+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 16

Konu: 'Nur Talebelerinin Hususiyetleri'

  1. #1
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı


    ?NSANLARIN HÜRMET VE ?KRAMINI ARZU ETMEMEK
    Aziz, dikkatli kardeşim,
    Biz, insanlar?n hürmetve ihtiram?ndan ve şahs?m?za ait hüsn-ü zan ve ikram ve tahsinlerinden mesleğimiz itibar?yla cidden kaç?yoruz. Hususan acip bir riyakarl?k olan şöhretperestlik ve cazibedar bir hodfuruşluk olan tarihlere şaşaal? geçmek ve insanlara iyi görünmek ise, Nurun bir esas? ve mesleği olan ihlasa z?tt?r ve münafidir. Onu arzulamak değil, bilakis şahs?m?z itibar?yla ondan ürküyoruz. Yaln?z Kur'ân ?n feyzinden gelen ve i caz-? manevisinin lemeat? olan ve hakikatlerinin tefsiri bulunan ve t?ls?mlar?n? açan Risale-i Nur'un revac?n? ve herkesin ona ihtiyac?n? hissetmesini ve pek yüksek k?ymetini herkes takdir etmesini ve onun pek zahir manevi keramat?n? ve ?mân noktas?nda z?nd?kan?n bütün dinsizliklerini mağlup ettiklerini ve edeceklerini bildirmek, göstermek istiyoruz ve onu rahmet-i ?lahiyeden bekliyoruz.

    EM?RDAĞ LAH?KASI, S.191-192
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı


    ŞAN- ŞÖHRET PEŞ?NDE OLMAMAK
    Şeytan-? ins ve şeytan-? cinnîden ald?ğ? derse binaen, hizbü'l-Kur'ân'?n fedakâr hâdimlerini hubb-u cah vas?tas?yla aldatmak ve o kudsî hizmetten ve o mânevî ulvî cihaddan vazgeçirmek istiyorlar. Şöyle ki:
    insanda, ekseriyet itibar?yla, hubb-u cah denilen h?rs-? şöhret ve hodfuruşluk ve şan ve şeref denilen riyâkârâne halklara görünmek ve nazar-? âmmede mevki sahibi olmaya, ehl-i dünyan?n her ferdinde cüz'î, küllî arzu vard?r. Hattâ o arzu için hayat?n? feda eder derecesinde şöhretperestlik hissi onu sevk eder.
    Ehl-i âhiret için bu his gayet tehlikelidir. Ehl-i dünya için de gayet dağdağal?d?r, çok ahlâk-? seyyienin de menşeidir ve insanlar?n da en zay?f damar?d?r. Yani, bir insan? yakalamak ve kendine çekmek, onun o hissini okşamakla kendine bağlar, hem onunla onu mağlûp eder. Kardeşlerim hakk?nda en ziyade korktuğum, bunlar?n bu zay?f damar?ndan ehl-i ilhâd?n istifade etmek ihtimalidir. Bu hâl beni çok düşündürüyor. Hakikî olmayan baz? biçare dostlar?m? o suretle çektiler, mânen onlar? tehlikeye att?lar.
    Ey kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur'ân'da arkadaşlar?m! Bu hubb-u cah cihetinden gelen dessas ehl-i dünyan?n hafiyelerine veya ehl-i dalâletin propagandac?lar?na veya şeytan?n şakirtlerine deyiniz ki:
    "Evvelâ r?za-y? ?lâhî ve iltifat-? Rahmânî ve kabul-ü Rabbânî öyle bir makamd?r ki, insanlar?n teveccühü ve istihsân?, ona nispeten bir zerre hükmündedir. Eğer teveccüh-ü rahmet varsa, yeter. ?nsanlar?n teveccühü, o teveccüh-ü rahmetin in'ikâs? ve gölgesi olmak cihetiyle makbuldür; yoksa arzu edilecek bir şey değildir. Çünkü kabir kap?s?nda söner, beş para etmez."
    Mektubat, s.401-402
    ........................
    Konu MuhammedSaid tarafından (27.05.07 Saat 15:00 ) değiştirilmiştir.

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  2. #2
    Dost saglıkcı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Bulunduğu yer
    Afyonkarahisar
    Mesajlar
    21

    Standart

    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı


    ENAN?YET? BÜYÜK TEHL?KELERDEN B?R? OLARAK B?LMEK

    Kardeşlerim,

    Gaflet vedünyaperestlikten ç?kan dehşetli bir enâniyet bu zamanda hükmediyor. Onun için ehl-i hakikat-hattâ meşrû bir tarzda dahi olsa-enâniyetten, hodfuruşluktan vazgeçmeleri lâz?m olduğundan, Risale-i Nur'un hakikî şakirtleri, buz parças? olan enâniyetlerini şahs-? mânevîde ve havz-? müşterekte erittiklerinden, inşaallah bu f?rt?nada sars?lmayacaklar.


    Şualar, s.267

    ....

    Ehl-i dalâletin tarafgirleri, enâniyetten istifade edip kardeşlerimi benden çekmek istiyorlar. Hakikaten, insanda en tehlikeli damar enâniyettir. Ve en zay?f damar? da odur. Onu okşamakla çok fena şeyleri yapt?rabilirler.
    Ey kardeşlerim! Dikkat ediniz, sizi enâniyette vurmas?nlar, onunla sizi avlamas?nlar. Hem biliniz ki, şu as?rda ehl-i dalâlet ene'ye binmiş, dalâlet vadilerinde koşuyor. Ehl-i hak, bilmecburiye, eneyi terk etmekle hakka hizmet edebilir. Enenin istimalinde hakl? dahi olsa, madem ki ötekilere benzer ve onlar da onlar? kendileri gibi nefisperest zannederler, hakk?n hizmetine karş? bir haks?zl?kt?r. Bununla beraber, etraf?na topland?ğ?m?z hizmet-i Kur'âniye, ene'yi kabul etmiyor, nahnü istiyor. "Ben demeyiniz, biz deyiniz" diyor.
    Elbette kanaatiniz gelmiş ki, bu fakir kardeşiniz ene ile meydana ç?kmam?ş. Sizi enesine hâdim yapm?yor. Belki enesiz bir hâdim-i Kur'ânî olarak kendini size göstermiş. Ve kendini beğenmemeyi ve enesine taraftar olmamay? meslek ittihaz etmiş. Bununla beraber, katî delillerle size ispat etmiştir ki, meydan-? istifadeye vaz edilen eserler mîrî mal?d?r, yani Kur'ân-? Hakîmin tereşşuhât?d?r. Hiç kimse enesiyle onlara temellük edemez. Haydi, farz-? muhâl olarak, ben enemle o eserlere sahip ç?k?yorum; benim bir kardeşimin dediği gibi, madem bu Kur'ânî hakikat kap?s? aç?ld?, benim noksaniyetime ve ehemmiyetsizliğime bak?lmayarak, ehl-i ilim ve kemal arkamda bulunmaktan çekinmemeli ve istiğnâ etmemelidirler. Selef-i SÂlihînin ve muhakk?kîn-i uleman?n âsarlar?, çendan her derde kâfi ve vâfi bir hazine-i azîmedir; fakat baz? zaman olur ki, bir anahtar bir hazineden ziyade ehemmiyetli olur. Çünkü hazine kapal?d?r. Fakat bir anahtar çok hazineleri açabilir.
    Zannederim ki, o enâniyet-i ilmiyeyi fazla taş?yan zatlar da anlad?lar ki, neşrolunan Sözler, hakaik-i Kur'âniyenin birer anahtar? ve o hakaiki inkâr etmeye çal?şanlar?n başlar?na inen birer elmas k?l?çt?r. O ehl-i fazl ve kemal ve kuvvetli enâniyet-i ilmiyeyi taş?yan zatlar bilsinler ki, bana değil, Kur'ân-? Hakîme talebe ve şakirt oluyorlar; ben de onlar?n bir ders arkadaş?y?m. Haydi, farz-? muhâl olarak, ben üstadl?k dâvâ etsem, madem şimdi ehl-i iman?n tabakat?n?, avamdan havassa kadar, maruz kald?klar? evham ve şübehattan kurtarmak çaresini bulduk; o ulema ya daha kolay bir çaresini bulsunlar veyahut bu çareyi iltizam edip ders versinler, taraftar olsunlar. Ulemâü's-sû' hakk?nda bir tehdid-i azîm var; bu zamanda ehl-i ilim ziyade dikkat etmeli.
    Haydi, farz etseniz ki, düşmanlar?m?z?n zann? gibi, ben, benlik hesab?na böyle bir hizmette bulunuyorum. Acaba, dünyevî ve millî bir maksat için çok zatlar enâniyeti terk edip, firavun-meşrep bir adam?n kemâl-i sadakatle etraf?na toplan?p, şiddetli bir tesanüdle iş gördükleri hâlde, acaba bu kardeşiniz, hakikat-i Kur'âniye ve hakaik-i imaniye etraf?nda, kendi enâniyetini setretmekle beraber, o dünyevî komitenin onbaş?lar? gibi terk-i enâniyetle hakaik-i Kur'âniye etraf?nda bir tesanüdü sizden istemeye hakk? yok mudur? Sizin en büyük Âlimleriniz de ona "Lebbeyk" dememesinde haks?z değil midirler?
    Kardeşlerim, enâniyetin işimizde en tehlikeli ciheti k?skançl?kt?r. Eğer s?rf lillâh için olmazsa, k?skançl?k müdahâle eder, bozar. Nas?l ki bir insan?n bir eli bir elini k?skanmaz ve gözü kulağ?na haset etmez ve kalbi akl?na rekabet etmez. Öyle de, bu heyetimizin şahs-? mânevîsinde, herbiriniz bir duygu, bir âzâ hükmündesiniz. Birbirinize karş? rekabet değil, bilâkis birbirinizin meziyetiyle iftihar etmek, mütelezziz olmak bir vazife-i vicdaniyenizdir.
    Bir şey daha kald?; en tehlikesi odur ki: ?çinizde ve ahbab?n?zda, bu fakir kardeşinize karş? bir k?skançl?k damar? bulunmak, en tehlikelidir. Sizlerde mühim ehl-i ilim de var. Ehl-i ilmin bir k?sm?nda bir enâniyet-i ilmiye bulunur. Kendi mütevazi de olsa, o cihette enâniyetlidir; çabuk enâniyetini b?rakmaz. Kalbi, akl? ne kadar yap?şsa da, nefsi, o ilmî enâniyeti cihetinde imtiyaz ister, kendini satmak ister, hattâ yaz?lan risalelere karş? muaraza ister. Kalbi risaleleri sevdiği ve akl? istihsan ettiği ve yüksek bulduğu hâlde, nefsi ise, enâniyet-i ilmiyeden gelen k?skançl?k cihetinde z?mnî bir adâvet besler gibi, Sözlerin k?ymetlerinin tenzilini arzu eder-tâ ki kendi mahsulât-? fikriyesi onlara yetişsin, onlar gibi sat?ls?n. Halbuki, bilmecburiye bunu haber veriyorum ki:
    Bu durûs-u Kur'âniyenin dairesi içinde olanlar, allâme ve müctehidler de olsalar, vazifeleri, ulûm-u imaniye cihetinde, yaln?z yaz?lan şu Sözlerin şerhleri ve izahlar?d?r veya tanzimleridir. Çünkü, çok emârelerle anlam?ş?z ki, bu ulûm-u imaniyedeki fetvâ vazifesiyle tavzif edilmişiz. Eğer biri, dairemiz içinde nefsin enâniyet-i ilmiyeden ald?ğ? bir hisle, şerh ve izah haricinde bir şey yazsa, soğuk bir muaraza veya nâk?s bir taklitçilik hükmüne geçer. Çünkü, çok delillerle ve emârelerle tahakkuk etmiş ki, Risale-i Nur eczalar? Kur'ân'?n tereşşuhât?d?r; bizler, taksimü'l-a'mâl kaidesiyle, herbirimiz bir vazife deruhte edip o âb-? hayat tereşşuhât?n? muhtaç olanlara yetiştiriyoruz.

    mektubat,s.412-413
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı



    TEVAZU VE MAHV?YET SAH?B? OLMAK

    ''Bu zamanda hizmet-i imaniyede hazz-? nefsini b?rak?p ve mahviyet ile tesanüd ve ittihad? muhafaza eden bir halis kardeşimiz, bir veliden ziyade mevki al?yor.''
    Şualar, s.266

    .....

    ''Evet, bahtiyar odur ki, kevser-i Kur'ani'den süzülen tatl?, büyük bir havuzu kazanmak için, bir buz parças? nevindeki şahsiyetini ve enaniyetini o havuz içine at?p eritendir.''

    Lem'alar, s.159
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı

    D?NE H?ZMET ETT?M D?YE GURURLANMAMAK

    Sen ey riyâkâr nefsim! "Dîne hizmet ettim" diye gururlanma. * s?rr?nca, müzekkâ olmad?ğ?n için, belki sen kendini o recûl-i fâcir bilmelisin. Hizmetini, ubûdiyetini, geçen nimetlerin şükrü ve vazife-i f?trat ve farîza-i hilkat ve netice-i sanat bil, ucb ve riyâdan kurtul.

    (*Allah bu dini günahkar adamla kuvvetlendirecektir.)

    Sözler, s.436

    .........

    '' Hem deme ki ' halk için de ben intihap edildim, bu meyveler benim ile gösteriliyor; demek bir meziyetim var.' Hay?r, Haşa; belki, herkesten evvel sana verildi.Çünkü, herkesten ziyade sen müflis ve muhtaç ve müteeliim olduğundan, en evvel senin eline verildi.''

    Sözler,s.210
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı


    TEZELLÜLE G?RMEDEN H?ZMET ETMEK

    Nas?l ki bir padişah?n âdi bir hizmetkâr? ve biçare bir neferi, padişah nam?na feriklere, paşalara hedâyâ-y? şahanesini ve nişanlar?n? veriyor, onlar? minnettar ediyor. Eğer ferikler ve müşirler, "Bu âdi nefere neden tenezzül edip elinden ihsan ve nişanlar? al?yoruz?" deseler, mağrurâne bir divaneliktir. Eğer o nefer dahi, vazifesinin haricinde müşire k?yam etmezse, kendini ondan yüksek görse, eblehçesine bir divaneliktir. Hem eğer o memnun olan feriklerden birisi, müteşekkirâne o neferin kulübeciğine tenezzülen misafir gitse, kuru ekmekten başka bulmayan o nefer mahcup kalmamak için, o hÂli gören ve bilen padişah, elbette o neferini mahcup etmemek için, matbah-? şahaneden, sad?k hizmetkâr?n?n muhterem misafirine tabla gönderir.
    Öyle de, Kur'ân-? Hakîmin sad?k bir hizmetkâr?, ne kadar âdi olursa olsun, Kur'ân nam?na, en büyük insanlara emirlerini çekinmeyerek tebliğ eder ve en zengin ruhlu olanlara Kur'ân'?n Âli elmaslar?n?, yalvararak, mütezellilâne değil, belki müftehirâne ve müstağniyâne satar. Onlar ne kadar büyük olursa olsun, o âdi hizmetkâra, vazife baş?nda iken tekebbür edemezler. Ve o hizmetkâr dahi, onlar?n ona müracaat?nda kendine medar-? gurur bulamaz ve haddinden tecavüz etmez. Eğer o hazine-i kudsiyenin müşterileri içinde baz?lar? o biçare hizmetkâra velâyet nazar?yla baksalar ve büyük tan?salar, elbette hakikat-i Kur'âniyenin merhamet-i kudsiyesi şan?ndand?r ki, o hizmetkâr?n? mahcup etmemek için, hazinei hassa-i ?lâhiyeden, o hizmetkâr?n hiç haberi ve medhÂli olmadan, onlara medet versin ve himmet ederek feyizdar etsin.


    Mektubat, s.338-339
    ....................
    Konu MuhammedSaid tarafından (27.05.07 Saat 15:01 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    Alıntı nefis Nickli Üyeden Alıntı
    Hizmet konusunda birşeyler yap?nca (kendi düşüncemiz olduğunu zannetmiyorum)hani bazen nefsimiz konuşurya'Şimdi ben olmasayd?m bu şunu bilmeyecekti,ben vesile oldum..' '..Yada önce ben..'gibi.Bununla ilgili bir söz geldi akl?ma,belirtmek isterim;
    ''Kendini olmazsa olmaz görenler hasta tiplerdir.Ölçü şudur'Ben olsamda olur olmasamda olur...'''

    Yada bazen çok güzel bir hizmette bulunduğumuzda nefis kendimizi cennete koydurur.Hani bazen ufac?k bir yard?mda bulunan kimselerin cennete koyulduğu k?ssalar?n? duyar?z.Bununla birlikte gelip gider şu düşünce'Belkide ben şu anda bilmiyorum,şu hizmetimden bu yüzden cennete gidebilirim.Ya benim öylede bir günah?m yok ki!..'Bununla ilgili de şöyle bir söz var;
    'Ne günah?m varki' diyen kimselere bu düşünceleri günah olarak yeter!

    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı


    UHUVVETKERANE TESANÜD ETMEK VE KARDEŞLER? TENK?T ETMEMEK

    Hayat,
    vahdet ve ittihad?n neticesidir. ?mtizaçkârâne ittihad gittiği vakit, mânevî hayat da gider.

    * işâret ettiği gibi, tesanüd bozulsa cemaatin tad? kaçar. Bilirsiniz ki, üç elif ayr? ayr? yaz?lsa k?ymeti üçtür. Tesanüd-ü adedîyle içtima etse, yüz on bir k?ymetinde olduğu gibi, sizin gibi üç-dört hâdim-i Hak, ayr? ayr? ve taksimü'l-a'mâl olmamak cihetiyle hareket etseler, kuvvetleri üç-dört adam kadard?r. Eğer hakikî bir uhuvvetle, birbirinin faziletleriyle iftihar edecek bir tesanüdle, birbirinin ayn? olmak derecede bir tefâni s?rr?yla hareket etseler, o dört adam, dört yüz adam kuvvetinin k?ymetindedirler.
    Sizler koca Isparta'y? değil, belki büyük bir memleketi tenvir edecek elektriklerin makinistleri hükmündesiniz. Makinan?n çarklar? birbirine muavenete mecburdur. Hem birbirini k?skanmak değil, belki bilâkis birbirinin fazla kuvvetinden memnun olurlar. Şuurlu farz ettiğimiz bir çark, daha kuvvetli bir çark? görse memnun olur. Çünkü vazifesini tahfif ediyor. Hak ve hakikatin, Kur'ân ve iman?n hizmeti olan büyük bir hazine-i âliyeyi omuzlar?nda taş?yan zatlar, kuvvetli omuzlar alt?na girdikçe iftihar eder, minnettar olur, şükreder.
    Sak?n birbirinize tenkit kap?s?n? açmay?n?z. Tenkit edilecek şeyler kardeşlerinizden hariç dairelerde çok var. Ben nas?l sizin meziyetinizle iftihar ediyorum, o meziyetlerden ben mahrum kald?kça, sizde bulunduğundan memnun oluyorum, kendimindir telâkkî ediyorum. Siz de Üstad?n?z?n nazar?yla birbirinize bakmal?s?n?z. Adeta, herbiriniz ötekinin faziletlerine naşir olunuz.


    (* ?htilafa düşmeyin; sonra cesaretiniz k?r?l?r kuvvetiniz de elden gider. enfal suresi:46 )


    Barla lahikas?, s.88
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı

    ?HLAS KA?DELER?YLE HAREKET ETMEK

    Aziz, s?dd?k, muhlis kardeşlerim,
    Bizler imkân dairesinde bütün kuvvetimizle Lem'a-i ?hlâs?n düsturlar?n? ve hakikî ihlâs?n s?rr?n? mâbeynimizde ve birbirimize karş? istimal etmek, vücup derecesine gelmiş

    Bizler birbirimize lüzum olsa ruhumuzu feda etmeye hizmet-i Kur'âniye ve imaniyemiz iktiza ettiği halde, s?k?nt?dan veya başka şeylerden gelen titizlikle hakikî fedakârlar birbirine karş? küsmeye değil, belki kemâl-i mahviyet ve tevazu ve teslimiyetle kusuru kendine al?r, muhabbetini, samimiyetini ziyadeleştirmeye çal?ş?r. Yoksa habbe kubbe olup tamir edilmeyecek bir zarar verebilir.

    Şualar, s.422
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı


    TESANÜDÜ EN ÖNEML? BAĞ B?LMEK VE ONU MUHAFAZA ETMEK
    '' Evet, velâyetin kerameti olduğu gibi, niyet-i hâlisan?n dahi kerameti vard?r. Samimiyetin dahi kerameti vard?r. Bahusus, lillâh için olan bir uhuvvet dairesindeki kardeşlerin içinde, ciddî, samimî tesanüdün çok kerametleri olabilir. Hattâ şöyle bir cemaatin şahs-? mânevîsi bir veliyy-i kâmil hükmüne geçebilir, inâyâta mazhar olur.''

    Barla lahikas?, s.13
    .......

    '' Şimdi en ziyade bizi ve Nurlar? vurmak ve sarsmak için en fena plan , Nur talebelerini birbirinden soğutmak ve usand?rmak ve meşrep ve fikir cihetinde birbirinden ay?rmakt?r.''
    Şualar , s. 431
    .........

    '' Evvel ve ahir tavsiyemiz, tesanüdünüzü muhafaza; enaniyet , benlik, rekabetten tahaffüz ve itidal-i dem ve ihtiyatt?r. ''

    Şualar ,s. 262

    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı

    ?KT?SADI ESAS TUTMAK

    ''Cenâb-? Hak, kemâl-i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya, yani fakire, padişah gibi, lezzet-i nimetini ihsas ettiriyor. Evet, bir fakirin, kuru bir parça siyah ekmekten açl?k ve iktisat vas?tas?yla ald?ğ? lezzet, bir padişah?n ve bir zenginin israftan gelen usanç ve iştahs?zl?kla yediği en âlâ baklavadan ald?ğ? lezzetten daha ziyade lezzetlidir.
    Câ-y? hayrettir ki, baz? müsrif ve mübezzir insanlar, böyle iktisatç?lar? h?sset ile itham ediyorlar. Hâşâ! ?ktisat, izzet ve cömertliktir. H?sset ve zillet, ehl-i israf ve tebzîrin zâhirî merdâne keyfiyetlerinin içyüzüdür.''

    LEM'ALAR, S. 133
    ..............................
    Konu MuhammedSaid tarafından (27.05.07 Saat 15:02 ) değiştirilmiştir.

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  4. #4
    Pürheves mirza-bey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Bulunduğu yer
    Mersin
    Mesajlar
    187

    Standart

    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı

    TAMA GÖSTERMEMEK

    Madem r?z?k mukadderdir ve ihsan ediliyor ve veren de cenab-? hakt?r. o hem rahim, hem kerimdir. onun rahmetini itham etmek derecesinde ve keremini istihfaf eder bir surette, gayr-? meşru bir tarzda yüz suyu dökmekle, vicdan?n?, belki baz? mukaddesât?n? rüşvet verip, menhus, bereketsiz bir mal-? haram? kabul eden düşünsün ki, ne kadar muzaaf bir divaneliktir! Evet, ehl-i dünya, hususan ehl-i dalâlet, paras?n? ucuz vermez, pek pahÂl? satar. Bir senelik hayat-? dünyeviyeye bir derece yard?m edecek bir mala mukabil, hadsiz bir hayat-? ebediyeyi tahrip etmeye bazen vesile olur. O pis h?rsla, gazab-? ?lâhîyi kendine celb eder ve ehl-i dalâletin r?zas?n? celbe çal?ş?r.
    Ey kardeşlerim! Eğer ehl-i dünyan?n dalkavuklar? ve ehl-i dalâletin münaf?klar?, sizi, insaniyetin şu zay?f damar? olan tamah yüzünden yakalasalar, geçen hakikati düşünüp, bu fakir kardeşinizi numune-i imtisal ediniz. Sizi bütün kuvvetimle temin ederim ki, kanaat ve iktisat, maaştan ziyade sizin hayat?n?z? idame ve r?zk?n?z? temin eder. Bahusus size verilen o gayr-? meşru para, sizden, ona mukabil bin kat fazla fiyat isteyecek. Hem her saati size ebedî bir hazineyi açabilir olan hizmet-i Kur'âniyeye sed çekebilir veya fütur verir. Bu öyle bir zarar ve boşluktur ki, her ay binler maaş verilse, yerini dolduramaz.

    Mektubat, s.406-407
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı



    R?YADAN SAKINMAK

    Riyaya dair üç nokta yaz?lacak:

    Birincisi: Farz ve vaciplerde ve şeâir-i ?slamiyede ve sünnet-i seniyenin ittibâ?nda ve haramlar?n terkinde riya giremez; izhar?, riya olamaz-meğer, gayet za'f-? imanla beraber, f?traten riyakâr ola. Belki, şeâir-i ?slamiyeye temas eden ibadetlerin izharlar?, ihfâs?ndan çok derece daha sevapl? olduğunu, Hüccetü'l-?slam ?mam-? Gazâlî (r.a.) gibi zatlar beyan ediyorlar. Sâir nevafilin ihfas? çok sevapl? olduğu halde, şeaire temas eden, hususan böyle bid'alar zaman?nda ittibâ-? sünnetin şerafetini gösteren ve böyle büyük kebâir içinde, haramlar?n terkinde takvây? izhar etmek, değil riya, belki ihfâs?ndan pek çok derece daha sevapl? ve halistir.



    ?kinci nokta:
    Riyaya insanlar? sevk eden esbab?n,
    Birincisi: Za'f-? imand?r. Allah'? düşünmeyen, esbaba perestiş eder, halklara hodfuruşlukla riyakârâne vaziyet al?r. Risale-i Nur şakirtleri, Risale-i Nur'dan ald?klar? kuvvetli iman-? tahkiki dersiyle esbaba ve nâsa ubudiyet noktas?nda bir k?ymet, bir ehemmiyet vermiyor ki, ubudiyetlerinde onlara gösterişle riya etsinler.
    ?kinci sebep:
    H?rs ve tamah, za'f-? fakr noktas?nda teveccüh-ü nâs? celbine medar riyâkârâne vaziyet almaya sevk ediyor.
    Risale-i Nur'un şakirtleri, iktisat ve kanaat ve tevekkül ve k?smetine r?za gibi, Risale-i Nur'un dersinden ald?klar? izzet-i imaniye, inşaallah onlar? riyadan ve dünya menfaatleri için hodfuruşluktan men eder.
    Üçüncü sebep: H?rs-? şöhret, hubb-u cah, makam sahibi olmak, emsaline tefevvuk etmek gibi hisler ve insanlara iyi görünmek, tasannukârâne (haddinden fazla kendine ehemmiyet verdirmek) ve tekellüfkârâne (lây?k olmad?ğ? yüksek makamlarda görünmek) tarz?n? tak?nmakla riya eder.
    Risale-i Nur şakirtleri, ene'yi, nahnü'ye tebdil ettikleri, yani enaniyeti b?rak?p, Risale-i Nur dairesinin şahs-? manevisinin hesab?na çal?şmas?, ben yerine biz demeleri ve ehl-i tarikat?n fenâ fi'ş-şeyh, fenâ fi'r-resul ve nefs-i emmareyi öldürmek gibi riyadan kurtaran vas?talar?n bu zamanda birisi de fenâ fi'l-ihvan, yani şahsiyetini kardeşlerinin şahs-? maneviyesi içinde eritip öyle davrand?ğ? için, inşaallah, ehl-i hakikatin riyadan kurtulmalar? gibi, bu s?rla onlar da kurtulurlar.

    Üçüncü nokta: Vazife-i diniye itibar?yla nâsa hüsn-ü kabul ettirmek, o makam?n iktiza ettiği yüksek tav?rlar ve vaziyetler, hodfuruşluk ve riya say?lmaz ve say?lmamal?-meğer o adam, o vazifeyi, kendi enaniyetine tabi edip istimal ede.
    Evet, bir imam, imamet vazifesinde tesbihatlar? izhar eder, ismâ eder; hiçbir cihette riya olamaz. Fakat vazife haricinde o tesbihatlar? âşikâre halklara işittirmeye riya girebildiği için, gizlisi daha sevapl?d?r.


    Risale-i Nur'un hakiki şakirtleri, neşriyat-? diniyelerinde ve ittiba-? sünnetteki ibadetlerinde ve içtinab-? kebairdeki takvalar?nda, Kur'an hesab?na vazifedar say?l?rlar; inşaallah riya say?lmaz.Meğer ki, Risale-i Nur 'a başka bir maksad-? dünyeviye için girmiş ola.''

    Kastamonu lahikas?,s.134-135
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı

    TASANNUA G?RMEMEK

    Eğer perde-i gayb aç?lsa, bu sebats?z zamanda böyle sebat gösteren ve bu yak?c?, ateşli hallerden sars?lmayan bu samimî dindarlar ve ciddî Müslümanlar eğer herbiri bir velî, hattâ bir kutup görünse, benim nazar?mda şimdi verdiğim ehemmiyeti ve alâkay? pek az ziyadeleştirecek; ve eğer birer âmî ve âdi görünse, şimdi verdiğim k?ymeti hiç noksan etmeyecek diye karar verdim. Çünkü böyle pek ağ?r şerait alt?nda ?mân kurtarmak hizmeti, herşeyin fevkindedir. Şahsî makamlar ve hüsn-ü zanlar?n ilâve ettikleri meziyetler, böyle dağdağal?, sars?nt?l? hallerde hüsn-ü zanlar?n? k?rmakla muhabbetleri azal?r ve meziyet sahibi dahi onlar?n nazarlar?nda mevkiini muhafaza etmek için tasannua ve tekellüfe ve s?k?nt?l? vekara mecburiyet hisseder. ?şte hadsiz şükür olsun ki, bizler böyle soğuk tekellüflere muhtaç olmuyoruz.

    şUALAR, S.258
    ............................
    Konu MuhammedSaid tarafından (27.05.07 Saat 15:03 ) değiştirilmiştir.

  5. #5
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı

    VAZ?FEGÜZARLIĞA KALKMAMAK ; TENBELL?ĞE DÜŞMEMEK

    Alt?nc? Desise-i Şeytaniye
    Şudur ki: ?nsandaki tenbellik ve tenperverlik ve vazifedarl?k damar?ndan istifade eder.
    Evet, şeytan-? ins ve cinnî her cihette hücum ederler. Arkadaşlar?m?zdan metin kalbli, sadakati kuvvetli, niyeti ihlâsl?, himmeti Âli gördükleri vakit başka noktalardan hücum ederler. Şöyle ki:
    ?şimize sekte ve hizmetimize fütur vermek için, onlar?n tembelliklerinden ve tenperverliklerinden ve vazifedarl?klar?ndan istifade ederler. Onlar, öyle desiselerle, onlar? hizmet-i Kur'âniyeden al?koyuyorlar ki, haberleri olmadan bir k?sm?na fazla iş buluyorlar, tâ ki hizmet-i Kur'âniyeye vakit bulmas?n. Bir k?sm?na da dünyan?n cazibedar şeylerini gösteriyorlar ki, hevesi uyan?p, hizmete karş? bir gaflet gelsin. Ve hâkezâ, bu hücum yollar? uzun çeker. Bu uzunlukta k?sa keserek dikkatli fehminize havale ederiz.
    Ey kardeşlerim, dikkat ediniz. Vazifeniz kudsiyedir, hizmetiniz ulvîdir. Herbir saatiniz, bir gün ibadet hükmüne geçebilecek bir k?ymettedir. Biliniz ki, elinizden kaçmas?n. ''
    Mektubat, s. 414
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı



    KEND?S? HAKLI DA OLSA, KARDEŞ?NE ?T?RAZ VE TENK?D ETMEMEK


    ''Birden ruhuma gelmiş bir endişeyi beyan ediyorum.
    Ehl-i dalâlet, Risale-i Nur'un elmas k?l?çlar?na mukabele edemedikleri için, şakirtleri içinde, derd-i maişet cihetinden ve bahar mevsimi gafletinden istifade ederek, meşrepler veya hissiyatlar? muhalefetinden zay?f damarlar? bulup, şakirtleri içindeki tesanüdü sarsmak istediklerini hissettim ve anlad?m. Sak?n, çok dikkat ediniz, içinize bir mübayenet düşmesin. ?nsan hatadan hâli olamaz; fakat tevbe kap?s? aç?kt?r.
    Nefis ve şeytan, sizi, kardeşinize karş? itiraza ve hakl? olarak tenkide sevk ettiği vakit, deyiniz ki: "Biz, değil böyle cüz'î hukukumuzu, belki hayat?m?z? ve haysiyetimizi ve dünyevî saadetimizi Risale-i Nur'un en kuvvetli rab?tas? olan tesanüde feda etmeye mükellefiz. O bize kazand?rd?ğ? netice itibar?yla dünyaya, enaniyete ait herşeyi feda etmek vazifemizdir" deyip nefsinizi susturunuz. Medâr-? nizâ bir mesele varsa meşveret ediniz. Çok s?k? tutmay?n?z; herkes bir meşrepte olmaz. Müsamahayla birbirine bakmak şimdi elzemdir. ''


    Kastamonu lah. s.176
    Alıntı insirah Nickli Üyeden Alıntı
    can?m kardeşim Öznur..Çok harika şeyler bunlar.Hemen siteme de ekliyorum.?sitfade ettik elhm...
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı
    Alıntı insirah Nickli Üyeden Alıntı
    can?m kardeşim Öznur..Çok harika şeyler bunlar.Hemen siteme de ekliyorum.?sitfade ettik elhm...
    rica ederim. Allah bu kudsi davan?n idrakine hakk?yla var?p etraf?nda pervane olmay? nasip eylesin bizlere. belki talebe olabilmeye lay?k olabiliriz inş.
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı



    B?RB?R?N?ZE GÜCENMEMEK VE KÜSMEMEK


    Aziz, s?dd?k kardeşlerim,
    Bu şiddetli maddî ve manevi k?ştaki ğalâ ve varl?k içinde kaht ve derd-i maişet fukaralara ağ?r basmas? cihetinde, ekseri fakirü'l-hal olan Risale-i Nur şakirtlerinin bu dehşetli hale karş? sars?lmalar? ve tesanütleri bozulmas? ihtimaliyle ziyade endişe ediyordum. Sizler her zamandan ziyade bu f?rt?nada tesanüdünüzü ve ittihat?n?z? ve birbirinin kusuruna bakmamas?, birbirini tenkit etmemesi, Risale-i Nur'un vazife-i kudsiye-i imaniyesi hesab?na mükellef ve muhtaçs?n?z.
    Sak?n birbirinizden gücenmeyiniz ve tenkit etmeyiniz. Yoksa az bir zaaf gösterseniz, ehl-i nifak istifade edip sizlere büyük zarar verebilirler. Derd-i maişet zaruretine karş?, iktisat ve kanaatle mukabele etmeye zaruret var. Menfaat-i dünyeviye, çok ehl-i hakikati, ehl-i tarikat? dahi bir nevi rekabete sevk ettiği için endişe ederim. Risale-i Nur şakirtleri içinde şimdiye kadar bu cihet onlar? zedelememiş. ?nşaallah yine zedelemez. Fakat herkes bir ahlâkta olamaz. Baz?lar? meşru dairede rahat?n? istese de, itiraz edilmemeli. Zarurete düşen bir şakirt zekât? kabul edebilir. Risale-i Nur'un hizmetine hasr-? vakit eden rükünlere ve çal?şanlara zekâtla yard?m etmek de Risale-i Nur'a bir nevi hizmettir.
    Hem yard?m edilmeli. Fakat h?rs ve tamah ve lisan-? hal ile istemek olmamal?. Yoksa, ehl-i dalâlet ki, h?rs ve tamah yolunda dinini feda etmiş; onlar nazar?nda k?yas-? binnefs cihetiyle, "Risale-i Nur'un bir k?s?m şakirtleri dahi, dinini dünyaya âlet ediyorlar" diye çirkin bir ithamla taarruzlar?na meydan açar.
    Sizler, ara s?ra, ?hlâs ve ?ktisat Lem'alar?n? ve bazan Hücumat-? Sitte risalesini mâbeyninizde beraber okumal?s?n?z. Sizin şimdiye kadar fevkalade sebat ve metanet ve tesanüt ve ittifak?n?z, bu memlekete medâr-? iftihar olacak ve istikbalini kurtaracak derecededir. Dikkat ediniz, bu yeni f?rt?na sizin tesanüdünüzü bozmas?n.

    kASTAMONU LAH. S. 167
    .............................
    Konu MuhammedSaid tarafından (27.05.07 Saat 15:04 ) değiştirilmiştir.

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  6. #6
    Pürheves yagmur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    211

    Standart

    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı



    B?RB?R?NE TARAFG?RANE BAKMAMAK


    ''Mâbeynimizdeki hakikî ve uhrevî uhuvvet, gücenmek ve tarafgirlik kald?rmaz. Madem ben size bütün kuvvetimle itimad edip bel bağlam?ş?m ve sizin için, değil yaln?z istirahatimi ve haysiyetimi ve şerefimi, belki sevinçle ruhumu da feda etmeye karar verdiğimi bilirsiniz, belki de görüyorsunuz''

    şualar. s. 420



    Alıntı Meyvenin Zeyli Nickli Üyeden Alıntı
    Kendi nefsini ittiham edip, meslektaş?na taraftar olmak

    Nefsini ittiham etmek ve nefsine değil, dâimâ karş?s?ndaki meslektaş?na taraftar olmak. Fenn-i âdâb ve ilm-i münâzaran?n ulemâs? mâbeynindeki hakperestlik ve insaf düsturu olan şu: "Eğer bir mes’elenin münâzaras?nda kendisinin hakl? ç?kt?ğ?na taraftar olup ve kendi hakl? ç?kt?ğ?na sevinse ve hasm?n?n haks?z ve yanl?ş olduğuna ?nemnun olsa, insafs?zd?r." Hem zarar eder. Çünkü hakl? ç?kt?ğ? vakit o münâzarada bilmediği birşeyi öğrenmiyor; belki gurur ihtimâliyle zarar edebilir. Eğer hak hasm?n?n elinde ç?ksa; zarars?z, bilmediği bir mes’eleyi öğrenip, menfaattar olur, nefsin gururundan kurtulur. Demek, insafl? hakperest, hakk?n hat?n için nefsin hat?r?n? k?r?yor. Hasm?n?n elinde hakk? görse, yine r?zâ ile kabul edip, taraftar ç?kar, memnun olur.

    ?şte bu düsturu ehl-i din, ehl-i hakîkât, ehl-i tarîkat, ehl-i ilim kendilerine rehber ittihaz etseler, ihlâs? kazan?rlar. Ve vazife-i uhreviyelerinde muvaffak olurlar. Ve bu fecî sukut ve musîbet-i hâz?radan rahmet-i ?lâhiyye ile kurtulurlar.

    Lem’alar, s. 152.

    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı

    B?RB?R?N?N KUSURUNA BAKMAMAK VE AFFED?C? DAVRANMAK

    Baba ne kadar haks?z da olsa, oğul, onun r?zas?n? tahsil etmeye mecburdur. Oğul da ne kadar serkeş de olsa, baba, şefkat-? f?triyesini ona karş? esirgemez ve esirgememeli. Değil böyle baba ve evlat ve mümtaz seciyeli ve Risale-i Nur'un baş şakirtleri, belki birbirinden çok uzak ve düşman da olsalar, Risale-i Nur'un hat?r? için Risale-i Nur şakirtlerinin mabeynindeki tefani, birbirini tenkit etmemek, kusurunu affetmek düsturuyla bu iki kardeşim, dünyevi ve cüz i ve hissi şeyleri medar-? münakaşa etmesinler. Pederlik ve veletliğin iktiza ettiği hürmet ve şefkatle beraber, Nur'un şakirtliği iktiza ettiği kusura bakmamak ve affetmek ve benim çok sevdiğim iki kardeşim, benim hat?r?m için, birbirini tenkit etmemek laz?m geliyor.

    Emirdağ Lah. s. 88
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı



    B?RB?R?N?N KUSURUNU ÖRTMEYE ÇAL?ŞMAK

    ''Sizdeki ihlâs ve sadakat ve metanet, şimdiki ağ?r s?k?nt?larda birbirinizin kusuruna bakmamaya ve setretmeye kâfi bir sebeptir. Risale-i Nur zinciriyle kuvvetli uhuvvet öyle bir hasenedir ki, bin seyyieyi affettirir. Haşirde, adalet-i ?lâhiye, hasenelerin seyyielere râcih gelmesiyle affettiğine binaen, siz de hasenelerin rüçhan?na göre muhabbet ve af muamelesini yapmak lâz?md?r. Yoksa bir seyyie ile hiddet etmek, s?k?nt?dan gelen bir titizlik, bir asabîlikle zararl? bir hiddet, iki cihetle zulüm olur. ?nşaallah, birbirinize sürurda ve tesellide yard?m edip, s?k?nt?y? hiçe indirirsiniz. ''

    şUALAR , S. 277
    Alıntı sagl?kc? Nickli Üyeden Alıntı
    evet bir el nas?l bir ele muhalefet etmez öylede etmemeliyizz.....
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı




    KEND? KUSURUNU GÖRMEK


    ''Bu zamanda en büyük bir ihsan, bir vazife, iman?n? kurtarmakt?r, başkalar?n iman?na kuvvet verecek bir surette çal?şmakt?r. Sak?n, benlik ve gurura medar şeylerden çekin. Tevazu, mahviyet ve terk-i enaniyet, bu zamanda ehl-i hakikate laz?m ve elzemdir. Çünkü, bu as?rda en büyük tehlike benlikten ve hodfuruşluktan ileri geldiğinden, ehl-i hak ve hakikat, mahviyetkarane daima kusurunu görmek ve nefsini itham etmek gerektir. Sizin gibilerin ağ?r şerait içinde kahramancas?na iman?n? ve ubudiyetini muhafaza etmesi, büyük bir makamd?r. ''
    EM?RDAĞ LAH. S. 62
    ..........................
    Konu MuhammedSaid tarafından (27.05.07 Saat 15:06 ) değiştirilmiştir.

  7. #7
    Dost mehmet39 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    Kırklareli
    Mesajlar
    21

    Standart

    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı




    B?RB?R?YLE MÜNAKAŞA ETMEMEK

    Sak?n, sak?n münakaşa etmeyiniz; casus kulaklar istifade ederler. Hakl? olsa, haks?z olsa bu halimizde münakaşa eden haks?zd?r. Bir dirhem hakk? varsa, münakaşa ile bin dirhem bizlere zarar? dokunabilir.
    Bir zaman Eskişehir hapsinde titiz kardeşlerime söylediğim bir hikâyeyi tekrar ediyorum: Eski Harb-i Umumîde Rusya'n?n şimâlinde doksan zabitimizle beraber bir uzun koğuşta esir olarak bulunuyorduk. O zatlar?n bana karş? haddimden çok ziyade teveccühleri bulunmas?ndan, nasihatle gürültülere meydan vermezdim. Fakat birden asabiyet ve s?k?nt?dan gelen bir titizlik, şiddetli münakaşalara sebebiyet vermeye başlad?. Ben de üç dört adama dedim: "Siz nerede gürültü işitseniz, gidiniz, haks?za yard?m ediniz." Onlar dahi öyle yapt?lar, zararl? münakaşalar kalkt?. Benden sordular:
    "Neden bu haks?z tedbiri yapt?n?"
    Dedim:
    "Hakl? adam, insafl? olur. Bir dirhem hakk?n?, istirahat-i umumînin yüz dirhem menfaatine feda eder. Haks?z ise ekseriyetle enâniyetli olur; feda etmez, gürültü çoğal?r.''


    şualar, s. 269-270
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı




    B?RB?R?NE GÜVENMEK VE YARDIM ETMEK


    ''Sizin tesanüdünüze benim ziyade ehemmiyet verdiğimin sebebi, yaln?z bize ve Risale-i Nur'a menfaati için değil, belki tahkikî iman?n dairesinde olmayan ve nokta-i istinada ve sars?lmayan bir cemaatin katî bulduklar? bir hakikate dayanmaya pekçok muhtaç bulunan avâm-? ehl-i ?mân için dalâlet cereyanlar?na karş? y?lmaz, çekilmez, bozulmaz, aldatmaz bir merci, bir mürşid, bir hüccet olmak cihetiyle, sizin kuvvetli tesanüdünüzü gören kanaat eder ki, bir hakikat var, hiçbir şeye feda edilmez, ehl-i dalâlete baş?n? eğmez, mağlûp olmaz diye kuvve-i mâneviyesi ve iman? kuvvet bulur, ehl-i dünyaya ve sefahete iltihaktan kurtulur. ''

    ŞUalar, s.269
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı



    CEMAAT ?Ç?NDE ŞAHS? CESARET?N? KULLANMAMAK

    ''Risale-i Nur dairesine girenler, şahsi cesaretlerini k?ymetleştirmek için, sars?lmaz bir sebat ve metanete ve ihvanlar?n?n tesanüdüne cidden çal?şmaya sarf edip, o cam parças? hükmünde şahsi cesaretini, hakikatperestlik s?dd?kiyetindeki fedakarl?k elmas?na çevirmek gerektir.
    Evet, mesleğimizde, ihlas-? tammeden sonra en büyük esas, sebat ve metanettir. Ve o metanet cihetiyle şimdiye kadar çok vukuat var ki, öyleler, herbiri yüze mukabil bu hizmet-i Nuriyede muvaffak olmuş âdi bir adam ve yirmi otuz yaş?nda iken, altm?ş yetmiş yaş?ndaki velîlere tefevvuk etmişler var.
    Hem bir adam, kendi baş?na cesareti güzel de olsa, bir cemaat-i mütesanideye girdikten sonra, onlar?n istirahatini ve sars?lmamalar?n? muhafaza etmek için, o şahsi cesareti istimal edemez.''


    Kastamonu lah. s. 192
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı



    B?RB?R?N? ENAN?YET VE SADAKATS?ZL?KLE ?TT?HAM ETMEMEK

    ''Birbirinizi enaniyetle veya sadakatsizlikle ittiham
    etmemek için, bir hakikati beyan etmek ihtar edildi.
    Ben bir zaman enaniyetini b?rakm?ş ve nefs-i emmâresi kalmam?ş büyük evliyadan şiddetli bir surette nefs-i emmâreden şikâyet ettiğini gördüm, hayrette kald?m. Sonra katî bildim ki, âhir ömre kadar mücahede-i nefsiyenin sevabdar devam? için, nefs-i emmârenin ölmesi üzerine onun cihazat? damarlara ve hissiyata devredilir, mücahede devam eder. ?şte o büyük evliyalar, bu ikinci düşmandan ve nefsin vârisinden şikâyet ederler.
    Hem mânevî k?ymet ve makam ve meziyet, bu dünyaya bakm?yor ki, kendini ihsas etsin. Hattâ en büyük makamda bulunanlardan baz? zatlara verilen büyük bir ihsan-? ?lâhîyi hissetmediklerinden, kendilerini herkesten ziyade biçare ve müflis telâkki etmeleri gösteriyor ki, avâm?n nazar?nda medar-? kemâlât zannedilen keşif ve keramet ve ezvak ve envâr, o mânevî k?ymet ve makamlara medar ve mehenk olamaz. Sahabelerin bir saati, başka velîlerin bir gün, belki bir çilesi kadar k?ymeti olduğu halde, keşif ve mânevî hârikulâde hâlâta evliya gibi mazhariyetleri her Sahabede olmamas?, bu hakikati ispat ediyor.


    ?şte, kardeşlerim, dikkat ediniz, sizin nefs-i emmâreniz, k?yas-? binnefs cihetinde, su-i zan noktas?nda sizleri aldatmas?n, Risale-i Nur terbiye etmiyor diye şüphelendirmesin.''

    ŞUALAR.S.278
    ......................
    Konu MuhammedSaid tarafından (27.05.07 Saat 15:07 ) değiştirilmiştir.
    ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM!

  8. #8
    Dost Bahattin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    9

    Standart

    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı



    B?RB?R?NE TESELL?C? VE NUMUNE-? ?MT?SAL OLMAK

    ''Bu eski ve yeni iki medrese-i Yusufiyedeki şiddetli imtihanda sars?lmayan ve dersinden vazgeçmeyen ve yak?c? çorbadan ağ?zlar? yand?ğ? halde talebeliğini b?rakmayan ve bu kadar tehacüme karş? kuvve-i mâneviyesi k?r?lmayan zatlar? ehl-i hakikat ve nesl-i âti alk?şlayacaklar? gibi, melâike ve ruhâniler dahi alk?şl?yorlar diye kanaatim var. Fakat içinizde hastal?kl? ve nazik ve fakirler bulunmas?yla, maddî s?k?nt? ziyadedir. Ve buna karş? da herbiriniz herbirisine birer tesellici ve ahlâkta ve sab?rda birer nümune-i imtisal ve tesanüd ve taltifte birer şefkatli kardeş ve ders müzakeresinde birer zeki muhatap ve mücîp ve güzel seciyelerin in'ikâs?nda birer ayna olman?z, o maddî s?k?nt?lar? hiçe indirir diye düşünüp ruhumdan ziyade sevdiğim sizler hakk?nda teselli buluyorum. ''
    şUALAR, S. 257



    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı



    B?RB?R?N?N KUVVE-? MANEV?YES?N? TAKV?YE ETMEK


    ''... Madem hakikat budur ve madem şimdiye kadar Risale-i Nur'un hizmetinde inayet-i Rabbâniyenin tecellîsini inkâr edilmeyecek derecede gördük; herbirimiz cüz'î ve küllî bunu hissetmişiz. Ve madem şimdi siyasetin ve dünyan?n çok cereyanlar?n?n birbirine karş? tahşidat? oluyor. Ve madem elimizden kazâya r?za ve kadere teslim ve hizmet-i imaniye ve Kur'âniye ve nuriyenin verdikleri büyük ve kudsî teselliden başka bir şey gelmiyor. Elbette bize en elzem iş, telâş etmemek ve meyus olmamak ve birbirinin kuvve-i mâneviyesini takviye etmek ve korkmamak ve tevekkülle bu musibeti karş?lamak ve habbeyi kubbe yapan farfaral? gazetecilerin kubbelerini habbe görüp ehemmiyet vermemektir. Bu dünya hayat?, hususan bu zamanda, bu şerait alt?nda k?ymeti yoktur. Başa ne gelse gelsin, hoş görmeli. ''

    Şualar, s. 282
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı


    DÜNYANIN ÜCRET YER? DEĞ?L, H?ZMET YER? OLDUĞUNU B?LMEK


    '' Bizlerle pek çok alâkadar bir zat, çok defa dehşetli şekvâ ediyor ki: "Ben adam olam?yorum, gittikçe fenalaş?yorum, manevi hizmetlerimin neticelerini göremiyorum" diye medet istiyor.
    Ona yaz?yoruz ki: "Bu dünya darü'l-hizmettir; ücret almak yeri değildir. A'mâl-i sâlihan?n ücretleri, meyveleri, nurlar? berzahta, ahirettedir. O bâki meyveleri bu dünyaya çekmek ve bu dünyada onlar? istemek, ahireti dünyaya tabi etmek demektir.O amel-i salihin ihlas? k?r?l?r, nuru gider. Evet, o meyveler istenilmez, niyet edilmez. Verilse, teşvik için verildiğini düşünüp şükreder."
    Evet, bu as?rda, bir iki mektupta beyan edildiği gibi, o derece hayat-? dünyeviye damar?na dokunmuş ve yaralam?ş ve heyecana getirmiş ki, mübarek ve ihtiyar ve hoca ve ehl-i salâhat olan bir zat dahi, dünyada bir nevi hayat-? uhreviye ezvâk?n? istiyor; birinci derecede, dünyada zevk-i hayat onda hükmediyor. ''

    Kastamonu lah. s. 92


    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı



    VAZ?FEN?N H?ZMET; NET?CEN?N ?SE ALLAH'A A?T OLDUĞUNU B?LMEK

    "Cenâb-? Hak abdini tecrübe eder ve der ki: 'Sen böyle yapsan sana böyle yapar?m. Göreyim seni, yapabilir misin?' diye tecrübe eder. Fakat abdin hakk? yok ve haddi değil ki, Cenâb-? Hakk? tecrübe etsin ve desin: 'Ben böyle işlesem Sen böyle işler misin?' diye tecrübevâri bir surette Cenâb-? Hakk?n rububiyetine karş? imtihan tarz?, sû-i edeptir, ubudiyete münâfidir." Madem hakikat budur; insan kendi vazifesini yap?p Cenâb-? Hakk?n vazifesine kar?şmamal?.
    Meşhurdur ki, bir zaman ?slâm kahramanlar?ndan ve Cengiz'in ordusunu müteaddit defa mağlûp eden Celâleddin-i Harzemşah harbe giderken, vüzerâs? ve etbâ? ona demişler:
    "Sen muzaffer olacaks?n. Cenâb-? Hak seni galip edecek."
    O demiş: "Ben Allah'?n emriyle, cihad yolunda hareket etmeye vazifedar?m. Cenâb-? Hakk?n vazifesine kar?şmam. Muzaffer etmek veya mağlûp etmek Onun vazifesidir."
    ?şte o zat bu s?rr-? teslimiyeti anlamas?yla, harika bir surette çok defa muzaffer olmuştur.
    Evet, insan?n elindeki cüz-ü ihtiyarî ile işledikleri ef'allerinde, Cenâb-? Hakka ait netâici düşünmemek gerektir. Meselâ, kardeşlerimizden bir k?s?m zatlar, halklar?n Risale-i Nur'a iltihaklar? şevklerini ziyadeleştiriyor, gayrete getiriyor.
    Dinlemedikleri vakit, zay?flar?n kuvve-i mâneviyeleri k?r?l?yor, şevkleri bir derece sönüyor. Halbuki, üstad-? mutlak, muktedâ-y? küll, rehber-i ekmel olan Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, -1- olan ferman-? ?lâhîyi kendine rehber-i mutlak ederek, insanlar?n çekilmesiyle ve dinlememesiyle daha ziyade sa'y ve gayret ve ciddiyetle tebliğ etmiş. Çünkü -2- s?rr?yla anlam?ş ki, insanlara dinlettirmek ve hidayet vermek, Cenâb-? Hakk?n vazifesidir; Cenâb-? Hakk?n vazifesine kar?şmazd?.
    Öyleyse, ?şte ey kardeşlerim! Siz de, size ait olmayan vazifeye harekât?n?z? bina etmekle kar?şmay?n?z ve Hâl?k?n?za karş? tecrübe vaziyetini almay?n?z

    1- "Peygambere düşen, ancak tebliğ etmekten ibarettir." (Nur Sûresi: 24:54)
    2- "Sen sevdiğin kimseyi hidayete erdiremezsin. Ancak Allah dilediğine hidayet verir." (Kasas Sûresi: 28:56)

    Mesnevi -i nuriye . s. 144-145
    ..........................
    Konu MuhammedSaid tarafından (27.05.07 Saat 15:08 ) değiştirilmiştir.
    Ecel gizli olduğundan, herbir günde ölmek ihtimali var.

    29.Mektup

  9. #9
    Gayyur aseyda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Bulunduğu yer
    Bursa
    Mesajlar
    51

    Standart

    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı


    ?HLASLA H?ZMETE HIRS VE KANAATS?ZL?K, NET?CELER?NE ?SE KANAAT GÖSTERMEK

    ''Umur-u uhreviyede h?rs ve kanaatsizlik bir cihette makbuldür. Fakat mesleğimizde ve hizmetimizde, baz? ar?zalarla, inkisar-? hayal cihetiyle, şükür yerine, meyusiyetle şekva etmeye sebep olur; belki de hizmetten vazgeçer. Onun için, mesleğimizde kanaat, daima şükrü ve metaneti ve sebat? netice verdiği için, ihlas dairesinde, hizmet noktas?nda çok h?rs ve kanaatsizlik gösterdiğimiz halde, neticelerine ve semerat?na karş? kanaatle mükellefiz. ''
    Emirdağ lah. say.89




    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı


    D?NE H?ZMETTE NEFSE H?SSE VERMEMEK

    ''?man?n kuvvetlenmesi için bu zamanda ve bu zeminde gayet şiddetli bir ihtiyac-? kat'î ile ders-i dinde baz? şah?slar lâz?md?r ki, hakikati hiçbir şeye feda etmesin, hiçbir şeye âlet etmesin, nefsine hiçbir hisse vermesin. Tâ ki, imana dair dersinden istifade edilsin, kanaat-i kat'îye gelsin.''

    Şualar, say. 335
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı




    KUSUR VE REKABETE KARŞI SAFFET VE ?HLASI KULLANMAK

    ''?nsan kusursuz olamaz ve rakipsiz de olamaz.Risale-i Nur'un kahraman şakirtleri her müşkülata galebe ettikleri gibi, inşaalllah bu ehemmiyetli ve dehşetli mevsimde galebe ederler. Safvet ve ihlaslar?n? bozmayacaklar ve hizmetlerine futur getirmeyecekler.''

    Kastamonu lah. sayfa.178
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı


    R?SALE-? NUR'A H?ZMET? EN B?R?NC? VAZ?FE B?LMEK

    ''Hakaik-i imaniye, herşeyden evvel bu zamanda en birinci maksat olmak ve sair şeyler ikinci, üçüncü, dördüncü derecede kalmak ve Risale-i Nur'la onlara hizmet etmek en birinci vazife ve medâr-? merak ve maksud-u bizzat olmak laz?m iken, şimdiki hâl-i âlem hayat-? dünyeviyeyi, hususan hayat-? içtimaiyeyi ve bilhassa hayat-? siyasiyeyi ve bilhassa medeniyetin sefahet ve dalâletine ceza olarak gelen gadab-? ilâhinin bir cilvesi olan Harb-i Umumînin tarafgirâne, damarlar? ve âsablar? tehyîç edip bât?n-? kalbe kadar, hatta hakaik-i imaniyenin elmaslar? derecesine o zararl?, fâni arzular? yerleştirecek derecesinde bu meş'um as?r öyle ş?r?nga etmiş ve ediyor ve öyle aş?lam?ş ve aş?l?yor ki, Risale-i Nur dairesi haricinde bulunan ulemalar, belki de velîler o siyasî ve içtimaî hayat?n rab?talar? sebebiyle, hakaik-i imaniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede b?rak?p, o cerayanlar?n hükmüne tabi olarak, hemfikri olan münaf?klar? sever. Kendine muhalif olan ehl-i hakikati, belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder, hatta hissiyat-? diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar.
    ?şte bu asr?n bu acip tehlikesine karş?, Risale-i Nur'un hizmet ve meşgalesi, şimdiki siyaseti ve cerayanlar?n? o derece nazar?mdan ?skat etmiş ki, bu Harb-i Umumîyi bu dört ayda merak etmedim, sormad?m.
    Hem Risale-i Nur'un has talebeleri, bâki elmaslar hükmünde olan hakaik-i imaniyenin vazifesi içinde iken zalimlerin satranç oyunlar?na bakmakla vazife-i kudsiyelerine fütur vermemek ve fikirlerini onlarla bulaşt?rmamak gerektir.
    Cenab-? Hak, bize, nur ve nuranî vazifeyi vermiş, onlara da zulümlü zulümatl? oyunlar? vermiş. Onlar bizden istiğna edip yard?m etmedikleri ve elimizdeki kudsi nurlara müşteri olmad?klar? halde, biz onlar?n karanl?kl? oyunlar?na vazifemizin zarar?na bakmaya tenezzül etmek hatad?r. Bize ve merak?m?za, dairemiz içindeki ezvak-? maneviye ve envar-? imaniye kâfi ve vâfidir. ''

    Kastamonu Lah. 80-81



    Alıntı Meyvenin Zeyli Nickli Üyeden Alıntı
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı

    Bize ve merak?m?za, dairemiz içindeki ezvak-? maneviye ve envar-? imaniye kâfi ve vâfidir.
    Kafi ve vafidir elbette ama biz ne kadar yetiniyoruz, kanaat ediyoruz (
    Bu hakikati idrak etmek bir nur talebesi aday? için çok ehemmiyetli bence...
    .................
    Konu MuhammedSaid tarafından (27.05.07 Saat 15:09 ) değiştirilmiştir.
    Risale-i Nur aşılmayı değil, açılmayı bekliyor..

  10. #10
    Gayyur GiZeM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    60

    Standart

    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı



    H?ZMETTEK? SIKINTILARA TAHAMMÜL VE SABIR GÖSTERMEK


    ''Madem âhiret için, hay?r için, ibadet ve sevap için, ?mân ve âhiret için Risale-i Nur ile bağlanm?şs?n?z; elbette bu ağ?r şerait alt?nda herbir saati yirmi saat ibadet hükmünde ve o yirmi saat ise Kur'ân ve ?mân hizmetindeki mücahede-i mâneviye haysiyetiyle yüz saat kadar k?ymettar ve yüz saat ise böyle herbiri yüz adam kadar ehemmiyetli olan hakikî mücahid kardeşlerle görüşmek ve akd-i uhuvvet etmek, kuvvet vermek ve almak ve teselli etmek ve müteselli olmak ve hakiki bir tesanüdle kudsî hizmete sebatkârâne devam etmek ve güzel seciyelerinden istifade etmek ve Medresetü'z-Zehrân?n şakirtliğine liyakat kazanmak için aç?lan bu imtihan meclisi olan şu medrese-i Yusufiyede tay?n?n? ve kaderce takdir edilen k?smetini almak ve mukadder r?zk?n? yemek ve o yemekte sevap kazanmak için buraya gelmenize şükretmek lâz?md?r. Bütün s?k?nt?lara karş? mezkûr faydalar? düşünüp sab?r ve tahammülle mukabele etmek gerektir''

    Şualar,s.261
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı



    HER TÜRLÜ MEŞGUL?YET VE ZARARA RAĞMEN H?ZMETTEN GER? DURMAMAK


    Risale-i Nur'un hizmet ettiği hakaik-i imaniye herşeyin fevkinde olduğu gibi, bu zamanda herşeyden ziyade onlara ihtiyaç var. Fakat kalbini öldürmüş, nefsini hevesatla ş?marm?ş mülhidler, imandaki hakikat?n derece-i ihtiyac?n? inkâr ettiklerinden, "Ehl-i diyanet ve ehl-i ilmi sevk eden, tahrik eden makas?d-? dünyeviye ve ihtiyacat?d?r" diye itham ediyorlar. O ithama göre de pek insafs?zcas?na onlara ilişiyorlar. Bu bedbaht mülhidleri kat'î bir surette iskât etmek, bilfiil, maddeten öyle fedakarlar laz?m ki, dünyan?n en mühim meşgaleleri, belki büyük zararlar? onlar?n hakaik-i imaniye ihtiyaçlar?n? susturmuyor.

    Kastamonu Lah.s. 173
    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı



    H?ZMETTE NEFS? ÖNE SÜRÜP, ÜCRETTE UNUTMAK

    ''?'lem eyyühe'l-aziz! ?nsan nisyandan al?nd?ğ? için, nisyana müptelad?r. Nisyan?n en kötüsü de nefsin unutulmas?d?r. Fakat, hizmet, sa'y, tefekkür zamanlar?nda, nefsin unutulmas?, yani nefse bir iş verilmemesi dalalettir. Hizmetler görüldükten sonra, neticede, mükafat zamanlar?nda nefsin unutulmas? kemaldir. Bu itibarla, ehl-i dalal ile ehl-i kemal, nisyan ve tezekkürde müteakistirler. Evet dall olan kimse, bir iş ve bir ibadet teklifinde baş?n? havaya kald?rarak firavunlaş?r. Lakin mükafat?n, menfaatin tevziinde bir zerreyi bile terk etmez. Amma nefsini unutan ehl-i kemal, sa'y, tefekkür, sülük zamanlar?nda herşeyden evvel nefsini ileri sürüyor. Fakat neticelerde, faydalarda, menfaatlerde nefsini unutmakla en geriye b?rak?yor''

    Mesnevi-i Nuriye , s. 201


    ''?'lem eyyühe'l-aziz! Ücret al?nd?ğ? zaman veya mükafat tevzi edildiği vakit, rekabet, k?skançl?k mikrobu oynamaya başlar. Fakat iş zaman?nda, hizmet vaktinde o mikrobun haberi olmuyor. Hatta tembel olan adam çal?şkan? sever. Zay?f olan, kaviyi takdir ve tahsin eder. Fakat çal?şmas?n? ister ki, iş hafif olsun, zahmetten kurtulsun.
    Dünya da umur-u diniyeye ve a'mal-i ahirete iş ve hizmet için kurulmuş bir fabrika olduğu cihetle ve o fabrika içerisinde işlenen ve yap?lan ibadetlerin semeresi öteki alemde göründüğüne nazaran, ibadetlerde rekabet edilmemelidir. Olduğu takdirde ihlas? kaybolur. Ve o rekabeti yapan, halk?n takdir ve tahsinleri gibi dünyevi bir mükafat? düşünür. Zavall? düşünmüyor ki, o düşünceyle amelini adem-i ihlasla iptal eder. Çünkü, sevap itas?nda ve ücret ald?ğ?nda, nas? Rabb-i Nasa şerik yapar ve halk?n nefretlerine hedef olur. ''
    Mesnevi-i Nuriye, s. 192

    Alıntı özNur Nickli Üyeden Alıntı



    SARSILMAZ METANET SAH?B? OLMAK

    ''Madem biz böyle sars?lmaz ve en yüksek ve en büyük ve en ehemmiyetli ve fiyat takdir edilmez derecede k?ymettar ve bütün dünyas? ve can? ve cânân? pahas?na verilse yine ucuz düşen bir hakikatin uğrunda ve yolunda çal?ş?yoruz; elbette bütün musibetlere ve s?k?nt?lara ve düşmanlara kemâl-i metanetle mukabele etmemiz gerektir. Hem, belki karş?m?za aldanm?ş veya aldat?lm?ş baz? hocalar ve şeyhler ve zâhirde müttakîler ç?kart?l?r. Bunlara karş? vahdetimizi, tesanüdümüzü muhafaza edip onlarla uğraşmamak lâz?md?r, münakaşa etmemek gerektir. ''
    Şualar, s. 265


    ........................
    Konu MuhammedSaid tarafından (27.05.07 Saat 15:10 ) değiştirilmiştir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Kadir Gecesi'nin Husûsiyetleri
    By Mesrure in forum Fıkıh
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 23.07.14, 01:13
  2. Nur Talebelerinin Kazançları
    By hicap in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 21
    Son Mesaj: 26.11.13, 13:55
  3. Risale-i Nur Cemaatinin Hususiyetleri
    By EnVaR in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 23.10.09, 21:36
  4. Tüm Nur Talebelerinin İsimleri
    By uygun in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.09.08, 11:42
  5. Nur Talebelerinin Dikkatine Arz
    By osmanoğlu in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 01.05.07, 08:38

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0