerdir?

    بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    وَ بِهِ نَسْتَعِينُ
    اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى

    اَلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينَ


    önsöz; bu güne kadar risale i nur ları , risale i nur ağırlıklı tetkik ve anlama yolu ağır basmış olduğu görülüyor...

    Biz bu konu ile Risalet i nur u (Üstad r.a) ve vazifelerini (müşiriyet makamında kur'an cevherleri dağıtması) ve muhatabları olan talebelerinin nasıl muhatab olduklarını, üstad larına olan hitabetlerinde ki kelimelerin taşıdığı mana ile ZAMAN CEMAAT ZAMANIDIR! ınasıl anlayıp yaşadıklarına,talebelerin üstadlarına karşı olan nazarlarına bakarak istifade etmeye çalışalım inşaallah ...

    Nasıl ki Kur' an ı anlamak için en sağlam yol; ehli sünnetin tuttuğu yoldur ve buda Kur'an ve sünnettir...
    Kur'an dan hangi ayet mesele ele alınsa O MESELEYİ S.A.M nasıl anladı, anlattı, (talebeleri) sahabe r.a hum ecmainler nasıl anladı, anlattılar hayatlarına tatbik ettiler diye bakılır ki isabet olsun...

    Bizler de risale i nur'la rı anlamak noktasından, Üstadımızın talebelerinin üstadımıza olan hitablarındaki KELİME KALIBLARINI GEÇİP,içlerindeki mana ile muhabbete ve HİSSETSİN deki HİSSE lerine hisse mize bakalım inşaallah...

    ders çok hakikatın çıkmasına vesile olur inşaallah...

    aczi_reşha




  2. #2
    Müdakkik Üye aczmendi reşha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    652

    Standart

    ve bihi nesteinu


    Risalet-i nur; Risalete oda (insana) (varisliğe bakan bir vazifedir) bakar...

    '' her yüz yılda ( bir devirde ) bir VARİSİ NEBİ ( DİNİ MÜCEDDİD) GELİR , GÖNDERİLİR''( hadisi bil mana)

    '' Benim Ümmetimin Alimleri (varisi nebileri - VARİS O KİMSEDİRKİ SIRR LAR İLMİNE VAKIF OLUR) BENİ İSRAİLİN PEYGAMBERLERİ GİBİDİRLER''...(hadisi bil mana)


    ''"Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, vazife-i risaletin icrasına mukabil ücret istemez, yalnız Âl-i Beytine meveddeti istiyor...

    Elcevab: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm,
    gayb-aşina nazarıyla görmüş ki: Âl-i Beyti, Âlem-i İslâm içinde bir şecere-i nuraniye hükmüne geçecek.
    Âlem-i İslâmın bütün tabakatında
    kemalât-ı insaniye dersinde rehberlik ve mürşidlik vazifesini görecek zâtlar,
    ekseriyet-i mutlaka ile Âl-i Beytten çıkacak.
    Teşehhüddeki ümmetin "Âl" hakkındaki duası ki,

    اَللّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى اِبْرَاهِيمَ وَ عَلَى آلِ اِبْرَاهِيمَ اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ

    dir. Makbul olacağını keşfetmiş,
    yani nasılki millet-i İbrahimiye'de ekseriyet-i mutlaka ile nuranî rehberler Hazret-i İbrahim'in (A.S.) âlinden,
    neslinden olan enbiya olduğu gibi;
    ümmet-i Muhammediyede de (A.S.M.)
    vezaif-i azîme-i İslâmiyette
    ve ekser turuk ve mesalikinde Enbiya-i Benî-İsrail gibi,
    Aktab-ı Âl-i Beyt-i Muhammediyeyi (A.S.M.) görmüş.
    Onun için قُلْ لاَ اَسْئَلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًا اِلاَّ الْمَوَدَّةَ فِى الْقُرْبَى demesiyle emrolunarak,
    Âl-i Beyte karşı ümmetin meveddetini istemiş
    . Bu hakikatı teyid eden diğer rivayetlerde ferman etmiş:
    "Size iki şey bırakıyorum. Onlara temessük etseniz, necat bulursunuz.
    Biri: Kitabullah, biri:
    Âl-i Beytim.
    " Çünki Sünnet-i Seniyenin menbaı ve muhafızı ve her cihetle iltizam etmesiyle mükellef olan Âl-i Beyttir.
    İşte bu sırra binaendir ki; Kitab ve Sünnete ittiba ünvanıyla bu hakikat-ı hadîsiye bildirilmiştir. Demek Âl-i Beytten, vazife-i risaletçe muradı:
    Sünnet-i Seniyesidir.
    Sünnet-i Seniyeye ittibaı terkeden, hakikî Âl-i Beytten olmadığı gibi,
    Âl-i Beyte hakikî dost da olamaz.
    Hem ümmetini Âl-i Beytin etrafında toplamak arzusunun sırrı şudur ki:
    Zaman geçtikçe Âl-i Beyt çok tekessür edeceğini izn-i İlahî ile bilmiş ve
    İslâmiyet za'fa düşeceğini anlamış.
    O halde gayet kuvvetli ve kesretli bir cemaat-ı mütesanide lâzım ki,
    Âlem-i İslâmın terakkiyat-ı maneviyesinde medar ve merkez olabilsin.
    İzn-i İlahî ile düşünmüş ve ümmetini Âl-i Beyti etrafına toplamasını arzu etmiş.
    Evet Âl-i Beytin efradı ise,
    itikad ve iman hususunda sairlerden çok ileri olmasa da,
    yine teslim, iltizam ve tarafgirlikte çok ileridedirler.
    Çünki
    İslâmiyete fıtraten,
    neslen ve cibilliyeten tarafdardırlar.
    Cibillî tarafdarlık zaîf ve şansız, hattâ haksız da olsa bırakılmaz.
    Nerede kaldı ki, gayet kuvvetli, gayet hakikatlı, gayet şanlı, bütün silsile-i ecdadı bağlandığı ve şeref kazandığı ve canlarını feda ettikleri bir hakikata tarafdarlık, ne kadar
    esaslı ve fıtrî olduğunu
    bilbedahe HİSSeden bir zât, hiç tarafdarlığı bırakır mı?
    Ehl-i Beyt,
    işte bu şiddet-i iltizam
    ve fıtrî İslâmiyet cihetiyle
    Din-i İslâm lehinde edna bir emareyi, kuvvetli bir bürhan gibi kabul eder. Çünki fıtrî tarafdardır.
    Başkası ise, kuvvetli bir bürhan ile sonra iltizam eder.
    bu 4. lem anın bu kısmı bir çok hakikati ve tabakatını anlayarak kabul ederek okuyan muhatabına ders verir...
    ''Malûm olsun ki:
    Bizi ziyaret eden,
    ya hayat-ı dünyeviye cihetinde gelir; o kapı kapalıdır.
    Veya hayat-ı uhreviye cihetinde gelir. O cihette iki kapı var:
    Ya şahsımı mübarek ve makam sahibi zannedip gelir. O kapı dahi kapalıdır. Çünki ben kendimi beğenmiyorum, beni beğenenleri de beğenmiyorum.
    Cenab-ı Hakk'a çok şükür, beni kendime beğendirmemiş.
    İkinci cihet, sırf Kur'an-ı Hakîm'in dellâlı olduğum cihetledir.
    Bu kapıdan girenleri, alerre'si vel'ayn kabul ediyorum.
    üstadımıza Muhatablığımızı vazifelilik le bağlayıp (şimdilik şahsiyetini gizlemesindeki sırrları açmadan) VAZİFELİLİK CİHETİ İLE MESELEMİZİ AÇMAYA ÇALIŞACAZ İNŞAALLAH...

    bu ve benzeri meseleleri aynı anda (zaman cemaat zamanıdır) ile ifade edilen cematin nasıl olması gerektiğini anlamada bizlere yardımcı olması için nazara alınsa isabet olur...

    aczi_reşha
    Konu aczmendi reşha tarafından (03.08.08 Saat 15:06 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    Gayyur bigoceansm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    68

    Standart

    ALLAH razı olsun

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. 19. Söz Neden Risalet-i Ahmediye?
    By hic_ender_hic in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 16
    Son Mesaj: 31.03.09, 21:17
  2. 19.Söz-Risalet-i Ahmediyeye Dairdir
    By ademyakup in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 17
    Son Mesaj: 17.04.07, 08:17
  3. Risalet ve Resuller
    By sinang in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26.03.07, 20:48
  4. Risale-i Nur'un Üç Çeşit Muhatabı
    By daffal in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 17.02.07, 09:21
  5. Risale-i Nur'da..::Risalet::..
    By HakanBa in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 27.12.06, 23:14

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0