Akifnâme, son devrin önemli ilim, fikir, sanat ve siyaset adamlarından biri olan Hasan Basri Çantay'ın İstiklal Marşı Şairimizin vefatından sonra kaleme aldığı ve fakat hayatta iken yayınlamaya fırsat bulamadığı önemli eserlerinden biri.
Âkifnâme ilk olarak Hasan Basri Çantay'ın ölümünden iki yıl sonra oğlu Mürşit Çantay tarafından 1966 yılında yayınlandı ve o dönemde çok büyük ilgi gördü.
Hasan Basri Çantay, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisinde Balıkesir/Karesi milletvekili olarak görev yapmış, Milli Mücadele döneminde Ege havalisinde önemli hizmetlerde bulunmuş bir isim. Gerek milletvekili seçilmeden önce ve gerekse millet vekili olduğu dönemde hatta Ankara'da görevini tamamlayıp Balıkesir'e dönmesinden sonra milli şairimiz Mehmet Akif'in en önemli arkadaş ve dostlarından biri oldu. Öyle ki, Mehmet Âkif, Ege yöresinin düşman işgali altında inim inim inlediği günlerde kaleme aldığı; "Eşin var, Aşiyanın var, baharın var ki beklerdin.." diye başlayan o meşhur, Bülbül şiirini can dostu Hasan Basri Çantay'a "Hasan Basri Bey oğlumuza" diyerek ithaf etmiştir.
Erguvan Yayınevi 42 yıldır mevcudu olmayan ve bir çok kitap okuru tarafından aranan Âkifnâme'yi, fikir ve ilim adamı Mustafa Özçelik'in kontrolünde gözden geçirerek, milli şairimizin 72. vefat yıldönümü vesilesiyle yeniden yayımladı.
540 sahife büyük boy olarak basılan Âkifnâme'nin sonuna yayınevi tarafından özenle hazırlanmış ve bir çırpıda Mehmet Akif'i önemli yönleriyle tanıtabilecek olan bir "Mehmet Akif Kronolojisi" ile Mehmet Akif'in resimlerinden seçilmiş bir Albüm de ilave edilmiş.
Merhum Mahir İz hoca Âkifnâme ile alakalı olarak,1966'da yayınlanacağı zaman, hissiyatını şu şekilde dile getirmişti: "...Büyük şairimizin en çok sevdiği dostlarından ve milli mücadele arkadaşlarından, memleketimizin değerli din alimlerinden Birinci büyük Millet Meclisine Balıkesir milletvekili olarak katılan Üstad Hasan Basri Çantay merhum, sağlığında bizlere Akif hakkında etraflı bir eser hazırlamakta olduğunu beyan buyurmuştu. Hayatında onu bastırmak kendisine nasib olmadı. Fakat hayrü'l-halefi (hayırlı evladı) Mürşid Çantay, merhum üstadın bu emeğini yurt çapında değerlendirmek üzere neşre kara vermiştir. Kendisine bilhassa teşekkür ederiz. Üstad Hasan Basri Çantay, Milli Mücadele ve Birinci büyük Millet Meclisi süresince Mehmet Âkif merhumla geceli gündüzlü arkadaşlık etmiş olması ve bütün fikriyatına, hislerine yakından ilgili bulunması dolayısıyla tarihe, en yetkili kalem olarak "Âkifnâme"yi hediye etmiş oluyor. Yurdumuzun her iki şahsiyetine Cenab-ı Hak'tan rahmetler, mağfiretler niyaz ederken Mürşid Çantay Bey kardeşimizi de candan tebrik ederiz."
Yine merhum Nurettin Topçu da Âkifnâme neşrolunurken kitaba yazdığı ve müthiş bir Mehmed Âkif analizi olan "Âkifnâme'ye Dair" başlıklı yazısını şöyle bitirir: " ....Bu toprak daha çok Âkif'ler yetiştirecek mi? Bu soruyu, mü'mince dua ve ümitlerle karşılamak kolaydır. Ancak nazımın,şairin, idealistin, hatta vatanperverin üstünde, tâ uzaklarda, sanki levh-ı Mahfuzda yazılı bir insan vasfı var. Bir insan vasfı ki onu insan isimlendiremiyor. Fazilet diyorsunuz, yetmiyor; hamiyet küçük kalıyor; aşk, önünde yanıp kül oluyor. Cezbe nedir bilirseniz eğer, "Allah!" deyip kalıyorsunuz. Kelime ile cevaplanmayan bu ilâhi bilmeceyi, ancak yine kelimesiz ibadetteki vecd cevaplandırıyor. Eğer bulmak hususunda iktidarınıza inanıyorsanız, işte Âkif'te onu arayınız. "Âkifnâme"de bu sırrın çözümünü bulabilirseniz, Âkif'i anladınız demektir."
Âkifnâme, Üstad Hasan Basri Çantay'ın,".. Âkif, kanaatimce yazılamazdı. Hele onu ben hiç yazamazdım; hem aczim mani idi, hem ona olan aşırı muhabbetim" diye düşünmesine rağmen, Âkif'in vefatını müteakip kendisini "Türk Dili" gazetesinin talepleri, dostlarının teşvik etmeleri ve cesaretlendirmeleri sonrasında kaleme aldı. Üstad bu eserinde sadece kendi yazılarına, düşüncelerine değil, ilk zamanlarda lehte /aleyhte bütün yazılara da yer veriyor.
Milli Gazete