Kuyu çok, atacak taş bulamıyorum



“Keşke hepinizi kucaklayabilecek kadar sayısız kollarım olsaydı benim… Keşke!”

Türka Nablanız dertlerinizi dinliyor




Rumuz: Çamur atamayan Faik.


Sevgili Türka Nabla... Abdullah Gül denen başörtülü eş sahibi cumhurbaşkanı, Köşk’e çıkalı beri laikliğini ispatlamayan kalmadı. Hatta ne Köşk’e çıkması! Onun cumhurbaşkanı olacağı söylentileri yayılalı beri, sağdan soldan birileri çıkıp ‘Türkiye laiktir. Laik kalacak’ falan diyor. Şimdi ben de bu kaygıyı paylaştığım için, cumhuriyet mitinglerine falan katıldım. Bazı özlü sözler yazılı pankartlar açtım.

Fakat kendimi yeterli bulmuyorum. Bir adam çıkıp, “Türbanlılar üniversiteye girerse baskı yaparlar, canımıza okurlar” diyor. Bir diğeri, “Ha evet, mahalle baskısından korunmak lazım” diyor…

Cumhurbaşkanı Gül’ün yanında Hayrünnisa var diye protokolü delip, Gül ailesiyle selamlaşmamak için kıyı kıyı kaçanını ve ardından kameralara “Laiklik” mesajı verenini bile gördüm. Bunları görüp de kendini aciz hisseden milyonlarca laik vatandaştan sadece biri olduğumu düşünüyorum.

Bütün bunları sineye çekmeyi falan denedim, olmadı. Bardağı taşıran damlalar vardır ya hani. Benim bardağımı taşıran damla, geçen gün bir rektörün “Türkçe ezan okunmalı” deyişi oldu. Hem acayip mutlu oldum, bir laik kahramanın daha gün yüzüne çıktığını gördüğüm için, hem de çok pis üzüldüm.

Canım Türka Nablacım, Zinhar, Türkçe ezan fikrine böyle balıklama destek verdiğim için korkma. Ezan Türkçe de okunsa, Lazca, Çerkezce de okunsa, gidip iki rekat namaz kılacak falan değilim. Maksat kuyuya taş atmak değil mi?

Hazır böyle herkes eften püften meseleleri ülke problemi gibi abartarak gündeme getiriyorken… Ben de bir kuyuya taş atmak istiyorum. İstiyorum ki kırk, hatta kırklarca akıllı çıkaramasın.

Lakin kafam basmıyor. Atılacak yeni bir çamur, şaşırtacak suni bir gündem bulamıyorum. Starbakslara başım öne eğik giriyor, resepsiyonlarda kadehimi kaldıramıyorum. Psikolojim bozuldu sanırım.

Ne yapmalıyım?


***


Sevgili oğlum..

Seni çok iyi anlıyorum. İlk gençlik yıllarımı hatırlattın bana. Ben de senin gibi coşkulu, laik, aydın, Türkiye’nin sorunlarını çözebilecek ‘tek kişi’ idim.

Görüyorum ki hiç azalmıyoruz. “Azgın” olabiliriz, fakat neyse ki “azınlık” olmaktan çıkıyoruz. Sen, ben, o… Ne hoş. Sanırım yeterince gaz verdim sana.


Gelelim yaşadığın sıkıntının çözümüne. Teşhisin çok yerinde. “Kuyu çok, ama taş bulamıyorum” demişsin. Ben bu bizim mahallenin çocuklarındaki ‘mantıklı bir şey arama illeti’ne anlam veremiyorum.

Nedir yani mantık da mantık… Birine, bir topluluğa, bir inanca çamur atmak için ille de mantık olması lazım değil ki yavrucuğum benim. Yiğidim, aslanım… Hiç gerek yok. Sana şimdi ‘nokta vuruşu’ yapman için birkaç madde sıralayabilirdim.

Fakat isterim ki siz gençler, genç dimağlarınıza ‘adam olana sataşmak’ konusunda antrenman yaptırın.

Sana söyleyecek tek sözüm, “Utanma ve mantık arama!” olacaktır.

Kimden utanıyorsun hem? Dindarlıklarını yaşamaktan korkuttuğumuz ve evlerine kapanmalarına ramak kalan kalabalıklardan mı! Daha neler! İlla da benden tüyo istiyorsan, al sana tüyo.

Mahalle baskısı falan, artık gündemden düştü düşecek. Kendine yeni bir gündem bul. Gündemlerimiz ne kadar çok olursa, o kadar iyi kafa karıştırırız.

Zaten bu göbeğini kaşıyanlar kafa karışıklığıyla dize gelir, inan bana.

Misal, Akmerkez’de türbanlı bir kız gördün diyelim. Ne yapacaksın? Saçını başını çek diyeceğim, ama artık olmaz. O yapıldı. Sen, o kızın etek boyuna kafayı tak. Dizinin altındaysa, hele hele ayak bileklerinin hemen üstündeyse, yaygara kopar, “İrtica geliyooooorrr!” gibisinden.

Akmerkez çınlasın. Çığlık at, anır… Civarda birkaç mankenin peşinde dolanan kameralar illa ki vardır. Onların dikkatini çektikten sonra, sen de pekala o özendiğin ‘laiklik savunucusu’ kılığına girebilirsin. Hepsi bu kadar basit.


Öte yandan… Yavrucuğum.. Ezan fikrine balıklama atlayışını nasıl, “Namaz kılacaksın” şeklinde yorumlayabilirim? Senin samimiyetine, içtenliğine güveniyorum. Tabi ki namaz falan kılmayacaksın.

Derdimiz bizim, ‘suyu bulandırmak’, bilmez miyim sanıyorsun? Bilir misin ki ben de gençliğimde Mekke’ye falan gitmiştim. Dindar olduğumdan mı? Daha neler? Allah’ın izniyle çok sağlam karakterli laik bir aydın olup çıktım, bak.

Seni bütün içtenliğimle kucaklıyorum sevgili yavrum.

(derdinderdimdir@gmail.com)