+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2
Like Tree1Beğeni
  • 1 tarafından YİĞİDO

Konu: Faturamızı Said Nursi ve talebeleri ödedi

  1. #1
    Yasaklı Üye YİĞİDO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2011
    Mesajlar
    1.075

    Standart Faturamızı Said Nursi ve talebeleri ödedi

    Faturamızı Said Nursi ve talebeleri ödedi
    11 Ekim 2011 / 18:02
    Barla Platformu Koordinatörü Said Yüce açılış programında bir konuşma yaptı

    Risale Haber-Haber Merkezi
    Bediüzzaman ve talebelerinin hayatlarından kesitler sunan “Barla, Kastamonu ve Emirdağ” sergileri Isparta’da açıldı. Barla Platformu Koordinatörü Said Yüce açılış programında bir konuşma yaptı. İşte o konuşma:
    Bugün, bizden evvelki nesillerin hayal bile edemeyecekleri bir refah seviyesinde yaşıyoruz. Fakat bu refah seviyesinin bize aradığımız huzur ve mutluluğu getirdiğini söylemek kolay değildir. Herhangi bir anda, dünyanın dört bir yanında cereyan etmekte olan savaşları, dökülen kanları, terör olaylarını, insanların birbirlerine verdikleri zararları dikkate aldığımızda, sadece maddî imkânların insanlığa aradığı huzur ve mutluluğu vermediğini, veremeyeceğini açıkça görüyoruz. Huzur ve mutluluk bir yana dursun, gelişen imkânlar, insanların tahrip gücünü de inanılmaz bir şekilde arttırıyor ve hayatımızı dört bir yandan tehdit ve tehlikelerle kuşatılmış bir hale sokuyor. Bu da bizi, “Eğer huzur ve mutluluk getirmeyecekse bir medeniyet ne işe yarar?” sorusuyla karşı karşıya getiriyor.
    Bugünlerden çok önce, böyle bir geleceğe insanların dikkatlerini çekmeye çalışan bir büyük mütefekkirin sesi yankılanıyordu ülkemizde. “Dünya büyük bir manevî buhran geçiriyor” diyordu bu ses. Ve buhranın kaynağına işaret ediyor, çözümünü gösteriyordu:
    “Mânevî temelleri sarsılan garp cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir veba, bir tâun felâketi, gittikçe yeryüzüne dağılıyor. Bu müthiş sârî illete karşı İslâm cemiyeti ne gibi çarelerle karşı koyacak? Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl formülleriyle mi? Yoksa İslâm cemiyetinin ter ü taze iman esaslarıyla mı? Büyük kafaları gaflet içinde görüyorum. İman kalesini, küfrün çürük direkleri tutamaz. Onun için, ben yalnız iman üzerine mesaimi teksif etmiş bulunuyorum.”
    BU KADAR HADİSE BEDİÜZZAMAN’IN ÖMRÜNÜN BU İLK YARISINA SIĞDI
    Bu ses, bir insan ömrü içinde çağların inkılâplarına şahit olmuş ve bu büyük hadiseler içinde çekmediği çile kalmamış bir İslâm âlimine, Bediüzzaman Said Nursî’ye ait idi.
    Bediüzzaman Hazretlerinin hayatı, bir insanın hayatı değil, sanki bir bedenin içinde yaşanmış kalabalık bir cemaatin hayatı gibi renkli ve maceralıdır. Bu hayat içinde talebelik, müderrislik, hapishane, savaş meydanları, esir kampları, idam sehpaları, infaz mangaları, ihtilâller, sürgünler, işgal ordusuna kafa tutmak, en yüksek ilmî ve içtimaî mahfillerde sözü dinlenir bir kimse olmak, önce Mecliste törenle karşılanıp arkasından sürgüne gönderilmek gibi, pek çok hayatı doldurmaya yetecek hadiseler, Bediüzzaman’ın ömrünün bu ilk yarısına sığmıştır.
    Diğer yandan, bütün bu çalkantılar, Bediüzzaman’ın bu kadar verimli bir ömür sürmesinin en başta gelen sebebi olmuştur. Zira karşılaştığı her buhran ve yaşadığı her macera, onu çözüm üretmeye, geleceğe yönelik fikirler geliştirmeye ve halkı irşad edici eserler vermeye sevk etmiştir. Bu arada ülkenin ve İslâm âleminin birlik ve bütünlüğünü hedef alan çeşitli tuzakların dış güçler tarafından tezgâhlanıyor olması, Bediüzzaman’ın nazarını istikbale yöneltmiş ve onu bütün gücüyle milletin birliğini sağlayacak formüller üretmeye zorlamıştır.
    DOĞUDAKİ ÜNİVERSİTE KURULMUŞ OLSAYDI
    Bu formüllerin en önemli ve kapsamlı olanı, Medresetü’z-Zehrâ ideali idi. Doğu vilâyetlerinde din ve fen ilimlerinin beraberce okutulacağı ve Türkçe ile beraber Arapça ve Kürtçenin de konuşulabileceği bir üniversite anlamını taşıyan bu proje, hem bu milletin fertlerini birbirine en sıcak duygularla kaynaştıracak, hem de yeni yetişen nesilleri yıkıcı ve bölücü cereyanlara karşı sağlam bir yapıya kavuşturacak bir formül içeriyordu.
    Eğer bundan bir asır önce ortaya atıldığı zaman derhal bu projenin uygulamasına geçilip de hiç değilse üç tane Doğu vilâyetinde bu mânâda birer üniversite açılmış olsaydı, bu üniversitelerin vücuda getireceği ilim, irfan ve kardeşlik ortamında, hiç şüphesiz, ülkemiz bugünkünden çok farklı bir yerde olurdu. En azından, bugün bizi kara kara düşündüren problemlerin pek çoğu, nice zaman önce tarihe karışmış bulunurdu.
    Şu kadar var ki, Bediüzzaman’ın Medresetü’z-Zehrâ projesi, onun ilk olarak ortaya attığı şekilde değilse de, daha yaygın bir şekilde, bugün Risale-i Nur olarak yaşanmaktadır. Bunun en açık delili, Risale-i Nur okuyan kitleler arasında tahripçi ve bölücü akımların hiçbir zaman kendisine yer bulamamış olması ve Risale-i Nur talebelerinin bulundukları yerlerde bu tür akımlara karşı aşılmaz bir set oluşturmasıdır.
    VERDİĞİ HABERLERİN GERÇEKLEŞTİĞİ BİR ZAMANDAYIZ
    Bundan bir asır önce, Bediüzzaman ülkemizin ve İslâm âleminin geleceği hakkındaki uyarı ve tekliflerini yaparken, onun sözlerinin çok iyi anlaşılmamış olmasını bir derece anlayışla karşılamak mümkün olabilir. Çünkü o istikbal hakkında konuşuyordu; çağdaşlarının ekseriyeti ise o kadar uzak bir geleceği görebilecek durumda değillerdi.
    Bugün ise, onun verdiği haberlerin gerçekleştiği bir zamandayız. Yırtılacak dediği müstebidane perdeler yırtılmış, esaret altındaki İslâm ülkeleri bağımsızlıklarını kazanmış, “Kur’ân’ı Müslümanların elinden almalıyız” diyen İngiliz devlet adamının kütüphanesine Bediüzzaman’ın eserleri okunur olmuştur. Böyle bir zamanda, içimizde nifak tohumlarını yeşertmeye çalışanlara karşı çaresizlik içinde bocalayıp dururken, hâlâ Bediüzzaman’ın teşhis ve tekliflerine karşı duyarsız kalmanın mazereti olamaz.
    Birinci Said döneminde araya giren mâniler, onun bu projesinin hayata geçirilmesine imkân vermedi. Cumhuriyet döneminde ise, büyük kafalar Bediüzzaman’ı dinlemediler, dinlemek istemediler. O da büyük kafaları dinlemeden bir iman inşası faaliyetine koyuldu. Çünkü kaybedilecek zaman yoktu. O gün takip edilen politikaların sonucunu görmek için beklense, geri dönüşü mümkün olmayan bir noktaya çoktan gelinmiş olacaktı.
    NUR KAHRAMANLARINI RAHMETLE VE MİNNETLE ANIYORUZ
    Yüce Allah, onu bu dâvâsında yalnız bırakmadı. En çaresiz günlerinde iken, onun imdadına sadakat timsali insanları gönderdi. Şansız, şöhretsiz, sıradan kimselerdi bunlar. Üstad Bediüzzaman, Risale-i Nur adı verilen bu benzersiz eserleri bir bir yazdıkça, onun etrafında kümelenen insanlar da bu eserleri yaymak için hayatlarıyla nice destanlar yazdılar. Bu vesileyle buradan “Nur” ve “Gül Fabrikası”nın kalemleriyle destanlar yazan kahramanlarını, fedakar “mübarekler heyetini”, cesaretleriyle eşsiz hizmetler gören “Nur Postacılarını”, Bu muhteşem Kur an hakikatlerini muhtaçlara ulaştırmada eşlerine cansiperane yardım eden Ümmühan hanımı, Zehra anneyi ve daha nice isimsiz şefkat kahramanlarını dönemin amansız baskı ve takiplerine karşı sıkı sıkıya kapatılmış perdelerin ardında mum ışığında sabahlara kadar Risale-i Nurları yazan Sav köyünün ve diğer köylerin gelinlerini, genç kızlarını, yaşlılarını gençlerini hatta çocuklarını, Barla sıddıklarını, Isparta kahramanlarını, iman ve Kur an hizmeti uğrunda şahid olmuş merhum Binbaşı Asım Beyi, Hafız Aliyi, Hasan Feyziyi rahmetle ve minnetle anıyoruz.
    Barla’da başlayan macera, Isparta’da, Eskişehir’de, Kastamonu’da, Denizli’de, Afyon’da, Emirdağ’da devam etti. Bu dönemlerin hepsi de ya hapis, yahut hapisten beter bir sürgün hayatı demekti. İnsanlığın en temel problemlerine çözüm getiren ve okuyucuya ebedî bir hayatın hazlarını yaşatan eserler bu şartlar altında telif edildi ve bu şartlar altında elden ele dolaşarak yurt sathına yayıldı.
    O büyük insanın vefatından bu yana geçen yarım asır içinde çok şey değişti. Artık bu kitapları okuyan insanlar başlarına bir kötülüğün geleceğinden endişe etmiyorlar. İman hakikatlerinin müştakları, herhangi bir baskına uğrama korkusu taşımadan bir araya geliyorlar ve bu eserlerdeki doyumsuz Cennet kokularını beraberce teneffüs ediyorlar. Eserler memleket sınırlarını aşalı yıllar oldu; artık dünyanın dört bir köşesinde Risale-i Nur’lar yayınlanıyor, okunuyor, son derece nitelikli ilmî çalışmalara konu oluyor.
    HAK VE HÜRRİYETLERİMİZİN FATURASI ÇOK AĞIR BİR ŞEKİLDE ÖDENDİ
    Fakat o günlerden bugünlere kolay gelinmedi. Bizim bugün rahatça kullandığımız hak ve hürriyetlerimizin faturası, bizden öncekiler tarafından çok ağır bir şekilde ödendi. Bugün biz, kapımızın davetsiz bir misafir tarafından çalınma endişesini taşımaksızın koltuğumuza oturup da bu eserlerden birinin kapağını açtığımız zaman, o kitabın ve bu rahatlığın hangi çileli yollardan geçerek bize kadar ulaştığını düşünmeli ve bizim ebedî saadetimiz için bu çileleri gönüllü olarak çeken insanları bir rahmet duasıyla hatırlamalıyız.
    İşte bu sergi, o çileli yolun önemli kesitlerini huzurlarınıza getirmek suretiyle böyle bir hatırlatma görevini üstlenmiş bulunuyor. Bu kesitlerde, Bediüzzaman Said Nursî’nin ilk hayatından başlamak üzere, Risale-i Nur’u doğuran şartlar ve o büyük doğuştan sonra, Bediüzzaman’ın vefatına kadar bu cihanşümul dâvâ uğrunda yaşanan ibret levhalarını bulacaksınız.
    Bu vesileyle Isparta Eğitim ve Kültür Vakfıyla birlikte düzenlediğimiz bu sergiye katılımınızdan dolayı şükranlarımızı arz ederken 20. yüzyılın en büyük iman inşasının başlatıldığı Isparta’da Bediüzzaman’a ve Isparta kahramanlarına layık bir müzenin ve tüm fonksiyonlarıyla teşekküllü bir külliyenin kurulması temennisiyle…
    nevnihal bunu beğendi.

  2. #2
    Dost enesbahadiroglu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2011
    Mesajlar
    25

    Standart

    paylaşım için çok teşekkür

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Nur Talebeleri ve DP
    By nurlu dağ in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 10.12.09, 17:17
  2. Said Nur ve Talebeleri
    By aşk-ı ilahi in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03.02.09, 16:11
  3. Said Nursî ve Nur Talebeleri Risâleleri Nasıl Okurlardı?
    By SeRDeNGeCTi in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 16
    Son Mesaj: 17.12.07, 12:43
  4. Said Nursi Ve Talebeleri....
    By güldestenur in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.06.07, 15:46

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0