+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: “Ağlayın Ey Müslüman Kardeşlerim, Ağlayın!..”

  1. #1
    Vefakar Üye fezapilotu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    28
    Mesajlar
    433

    Standart “Ağlayın Ey Müslüman Kardeşlerim, Ağlayın!..”

    -Hekimoğlu İsmail Beyefendi için-

    Bu başlığı, “Bugün” gazetesinde günlük sütunum olan “Duyuşlar”da, 1971 yılındaki mahkûmiyetime sebep olan yazım için kullanmıştım… Teessüf ve teessürle öğrendiğim muhterem Hekimoğlu İsmail Bey’in mahkûmiyet haberi, 23 yıl sonra aynı başlığı sütunumda kullanmama sebep oldu. Haberi duyan her Müslüman’ın duyduğu şok hissini ben de duydum, diyemem. Çünkü değerler manzumesinin alt-üst olduğu, ölçü ibaresinin laçkalaştığı, cücelerin devleşip devlerin cüceleştirildiği, “mazlum”un “maznun”, “masum”un “mahkûm” hükmüyle damgalandığı bir hengâmede, üstelik aynı akıbete duçar kalmış biri olarak, bu haberi şaşırtıcı ve gayri kabil bulmam mümkün değildi. Ne var ki, haberi duyan her Müslüman’ın duymuş olduğu o büyük acıyı, o derin ıstırap ve kederi ben de can evimden duydum.

    Evindeki istirahatını ve şahsi her türlü rahatını terk ederek, ibret dolu feragat ve fedakârlıklarla, ömrünün her dakikasını, dinine, vatanına ve nice ihanetlere kurban edilmiş olan biçare milletine hizmet yolunda harcayan, milyonlarca Müslüman’ın ve ölü maneviyatlarına ab-ı hayât sunduğu nice imanlı gencin gönlünde taht kurup, baş tacı ettiği böylesine mümtaz ve cemiyete faydalı bir şahsiyeti, devlet ve devletin adli mercileri “altın şeref madalyaları” ile taltif edip, mükâfatlandıracaklarına, önce “maznun” daha sonra da “mahkûm” hükmüyle zindanlara atsınlar…

    İnanmanın ve inandığımı savunmanın cezasını çekmek üzere hapsedildiğim zindanda kaleme alarak, mahkumiyetime sebep olan devrin Cumhurbaşkanı’na (Cevdet Sunay) hapishaneden postaladığım iki şiirim geldi ister istemez aklıma… Ve acı acı. “Yıllar geçmesine rağmen, arada değişen fark nedir ki?.. Zulüm aynı zulüm, mazlum ise, alnına “mahkum” yaftası vurulmuş aynı mazlum” diye düşündüm.

    İthaf olunması gerekenlere ibret olur düşüncesiyle, arz ediyorum:

    Bir gün elbette Hakk’ın divanı kurulacak,

    O yüce mahkemede hesaplar görülecek.

    Zalim bilinen mazlum, masum görünen zalim

    Kimmiş, hakkıyla ancak orada bilinecek!..

    VE… KELEPÇELİ FİKİRLER

    Mahpus kalem şunu sorar.

    Dilsiz ağız, neye yarar?

    Konuşmak yok, yazmak yasak,

    Fikirlere kelepçe var.

    Hakkı hakça yazamazsın,

    Düşmanına kızamazsın

    Müslümanca gezemezsin,

    Hüküm budur, budur karar!

    Düzen bozucu yazarı,

    Kızıl, hain hilekarı,

    Bin maskeli sahtekarı

    Acep hangi savcı sorar?


    Maskeleri indir şöyle,

    Sen yaz hele, hakkı söyle,

    Hakim beyler işte böyle

    Mikroskopla bir suç arar!

    Taştan oyma zindanlara,

    Kirli, kara tavanlara,

    Kedi gibi sıçanlara

    Sabretmezsen sana zarar!

    Sen mahkumsun, fikrin mahpus,

    Emir serttir: “Konuşma sus!”

    Söz ve yazı bize mahsus,

    “Kanunlar tek bize yarar!”

    Sabredersen Şule eğer,

    Bir gün davan arşa değer.

    Anladın ki en son meğer

    Yaraları zaman sarar,

    Önünde bak, ne günler var!


    Bugün malum zihniyet, Hekimoğlu İsmail Bey’e ne gariptir ki kendisinin kaleme aldığı “Minyeli” kitabını yaşatıyor. Zira çok iyi biliniyordu ki, “Minyeli Abdullah”ı, asıl adı Ömer Okçu olan Hekimoğlu İsmail’den başkası hakkını vererek temsil edemezdi… Sonra değil mi ki “Minyeli Abdullah”, afişlerde, basında, efkar-ı umumiyede büyük yankılar uyandırmakta ve üstelik her daim gündemdeydi… O halde Hekimoğlu ism-i müstearıyla eserin yazarı Ömer Okçu da gündeme getirilmeliydi… Aksi halde laikliğin elden gitme tehlikesi mevzu bahisti.

    Ve ne yapılıp edildi, sonunda muvaffak olundu… “Minyeli Abdullah”ı, “Erzincanlı Ömer” canlandıracaktı… Bu, üstelik gerçek bir senaryo, gerçek bir film olacaktı… Bizzat yazarı tarafından yaşanmış bir senaryonun, kendi hayât sahnesinde gösterilecek olan filmi, mutlaka daha alaka çekici bulunacaktı…
    Mahkumiyet kararından sonra masum ve mazlum dava kardeşim muhterem Hekimoğlu İsmail Bey’in “Minyeli”sini bir kere daha gözyaşlarımla okudum. Fakat gözlerim, Abdullah’ın hakim huzurundaki cihanı titretecek manalarla yüklü şu sözlerinden ayrılamıyordu bir türlü:


    “Ben bir Müslüman olarak inanıyorum ki, Allah’ın izni olmadan bir kuş kanadını kımıldatamaz. Dolayısıyla beni kader mahkum etti. Ben sizden tahliyemi, yahut beraatımı istemeyeceğim. Yalnız bir hususu çok rica edeceğim. Yarın adl-i ilahide mesul olmamanız için, adaletinize zarar getirmeyecek şekilde hareket ediniz. Ben de size bu hususta yardımcı olacağım. Zira Mısır’ın bütün müesseseleri tek tek bozulsa, yalnız adliye, adaletini muhafaza etse; Mısır yine payidar olacaktır. Bütün müesseseler mazbut olsa da, sadece adliye gayesinden inhiraf etse, Mısır tarumar olur, temelinden çöker.

    Muhterem hakimler!.. Ben sadece bir Müslüman’ım. Bir cemiyete ve partiye bağlı değilim. Anarşiyi önlemekte hükümete yardımcıyım. Çünkü gönüllere yerleştirilecek Allah sevgisi, her müminin içinde bir polis gibi bekleyecektir!..”

    Sonra yine Hekimoğlu Bey’in MAZNUN isimli eserini aldım elime ve heyet-i hakime huzurunda serdedilen şu sözlerle bugünkü ahval arasındaki benzerliğe hayret ettim:

    “Muhterem Hakimler!

    Bu Müslüman milletin dinine yapılan taarruzları karşılamak ve suçluların cezalandırılmasını istemek, Savcı Bey’in en kutsi vazifesidir. Demek din aleyhindeki komiteler, ehli imanın mukaddesatına caniyane taarruzlar, hakaretler yapsınlar, onlar serbest bırakılsın, o feci ihanetler laikliğe aykırı görülmesin, onlara kanun tatbik edilmesin… Ehli iman hukukunu müdafaaya teşebbüs edince hemen dizi propaganda, laikliğe aykırı yaftaları, cebri bir surette yapıştırıp, hapislere atılsın, mahkumiyetleri istensin. Acaba böyle bir kanunsuzluk, böyle bir zulüm, hangi memleketin adalet tarihinde mevcuttur.”

    İşte ben de bunun için haklı olarak ve üstüne basa basa söylüyorum ya, dünkü gibi bugün de: “AĞLAYIN EY MÜSLÜMAN KARDEŞLERİM; AĞLAYIN!” diye…

    Ve bu uzunca yazımı, ömürlerini ancak olanlara ağlamakla geçiren ehli rahat Müslümanlara ithafen yazmış olduğum bir dörtlüğümle bitirmek istiyorum:

    Bu davada yorulmadan zaferi ummak muhal

    Gece-gündüz çalışmazsak, devam edecek bu hal,

    Ellerini böğründe sen, umursamaz, bağlarsın,

    Erkek gibi çalışmazsan, kadın gibi ağlarsın.

    Bu yazı Şule Yüksel'in "Bize Ne Oldu" kitabından alıntıdır.


    turban-basortusu-bezide-bekir-ziya-deveci.jpg


    Ey gönül Hakk'a Aşk'ı olmayanın,
    Aşk'a Hakkı olur mu..?


  2. #2
    Dost Göksel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2012
    Bulunduğu yer
    zonguldak
    Mesajlar
    10

    Standart

    Bir gün elbette Hakk’ın divanı kurulacak,

    O yüce mahkemede hesaplar görülecek.

    Zalim bilinen mazlum, masum görünen zalim

    Kimmiş, hakkıyla ancak orada bilinecek!..

    VE… KELEPÇELİ FİKİRLER

    Mahpus kalem şunu sorar.

    Dilsiz ağız, neye yarar?

    Konuşmak yok, yazmak yasak,

    Fikirlere kelepçe var.

    Hakkı hakça yazamazsın,

    Düşmanına kızamazsın

    Müslümanca gezemezsin,

    Hüküm budur, budur karar!

    Düzen bozucu yazarı,

    Kızıl, hain hilekarı,

    Bin maskeli sahtekarı

    Acep hangi savcı sorar?


    Maskeleri indir şöyle,

    Sen yaz hele, hakkı söyle,

    Hakim beyler işte böyle

    Mikroskopla bir suç arar!

    Taştan oyma zindanlara,

    Kirli, kara tavanlara,

    Kedi gibi sıçanlara

    Sabretmezsen sana zarar!

    Sen mahkumsun, fikrin mahpus,

    Emir serttir: “Konuşma sus!”

    Söz ve yazı bize mahsus,

    “Kanunlar tek bize yarar!”

    Sabredersen Şule eğer,

    Bir gün davan arşa değer.

    Anladın ki en son meğer

    Yaraları zaman sarar,

    Önünde bak, ne günler var! cok begendım.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Risale-i Nur’daki “Edebiyat Tadı” ve “Bambaşka Türkçe”
    By Şahide in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 26.03.09, 07:12
  2. Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 02.12.08, 09:20
  3. “Nobel Ödülü”nü Alan İlk Müslüman İlim Adamı‏
    By insirah in forum Bilişim Haberleri ve Bilimsel Makaleler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.04.08, 17:20
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.02.08, 17:50
  5. Az Gülün Çok Ağlayın Hadis-i Şerifi
    By Hatice_ in forum Hadis-i Şerifler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.02.08, 18:34

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0