+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Üç Elifin Sırrı

  1. #1
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    ÜÇ EL?F?N SIRRI!

    “Bütün kuvvetinizi ihlasta ve hakta bilmelisiniz.”[1]cümlesi Risale-i Nur eserlerinin binlerce hakikatinden sadece bir tanesi. Risale-i Nur eserlerinin cümlelerini ve kelime dizilişini çok dikkatli okumak durumunda olduğumuzu bu cümle ile daha iyi anl?yoruz. Üstad Hazretleri, bütün kuvvetinizi maddede, parada, makamda, say?da, fazla muvaffakiyette bilmelisiniz demiyor. “Bütün kuvvetinizi ihlâsta ve hakta bilmelisiniz.” diyor. Hâlbuki bu zaman?n ehl-i dini kuvvetini daha fazla parada, say?da, bir tak?m makamlara talip olmakta arayabiliyor ve bunlar? elde etmek için çok mukaddesat?ndan tavizler vermek durumunda kal?yor. Çok ac? ve hazin durumlar? yaş?yanlar? görüyoruz. Hâlbuki bizler Risale-i Nur sat?rlar? aras?nda bütün kuvvetimizin ihlâsta ve hakta olduğunu buluyoruz. Bu kuvvetin, kâinatta hiçbir şeye feda edilmeyecek kadar k?ymetli ve makbul olduğunu biliyor ve öyle inan?yoruz. Bu kuvvetin s?rr?n? Üstad hazretleri daha da örijinal bir şekilde izah ediyor.Üç elifin s?rr?.Bu s?r şöyle inkişaf ediyor san?yorum.Doğal say?lar?n iki değeri vard?r.Biri say? değeri ve diğeri basamak değeridir. Say? değeri,say?lar?n sadece rakamsal değerlerini ihtiva eder.111 doğal say?s?n?n say? değeri 1,1,1 şeklinde gösterilir ve her basamaktaki rakam kendi say? değeri kadar bir değeri ifade eder. Bu durum üç elifin alt alta toplan?p üç k?ymet almas?d?r. Ancak basamak değeri ise her basamağ?n değerini taş?r ve yüklenir. Bu yüklenmede büyük s?rlar vard?r. Çünkü ilk 1, birler basamağ?n?n değerini yüklenir. Hem say? değeri, hem de basamak değeri eşittir. Ancak kedisine soldan bir 1 daha eklenirse yeni 1, belki yine 1 değerindedir. Yaln?z önceki 1’i onluk grubuna taş?yarak ilk 1’e 10 kuvvetinde bir değer ve kuvvet katm?ş olur. Yeni bir 1 daha eklendiğinde ilk 1 yüzlük değerine, ikinci 1,onluk değerine ç?km?ş olur. En son eklenen 1 belki say? ve basamak değerleri olarak yine biri ifade eder. Ancak öyle bir vazife yapar ki kendinden önceki birlerin on ve yüz değerlerine kavuşmas?na vesile olur. Böylece yeni oluşan 111 (yüz on bir) değer ve kuvvetini hep birlikte paylaş?rlar. Her yeni eklenen 1 Hak davadaki kuvvetimize ihlâsla kuvvet vermiş olur. Böylece hak davam?za kat?lan yeni 1’lerin k?ymet ve ehemmiyetinin s?rr? biraz daha anlaş?lm?ş olur. Bizler şahsen ehemmiyetsiz ve zay?f olduğumuz halde omuz omuza yapt?ğ?m?z hizmetler Şahs-? maneviyi oluşturduğu için çok makbul ve bereketli olduğu kanaatindeyim. Böylece yeni kuvvete de şahsen kimsenin sahip ç?kamayacağ? da ortaya ç?km?ş oluyor. Üstad hazretleri de bunu şöyle ifede ediyor:

    “?şte ey Risale-i Nur şakirdleri ve Kur'an?n hizmetkârlar?! Sizler ve bizler öyle bir insan-? kâmil ismine lây?k bir şahs-? manevînin âzalar?y?z.. ve hayat-? ebediye içindeki saadet-i ebediyeyi netice veren bir fabrikan?n çarklar? hükmündeyiz.. ve sahil-i selâmet olan Dâr-üs Selâm'a ümmet-i Muhammediyeyi (A.S.M.) ç?karan bir sefine-i Rabbaniyede çal?şan hademeleriz. Elbette dört ferdden bin yüz onbir kuvvet-i maneviyeyi temin eden s?rr-? ihlas? kazanmak ile, tesanüd ve ittihad-? hakikîye muhtac?z ve mecburuz. Evet üç elif ittihad etmezse, üç k?ymeti var. S?rr-? adediyet ile ittihad etse, yüz onbir k?ymet al?r. Dört kerre dört ayr? ayr? olsa, onalt? k?ymeti var. Eğer s?rr-? uhuvvet ve ittihad-? maksad ve ittifak-? vazife ile tevafuk edip bir çizgi üstünde omuz omuza verseler, o vakit dörtbin dörtyüz k?rkdört kuvvetinde ve k?ymetinde olduğu gibi.. hakikî s?rr-? ihlas ile, onalt? fedakâr kardeşlerin k?ymet ve kuvvet-i maneviyesi dört binden geçtiğine, pek çok vukuat-? tarihiye şehadet ediyor. Bu s?rr?n s?rr? şudur ki: Hakikî, samimî bir ittifakta herbir ferd, sair kardeşlerin gözüyle de bakabilir ve kulaklar?yla da işitebilir. Güya on hakikî müttehid adam?n herbiri yirmi gözle bak?yor, on ak?lla düşünüyor, yirmi kulakla işitiyor, yirmi elle çal?ş?yor bir tarzda manevî k?ymeti ve kuvvetleri vard?r.”[2]

    Abdulbaki

    --------------------------------------------------------------------------------

    [1] Lem’alar s:223

    [2] Lem’alar s:223
    Konu Abdulbaki tarafından (31.08.07 Saat 13:22 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Allah raz? olsun çok güzeldi

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  3. #3
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Rabbim bizlere teasnüd s?rr?yla omuz omuza verip sinerji meydana getirme kuvve-i maneviyesi iklimi versin..tesanüd tesanüd..en önemli gücümüz tesanüddür..evvel ahir tavsiyesinin ilk dediği tesanüddür üstad?m?z?n..çok teşekkürler...sağolunuz say?n hocam..ellerinize sağl?k bedeninize afiyetler inşaalllah...

  4. #4
    Gayyur semavi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    68

    Standart

    Rabbim bizlere teasnüd sırrıyla omuz omuza verip sinerji meydana getirme kuvve-i maneviyesi iklimi versin..tesanüd tesanüd..en önemli gücümüz tesanüddür..evvel ahir tavsiyesinin ilk dediği tesanüddür üstadımızın..


    AMİİNNN...
    bu şehri yüz defa mezaristana boşaltan ölüm hakikatının elbette hayattan ziyade bir istediği var.R.nur


    insan ebed için yaratılmıştır.onun hakiki lezzetleri,ancak marifetullah,muhabbetullah,ilim gibi umur-u ebediyededir.r.nur

  5. #5
    Ehil Üye Ebu Hasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    38
    Mesajlar
    3.049

    Standart İhlâs ve rakamlar

    Hasan GÜNEŞ
    İhlâs ve rakamlar




    Cenâb-ı Hak insanı yarattığında makamını sabit bırakmayıp en aşağılardan en yükseklere kadar iniş ve çıkışlara müsait kabiliyetlerle donatmıştır.
    Bu değişik kabiliyetler ve donanımın yanında insanın ne olmasına ilâveten nerede olduğu, hangi konumda olduğu, neyi hedeflediği ve nereye yönlendiği çok daha önemli hale gelmiştir. Konumdaki, makam ve mevkideki ya da hedefteki her bir değişiklik insanın değerini ya da icraatını katlamalı olarak aşağı indirmede ya da yukarı çıkarmaktadır.
    İnsanlar bu cihetle harflere ve rakamlara benzer. Hatırlanacağı üzere, Risâle-i Nur’da mânâ-yı ismî ve mânâ-yı harfî kavramları kullanılır. Okuma yazma bilmeyenler için harfler ya da rakamlar sadece birer şekil yığınları iken, gerçekte aldıkları konumlarla ve dizilişlerle en aşağılardan en yukarılara kadar mânâlar kazanır. Sınırlı sayıdaki rakamlarla kâinatın zerreleri ya da zamanın saniyeleri tahminî de olsa söylenebilir. Yine sınırlı sayıdaki harflerle şaheserler telif edilir. Kur’ân’ın “Eğer Rabbimin sözlerini yazmak için deniz mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden önce, deniz muhakkak tükenecekti, bir mislini daha yardımcı getirsek bile” ifadesiyle harflere denizler dayanmaz.
    Harfler ifade için nasıl sınırsız kullanım şekline giriyorsa rakamlar da miktar ve kıymet olarak aynı şekilde büyük farklılıklar gösterir. Harfler ve rakamlar şimdiki tâbirle sözel ve sayısal olarak kâinatın ve insanın birer ifadesidir. İhlâs Risâlesi’nden hatırlanacağı üzere: “Evet, üç elif ittihad etmezse, üç kıymeti var. Sırr-ı adediyet ile ittihad etse, yüz on bir kıymet alır. Dört kere dört ayrı ayrı olsa, on altı kıymeti var. Eğer sırr-ı uhuvvet ve ittihad-ı maksat ve ittifak-ı vazife ile tevafuk edip bir çizgi üstünde omuz omuza verseler, o vakit dört bin dört yüz kırk dört kuvvetinde ve kıymetinde olduğu gibi, hakikî sırr-ı ihlâs ile, on altı fedakâr kardeşlerin kıymet ve kuvvet-i mâneviyesi dört binden geçtiğine, pek çok vukuât-ı tarihiye şehadet eder” ifadesi de sayılarla insanlar arasındaki kuvvetli irtibata dikkat çeker.
    Burada dikkat çeken diğer önemli bir husus da, birinci misâlde “üç adet bir” denilmeyip “üç elif” denilmesidir. Yani burada rakamların sinerjisine bir de harflerin sinerjisi eklenmektedir. Elde edilen kuvvet, hâsıl olan netice mânevî hizmetlerdeki “kerametkârâne muvaffakiyet” seviyesine çıkıyor.
    İhlâs Risâlesi’nden iktibas ettiğimiz kısmın sonunda “pek çok vukuât-ı tarihiye şehadet eder” ifadesi geçmektedir. Gerçekten tarih bunların sayısız misâlleri ile doludur. Burada rakamların benzemesi dolayısıyla önemli bir tevafuk olan Mısır’ın fethiyle ilgili hadiseyi aktarmak istiyorum: Tarih kitaplarında da geçtiği gibi Amr ibn-ül As, Doğu Roma orduları karşısında başarı sağlayamayınca Hz. Ömer’den yardım istemiştir. Hz. Ömer gönderdiği küçük bir orduya ilaveten dört kişi daha gönderiyordu ve mektubunda tavsiyelerine ilaveten de bu kişilerin özelliklerini sayıyordu: “Sana yardım için, dört Müslümanı yolluyorum! Çünkü onların her biri, bin askere bedeldir. Haydi, Allah yardımcınız olsun.”
    Burada önemli nokta harflerin ve sayıların maksat ve vazifede ittifak ve ittihadı ve omuz omuza gelebilmesi yani ihlastır. Yine omuz omuza gelenlerin sayıların dizilişinde olduğu gibi, hangi basamakta olması gerektiği, yöneticinin en uygun basamağı tesbit etmesi; yönetilenin de basamaklar arasında fazilet farkı olmadığını idrak ederek basamağına kanaat etmesi gerekmektedir. Aksi takdirde yüz on bir yerine Roma rakamlarındaki gibi üç değerinde olur. Neden rakamlardaki gibi büyük bir değer ya da harflerdeki gibi güçlü bir ifade olmak gerektiği aslında çok açık. İnsan âciz bir varlık olmakla birlikte önünde ibadet ve tefekkür açısından arza halife olmak için istidadını nemalandırmak gibi muazzam bir vazife ile mükelleftir. Topluma karşı vazifeleri açısından da, Risâle-i Nur’da bahsedildiği gibi “bizler gayet az ve zaif” ifadesiyle hakkın ve hakikatın taliplileri, fedakârlık gösteren ve feragat edenler genellikle hep azdan çoğa doğru bir trend izlemişlerdir. Misâldeki Hz. Ömer (ra), vaktiyle Peygamberimizin (asm) etrafında bir avuç sahabeden birisi iken, ihlâs ve imanları sayesinde Mısır’a ordu gönderecek seviyeye çıkmışlardır. Gerçekte Mısır’a gönderecek güçlü bir ordusu yoktu. Dünyanın en güçlü devletinin hâkim olduğu, İstanbul’dan sonra dünyanın ikinci büyük şehri olan İskenderiye’yi fethedecek sayı ve rakama sahip değillerdi. Bu sebeple, her biri bin kişi değerinde olan kişilere ihtiyacı vardı. Herkes rakamına göre savaştı. Roma ve rakamları kaybetti.


    24.10.2007

    E-Posta: hasangunes@hotmail.com

    http://www.yeniasya.com.tr/2007/10/2...hasangunes.htm

    Vücudunu mucidine feda et.Mukabilinde büyük bir fiyat alacaksın.Mesnevi-i Nuriye sahife 101


  6. #6
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    RNK, BSN, Abiler
    Meşveret, Dershane, Cemaat
    Talebe, Müdebbir, Eğitimciler

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. 90/10 Sırrı
    By said84 in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 11.11.09, 11:41
  2. Elifin Sevdası
    By Beste-i Rana in forum Edebiyat
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 10.01.09, 16:55
  3. Ney'in Sırrı...
    By Majâz in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 30.10.08, 14:28
  4. Üç Elifin Sırrı
    By SeRDeNGeCTi in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 20.10.08, 10:57
  5. Elifin Feryadı
    By ahmet_hoca in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 11.07.08, 07:41

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0