+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: bilgisayar hayatımızda yoktu ve biz çocuktuk

  1. #1
    Müdakkik Üye ErekNUR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Van-Horhor
    Yaş
    39
    Mesajlar
    854

    Standart bilgisayar hayatımızda yoktu ve biz çocuktuk





























  2. #2
    Müdakkik Üye ErekNUR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Van-Horhor
    Yaş
    39
    Mesajlar
    854

    Standart



    Çocuktuk..
    Anasının baş ucunda sabahladığı bir çocuktuk…
    Babası işe gidince, ne gereği varsa, ağlayan…
    Akşam olup da dönünce mutlu olan…
    Yağmur birikintilerinde kağıt kayıklar yüzdürmüş…
    Keskince katladığı her bir uçağı yere düşmüş…
    Ayağına, paslı olup olmadığı ebeveynleri tarafından merak edilen, çiviler batmış…
    Pasın neden önemli olduğunu kavrayamamış…
    Kanamış bir çocuktuk…
    Yine çocuğuz…
    Sigara görünümlü sakızlar çiğnemiş…
    En berbat, mikrop dolu pembe gofretleri yemiş…
    Leblebi tozu boğazında kalmış…
    Niyet çekmiş…
    Elvan gazozunu bir dikişte içebilmiş…
    Uçan balonu olmuş…
    Siyah okul önlüğü giymiş…
    Kırmızı Pinokyo bisikletine rahatça binebilecek, geniş sokaklara sahip olmuş,
    Bisikletinin kırmızısından utanan bir çocuktuk…
    Yarısı apartmanlarla, yarısı bahçeli evlerle dolu mahallesi çalınmış…
    Çocukluğunun üzerine A, B, C blok diye kategorize edilerek, havuzlu siteler yapılmış bir çocuktuk…
    Üzerinde masmavi gökyüzünün olduğu bir çocuktuk…
    Peçeteyle, kağıt havluyla değil; elbeziyle ağzı silinmiş…
    Anne tarafından iyice bastırılınca daha iyi paklar diye düşünülen elbezi dokusunun ağzını acıttığı bir çocuktuk…
    Elbezinin sabun tadının hala dudaklarında olduğu bir çocuktuk…
    Yine çocuğuz…
    Anneni mi daha çok seviyorsun, babanı mı?..
    Seni bize götürelim, bizim oğlumuz olur musun?..
    Ve benzeri aptalca sorularla dimağı yoklanmış…
    Misafirliğe gidildiğinde misal muzdan, kendisine düşen adetten daha fazlasını yiyince evde olsa yemez, bir yere gidince hep böyle oluyor ana-baba utancını duymuş…
    Ev sahibi kişi bir an için uzaklaştığında kaş göz işaretleriyle uyarılan, yediği muz zehir zıkkım edilmiş bir çocuktuk…
    Nalbura gidip bilmemkaçnumara boya almış, sonra bir ton açığı olsa iyi olur tespitiyle nalbura bir kez daha gönderilmiş, yolda giderken küfretmiş…
    Evde badana yapılırken mutlu olsun diye eline küçük bir fırça verilmiş, onun boyadığı yerler badanacı kişi tarafından umursanmadan tekrar boyanmış…
    Bu güvensizliğe anlam verememiş bir çocuktuk…
    Alışverişi gönderilirken verilen paranın üstüyle kendine istediğin bir şeyi alabilirsin özgürlüğü sunulmuş, eve gelindiğinde illa ki kendine ne aldın merakıyla karşılanmış…
    Sen dururken annen mi gitsin ekmek almaya siteminden etkilenip, televizyondaki filmi yarım bırakarak bakkala ekmek almaya gitmiş…
    Evin ekmek ihtiyacı hep seyrettiği en güzel filmlere denk düşmüş…
    Bakkal ev arasındaki mesafede ekmeğin ucunu ısırarak gıda etmiş bir çocuktuk…
    Yine çocuğuz…
    Evden çıkarken,Paran var mı? sorusuna “Hayır yok” yerine, seri şekilde “Var var” diyen, tam kapıyı kapatacakken,”Şunu da al bulunsun, lazım olur” baba sıcaklığıyla karşılaşmış bir çocuktuk…
    Parayı utana sıkıla alırken, paraya bakmıyormuş gibi yapan…
    “Valla param var yaaa” sahtekarlığına sığınmakta ısrar eden çulsuz…
    İçten içe “Ulan baba ne kadar anlayışlısın, sağol be ya” sessizliğinde sevinen bir çocuktuk…
    Yine çocuğuz…
    At arabalarının, kamyonetlerin arkasına takılmış…
    Arkadaşları tarafından “Abi takılan var, takılan var” diye gammazlanmış…
    Minibüslerde, otobüslerde midesi bulanınca annesi tarafından “aklına getirme midenin bulandığını” öğüdüyle yüzleşmiş…
    Bu öğüdü ciddiye alıp “Aklıma getirmiycem, getrimiycem işte” diye mücadele etmiş ve bunu başaramamış bir çocuktuk…
    Depozitolu şişeleri evden çaktırmadan yürütüp bakkala satarak harçlığını çıkarmış…
    Ebe tura bir ki üç, yerden yüksek, Japon kale, dokuz aylık… gibi oyunlara doymayan…
    Hava kararmadan evde olması gerekmiş bir çocuktu…
    Yine çocuktuk…
    Evdeki terliklerin salon, mutfak, banyo, balkon terliği şeklinde ayrılmasına anlam veremeyen…
    Balkon terliğiyle odalarda, diğer terliklerle balkonda dolaştığında azarlanmış bir çocuktuk…
    Yine çocuğuz…
    Banyo yapmayı sevmeyen…
    Taşa oturunca gerçekten karnı ağrıyan…
    Acıkınca eve şöyle bir uğrayıp ekmeğin arasına domates destekli bir şeyler koydurarak evden bir çırpıda çıkan…
    Evden çıkarken ayakkabıların giyilmesi esnasında ekmeği yanından dişleyerek ağzında tutan…
    Çıtalı uçurtma yapmayı asla öğrenemediğinden, marangozdan yalvar yakar aldığı çıtaları mahallenin abilerine gözü kapalı teslim eden bir çocuktuk…
    Ağlamaktan utanmayan…
    Akşama köfte, patates kızartması yapıldı mı sevinçten deli olan…
    Köfteleri, patatesleri yerken yarına kalma ihtimalini düşünen…
    Ertesi gün buzdolabını açtığında bir tane olsun köfteye rastlayamayan…
    Tek tük kalmış, pörsümüş patateslere tenezzül etmeyen bir çocuktuk…
    Yine çocuğuz…
    Bütün spor ayakkabılarına”esem spor” denilen…
    Ayakkabı bağlamayı geç öğrenmiş…
    Kış günlerinde pantolonunun altına zorla külotlu çorap giydirilmiş…
    Arabaların şoför tarafındaki camlarından içeriye dikkatlice bakarak “arabanın kaç yaptığını” öğrenmekten keyif alan…
    “Kızların içinde kızılcık bebek” küçümseyişini fazlasıyla tatmış bir çocuktuk…
    Yine çocuğuz…
    Düğünlere götürülmüş…
    Düğünlerde mahalli sanatçının “anneler babalar çocuklarınızı yanınıza alın” uyarısıyla sahneden alınmış…
    Sonra tekrar sahneye fırlamış…
    Adını bilmeyenlerin “Küçüüüükkkkkkk… Şişşşştttt küçüüüükkk” seslenişine maruz kalmış bir çocuktuk…
    Bir çocuktuk…
    Kocaman kocaman sevdaları olan…
    Hep en kudretli kendisinin aşık olduğunu sanan, öylesine bir çocuktuk…
    Yine çocuğuz…
    mutlu olmak için çocukça düşün ve gülümse yeter!

    Hijyenik olmayan pamuklu cocuk bezi ile tahta besik ile buyuduk.
    Cocuklar icin guvenli kapaklar, kilitler, elektrik prizleri yoktu.Ve bisiklete kasksiz binerdik. Gidecegimiz yere yanimizda bir koruyucu ile degil yalniz giderdik hic bir rizikoyu dusunmeden. Otomobilde cocuk koltugu olmadan ve
    kemer baglamadan tasirdi bizi. Erkek cocuklarin tornetleri vardi. Onlari bir otomobil edasi ile kullanir, bakar ve
    parkederlerdi. Sonra karsilarina gecip hayran hayran seyrederlerdi. Butun imalati bize aitti.

    Cesmeden su icerdik.. Pasta yerdik, ekmek yerdik, sekerli icecekler icerdik ve fazla kilolarimiz yoktu cunku sokakta
    oynardik. 3-4 arkadas ayni siseden icerdik ve hicbirimiz olmezdik. Oyuncak arabalari haftalarca ugrasip kendimiz yapardik sadece fren yapinca nasil iz kaldigini gorebilmek icin. Problemlerimizi kendimiz cozmeyi ogrendik. Sabah
    evden cikip aksam sokak lambalari yanincaya kadar disarida kalabilirdik. Anamiz gece sokaktan bizi ceke ceke, bagira bagira alirdi. Kimse bize ulasamazdi cep telefonlarimiz yoktu. Akillara zarar! Playstationlar, nintendolar, videolar, PC, 98 kanalli kablo yayini, internet, chat odalari yoktu.
    Arkadaslarimiz vardi sokaga cikar ve bulurduk onlari. Oynadigimiz oyunlarda bazen canimiz yanardi, agactan duserdik, heryerimiz cizilirdi, cesitli kazalar ve yaralar olurdu. Ama asla haklilik haksizlik kavgasi olmazdi. Doktora
    giderdik kimse de sucluluk duymazdi.
    Hatirlar misiniz kazalari? Dovusurduk, itisirdik mor lekeler olusurdu ama biz cabucak iyilesmesini ogrendik. Agac
    dallarindan celik comak oynardik, birbirimizin gozunu oymazdik. Komsu bahcesindeki kiraz agacina dalardik.
    Bilirmisiniz "dalmayi" meyva bahcesine "dalmayi" dut agaclarinin tepesinde dolasmayi onu sallamayi ve ortunun uzerinden dut yemeyi bilirmisiniz?

    Onceden haber vermeden bisikletle veya yuruyerek bir arkadasimiza gidip zili calardik, iceriye girip saatlerce oynar,
    konusurduk (Dusunebiliyormusunuz habersiz). Eger dogru zamanda gelmediysek iceri giremezdik. O zaman da
    hayal kirikligini ogrenirdik, herseyin istedigimiz gibi ve istedigimiz zamanda olamayacagini ogrenirdik.

    Ogretmenlerin daha cok zamani vardi ve neseliydiler. Herkes koleje gitmezdi, gitmeyenler aptal sayilmazdi. Kuafor de olunabilirdi. Sans-talih-kader-kismet sattiniz mi sokaklarda. Bagira bagira. Sonra kutudaki gofretleri oturup bir kosede gizlice yediniz mi siz? Yaptigimiz herseyin arkasinda dururduk ve tutarliydik. Okulla veya kanunla celiskide
    oldugumuzda ailemiz bizi dislar mi dusuncesi yoktu.

    Sorumluluk sahibiydik ve herseyi basardik.!!!.." Evet biz basardik ve cocuklugumuzu yasadik doya doya... Evet
    biz de cocuktuk.


  3. #3
    Müdakkik Üye ayine-i samed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    881

    Standart

    bilgisayar yokkken herşey siyah beyazmış bilgisayar geldi heryer rengarenk oldu.bide bu açıdan düşünelim

  4. #4
    Ehil Üye aşk-ı ilahi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yaş
    33
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Ah çocukluğum.. çok özledim


    Ben artık Rabbime döndüm sakın bana gülme Leyla.

    Gerçek aşkı Onda buldum, sakın bana kızma Leyla.


  5. #5
    Vefakar Üye tebliğ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    524

    Standart ...

    Ya çok güzelmiş...Kendimi çocukluğumda buldum bian...
    Bilgisayarda güzel ama eskiler daha güzeldi...

    Zîra sınıfı, senesi, süresi, mezuniyeti, diploması olmayan; ömür boyu an be an devam eden imtihanın notunu zaman içinde yaşanan ihlâsın, samimiyetin, sadakatin ve gayretin tayin ettiği daimî bir talebelik bu.


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Anlatacak gücüm yoktu
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.11.14, 21:20
  2. Hayrettin Karaman ,Günlük Hayatımızda Helaller Ve Haramlar
    By UmmaN in forum Kitap, Dergi, Albüm Tanıtımları ve E-Kitap Paylaşımları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.04.08, 06:01
  3. Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 27.03.08, 14:06
  4. Adresİn Yoktu YÜreĞİne Yolluyorum
    By mustafa32700 in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 13.02.08, 12:01

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0