+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: ArAf Doğmadan Öldürülmek İstendi

  1. #1
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart


    Biray Dalk?ran'?n bugün Türkiye çap?nda 183 salonda birden gösterime giren filmi, muhafazakar ve 'modern' sinemac?lar? birbirine düşürdü. Filmin yönetmeni daha gösterime girmeden, filme ideolojik tav?r al?nmas?n? eleştirdi.
    Filmin doğurduğu tart?şma Yeni Şafak Sinema Eleştirmeni Ali Murat Güven'in bugünkü yaz?s?na da yans?d?.
    Ali Murat Güven'in haberi
    K?sa film ve reklâmc?l?ktan gelen genç yönetmen Biray Dalk?ran'?n ilk uzun metrajl? denemesi “Araf”, t?pk? geçen y?l “The ?mam” ve “Dabbe”ye yap?ld?ğ? gibi, daha gösterime bile girmeden sol tandansl? bir linç tehdidiyle karş? karş?ya. Bunun da en önemli nedeni, filmin Kur'an'daki bir sûreden gelen ismi ve kürtaj konusunda tak?nd?ğ? muhalif tutum…
    ARAF
    2006, Türkiye yap?m?
    Yap?mc? ve Yönetmen
    : Biray Dalk?ran
    Senaryo: Hakan Bilir (Biray Dalk?ran'?n öyküsünden)
    Özgün Müzikler: Hayko Cepkin
    Kurgu: Hüseyin Biçe
    Inferno Özel Efektleri: Okan Sönmez
    Iş?k Şefi: Ozan Toraman
    Sanat Yönetmeni: Duygu Kabaçam
    Görüntü Yönetmeni: Aşk?n Sağ?roğlu
    Oyuncular: Akasya As?ltürkmen, Murat Y?ld?r?m, Kubilay Tunçer ile Yasin Şerif Tulun, Tülay Bekret, Kevork Türker, Serhan Ernak, Aytaç Ağ?rlar, Hayfa Safi, Deniz Soyarslan, Gizem Oğlakç?, Mehmet Birkiye
    Süre: 129 dakika
    Özel S?n?rlamalar: ?çerdiği korku ve şiddet öğeleri nedeniyle 18 yaş?ndan küçüklerin izlemesi sak?ncal?d?r.
    Dağ?t?c?: Bir Film

    Eda ve Cenk, akademi y?llar?nda tan?ş?p evlenmiş olan bir çifttir. Genç kar?-kocan?n mutluluğu, Eda'n?n bir bebek beklediğini öğrenmesi ile daha da perçinlenir. Ancak, kahraman?m?z hamileliğinin ilerleyen aylar?nda s?rad?ş? olaylar yaşamaya başlar. Cennet ile cehennem aras?nda, “Araf”ta kalm?ş bir ruh, intikam?n? almak için dünyaya dönmüştür. Bir süre sonra da çiftin etraf?n? benzeri görülmemiş bir dehşet dalgas? saracakt?r.
    “BOMBARDIMAN” BAŞLARKEN


    Türkiye'de, hayat?n? kimi ulvî değerlere bağl? kalarak sürdürmeye çal?şan biri için "sinema yapmak" da "sinema yazmak" da öylesine zor ki... Nedendir derseniz; y?llard?r, içinde zerre kadar muhafazakâr bir söylem bulunan istisnas?z her yap?t karş?s?nda yürütülen o geleneksel y?pratma/aşağ?lama kampanyas?, Antalya Film Festivali'ndeki ilk gösteriminden itibaren bu film için de başlat?ld?.

    1976 doğumlu Biray Dalk?ran, hayat? boyunca muhafazakâr sağ çevrelerle öyle hiç bir ciddi dirsek temas? olmam?ş, gencecik, kendi hâlinde bir yönetmen. Kolayca anlaş?lacağ? üzere, "siyasal ?slâm"la da herhangi bir yak?nl?ğ? yok. Beykent Üniversitesi Sinema-TV bölümü mezunu, şu s?ralarda Marmara Üniversitesi'nde sinema üzerine doktoras?n? yap?yor ve hayat?n? da uzun y?llard?r reklâm filmleri çekerek kazanmakta. Eh, her sinema okulu öğrencisi gibi o­nun da en büyük hayâlinin ilk uzun metraj?n? çekip sinema dünyas?na profesyonel bir ad?m atmak olduğunu tahmin etmek için müneccim olmaya hiç gerek yok. Nitekim, "Araf" da bu hayâlin gerçeğe dönüşmesinin bir simgesi…
    Ancak, gelin görün ki kimilerine göre son derece kötü, dahas? “affedilmez” bir noktadan başlang?ç yapt? Dalk?ran. Bu yüzden de tez elden ipi çekilmeli ve cezaland?r?lmal?. Hem de öylesine kesin bir dille cezaland?r?lmal? ki alttan alta gelen diğer bütün yeni dalga sinemac?lar da gelecekte böyle "sak?ncal?" temalara el atmas?nlar!
    Pekiyi, Biray Dalk?ran tam olarak ne suç işledi?
    Bunun cevab?, daha en başta, anlatt?ğ? öykünün isminde gizli… Orta ölçekli bir reklâm filminin bile masraflar?n? karş?layamayacak kadar düşük bir bütçeyle, buna karş?l?k gönlünü ve dostluklar?n? ortaya koyarak çektiği "Araf", herşeyden önce ismini Kur'an'? Kerim'in bir sûresinden al?yor. Bundan da önemlisi, film ve yönetmeni, "kürtaj" gibi çağdaş feminist mücadelede kad?n özgürlüğünün olmazsa olmaz simgeleri aras?na yerleştirilmeye çal?ş?lan bir vahşet karş?s?nda son derece ahlâkç? bir duruş sergilemekte…
    “F?trat güzelliği”, baz? insanlar?n en çetrefilli meselelerde bile evrensel doğrular? bulmas?na yard?mc? olabiliyor. Bu bak?mdan, ideolojik olarak "?slâmc?l?k”la uzaktan yak?ndan bir ilişkisi bulunmayan Dalk?ran da şimdiye kadar görüşlerini aç?klad?ğ? pek çok söyleşide olduğu gibi, kendisiyle bundan bir kaç gün önce yapt?ğ?m?z o dostça görüşmede de üstüne basa basa kendi ahlâkî doğrular?n? vurgulamaktayd?. "Ayd?n biri olarak, anneyi korumaya yönelik baz? t?bbî zorunluluklar d?ş?nda, kürtaj?n hem ilmen, hem ahlâken, hem de dinen çok büyük bir suç olduğuna inan?yorum” diyordu sanatç? ve hemen ard?ndan da şunlar? ekliyordu:
    “?nsanl?k suçu olarak gördüğüm bu eyleme yönelik kanaatimi ise hiç bir önyarg?l? eleştiri değiştiremez. Çünkü, böylesi bir cinayete tepki duymak için softa falan olmaya gerek yok; yaln?zca vicdan sahibi olmak yeter."
    Dalk?ran'?n, filmiyle ilgili söyleşilerde ortaya koyduğu bu ödünsüz yaklaş?m, Türk medyas?n?n "serbest cinsellik" taraftar? kimi bay ve bayan kalemlerini hiddetlendirmekte gecikmedi. Bugünlerde, t?pk? ilham?n? dinsel metinlerden alan "Dabbe" ve dindarlar?n bu ülkedeki duygusal s?k?şm?şl?klar?n? yans?tan "The ?mam"a yap?ld?ğ? gibi, k?l?çlar bir kez daha k?nlar?ndan ç?kart?l?p bilenmeye başland?. Bu defaki sinemasal linç nesnesi ise "Araf" olacak gibi...

    '?LK F?LM'E ÖZGÜ T?P?K KUSURLAR

    “Araf”, bütçe sorunlar? nedeniyle, 35 mm yerine “high definiton” (yüksek çözünürlüklü) video kamerayla çekilmiş bir yap?t. Buna karş?l?k, görüntüleri şaş?rt?c? düzeyde başar?l? bir sinemasal lezzet içeren, kameras?yla, müziğiyle, oyunculuklar?yla, en önemlisi de özel efektleriyle kesinlikle vasat?n üzerine ç?kmay? başarm?ş son derece özgün bir filmle karş? karş?yay?z. Ancak, dediğim gibi, eğer ki bir senaryo bu ülkenin ulusal sinema endüstrisinde köşe başlar?n? tutmuş olan kimi “kanaat önderleri”ne ideolojik aç?dan ters gelmişse, o durumda hiç bir filmin gözünün yaş?na bak?lmaz. Genç yönetmenlerin önüne derhal, Stalin'in tarihe geçmiş o ünlü sözünde vücut bulan iki seçenekli bir “gelecek planlamas?” konulur:

    “Ya benimlesin ya da bana karş?! Tercihini yap!”

    Piyasaya arz-? endam eden ilk değrelendirmelerde de görünen o ki hiç kimsenin “Araf”?n Türk korku-gerilim sinemas?n?n geleceği aç?s?ndan umut veren yönlerini görmeye pek niyeti yok. Film, önce Antalya Film Festivali jürisi taraf?ndan tu kaka yap?ld?; ard?ndan da sağda solda ç?kan eleştiri yaz?lar?nda hafif hafif dövülmeye başland?. Ki o Antalya Festivali değil miydi, “Bizim öncelikli amac?m?z piyasaya yeni ç?kan genç yönetmenleri yüreklendirmektir” diyerek “Babam ve Oğlum”u, “Beyza'n?n Kad?nlar?”n? yar?şmal? bölüme kat?lmaktan al?koyan?
    Elbette ki henüz ilk filminde “başyap?t” mertebesine ulaşm?ş bir yönetmenle karş? karş?ya değiliz. Ki zaten 110 y?ll?k sinema tarihinde bu kategoriye sokulabilecek üç ya da beş yönetmen de zor bulunuyor!

    “Araf”?n, başta senaryo olmak üzere, oyuncu yönetimi ve mekân kullan?m? konusunda bir dizi sorunu var. Dalk?ran sinemasal aç?dan çok verimli ve de etkili bir öykü yakalam?ş, ancak bu öykünün her dakikas?n? ayn? özenle işlemeyi başaramam?ş. Senaryo tecrübesizlikten dolay? baz? noktalarda t?kan?yor. Öyküdeki bir sürü önemli sinemasal ân?n diyalog ve anlat?m kalitesi aç?s?ndan doyum noktas?na ulaşamadan sessizce gelip geçmesi ise filmin etki gücünü zay?flat?yor. Senaryoda, kürtaj?n insanl?k suçu olduğuna dair o temel ahlâki vurgu belki bir parça daha güçlü ve izleyici aç?s?ndan daha yoğun kavran?l?r hâle getirilebilirdi.

    Öte yandan, mekân kullan?m? konusunda da (yine zaman ve bütçe sorunlar?ndan kaynakland?ğ?n? düşündüğüm) bir sürü tekrarlar var. Kahramanlar gidecekleri yerlere hep ayn? yollar? kullanarak gidip geliyor; baz? sahneler o mekânda geçen bir önceki sahneyle neredeyse t?pat?p ayn? planda çekilmiş. Müzik kullan?m? derseniz, genelde iyi olmakla birlikte kimi bölümlerde gereğinden fazla abart?l?…
    Baş kad?n oyuncunun evlilik d?ş? bir bebek sahibi olmas?na ve sonradan o­nu kürtajla ald?rmas?na yol açan duyars?z erkek karakterin üzerinde yeterince iyi çal?ş?lmamas?, filmin bir diğer kusuru… Buna karş?l?k, “inferno” adl?, sektörden olanlar?n iyi bildikleri gelişmiş bir özel efekt işleme sistemiyle gerçekleştirilen görsel hileler, bu denli dar bütçeye sahip bir ilk filmden beklenmeyecek ölçüde başar?l?. “Araf”, izleyiciyi hiç bir an?nda kahkahalara boğacak türden absürdlükler içermiyor. Ki bu da korku-gerilim janr?nda bir yap?t için çok önemli bir art?…

    AHLÂKÇIYSAN, PEŞ?NEN B?TT?N!
    Velhas?l, eleştirmek istedikten sonra, bir filmi yerden yere vurmaktan daha kolay hiç bir şey yok. Hele de şimdiden sonra, gözleri Hollywood'un o erişilmesi güç teknik görkemi karş?s?nda bağ?ml?l?k kazan?p felç olmuş, sektöre yeni ad?m atanlara yönelik merhamet ve hoşgörü duygular? da yine ayn? Hollywood'un yüksek mâlî standartlar?yla had?m edilmiş olanlar?n eline düşecek yeni yetmelerin vay hâline!

    Ben ise ulusal sinemam?z üzerine yaz?p çizerken söze olumsuzluklardan başlamay? kendi ad?ma hiç bir zaman sevemedim. Karş?m?zda, toplam büçesi 150 bin dolar? ancak bulan alçakgönüllü bir proje var. Ve bu projeye gönül veren ekibin büyük bir bölümü de yapt?klar? işten kuruş karş?l?k beklememiş. Eldeki bütçenin tamam?na yak?n?, kaç?n?lmaz nitelikteki teknik masraflara gitmiş durumda. Emin olun ki ayn? paray? Hollywood'daki isim yapm?ş bir yönetmenin önüne koysan?z, bu rakamla değil “Araf”?, “Araf'?n fragman?”n? bile çekemezdi.

    ?şte, bu yüzden, yeni yönetmenler ve güç bela tamamlad?klar? ilk filmleri söz konusu olduğunda k?talararas? adaletsiz k?yaslamalara girişmek yerine, ayağ? yere basan, Türkiye'nin kültürel ve ekonomik gerçeklerinden hareket eden, herşeyden de ötesi “Türkiye'nin genç sanatç?lar?n? kollayan” bir üslûp tak?nmaya gayret ediyorum. Gerektiğinde çağdaş sinemadan anlamad?ğ?m yönündeki çok bilmiş suçlamalar? da göğüslemek pahas?na!

    GENÇ SANATÇILARI YALNIZ BIRAKMAMAK GEREK

    Bu mant?kla düşünüldüğünde, benim bir Türk sinemaseveri olarak “The ?mam”a da, “Dabbe”ye de, “2 Süper Film Birden”e de, “Kardan Adamlar”a da, “Araf”a da verecek bir 10 liram her zaman için var. Yeter ki bu insanlar sineman?n alfabesine ve asgarî anlat?m kurallar?na uyan temiz işler ortaya koysunlar.

    Sinema yazarl?ğ?n? sürdürmekten maksad?m bu olunca, şimdiye kadar hiç bir siyasal ayr?m gözetmeksizin bütün genç ve başar?l? yönetmenlere cömertçe sunduğum o dostâne desteği, bu kez Biray Dalk?ran'?n -öyküsünü kendime daha bir yak?n hissettiğim- yap?t? için bir parça daha yüksek sesle ve alt?n? çizerek dile getirmek durumunda kald?m. Çünkü, eğri oturup doğru konuşmam?z gerekiyor. Burada yürütülen operasyon, gerçekte -Dalk?ran'?n filmi üzerinden- sinemada her türlü muhafazakâr ve ahlâkç? bak?şa karş? verilen kirli bir mücadeleden başka bir şey değil. Bir Hollywood şirketi taraf?ndan daha internette fragmanlar? izlenir izlenmez yap?mc?s?ndan talep edilen ve “yeniden çevrim haklar?” sat?n al?nan "Araf", kürtaj karş?s?ndaki bu o­nurlu duruşuyla, daha şimdiden boyunu aşan nitelikte bir siyasal çat?şman?n savaş alan?na dönüşmüş durumda. o­nu sinemasal niteliklerinden dolay? beğenmediklerini ileri sürenlerin, eğer ki filmin kürtaj karş?s?ndaki tavr? bu olmasayd? yönetmeni ve yap?t?n? yine de ayn? kabal?k düzeyinde eleştireceklerine ise kesin olarak inanm?yorum.
    Böylelikle, şimdiye kadar -yegâne ideolojik mesaj? "tüket" olan- reklâm filmleri çekmiş, bu anlamda ortaya hiç bir siyasal kimlik koymam?ş olan genç bir sanatç? da ilk yap?t?n?n sektördeki baron ve baroneslerin yoğun alerjisini toplamas? vesilesiyle ulusal sinema ortam?m?zdaki baz? gerçekler ile incitici biçimde yüzleşmiş oldu.

    Bilinsin ki bu ülkede, maneviyat karş?s?nda hassas filmler (ve de yönetmenler) söz konusu olduğunda her türlü sanatsal, estetik, edebî ve teknik hoşgörü bir yana b?rak?l?r; yerini kültür dünyam?z üzerindeki yüzy?ll?k bir yay?lmac?l?ğ?n keyfini süren nihilist, hedonist ve komünist bir güruhun feryatlar? kaplar.
    Art?k âdeta yaz?l? olmayan bir yasaya dönüşmüş olan bu geleneksel oyunu bozmak ise hayat? da sinemay? da bizim gibi alg?layanlar?n temel görevi olmal?...

    Eminim ki mütedeyyin sinemaseverler, 16 haftal?k bir insan evlad?n?n ruhu ve bedeni olduğu, dolay?s?yla “yaşama hakk?”na sahip bulunduğu gibi -art?k neredeyse unutturulmaya çal?ş?lan- ilahî bir gerçeği vasat?n üzerinde bir korku filmi konsepti içinde gündeme getiren bu iyi niyetli yap?t?, t?pk? geçen y?l "Dabbe"ye -bütün o aşağ?lay?c? eleştirmen yorumlar?na rağmen- gişelerde 600 bini aşk?n bilet kestirdikleri gibi, gösterime girdiği salonlarda yaln?z b?rakmayacaklard?r.

    Filminle ilgili tüm bilgiler için http://www.araf-film.com adresini ziyaret edebilirsiniz...

    Haber: http://www.sentezhaber.com/index.php?mode=detay&index_id=5122
    Konu HakanBa tarafından (30.05.07 Saat 03:29 ) değiştirilmiştir.
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  2. #2
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    http://www.araf-film.com/ adresinden bugün yan?na giren filmin fragman?n? izleyebilirsiniz...

    Filmin Hikayesi: Eda, akademide okuyan bir dans öğrencisidir. Öğrenciyken evli ve 1 çocuk babas? Cihan’dan hamile kal?r ve bunu fark ettiğinde gebeliğinin 16´?nc? haftas?nda olduğunu öğrenir.
    Solo gösterisi olduğu gece okuldan yak?n arkadaş? Oya, Eda yerine dans? sergiler. Eda’da ayn? gece Sağl?ks?z ve yasal olmayan koşullar alt?nda ilerde hayat?n? zindana çevirecek bir kürtaj yaşar.3 y?l sonra ayn? akademinin fotoğraf bölümünde okumuş olan Cenk ile evlenmiştir ve bu
    beraberlikten 2 ayl?k hamiledir. Fakat bu hamilelikle beraber 3 yaş?nda bir k?z çocuğunun hayat?na girmesine bağl? olarak psikolojisi değişen Eda,
    gitgide hem kendine zarar vermeye hem de çevresindekileri korkutmaya başlam?şt?r.
    Konu HakanBa tarafından (30.05.07 Saat 03:30 ) değiştirilmiştir.
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  3. #3
    Dost smartplayit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Hatay
    Mesajlar
    16

    Standart

    Filmde temas edilen konu çok isabetli olmuş paylaşım için teşekkürler...
    Bizi güclü yapan yediklerimiz değil, hazmettiklerimizdir!
    Bizi zengin yapan kazandıklarımız değil, muhafaza ettiklerimizdir!
    Bizi bilgili yapan okuduklarımız değil, kafamıza yerleştirdiklerimizdir!

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 17
    Son Mesaj: 28.09.13, 17:52
  2. Araf Suresi'nden Dersler(Cumartesi Yasağı)
    By Abdulbaki in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 30.07.07, 10:33

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0