Hz. Hüseyin’in (radıyallahu anh) şehadetinden kısa bir zaman sonra, bir gün, tâbiînin büyük imamlarından Hasan Basri’nin (radıyallahu anh) yanına bir Iraklı gelir ve ona elbisesindeki pire kanının namaz kılmaya mâni olup olmadığını sorar. Hasan Basri (radıyallahu anh) bu adama şu cevabı verir: “Şu Iraklıların hâline bakın! Peygamberin ciğerpâresi Hüseyin’in kanını döküyor, sonra da gelip pire kanının hükmünü soruyorlar!.”



Bu hâdise bana köyümüzdeki bir adamı hatırlatır: Bu adam, kurbağayı alarak ayaklarından tutup ikiye ayırdıktan sonra ağzına atar ve bunu mârifet sayarmış. İşte bu şahıs bir gün babamın yanına gelerek seccadesinden bir fare geçtiğini söyleyip, bu seccadenin üzerinde namaz kılıp kılamayacağı hususunda fetva isteyince babam ona yukarıdaki hikâyeyi anlatarak cevap vermiş. Daha sonraları babam, büyük kabahatler işledikleri hâlde bunları görmezlikten gelerek küçük hâdiselerle uğraşan kişilerin hallerini her dile getirişinde bu iki hâdiseyi beraberce anlatıp çevresindekileri düşündürürdü.




Fasıldan Fasıla
-
M.Fethullah GÜLEN