Hazreti Sehl’in bir çocuğu vardı. Annesi, çocuk bir şey istediği zaman, Allah’u Teâlâ’dan iste! diyordu. Çocuk masum bir sine ile secdeye kapanıp duaya başlıyor, annesi de o secdede iken arzuladığı şeyi getirip sessizce yanına bırakıyordu. Böylece çocuk, verilenin ötesinde vereni görüyor, bu ahlak kanına işliyor, ruhuna O’nun varlığı ve her şeyin O’ndan olduğu düşüncesi çentik çentik kazınıyor, aradaki sebeplerin elinde hakiki bir tesir olmadığı anlatılmış oluyordu. Bu durum uzun süre devam etti.

Bir gün annesi evde yokken çocuğun canı bir şey istedi. Her zamanki yaptığını yaptı ve secdeye kapandı. Rabbine dua ediyor, maksudunu O’ndan istiyordu. Allah(c.c.), çocuga istediğini ihsan buyurdu. Annesi eve geldiğinde elindekileri gördü ve nereden aldığını sordu. Çocuk, kendi safiyeti ile:

- Her zamanki yerden anneciğim, dedi.

Çocukların duru vicdanlarına iman, hiçbir kalabalığa ve karışıklığa meydan verilmeden, olabildiğince net, duru ve samimi ifadelerle anlatılmalıdır. Bir ömür boyunca alabileceği en etkili ders, ispata ihtiyaç hissedilmeden kanına damlayan o terütaze ifadeler olacaktır. Hakikatleri ana hatları ile çocukların ruhuna nakşeden anne baba, onu yeşertip geliştiren muallimdir. İspat ve ikna dersleri bir sonraki merhaledir.