+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4
Like Tree4Beğeni
  • 2 tarafından seyyah_salih
  • 1 tarafından gamze-i_dilruzum
  • 1 tarafından gamze-i_dilruzum

Konu: son 3 günü..........

  1. #1
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435
    DENİS ve gamze-i_dilruzum bunu beğendi.
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  2. #2
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    derler ki... alem-i manada hz.ibrahim üstadımızı Urfaya çağırır...........
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  3. #3
    Global Moderator gamze-i_dilruzum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2012
    Mesajlar
    4.225

    Standart

    URFA’DA VUSLAT

    Tamamlanmış ulvî ve nurlu hizmet,
    Kur’ânî bir cadde bahşetmiş rahmet.

    Bütün hayatını adamış nura.
    Mü'minler kavuşmuş böyle huzura.

    Yorgun düşmüş, altmış yıl bu çileyle.
    Boğuşmuş bir ömür; inkâr, hileyle.

    Cesaretle, bir kale gibi durmuş.
    Dessas hücumlara, Kur’ân’la vurmuş.

    Hep müstakim durmuş; sebat, şiarı.
    İmana hizmette bütün nazarı.

    Dünya zevki diye bir şey tatmamış.
    Kaygısız, telâşsız bir gün yatmamış.

    ‘’Bu gençler kurtulsun, yansam da ne gam.’’
    Hep bunu düşünmüş, sabah ve akşam.

    Hep duacı olmuş ehl-i imana,
    Büyük vazifedar, ahir zamana.

    Her sürgün diyarı, vatanı olmuş.
    Nur aşıklarıyla ünsiyet bulmuş.

    Bütün dünyalığı, bir tek elinde,
    Müsbet hizmet tarzı, daim dilinde

    Isparta’da yatağında yatıyor.
    Kalbi, vuslat aşkı ile atıyor.

    Aldırmamış sürgünlere, cefaya. ‘
    ’Hazırlanın, gidiyoruz Urfa’ya’’

    Bu emri ısrarla verince Üstad.
    Hazırlık yapılır, hemen son sür'at.

    Yirmi Mart sabahı yolculuk başlar.
    Tahiri uğurlar, gözünde yaşlar.

    Ev sahibi Fitnat Hanım çok üzgün.
    Isparta’da kalan dostlarda hüzün.

    Yola çıkılır yağmurlu zamanda.
    Polisler yağmurdan kaçar o anda.

    Yoldaş olur; Zübeyir, Hüsnü, Bayram.
    Dillerde dualar, gönüllerde gam.

    Konya’ya biraz tedirgin girerler.
    Sağnak yağmur ile devam ederler.

    Korunurlar mücessem rahmet ile.
    Yağmur himayeye olur vesile.

    Yola devam ederler aranmadan.
    Emniyet ile geçerler Konya’dan.

    Kardeşine veda eder Konya’da.
    Maddeten uzak kaldılar dünyada.

    Abdülmecid üzgün, gözünde yaş var.
    Seyda’sına bakar, hasret kalbte bar.

    Yollarının üstünde ‘’Gâvur Dağı.’’
    Bundan böyle ismi olur ‘’Nur Dağı.’’

    Antep’e sabah erkence varılır.
    Burada kısa bir mola verilir.

    Çamurlu bir yağmur yağar bu saat,
    Bu ulvî vedaya ağlar kâinat.

    Yirmi Bir Mart günü öğleye yakın.
    Urfa’ya varırlar, izniyle Hakkın.

    Bir Aziz Misafir gelmiş Urfa’ya.
    Hiç önem vermemiş, fani dünyaya.

    Hizmet, meşakkatle geçmiş bir hayat.
    Zalimler O'na hiç vermemiş rahat.

    Abdullah Yeğin’i bulurlar önce.
    Buruk sevinç duyar, böyle görünce.

    İpek Palas Otel’inde bir oda.
    İki gün misafir kalır burada.

    Yirmi Yedi Nolu Oda, son makam.
    Hizmetinde itina ile Bayram.

    Urfalılar duyunca bu haberi.
    Otelin önü andırır mahşeri.

    Üstad kabul eder gelen herkesi.
    Dua, şefkat dolu, çok kısık sesi.

    Tahir Küçük, Üstad’la gelir aşka.
    Ahmet Rüzgar’da heyecan bambaşka.

    Aylardan mübarek Ramazan Ayı.
    Dostlara açıktır gönül sarayı.

    Farklı her zamandan bugünkü hali,
    Sanki veda eden yolcu misali.

    Zübeyr, Bayram şaşırırlar bu hale.
    Üstad yönelmiş bir kutlu visale.

    Emniyette büyük bir telâş başlar.
    Haber duyulunca çatılır kaşlar.

    Amirlerden emir alır polisler.
    Otele gelirler, karışık hisler.

    Yaşlı bir âlim zat hasta yatıyor.
    Burada kalpler sevgiyle atıyor.

    Arka arkaya gelince emirler.
    İstemeden emri tebliğ ederler.

    ‘’Ankara’dan talimat var Urfa’ya.’’ ‘
    ’Döneceksiniz hemen Isparta’ya.’’

    Urfalılar tepki gösterir buna.
    Toplanırlar otelin etrafına.

    Kızgınlıkla gelirler galeyana.
    Sahip çıkarlar Manevî Sultan’a.

    ‘’Üstad’ı göndermeyiz hiçbir yere.’’
    ‘’Kıymetli bir misafirdir bizlere.’’

    ‘’Hem yaşlı, hem hasta, hem de âlim zat.’’
    ‘’Son zamanlarında eylesin rahat.’’

    Ankara’ya bir telgraf yağmuru: ‘
    ’Bozmayın Urfa’da mevcut huzuru.’’

    Odada sükûnet, dillerde dua.
    Hemen hissedilir manevî hava.

    Dâvet edilir otele bir doktor.
    Seyahat edemez diye bir rapor,

    Hazırlar, vererek yetkililere.
    ‘’Bu ateşle dayanamaz sefere.’’

    Göndermek isterler, rapora rağmen.
    ‘’Ambulans da tahsis edelim hemen.’’

    Mehmet Hatiboğlu bir aziz insan.
    Demokrat Partiye Urfa’da başkan.

    Haberi duyunca otele koşar.
    Üstad’ı bu halde görünce şaşar.

    Oradan da emniyete gidiyor.
    Müdüre saygıyla rica ediyor.

    ‘’Misafirimizi rahat bırakın.’’
    ‘’Çok hasta, vefatı belki de yakın.’’

    Müdür bu ricaya kulak vermez pek.
    ‘’Kesin talimat var, gitmesi gerek.’’

    Mehmet Hatiboğlu çeker silâhı.
    ‘’İşlemeyin böyle büyük günahı.’’

    ‘’Gönderemez kimse burdan bu zatı.’’
    ‘’Urfa, kabul etmez, bu icraatı.’’

    Görevliler tekrar otele gider.
    Kendileri Üstad’a rica eder.

    ‘’Isparta’ya dönün büyük baskı var.’’
    ‘’Ankara’da hükümet vermiş karar.’’

    ‘’Bu halde dönemem, ben Isparta’ya.’’
    ‘’Belki de ölmeye geldim buraya.’’

    Yirmi İki Mart günü böyle geçer.
    İftarda sadece biraz su içer.

    Ateşi daha da yükselir akşam.
    Ona pervanedir, Zübeyir ve Bayram.

    Sürekli üstünden atar yorganı.
    Uçacak faniden artık bu canı.

    Bir manevî hava çökmüş odaya.
    Kapanmış kapılar, sanki dünyaya.

    Zübeyr çıkar, Bayram kalır Üstad’la.
    Maziyi düşünür bir ulvî yadla.

    Bu asrın sultanı ediyor veda.
    Kıyamete kadar baki bu sada.

    Cemiyetin imanına hizmetkâr.
    Bir büyük dâvâda eylemiş karar.

    Hiç tereddüt göstermemiş hizmette.
    Hep geride kalmış lezzet, ücrette.

    Bu dünyadan fani beden gidiyor.
    Manevî bir hizmet devam ediyor.

    Mart’ın yirmi üçü, sahur zamanı.
    Hakka kavuşacak, huzur zamanı.

    Kadir Gecesinin nuru var gibi.
    Bu beden, bu ruha artık dar gibi.

    Eliyle dokunur son kez Bayram’a.
    Ardından kavuşur, Rabb-ül Azam’a.

    Göğsünde birleşmiş halde kolları.
    Bu dünyada sona erer yolları.

    Bir ömür sürgünde, zindanda geçmiş.
    Bir otelde ecel şerbetin içmiş.

    Bayram habersiz bu büyük vuslattan.
    Namaz vakti bir ses bekler Üstad’tan.

    Ses çıkmayınca çağırır Zübeyr’i,
    Namaza kaldırmak için o eri.

    Uhrevî âleme gitmiş o Bedî.
    Hakkın gani rahmetine, ebedî.

    Ramazanın yirmi beşi bu gece.
    Nur âleminin güneşi bu gece.

    Kavuşmuş âlemin Büyük Rabbine.
    O sonsuz mağfiret ve rahmetine.

    Muayene eder sabah bir doktor.
    Vefatıyla ilgili yazar rapor.

    lâve de eder: ‘’Vücut çok sıcak.’’
    ‘’Hemen defnetmeyin, bekleyin ancak.’’

    Telgraflar çekilir her tarafa.
    Haberi alanlarla dolar Urfa.

    Tesbit yapar bir tereke hakimi:
    ‘’Seccadesi ve Kur’ân-ı Kerim’i,’’

    ‘’Bir saati, çaydanlık, birkaç bardak.’’
    ‘’Cübbesiyle yirmi lira var ancak.’’

    ‘’Sarık, birkaç kitap tüm sermayesi.’’
    Allah’ın rızası, bir tek gayesi.

    Evlenmemiş, çoluk, çocuk yok ama.
    Milyonlarla hizmet etmiş İslâm’a.

    Alınır mübarek naaş dergâha.
    Avuçlar açılır, Rahim Allah’a.

    Dergâhta yıkanır ve kefenlenir.
    Abdulhamid Hoca bunu üstlenir.

    Yakın şakirtleri hazır bulunur.
    Buradan Ulu Camiye alınır.

    Dergâhın üstünde misafir kuşlar.
    Beyaz güvercinler devamlı uçar.

    Kur’ân’lar okunur sabaha kadar.
    Dualar, niyazlar göklere çıkar.

    Perşembe gününün ikindi vakti.
    On binlerce mü'min dergâha aktı.

    Bütün ekâbirle, vali, binler can.
    Belediye Başkanıyla, tüm ihvan.

    Katılırlar duayla merasime.
    Hürmet gösterilir, bu nur isime.

    İki saatte alınır kısa yol.
    Bu tabuta uzanır binlerce kol.

    Parmakların üstünde gider tabut.
    Gönüllere mahbup yapmış ol Mabud.

    Garip kuşlar tabuta eşlik eder.
    Beyaz güvercinler ardından gider.

    Çiseliyor yağmur, rahmet misali.
    Karşılar kâinat, kutlu visali.

    Defnedilir dergâhtaki mezara.
    Tevdi edilir ebedî diyara.

    Üstad yatar kabrinde gufran ile
    Şakirtler hizmet eder, iz’an ile.

    Mezara büyük bir alaka olur.
    Halk dualar eder, ünsiyet bulur.

    Üstad sağ iken rahatsız bu halden.
    Şöhret, hürmet, ilgi türü ahvalden.

    Vasiyeti: ‘’Mezarım gizli kalsın.’’
    ‘’Dostlarım şevk ile nurlara dalsın.’’

    ‘’Bu hal mevtten sonra devam etmeli’’
    ‘’Mezarı birkaç şakirdim bilmeli.’’

    Bu arzuyu yazar, vasiyet eder.
    Beşer zalim, kader adalet eder.

    Yirmi Yedi Mayıs bir kara gündür.
    Millete verdiği elem, hüzündür.

    Millî iradeye karşı bir darbe
    Tezgâhlanır, ‘’kubbe yapılır habbe.’’

    Dessas komiteler fitne peşinde.
    Vatandaş habersiz, kendi işinde.

    Rahat durmaz, kaynatırlar kazanı.
    Kabullenemezler aslî ezanı.

    İnanca hürmet edince iktidar,
    İhtilâl yapmaya verirler karar.

    Ufak tefek bahaneler bulurlar.
    Sonra idareyi ele alırlar.

    Devleti öfkeye ederler alet.
    Üzülür, içine kapanır millet.

    Yüz on bir gün geçer, vefattan sonra.
    Bir gece saldırı olur mezara.

    Hukuk tanımazlar bir kılıf bulmuş.
    Abdulmecid Nursî hüzünle dolmuş.

    Zorla imzalatılmış bir dilekçe.
    Boğazına geçmiş sanki bilekçe.

    Sokağa çıkma yasağı konulur.
    Naaş alınınca biter sanılır.

    Askerlere kırdırırlar mermeri.
    Emirle iner balyoz darbeleri.

    Çıkarırlar mezarından Üstad’ı.
    Nurlarıyla yaşar şerefli adı.

    ‘’Yıkılmış bir mezarım ki’’ demişti.
    Bu zulmü önceden haber vermişti.

    Yeni vefat etmiş gibi bedeni.
    Çoğunluğu beyaz kalmış kefeni.

    Bindirirler tabutu bir uçağa.
    Gizli bir yerde verirler toprağa.

    Yıllar önce eylemişti vasiyet.
    ‘’Mezarım gizli kalsın,’’ da var hikmet.

    ‘’Alet edilmesin kabrim dünyaya.
    Yanlışlara, bid’alara, fenaya.’’

    ‘’İki üç talebem bilsin sadece.
    Hep nura çalışın gündüz ve gece.’’

    ‘’Dostlar uzaktan okusun Fatiha.’’
    İltica edilsin Rahim Allah’a.

    Hatırlanır nebbaşlar nefret ile.
    Üstad gönüllerde muhabbet ile.

    Her gün biraz daha parlıyor bu nur.
    Nafile, ne kadar eyleseler dur.

    Şahıslar fanidir, dâvâ sürüyor.
    Hakka hizmet eden kervan yürüyor.

    Talebeler devam eder hizmete.
    Mazhar olup İlâhî inayete.

    Nur hizmeti yayılır tüm dünyaya.
    İhlâs sırrıyla yol vermez riyaya.

    Varlığı olmamış, dünya adına.
    Kulak vermiş gençliğin feryadına.

    Görevini yapmış asrın âlimi.
    Kolaylaşmış onunla din ilmi.

    Mü'min kardeşlerin gönlünde yaşar.
    Ehli dünya bu muhabbete şaşar.

    Milyonlarca insan nura kavuşmuş.
    İnkâr zihniyeti sinmiş, savuşmuş.

    Risâleler, insanlığa mirası.
    Bu başarısının sırrı; İHLÂSI.


    ABDULKADİR MENEK
    seyyah_salih bunu beğendi.


    "Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına, omuzlarımızı koyarız."

    Zübeyir Gündüzalp





  4. #4
    Global Moderator gamze-i_dilruzum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2012
    Mesajlar
    4.225

    Standart

    Millet sustu bir anda
    Toplandi hep Urfa'da
    Giden heybetli cinar
    Milyonlar sag arkada

    Saidler
    ölmez
    Tahirler
    ölmez
    Husrevler ölmez
    Abiler ölmez....



    Fecr-i Sadik Talebeleri
    seyyah_salih bunu beğendi.


    "Arşa değmek istidadında olanların ayakları altına, omuzlarımızı koyarız."

    Zübeyir Gündüzalp





+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Ahiret Günü, Ahiret gününe İman, Diriliş Günü, Tekrar Dirilişe İman
    By muhsin iyi in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 22.04.13, 16:19
  2. Aşure Günü
    By Nuru-Beril in forum Dualar
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 26.12.09, 21:05
  3. Zilhiccenin İlk 10 Günü
    By nureda in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 30.11.08, 01:21
  4. Bir Yaz Günü...
    By Muntesip in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 09.09.08, 23:40
  5. Peygamberin Bir Günü
    By sarıca in forum Kitap, Dergi, Albüm Tanıtımları ve E-Kitap Paylaşımları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 17.05.08, 10:01

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0