+ Konu Cevaplama Paneli
2. Sayfa - Toplam 6 Sayfa var BirinciBirinci 1 2 3 4 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 20 ve 52
Like Tree2Beğeni

Konu: Matrix Filmi ve Kader Konusu

  1. #11
    Dost dinliyorum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    6

    Standart

    Başka bir yazı var bunu aktarıyorum. Konunun bazı garip yönleri var anlaşılan. Yani ruhçuluğu kapsayan yönleri.

    "...
    Cevap: cinler
    Alıntı:
    girdapsedef´isimli üyeden Alıntı
    Bu olay 3 Ekim 2003 tarihinde gerçekleşti.Aşağıda anlatılanlar tamamen doğrudur!!! O gün benim doğum günümdü...Çağırdığım arkadaşlarımın gelmesini bekliyordum.İlk en iyi arkadaşım geldi(adını vermiyeceğim)sonra birlikte diğer arkadaşlarımın gelmesini bekledik. Herkez geldi ve bilgisayar oynuyacaktık.Her doğum günümde olduğu gibi annem evden gitti. Oyunumuz bitti ve arkadaşlarımın getirdiği hediyeleri açcaktım.Ondan önce arkadaşlarımdan biri hemen ortaya atıldı.Bence kimse yokken ruh çağıralım dedi.Bende arkadaşlarıma danıştım olur dediler.Aramızdan biri ruh diye bir şey yok dedi.Ama oda katılmak zorunda kaldı.Kimin ruhunu çağıralım diye düşündük.Kafadan birini attık ve geldi.Ruh sapık çıktı kız arkadışıma bazı sözler söyledi: *Senle yatıcam rüyana giricem.Sana tecavüz edicem bir daha rüyandan hiç çıkmayacağım. sen uyumak istemiycen her yerde artık beni görücen... sonra direk kız ortadan kalktı ve inanmayan arkadaşım bizim söylediğimizi sandı.Gülerek kalktı.Sonra pastayı yedik,hediyeleri açtım ve dışarı çıktık.Kız arkadaşım korkuyodu dışarıya çıktık ve gene o ruh geldi biz ruhu göremiyorduk ama gözüm önünde kız arkadaşım delirmiş gibi üzerime gelme diyordu.Sonra annem geldi olanları anlattık kız arkadaşım bir gün bizde kaldı.O benim yatağımda yatıyordu bende salonda.Gece 4 gibi bağırmaya başladı uyandırmaya çalıştık uyanmıyordu.En son bende cevşen vardı ve ona taktık üzerine su dök- tük uyandı rüyasında gene o ruhu görmüş ve ben gelmişim ona yardım etmişim... Bir daha ruh çağırmadık...

    Cinlerle oyun oynanmaz, bunu bilmeniz gerekirdi. Cinin dedikleri tamamen doğru. Cinlerin başlıca üç ana faaliyet alanı vardır.

    1- Sahte dinler. Sahte tapınmaları oluşturup bunları desteklemeleri. İnsanların gözlerini gerçekleri göremeyecek bir duruma getirmek için ortaya sahte tapınmalar çıkarmışlardır. İnsanlardan gerçekleri gizlemek için birçok sahte öğretileri birçok din-dinler yoluyla yaymışlardır. Bu cin kaynaklı sahte inançların en başta gelenleri:

    İnanç 1: İnsan ölünce ruhu yaşamaya devam eder.
    İnanç 2: Ölen kişinin ruhu, başka birisi olarak tekrar beden alabilir. (Reenkarnasyon)
    İnanç 3: Ölen kişinin cennetle cehennem arasında bekleyeceği bir yer vardır. (Araf-Berzah)
    İnanç 4: Ölen günahkarın azap çekeceği bir cehennem vardır. (Hell, Inferno)
    İnanç 5: Tanrı insanların kaderini belirler. İnsanlar bunun dışına çıkamazlar. (Predestination)

    Bu liste böyle uzayıp gider.

    2- Seks. İnsanlarla seks yapmak için fırsatları ararlar. Bunu bazen erkek şekline, bazen de kadın şekline girerek yaparlar. Bunu yaparken maddeleşmezler ama maddeymiş gibi etki ederler. Çoğu kez rüyalar veya başka yollarla ölmüş kişileri taklit ederek, insanların öldükten sonra ruhlarının öbür alemde yaşadıklarına inandırmışlardır. Ve insanları ölmüş kişilerin ruhlarının yaşadığına inandırtmış olduklarından, kimi zaman örneğin bir kadının ölmüş kocası gibi gelerek, o kadınla seks yapmak isteyebilirler. Halk arasında yaygın olan bazı anlatımlar vardır. "Bir adam var, bir peri kızıyla evli ve ondan çocukları da varmış." gibi anlatımlar kısmen doğrudur. Yanlış olan kısmı yalnızca çocukları varmış kısmı; çünkü onlar sadece öyle göstermişlerdir.

    3- Sadizm. İnsanlara eziyet etmekten zevk alırlar. Karabasanla, kabuslarla (özel rüyalar göstererek), vizyon yoluyla, hayalet görünümüyle vs. insanları korkuturlar. Sahte dinsel inançların içinde bile onların bu sadistlikleri vardır. Ve bu inançlarla da insanları korkutup eziyet ederler ve bundan sadistçe zevk duyarlar. Bu dinsel inançların başında cehennem inancı gelir. Ama bununla da bitmez. Ölen insanın, bu insan kötü olsun olmasın mezarda ziyaret edilerek sorgu leri tarafından sorgulandığı inancıyla da korkutulurlar. Eğer bir de bu kişi kötüyse bu ler mezarda kendisine kabir azabı yapacaklardır. Cehennem kadar olmasa da oldukça korkutucudur; çünkü düşünün, sizi hiç kimse ziyaret etmese bile mezarlıkta bilinçli bir şekilde toprağın altında yatıyorsunuz. Mezarlığın ıssızlığı ve karanlığı yeteri kadar insanı korkuturken, bir de siz ölüsünüz ve toprağın altında ruhunuz bir süreliğine size dönüyor(muş) ve beklemeye başlıyorsunuz. Ne kadar korkutucu bir durum! Bundan sonra "araf" ya da "berzah" denilen bekleme yeri var. Burası ise başka bir anlamda korkutucu bir yerdir. Yani zamanın geçmek bilmemesi, hep beklemek ve beklemek, yani kıyamete kadar beklemek. İnsanın bir kuyrukta birkaç saat beklemesi veya bir otoyolda uzun saatler boyu beklemesi ne kadar can sıkıcıdır. Bir de bunun binlerce, onbinlerce, belki de milyonlarca yıl için kıyamete kadar sürdüğünü düşünürsek, bu inancında oldukça korkutucu olduğunu görebiliriz.

    Tabi ki, herkes bu söylenenleri kabul etmeyecektir. Benim için bir sorun yok. Ama onlar da bilsinler ki, kendi inandıkları ve hatta cinler hakkında inandıkları şeylerin çoğu doğru değildir. Neden mi? Nedeni gayet basittir. Çünkü inandıkları şeyleri aslında onlara öğretmiş olanlar zaten bu cinlerdir de ondan. Sadece inandıkları inançlar onlara dolaylı yoldan gelmiştir, o kadar. Bazen duyarız onlar hakkında bazı şeyler söylenir. "İşte ben ibadet ederken bir cin bana engel olmaya çalıştı" türünden şeyler. Buradaki kurnazlığı ve tuzağı göremezler. Aslında cinler bu gibi numaralar yoluyla bu kişileri aldatmışlardır. Yani kişi bu olayla yaptığı ibadetin doğru olduğuna bir kat daha inanır. Yani cin onu ibadetinden alıkoymaya çalıştığına göre yaptığı şey demek ki doğrudur, diye inanır. Oysa onların yaptığı tıpkı yetişkin bir kişinin küçük bir çocukla, diyelim güreşirken yalandan yenilmesine benzer. Daha birçok numaraları vardır ve bunların birçoğu dinsel öyküler vs. şeklinde anlatılırlar.

    Bu arada konuya dönersek, kız arkadaşının başına gelenlere üzüldüm. Ama kurtulamaz diye birşey de yok. Ama benim şimdi buradan yol göstermeye çalışmam ne kadar doğru olur! Ayrıca bu işlerle uğraşarak cin çıkaran ya da büyü bozan vs. kişiler (genellikle) cinlerle birlikte çalışan kişilerdir. Tabi onlara göre onların kötü cinlerle ilişkileri ya yoktur, ya da onlar bunu Allah'ın yardımıyla yaptıklarını sanırlar. Yani onlara göre iyi ve kötü cinler diye iki grup vardır ve onlar iyi cinlerle çalışırlar. İYİ CİN YOKTUR!... KÖTÜ CİNLERDEN BAZILARI İMANA GELMİŞLER!... diye birşey yoktur. Bütün bunlar insanları kandıran cinlerin bir aldatmacasıdır. Müslüman, Hıristiyan cin diye de birşey yoktur. Kandırmacadır. CİNLERİN TÜMÜ KÖTÜDÜRLER. Burada daha uzun açıklamak gereksiz diye düşünüyorum. Cinlerle ve ruhçulukla ilgili foruma eklediğim yazıları okuyabilirsin..."

  2. #12
    Dost dinliyorum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    6

    Standart

    Matrix filminin bir dine değil bir inanca yönelik olarak yapılmış bir film olduğu belli. Konu ise kader ve ayrıca iyilik ve kötülük (hayır ve şer) hakkında. Açıkçası Matrix filmi kaderi kötü göstermek isteyen bir film, bu belli. Zaten filmde belli bir dinden de sözedilmiyor. Ayrıca kader inancı dünya çapında birçok dinde kabul edilen bir inanç olduğundan, belli bir dine yönelik olarak çekilmemiş. Filmde Hıristiyanlık konuları geçtiği için en çok Hıristiyanlık dini etrafında olduğu anlaşılabilir.

  3. #13
    Vefakar Üye Kur'aniyyun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    48
    Mesajlar
    577

    Standart

    matrix gercekten cok onemli gercekten
    الحمدلله على نور الايمان والقرآن

  4. #14
    Dost dinliyorum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    6

    Standart

    Alıntı Kur'aniyyun Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    matrix gercekten cok onemli gercekten
    Ne açıdan ve nasıl, biraz anlatsan?

  5. #15
    Dost dinliyorum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    6

    Standart

    Konuyla bağlantılı ayrı bir konu:

    "...Maddesiz bedenli ruh varlıklar ve verdikleri mesajlar

    Bunlar mesajlarını nasıl verirler? Bunu çok çeşitli şekillerde ve bazı aracıları ve yöntemleri kullanarak yaparlar. Bu aracıların adının her zaman medyum olması gerekmez. Adı ne olursa olsun, önemli olan onların amaçlarına hizmet etmeleridir. Ve onlar da genellikle kendi amaçlarına hizmet edenleri çok zengin ederler. Bunu yaparken de diğerlerinin (çoğu kez müridlerinin) onlara bu zenginliği vermelerini sağlarlar. Yöntemler çok sinsicedir. Birçoğu masum dinsel inançlar şeklindedir. Bir kişi kendine şunu sormalıdır: Neden birçok inanç birbirinden bu kadar farklı olduğu halde, bir o kadar da benzerlik gösterir? Nedeni çok basittir. Çünkü bütün bu inançların kökeni Nemrut'un (Nimrod) kurucusu olduğu Babil şehridir. Ayrıca ruhçuluğun beşiği, anayurdu da Babil'dir. Bugün de var olmaya devam eden pek çok inanç ta o zamandan beri vardır. Bu inançların içeriği maksatsız değildir. Hepsi genellikle bir amaca hizmet ederler; çünkü, zaten bunun için tasarlanmışlardır. Tıpkı bir satranç oyununda olduğu gibi çok zekicedirler. İlk bakışta anlaşılması nerdeyse olanaksızdır. Konu gider gelir, Kitabı Mukaddes'e dokunur ve onun etrafında döner. Ancak, konular Kitabı Mukaddes'e göndermeler yapsa da, verilen mesajlar onunla zıttırlar. Benzerliklerin kurulması ise, onun mesajını saptırabilmek içindir. Şu soruları soralım: İnsan ölünce ne oluyor? Yanıt hemen hemen bütün inançlarda aynıdır. İnsan ölünce ruhu bir yerlerde yaşamaya devam ediyor, denilir. Oysa Kitabı Mukaddes insanın ruhunun, yalnızca bir kuvvet olduğunu ve kişiliği olan bir şey olmadığını söyler. Tıpkı, farklı aygıtların, bir radyonun, bir makinenin elektrik kuvvetini kullanması gibi. Elektrik hiç bir zaman ne bir radyonun, ne de bir makinenin özelliğini alır. Kitabı Mukaddes'e göre insan ölünce, toprağa döner ve geriye ondan hiç bir şey kalmaz. Tek kalan şey ise, Tanrı'nın o kişiye ait bilgileri hatırlamasıdır. Ve o kişinin gelecekte yaşayıp yaşamayacağı Tanrı'ya bağlıdır, denilir. Bu dirilmeyle ilgili bir konudur. Peki, ruhun ya da canın ölmezliği öğretisinin benimsetilmesi ile amaçlanan nedir? Kitabı Mukaddes insanların yaşadığı yerin ve gelecekte de cennet bir ortamda yaşayacakları yerin Dünya olduğunu söyler. Başlangıçta Dünya'da bir cennet vardı ve bu cennet gelecekte de gene Dünya'da olacaktır. İşte bunun baltalanması gereklidir. İnsanlara, Dünya'nın tamamen, bir daha yaşanmamak üzere yok edileceği inancı benimsetilmelidir. Bu daha da uzun açıklanabilir. Ayrıca insanlara, insanın ölünce ruhunun yaşadığına inandırtmanın başka bir faydası daha vardır. Bu sayede, maddesiz bedenli ruh varlıklar - cinler - bu ölmüş kişilerin kılığına girebilirler ve insanları aldatabilirler. Çoğu kez de bunu yaparken, insanların gözünde dinsel yönden değerli sayılan kişileri kullanırlar. İnsanlar kendi inançlarında değerli saydıkları birini rüyalarında görürlerse, onun verdiği mesajı kolaylıkla kabul edebilirler. Rüyaların ya da diğer ruhçulukla ilgili konuların bütün Dünya çapında yer alan konular olduğunu aklımıza getirirsek, bunların Dünya çapında bütün insanları aynı yolla saptırdıklarını anlayabiliriz. Ufak bir farkla, her ülkede o insanların inancına ters düşmeyecek şekilde yapılır. Tam tersine bu insanlar, bu tip olayları yaşayıp, birbirlerine anlattıkça, inançları daha da perçinleşir. Yani, maddesiz ruh varlıkların, Babil'de diktikleri inanç fidanları ara sıra sulanmalı ve bakılmalıdır ki, aldatmanın devamı sağlanabilsin.

    İnanç 1: İnsan ölünce ruhu yaşamaya devam eder.
    İnanç 2: Ölen kişinin ruhu, başka birisi olarak tekrar beden alabilir. (Reenkarnasyon)
    İnanç 3: Ölen kişinin cennetle cehennem arasında bekleyeceği bir yer vardır. (Araf)
    İnanç 4: Ölen günahkarın azap çekeceği bir cehennem vardır. (Hell, Inferno)
    İnanç 5: Tanrı insanların kaderini belirler. İnsanlar bunun dışına çıkamazlar. (Predestination)
    Bu liste böyle uzayıp gider.


    En az iki mesaj örneği: Ruhun yaşamaya devam etmesi ve cehennem:
    Örneğin "Fatima'nın üç sırrı" diye bilinen bir konu vardır. Dindar Katolikler, "Meryem Ana"'nın keçi çobanlığı yapan Lúcia dos Santos, Jacinta und Francisco Marto adlı üç çocuğa görünerek, onlara bazı sırlar verdiğine inanırlar. Olayın geçtiği yer Fatima adlı bir yerdir (Lizbon, Portekiz). (Fátima - Wikipedia) "Meryem Ana" ilk olarak 13 Mayıs 1917'de görünür. Bu tarih 1. Dünya Savaşı'nın dolu dizgin devam ettiği bir tarihtir. Alev atan makineler ve zehirli kimyasal gazlar vs. kullanılan, tam bir deliliğin hüküm sürdüğü bir tarih. Fatima'da yaşayan bu üç çocuk ise, yoksulluğun olduğu ve doğru dürüst okur-yazarlığın bile olmadığı ancak, inançlarının güçlü olduğu bir köyde yaşamaktadırlar. "Meryem Ana" bu mesajları hemen vermez, çocuklara her ayın 13'ünde aynı yere kendisiyle buluşmak için gelmelerini söyler. Çocuklar buna uyarlar. Üçüncü gelişlerinde "Meryem Ana" çocuklara bir vizyonla cehennemi gösterir. Bu cehennemin yeri olarak da Dünya'nın merkezi gösterilir. Orada bir ateş denizi vardır. İçinde günahkarların ruhları ve şeytan ile cinler cayır cayır feryatlar ederek yanmaktadırlar. "Meryem Ana" çocuklara şöyle der: "Günahkarların ruhlarının gidecekleri yeri gördünüz. Arkasından çocuklardan "Her gün tespih duası edin" diyerek ibadet etmelerini ister. Ayrıca daha önemlisi de, her yıl belli bir ayın 13'ünü "Meryem Ana"yı kutlama günü olarak dinsel tören olarak kutlamalarını talep eder. Peki sormak gerekir. Neden, ayın 13'ü. Bu sayı satanizmle ilgili kutsal bir sayı değil mi? Evet, öyledir. İsa'nın 12 takipçisi vardı. Bunlardan biri Yahuda İskariyot hain oldu ve onun yerine bir başkası seçildi. Yahuda İskariyot görevinden alındı ve görev başkasına verildi. Yahuda İskariyot 13. olarak dışarda bırakıldı. Şeytan'ın Tanrı'nın mele.klerinin arasından çıkmasına güzel bir örnek olarak, bu olay ve sayı satanizm için uygun bir sembol olabilir. Peki "Meryem Ana" neden bu sayıyı kullanmaktadır? O tarihlerde bir gün "Meryem Ana" çocuklara tekrar göründüğünde yalnız gelmez. Biraz arkasında ve sağında duran alev alev yanar şekilde elinde bir kılıçla bir mele.k durmaktadır. "Meryem Ana"'nın çocuklara verdiği sırların bir bölümü 1. Dünya Savaşı'yla ilgilidir. "Meryem Ana" sırlarla ilgili olarak, eğer söyledikleri yapılırsa, yani tespih duası ve kendisiyle ilgili anılma töreni vs. o zaman günahkarların ruhlarının kurtulacağını söyler. Bu arada arkasındaki korkutucu alev alev yanan mele.k, çocuklara "tövbe edin, tövbe edin, tövbe edin" diye bağırarak, onlara alevler fırlatır. Ama korkmaya gerek yok! "Meryem Ana" devreye girer ve elini açarak gelen alevlere bir toz gibi ışık tanecikleri saçar ve saçtığı bu pırıltılar alevleri söndürür. İşin garip tarafı şu ki, savaşı yapanlar bir başkasıyken, bu alev alev yanan mele.k, çocukların tövbe etmesini istemektedir. Savaş meydanı ve korkunç savaş makineleriyle savaşanlar başka yerdedirler. Bu çocukların yaşadığı yer ve onların köyü ise zavallı, masum ve üstelik dindar insanlardan oluşan bir köydür. Üstelik bunlarda aklı bir şeye ermeyen ufak çocuklardır. Acaba alevler saçan bu mele.k, savaşan askerlerden ve silahlardan, büyük adamlardan korktuğu için mi bu çocuklara gelip tövbe etmelerini istemektedir? Bu çocuklar mı savaşı çıkardılar ki, tövbe etsinler? Bu konuları saçma gören olursa, bilsin ki, bunlar koskoca bir Katolik inancının benimseyip kutsal saydığı bir konudur. Öyle olmasa, Papa'nın vurulduğu merminin, daha sonra "Meryem Ana"nın tacına kaynak yapılması sözkonusu olur muydu? Artık o kurşun, kutsal bir nitelik kazanmıştır. Çünkü o kurşun "Fatima'nın üç sırrı" ile ilgilidir. Hatta bu nedenle vurulan Papa, bu olayın arkasında ilahi nedenler (kader) olduğuna inandığından, kendisini vuranı bağışlamıştır.

    Fátima, Portugal - Wikipedia, the free encyclopedia

    Three Secrets of Fatima - Wikipedia, the free encyclopedia

    The Message of Fatima

    Our Lady of Fatima - Wikipedia, the free encyclopedia

    The Miracle of Our Lady of Fatima - Wikipedia, the free encyclopedia

    The Miracle of the Sun - Wikipedia, the free encyclopedia

    Marian apparition - Wikipedia, the free encyclopedia

    Fátima - Wikipedia

    Die Botschaft von Fatima

    Das dritte Geheimnis von Fatima

    FATIMA (FÁTIMA) - KATHOLISCHER WALLFAHRTSORT IN PORTUGAL - Reiseführer
    (...)


    Papa ayın 13.de vuruldu
    Rahibe Lucia ayın 13.de öldü

    (...)
    Hristiyanlık'ta Cehennem

    Katolik inancına göre Hölle, Hell,

    Tanrı tarafından oraya atılanların sonsuz bir keder içinde bulunduğu yer,

    Protestan inancına göre Hölle, Hell,

    Kötülerin gelecekte cezalandırıldığı bir yer,

    Hristiyanlık'ta cehennem için kullanılan bazı sözcükler şunlardır: Hell, Hölle, İnferno, Fegefeuer (Fegefeuer: Silip süpüren ateş – Almanca) Cehennem inancı yüzyıllardır Hristiyanlık'ta ateşli bir yer olarak kabul görmüştür. Günümüzde ise bazı Hristiyanlık çevrelerinde, bu inancın Kutsal Yazılarda dayanak bulmadığına ilişkin farklı yorumlar da vardır.

    Cehennem - Vikipedi

    Vatikan'ın resmi inancının bir kısmı olarak kabul ettiği “Fatima'nın üç sırrı”nda cehennemle ilgili bir görüm (vizyon) anlatılır. 13 Mayıs 1917'de “Meryem Ana” o zamanlar Cova de Iria'da (Lizbon-Portekiz) çobanlık yapan Yacinta, Francisco ve Lucia adlı üç Portekiz'li çocuğa ilk defa ışıklar içinde göründüğünde, onlara her ayın 13'ünde tekrar o yere gelmelerini söyler. Ve 3. kez göründüğü 13 Temmuz 1917'de bu çocuklara bazı sırlarla dolu açıklamalarda bulunur. Her buluşmanın sonunda “Meryem Ana” şu tembihte bulunur: “Her gün tespih duası edin.” Rahibe Lucia, Vatikan tarafından kendisiyle bu sırlar hakkında konuşturulmak üzere görevlendirilen Leiria-Fatima rahibine bunlar hakkında açıklamalarda bulunur. Rahibe Lucia'nın cehennemle ilgili anlattığı görüm şöyledir:

    Cehennem Vizyonu-Görümü

    “Bizim Sevgili Hanımımız, bize Dünya'nın derinliklerinde olduğu görülen büyük bir ateş denizi gösterdi. Bu ateşin içinde şeytanları ve insanların ruhlarını, saydam siyah ya da kahverengi, insan şeklinde yanan kömürler olarak gördük. Bunlar ateşin içinde oraya buraya gidip, içinden dumanlar çıkan alevler tarafından yukarı fırlatıldılar. Birisini, bu gördükleri karşısında dehşetten titretecek ve kanını dondurtacak şekilde, bunlar acı feryatlar ve ümitsizlik çığlıkları altında dengeleri ve ağırlıkları olmaksızın, muazzam büyüklükteki alevler içinde kıvılcımlar gibi bütün her yöne doğru düştüler. Şeytanlar korkunç ve ürpertici iğrenç, bilinmeyen hayvanlar şeklinde görünüyorlardı, hem de ayrıca saydam ve siyahtılar.”

    “Bu görüm bir an için sürdü. Göksel annemize şükürler olsun ki, bize (ilk göründüğünde) bizi göğe (cennete) götüreceğine söz vermişti. Öyle olmasaydı, sanırım korkudan ve dehşetten ölürdük. Bakışlarımızı, sevgili hanımımıza doğru kaldırdığımızda, tam bir iyilik ve hüzünle konuştu: - Zavallı günahkarların ruhlarının gidecekleri cehennemi gördünüz. Tanrı onları kurtarmak için, benim lekesiz kalbimi Dünya'da anmak üzere bir kutlama töreni oluşturmanızı istiyor. Size söylediğim yapılırsa, birçok insanın ruhu kurtulacak ve barış olacak.”
    (...)

    Three Secrets of Fatima - Wikipedia, the free encyclopedia

    Hell - Wikipedia, the free encyclopedia

    Image:Hortus Deliciarum - Hell.jpg - Wikipedia, the free encyclopedia

    Buradaki resimler cehennemin çeşitli katmanlarını göstermektedir. Cehennemdeki işkenceler çok çeşitlidir. Bazı işkenceler insanların kaynar kazanlara atılarak yakıldığını bazıları da çeşitli işkence aletleri kullanılarak cehennemliklere işkence edildiğini anlatır.

    Bu resimlerde sergilenen cehennem anlayışı, orta çağdaki hristiyanlık düşüncesini derinden etkileyerek, kafir olarak adlandırılan kişilerin benzer işkencelere tabi tutulması gerektiğini düşündürtmüştür. Bunun sonucunda yaklaşık yüz bin kadar kadın, cadı oldukları gerekçesiyle direklere bağlanıp yakılmıştır. Ayrıca orta çağdaki engizisyonda (Engizisyon: Peşine düş, yakala, işkence et, öldür.) birçok çeşitli işkence aletleri kiliseler tarafından icat edilmiş ve kafir olarak adlandırılanlara karşı uygulanmıştır. Bu aletler bugün Avrupa'daki bazı müzelerde sergilenmektedir. Bu müzelerden biri Almanya'nın Rüdesheim şehrinde bulunmaktadır..."

  6. #16
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart

    Alıntı dinliyorum Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Matrix filminin bir dine değil bir inanca yönelik olarak yap?lm?ş bir film olduğu belli. Konu ise kader ve ayr?ca iyilik ve kötülük (hay?r ve şer) hakk?nda. Aç?kças? Matrix filmi kaderi kötü göstermek isteyen bir film, bu belli. Zaten filmde belli bir dinden de sözedilmiyor. Ayr?ca kader inanc? dünya çap?nda birçok dinde kabul edilen bir inanç olduğundan, belli bir dine yönelik olarak çekilmemiş. Filmde H?ristiyanl?k konular? geçtiği için en çok H?ristiyanl?k dini etraf?nda olduğu anlaş?labilir.
    Ben Matrix filmini birçok kez izlediğim halde, bahsettiğin gibi durumlar? görmedim.Kaderin kötülendiğini hissetmedim.Filmi yapanlar hristiyan olduğu için,doğal olarak hristiyan temalar? kullan?lm?ş olacak haliyle.Kalk?p ?slamiyetin temalar?n? kullanacak değiller herhalde..
    Başta da söylediğim gibi; "her film herkesde ayn? etkiyi yapmaz"..
    Bir korku filmini izlerken,ben gülmekten yerlere yatar?m,başka birisi korkudan yaln?z gezemez..Etkiler farkl? farkl?d?r..Onun için Matrix filmi de, sende böyle bir etki yapm?ş olabilir..Ama bende ve beraber izlediğimiz arkadaşlarda yapmad?..Onun için genelleme yapmak yanl?ş olur düşüncesindeyim..


    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

  7. #17
    Dost dinliyorum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    6

    Standart

    Dediğine katılıyorum. Şu bakımdan. Film kaderi kötülemiyor. Kaderi yok da saymıyor. Bir kader var ama bu kader insanlar için çok kötü diyor ve bu şekilde Allah'ın suçlandığı anlatılıyor.

  8. #18
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart

    Alıntı dinliyorum Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Dediğine katılıyorum. Şu bakımdan. Film kaderi kötülemiyor. Kaderi yok da saymıyor. Bir kader var ama bu kader insanlar için çok kötü diyor ve bu şekilde Allah'ın suçlandığı anlatılıyor.
    Ben kaderin kötülendiğini hissetmedim.Sen ve başka kişiler öyle hissetmiş olabilir tabi..Ben ve birçok arkadaşım filmden sonra ki yaptığımız konuşmalarda kaderin kötülendiği gibi bir yorum yapmadık.Demek ki, biz filmin başka yönlerine bakmışız.Siz farklı yönlerine bakmışsınız.Kalkıp burada Matrix'in avukatlığını yapacak değilim..Matrix'in iyi veya kötü olması beni enterese etmiyor..Ama demek istediğim; bir film, farklı insanlarda farklı etkiler yapar..Ben filmi her izlediğimde "İnsanlar rüyadadır, ölünce uyanırlar" hadisi şerifi aklıma geliyordu.Güleceksiniz ama ibadetlerimi daha şevkli yapıyordum..
    Filmi o kadar izledim ama sizin bahsettiğiniz,alıntı yaptığınız gibi ruhçuluk,13 ,papaz gibi olayları farketmedim..Filmi izleyen hiçkimseden de duymamıştım.İlk sizden duymuş oldum.
    Neyse,bi film hakkında bu kadar söz israf olur herhalde..


    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

  9. #19
    Dost dinliyorum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    6

    Standart

    Kader ile ilgili çeşitli fikirler:

    "...
    Kader - ikilem - bilmece

    Sorular:
    • Tanrı insanların kaderini önceden belirlemişse, neden onlara daha sonra emirler veriyor? Bunu yap, şunu yapma diye. İnsan zaten kaderine göre hareket etmeyecek midir?
    • Özgür irade var mıdır? Yani insan iki ya da daha fazla seçeneklerden birisini seçebilir mi?
    • Hem kader, hem de özgür irade yan yana olabilir mi? İkisi birbirine zıt değil mi?
    • Tanrı'nın geleceği görme yeteneği, kader mi demektir? Tanrı geleceği belirlemiş midir?
    • Tanrı geleceği belirlemişse, o zaman bütün işlenen vahşetler kimin eseri olur? Örneğin, ensest bir ilişkiden doğan bir çocuğun dünyaya gelmesi kimin eseridir?
    Birisi maddede bu sorulara göre alt madde oluşturabilir mi?
    Birisi maddede bu sorulara göre bir yanıt oluşturabilir mi?


    Kader inancı ve ruhçuluk

    Astrolojinin beşiği eski Babil şehridir. Astrolojinin başlangıcı buradan çıkmıştır. Neden? Babildeki inanca göre her insanın kaderi önceden belirlenmiştir. Bu durum, insanların başlarına gelecek şeyleri merak etmelerine neden olmuştur. Bu yüzden falcılığın çeşitli şekilleri ortaya çıkmıştır. Falcılık yoluyla insanlar başlarına gelecek şeyleri bilmek isterler. Astroloji aslında falcılığın çeşitlerinden biridir. Astroloji demek ruhçuluk demektir. Astroloji falcılığın bir yan koludur. Astroloji, ve kaderin birlikte ele alınmasının sebebi, bunların eski Babil'e kadar uzanan köklerinde yatar.

    http://www.turkish-media.com/arama/index.php?t=sub_pages&cat=131

    http://www.adres.gen.tr/adres/kat/131/astroloji-fal-falcilik.html

    Maddedeki ifadeler:
    Buyurun, sıra geldi KADER BAHSİNE... Astroloji bölümünde insan beyninin aldığı tesirler ile tüm yaşamının programlanmış olduğunu normal şartlarda bunun değişmesinin de asla mümkün olamayacağını açıklamıştık. Yâni bir diğer ifade şekliyle kişinin kaderinin, beynin ilk teşekkül devresinde kozmik kalemle yazılıp bu yazının kuruduğunu ve artık yeni tesirler ile değişmeyeceğini beyan etmiştik. Kader inancı Tanrı'yı kötüleyen bir inanç olarak ortaya çıkmıştır. Kader inancı ile "hayır da, şer de (İyilik te, kötülük te)" Allah'tandır inancı yanyanadır. Eğer iyilik te, kötülük te Allah'tan ise Şeytan'a ne iş düşer? diye sormak doğru olmazmı?
    Kanımca maddede kader inancının çok eskilere uzanan köklerinin ele alınması doğru olacaktır. Özellikle kader inancının astrolojiyle, falcılıkla ve kehanetle, medyumlukla ilgili olan yönleri ve ruhçuluktaki yeri iyi araştırılıp maddeye eklenmelidir.



    İntihar ve Kader

    Ecel maddesinden:
    İslam dininde, Ecel, İnsanın mukadder (Allah tarafından yazılıp kararlaşmış) olan ömrünün nihayetine (son bulmasına) denir. Ecel geldiği zaman, ne bir dakika ileri gider ne de bir dakika geri kalır. İslam inancında insan her ne sebeple ölürse ölsün, eceli ile ölmüş olur.Ecelin ne zaman geleceğini Allah bilir.Yalnız intihar olayı bu durumun dışından bir olaydır.İntihar eden bir kişi için Allah o an ölümü yaratmaktadır.Fakat asla ama asla affı mümkün değildir. Olayları kaderle açıklamaya çalışmak sürekli olarak ortaya binbir çeşit tartışmalı konu çıkarmaktadır.
    • Ecelin ne zaman geleceğini Allah bilir. Yalnız intihar olayı bu durumun dışından bir olaydır.İntihar eden bir kişi için Allah o an ölümü yaratmaktadır.Fakat asla ama asla affı mümkün değildir.
    Ecelin ne zaman geleceğini Allah bilir fakat, intiharı bilemez mi denilmek isteniyor? Önceden bilemediği bu durum da gerçekleştiğinde, o anda (intihar anında) ölümü yaratmaktadır, deniliyor. Yani Allah o kişinin kaderini intihar edecek diye yazmadığı için, sorumlusu intihar eden kişi oluyor ve bu nedenlede asla affı mümkün değildir, deniliyor.
    Kader değiştirilemez sabit bir şey değil midir? Ya da Allah her şeyi önceden, olmadan bilir denilmiyor mu? Yani Allah daha önceden bir kişinin intihar edeceğini biliyor mu, bilmiyor mu?

    Başka bir örnek:


    Melekler de kaderi biliyorlar mı, bilmiyorlar mı?
    • Bakara 30 Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun? dediler. Allah da onlara: Sizin bilemiyeceğinizi herhalde ben bilirim, dedi. *
    Melekler Allah gibi daha olmamış şeyleri önceden bilebilirler mi? Yani gaybı bilirler mi? Melekler "yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun? dediler. Bu melekler daha Allah insanı yaratmadan, ortaya çıkarmadan önce onun ne şekilde bir varlık olacağını ve bu insan denilen varlığın yeryüzünde fesat çıkaracağını ve kan dökeceğini nasıl biliyorlardı? Üstelik melekler çok doğru bir tespitte de bulunabildiler, yani dedikleri doğru çıktı. Gerçekten insanlar fesat çıkarıp, bol bol kan döktüler ve dökmeye de devam ediyorlar. Allah ise "Allah da onlara: Sizin bilemiyeceğinizi herhalde ben bilirim, dedi." Şimdi burada Allah "Sizin bilemiyeceğinizi herhalde ben bilirim" derken neyi kastediyor?

    Kim haklı? Melekler mi, Allah mı?
    • Bakara 31 Allah Adem'e bütün isimleri, öğretti. Sonra onları önce meleklere arzedip: Eğer siz sözünüzde sadık iseniz, şunların isimlerini bana bildirin, dedi.
    • Bakara 32 Melekler: Ya Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz, senin bize öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz alim ve hakim olan ancak sensin, dediler.
    Meleklere bir öğretim verilmedi, Allah Adem'e öğretti ama "önce meleklere arzedip" onlara öğretmediği şeyleri bilmelerini istedi. Onlar da "senin bize öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur." dediler.

    Kim haklı? Melekler mi, Allah mı?
    • Bakara 33 (Bunun üzerine: ) Ey Âdem ! Eşyanın isimlerini meleklere anlat, dedi. Adem onların isimlerini onlara anlatınca: Ben size, muhakkak semavat ve arzda görülmeyenleri (oralardaki sırları) bilirim. Bundan da öte, gizli ve açık yapmakta olduklarınızı da bilirim, dememiş miydim? dedi.
    Melekler de kaderi biliyorlar mı, bilmiyorlar mı?
    ..."

  10. #20
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart

    Alıntı dinliyorum Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İYİ CİN YOKTUR!... KÖTÜ CİNLERDEN BAZILARI İMANA GELMİŞLER!... diye birşey yoktur. Bütün bunlar insanları kandıran cinlerin bir aldatmacasıdır. Müslüman, Hıristiyan cin diye de birşey yoktur. Kandırmacadır. CİNLERİN TÜMÜ KÖTÜDÜRLER. Burada daha uzun açıklamak gereksiz diye düşünüyorum. Cinlerle ve ruhçulukla ilgili foruma eklediğim yazıları okuyabilirsin..."
    Bunu kim söylüyor acaba? İyi cin tabi vardır..Kötüsü de vardır..Asr-ı saadette imana gelen cinler vardır.İslam tarihinde müslüman cinlere eğitim veren evliya,alim zatlar vardır..Osmanlı şeyhülislamı Ebussuud efendi, cinlere fetva ve ders vermesiyle şöhret yapmıştır..Bunun için kendisine şeyhüs-sekaleyn(insanların ve cinlerin şeyhi) denmiştir..Tarih kitapları yazar..
    Unutmayalım ki,cinler de imtihanda bizim gibi..İnsanların da kötüsü var,cinlerin de..İnsanların da iyisi var,cinlerin de..


    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Matrix Geyikleri
    By Hanedan19 in forum Mizah
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21.12.08, 17:03
  2. Matrix ve Mum sohbeti fikir alışverişi
    By matrix in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21.07.08, 17:39
  3. Kader Utansin Kahrolsun Kader Gibi İfadeleri Kullanmak Doğru mudur?
    By BiKeS_ in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 13.08.07, 11:25

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0