+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7

Konu: Başarı Hikayeleri

  1. #1
    Ehil Üye delailinnur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    1.368

    Standart Başarı Hikayeleri

    BAŞARININ SIRRI

    Maddi durumu iyi olmayan bir ailenin ferdiyim. İlkokulu bitirdikten sonra okuyamadım. Çünkü arkamda üç kardeşim, annem ve babam vardı. Onlara bakmam gerekiyordu. Para kazanmak, aileme bakmak için bir şeyler yapmalıydım. 11 yaşında elma şekeri sattım, ayakkabı boyacılığı yaptım. Boyacılık yaparken bir gün buzdolabı, çamaşır makinesi, soğuk hava odası tamir eden biriyle tanıştım. İşte, hayatım değişmeye başlamıştı. O kişinin yanında işe başladım. Dokuz sene çalıştıktan sonra işletmenin sahibi oldum. Kardeşlerimi evlendirdim. Hepsinin çocukları oldu. Ben de evlendim. Babamı emekli ettim. Şu an yanımda çalışan elemanlarım var. Kısacası benim için başarının sırrı, anne babayı mağdur etmemek, dürüst olmak, yaptığın işe saygı duymak...Bu kadar basit.

    Salim Enbilimli
    İlaçların en hayırlısı KUR'AN'dır!

    Şüphesiz ALLAH ve Melekleri Peygambere
    Salat ederler.Ey İman Edenler,siz de O'NA
    Salat edin ve tam bir teslimiyetle O'NA Selam verin.(Ahzab-56)
    "İlmi, amel için öğreniniz. Çokları bunda yanıldı. İlimleri dağlar gibi büyüdü, amelleri ise zerre gibi küçüldü."
    İbrahim bin Edhem (r.a.)

  2. #2
    MütevekkiL
    Guest MütevekkiL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    hay maşaAllah çok güzel paylaşım,

  3. #3
    Ehil Üye **Muttakİ** - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İSTANBUL
    Mesajlar
    1.650

    Standart

    Maşallah abim ne mutlu size...Niyet esas olunca devamı geliyor Allahın izniyle...Rabbim başarınızı şevkinizi şevkatinizi hizmetinizi daim eylesin....

    Misafirlik tuhaf şey...
    Oradasın,ama oralı değilsin...
    Önüne sofralar kuruluyor,izzet-ikram görüyorsun ama hiç bir şey sana ait değil...
    Rahatın yerinde de olsa kalkıp gideceksin birgün,gitmek zorundasın...
    Misafirlik dünya hayatına ne çok benziyor ve dünya hayatı misafirliğe...


    Hizmette SINIR ve SİNİR yoktur

  4. #4
    Ehil Üye **Muttakİ** - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İSTANBUL
    Mesajlar
    1.650

    Standart

    Benim babam islamiyeti yoğun yaşamayan bir insan.Annem de çok ihlaslı biri.Süleyman Hilmi Tunahan talebelerinden.Babam gençliğinden beri karşı çıktı anneme derselere gitmelerine ablalarımın kuran kursuna gitmesine vs..
    Annem,babama rağmen hiç yılmadı evlatlarını kuran ahlakıyla yetiştirebilmek için elinden gelen yaptı.Başarılı olduda annem....Şimdi babam'ın yeni fovorisi benim.Derslere gitmeme pek musade etmiyor kılık kıyafetime bile karışıyor.
    Ama annem bize "Allahın emrettiğini kul yasaklayamaz"diye öğretti bizde annemin bize öğrettiği yolda ilerlemeye çalışıyoruz.Allah ondan razı olsun

    buda annemin başarısı....

    Rabbim ona dünya ve ahiret saadeti,babamada hidayet nasip etsin inşallah....

    Misafirlik tuhaf şey...
    Oradasın,ama oralı değilsin...
    Önüne sofralar kuruluyor,izzet-ikram görüyorsun ama hiç bir şey sana ait değil...
    Rahatın yerinde de olsa kalkıp gideceksin birgün,gitmek zorundasın...
    Misafirlik dünya hayatına ne çok benziyor ve dünya hayatı misafirliğe...


    Hizmette SINIR ve SİNİR yoktur

  5. #5
    Ehil Üye delailinnur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    1.368

    Standart Ayakkabı Dükkânında Çalışmak Gerçek Bir Eğitimdi !

    Ayakkabı Dükkânında Çalışmak Gerçek Bir Eğitimdi


    Lütfen geç kalma, belki sorun çıkar" dediler, ben de onun titiz olduğunu düşünerek zamanından önce buluşacağımız yerde oldum. Zira günler öncesinden kıpırdamaya başlamıştı bu röportaj için, içim... Yıllardır dünyanın en önemli şirketlerinde, dev isimlerle çalışmış olması değildi beni ona çeken aslında... Kimileri için "çelişkiler kralı" olan, benimse daha çok "mistik, tezatlarla dolu bir ülke" tanımına sığındığım Hindistan?da bir ayakkabıcı dükkânından çıkıp Harvard?a nasıl ulaştığıydı merak ettiğim...

    Fotoğraflarından tanıdığım adam, odanın en uzak köşesinde, ışığa sığınmış, iki büklüm yazı yazıyordu. Galiba biraz çekinerek ve sessizce yanına yaklaştım. Gözüm, hemen yanı başında duran, yaşlı, yol almaya hazır bekleyen valize takıldı. Gerçekten kurulu bir düzeni, evi yok muydu? Konferanslar arası mekik dokuyarak mı yaşıyordu?

    Her sorumu özenle -ve bence, ?pratik ve gerçek dünyaya dair öğütler verir? sıfatına uygun olarak- yanıtladı. Arada "İstediğiniz gibi oluyor mu, beklediğiniz cevapları alabiliyor musunuz?" diye sorarken atıştırdığı simidi sevdiğini hissettim. Bense, gömleğinin cebine sıraladığı kalemler ile kravatının ne kadar uyumlu olduğunu düşündüm o lahza, bir dem...

    Sonra, yanından ayrıldıktan çok sonra fark ettiğim, kitabını imzalarken benim için yazdığı şu cümleye takıldı aklım: "İyi bir lidersin." Emindim, işte bu kez yanılmıştı...

    Eviniz, kurulu bir düzeniniz yok mu gerçekten? Hayatınız şirketler arasında mekik dokuyarak mı geçiyor?
    Doğru... Çoğu insan ?evim, ailem, çocuklarım olsun? ister. Herkes farklı...

    Siz neden böyle bir hayatı tercih ettiniz?
    Ben seçmedim aslında, hayatım böyle... Hayattan çok zevk alıyorum. Şu anda yapmak istediğim şeyi yaşıyorum, hayalimi yaşıyorum.

    Anladım, bir gün bu koşuşturmaya ?dur? demeyi de düşünmüyorsunuz siz, emekli olmayı...
    Yaptığım şeyi çok seviyorum. Dolayısıyla neden durayım?

    Hindistan?da küçük yaşlarda ailenize ait bir ayakkabı dükkânında çalışmaya başlamışsınız... Bugün o günleri hafızanızdan geçirdiğinizde neler düşünüyorsunuz?
    Harika, gerçek bir eğitim, gerçek bir okuldu benim için.

    O günlerin bugün bulunduğunuz konuma etkisi oldu mu?
    Tespitiniz çok doğru, aynen öyle. O zaman edindiklerimi hâlâ ama bugün daha büyük bir ölçüde kullanıyorum.

    Sizi Hindistan?daki ayakkabıcıdan çıkarıp Harvard?a nasıl bir yol götürdü?
    Sadece odaklandım ve bu şekilde başardım.

    Hedefinize mi odaklandınız, doğru mu anladım?
    Hayır, yaptığım şeye odaklandım. Hiç büyük bir planım yoktu kafamda, yani ?buradan çıkayım, işleri büyüteyim, şöyle olayım? diye. Ama yaptığım şeylere odaklandım. Odak bence en önemli şey.

    Hayatınızın bir dönüm noktası var mı?
    Yok, dönüş noktası diyebileceğim tek bir olay yok aslında. Ama şöyle diyebilirim: Odaklanıp yolunuza devam ediyorsunuz ve bir şekilde yolunuzu bularak ilerliyorsunuz.

    Hindistan?ın gelişimiyle ilgili neler düşünüyorsunuz? Hindistan bugün özellikle mühendislik alanında dünyaya işgücü sunan bir ülke konumunda. Sizce nereye gidiyor?
    Hindistan gerçekten büyüme fırtınası içerisinde. Son derece büyük bir entelektüel sermaye, zihin sermayesi var ve gerçekten ülkeye doğrudan yabancı yatırım çok fazla miktarda gidiyor. Hindistan?ın sorunu, alt yapı; elektrik, su, yol... Çin ve Hindistan ilerleme kaydediyor -bazen biri önde, bazen diğeri- başa baş gidiyorlar.

    Neden kitap yazmak istediniz?
    58 yaşına kadar kitap yazmak gibi bir düşüncem yoktu, yazmadım zaten. Daha sonra insanlar hep bana şunu sordular: Ne zaman kitap yazacaksın, kitabın ne zaman çıkıyor? Yazdığım ilk gerçek kitap, yönetim kurumlarıyla ilgili bir kitaptı ve başarı gösterdi. İyi tepkileri görünce daha fazla yazmak için kendimi yüreklendirdim.

    Kitaplarınız en çok satanlar listesine giriyor? Bu durumu neye bağlıyorsunuz? Bir de bu bağlamda şunu sormak isterim: CEO?ların neden size ihtiyacı var?
    Hayatta benim tek bir amacım var; yazdığım şeyin insanlara yardımcı olmasını istiyorum. CEO?lar için de aynı şey geçerli; onların daha iyi olmalarına yardımcı olabiliyorsam onlarla çalışıyorum, eğer olamayacaksam hiçbir manası yok.

    Yeni bir kitap yazıyor musunuz?
    Evet... 2008?in Ocak ayında inovasyonla ilgili bir kitabım daha yayımlanacak. Yine çok büyük bir şirketin CEO?suyla birlikte yazacağımız bir kitap olacak bu. İnovasyonu çok basit, pratik ve gündelik bir eylem haline nasıl getirebiliriz, bunu irdelemek istiyorum. Herkes yapabilir; ben de, siz de...

    ?Bir işi başarılı bir şekilde yönetme konusunda, bir sokak satıcısıyla, büyük bir şirketin CEO?su çok benzer şekilde düşünür demişsiniz?? Bu düşüncenizi biraz açar mısınız?
    Dünyada ?küçük iş? dediğimiz işleri iştirak edenlerin sayısı çok fazla ve bence gerçekten onların beyinlerinde bir iş çekirdeği var. Günün, yılın sonunda eğer nakit para kazanmazlarsa hayatta kalamıyorlar. Dolayısıyla ?neyi alacaklar, ne kadar alacaklar, nasıl alacaklar, ne kadar fiyata alacaklar, kime satacaklar, hangi marjlar söz konusu olacak?? gibi konulara çok önem veriyorlar. ?Eğer mallarını satamazlarsa ne yaparlar?? Nakit para kazanmak için fiyatları aşağı çekerler değil mi? İşin tabiatında da aslında -her yerde, her zaman- bu var. Her büyük iş, kuruluş için de aslında aynı şey söz konusu. Şimdi, Fiat?ı, Volkswagen?ı ele alalım. Bu gibi şirketlerin başındaki kimseler de aslında aynı maddeleri düşünüyor: ?Marj nedir, pazar payı nedir, nakit akışı nasıl olacak?? Benzerlik de işte burada.

    İyi bir lideri, CEO?yu birkaç kelimeyle nasıl tanımlarsınız?
    Çok harika bir soru gerçekten... ?İyi CEO? diye bir şey yoktur aslında. Neden biliyor musunuz; iyi bir CEO?nun her şirkete gidip, her şirkette başarı göstermesi gerekir ama böyle bir şey yok... İşte ilk adım bu. Aslında bunu anlamamız gerekiyor. Dolayısıyla soru şöyle oluyor:

    Oraya iyi uyacak kişi, nasıl biri olmalı?
    En önemli nokta, ufka bakmak ve değişimi önceden görebilmek. İkinci özellik, bir yol çizebilmek. Üçüncüsü ise iyi, doğru insanları seçebilmek. Dördüncüsü de sonuçları yönetebilmek. Yeterli değil bunlar ama, olması gereken 4 temel özellik.

    Peki, herkesin içinde bir lider var mı gerçekten?
    Her insan bir şarkı mırıldanır ama herkes müzisyen değildir. Herkes spordan hoşlanır ama herkes sporcu olamaz. Dolayısıyla liderlik de buna benzer, yani her insanda olduğunu söyleyemeyiz; bazılarında az, bazılarında çok var. Her insanın liderlik vasfı değerlendirilebilir: Ne kadar liderlik var içinde, ne kadar yok? İyi mi, kötü mü?

    Bugüne kadar çalıştığınız hangi CEO?nun sizin üzerinizde etkisi oldu?
    Birden fazla CEO?dan çok şey öğrendim. Larry Bossidy, Jack Welch, Ivan Seidenberg, Michael Wisbrun ve KlM?nin CEO?larından Leo Van Wijk hakikatten muazzam, yaptıkları işte çok iyi başarı gösteren insanlardı. Onlardan çok şey öğrendim.

    Bir CEO?nun yapabileceği en büyük hata nedir sizce?
    İyi performans göstermeyen işlerle ya da süreçlerle ilgilenmemek, onları göz ardı etmek ve kötü haberlere kulak tıkamak. İşte yapabilecekleri en büyük hatalar.

    En başarılı CEO?lara İK öğreten liderlik uzmanı olarak tanıtılıyorsunuz. İlk derste ne anlatmaya çabalıyorsunuz?
    İyi, doğru insanları seçin.

    Türk ekonomisi krizlerle harmanlı bir ekonomi, zemini kaygan. CEO?lara önerileriniz neler?
    En önemli nokta şu: İniş çıkışlarla baş edebilecek bir para yöntemi bulmak zorundalar ve kuruluşlarını bu değişkenlikle başa çıkabilecek güçlerle donatmalılar. Ayrıca her zaman için belli bir para akışı sağlamalılar.

    Şirketler değişime ayak uydurmak zorunda kalacak, diyorsunuz. Şirketler bu değişim sürecine nasıl ayak uyduracak?
    İnsanların önce bir tavra sahip olması gerekiyor. İnsanlar değişimi aramalı, bunu pratiğe dökmeli ve değişimin içeriğini bulmalı. Değişimin içeriğine bakıldığında da, işte burada fırsatlar karşılarına çıkacak. Ve daha sonra sahip oldukları tavrı kullanarak işe yarayan ve yaramayan şeyleri ayıracaklar. Buradaki en büyük hata şu: İnsanlar tavırlarını değiştiremiyor; yapılan en büyük yanlış bu aslında. Tavır değişikliği lazım.

    Şirketlerin büyümesinde inovasyonun önemli rol oynadığını düşünüyor, son dönemde de inovasyonla büyüme üzerine kitaplar yazıyorsunuz? İnovasyon şirket için hayati bir öneme mi sahip sizce?
    İnovasyon, pek çok insan için, bir dehânın yepyeni bir ürün tasarlaması, üretmesidir. Büyük şirketler için yeni bir tanımını yapmak mecburiyetindeyiz. Bu tanım da şöyle bir şey olsa gerek: Herkesten, her yerden fikirler edinin ve bu fikirleri, tüketicinin alacağı bir şekle dönüştürün, daha sonra bunu satışa sunun. P&G?ın inovasyon tanımı böyle ve bence harika bir tanım. Bunu yaptığınızda inovasyon sadece dâhilerin yaptığı bir şey olmaktan çıkıyor.

    İnternet çağında olduğumuz için dünyanın her yerindeki dehâlardan fikir alabilir ve bunları büyütebiliriz. P&G böyle bir şirket; fikirlerin yüzde 50?si dışarıdan geliyor. Eğer değişimin devamlı olacağına inanıyorsanız mutlaka inovasyona ihtiyacınız var. İnovasyon olmadan hayatta kalmanız mümkün olmayacaktır.

    İnovasyona çalışanların da katılması gerektiğini düşünüyorsunuz...
    Evet, herkesin hem de devamlı olarak katılması gerek. Tıpkı tedarik zinciri gibi, inovasyonda her zaman risklerinizi elinize alırsınız ve bunu bir şekilde başarıya dönüştürürsünüz.

    İnovasyonla ilgili belli başlı yapılan yanlışlar neler?
    Hatalar, bunu düzenli süren bir süreç haline getirmemekten kaynaklanıyor. Anlatabiliyor muyum, düzenli süren bir süreç haline getirmek lazım. Pek çok şirketin inovasyonunun büyük bir kısmını teknoloji oluşturuyor. Bunun bir kötü yanı yok, ama burada ki hata şu; bu teknolojiyi kullanırken aslında gerçekten tüketiciye odaklanmıyorlar. İnovasyonu yaparken, tüketiciyi gözlemlemiyorlar. Bir diğer hata; teknolojiden anlayan insanlar ile müşteriden anlayan insanları bir araya getirmiyorlar.


    Kaynak: Milliyet İnsan Kaynakları Gazetesi/Betül Yüzüncüyıl Tavlı
    İlaçların en hayırlısı KUR'AN'dır!

    Şüphesiz ALLAH ve Melekleri Peygambere
    Salat ederler.Ey İman Edenler,siz de O'NA
    Salat edin ve tam bir teslimiyetle O'NA Selam verin.(Ahzab-56)
    "İlmi, amel için öğreniniz. Çokları bunda yanıldı. İlimleri dağlar gibi büyüdü, amelleri ise zerre gibi küçüldü."
    İbrahim bin Edhem (r.a.)

  6. #6
    Ehil Üye delailinnur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    1.368

    Standart Öğretmenim Bugün Aynı Annem Gibi Kokuyordunuz :(

    Öğretmenim bugün aynı annem gibi kokuyordunuz...

    Okulun ilk gününde 5. sınıfın önünde dururken, öğretmen çocuklara bir yalan söyledi.
    Çoğu öğretmen gibi, öğrencilerine baktı ve hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi.
    Ancak bu imkânsızdı, çünkü ön sırada oturduğu yerde bir yana kaykılmış ismi Mustafa Yılmaz olan bir erkek çocuk vardı.

    Bayan Mediha bir yıl önce Mustafa'yı izlemişti ve diğer çocuklarla iyi oynamadığını, elbiselerinin kirli olduğunu ve sürekli olarak kirli dolaştığını gözlemişti.
    İlave olarak Mustafa tatsız olabiliyordu.
    Bu öyle bir noktaya geldi ki, Bayan Mediha onun kâğıtlarını büyük bir kırmızı kalemle işaretlemekten, kalın çarpılar (x ) yapmaktan ve kâğıdın üstüne büyük? F?
    (en düşük derece) koymaktan zevk alır oldu.

    Bayan Mediha'nın okulunda, her çocuğun geçmiş kayıtlarını incelemesi gerekiyordu ve Mustafa'nın kayıtlarını en sona bıraktı.
    Ancak, onun hayatını göz den geçirdiğinde, bir sürpriz ile karşılaştı.

    Mustafa'nın birinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
    Mustafa gülmeye hazır parlak bir çocuk.
    Ödevlerini derli toplu ve temiz yapıyor ve çok terbiyeli.
    Onun etrafta olması çok eğlenceli?

    İkinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı: Mustafa mükemmel bir öğrenci,
    sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor, ama annesinin ölümcül bir hastalığı olduğu için sıkıntı içinde ve evde ki yaşamı mücadele içinde geçiyor.

    Üçüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı: Mustafa'nın annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Mustafa elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor, ama babası ona ilgi göstermiyor ve eğer bazı adımlar atılmazsa evde ki yaşamı yakında onu etkileyecek.

    Mustafa'nın dördüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
    'Mustafa içine kapanık ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor.
    Çok fazla arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor.

    Bunları okuyunca, Bayan Mediha problemi kavradı ve kendinden utandı .
    Öğrencileri ona güzel kurdelelerle ve parlak kâğıtlara sarılmış hediyeleri getirdiğinde bile çok kötü hissediyordu.

    Mustafa'nın hediyesini alıncaya kadar bu böyle devam etti.
    Mustafa'nın hediyesi bir marketten aldığı kalın, kahverengi ambalaj kâğıdı ile beceriksizce sarılmıştı.
    Bayan Mediha onu diğer hediyelerin ortasında açmaktan acı duydu.

    Bayan Mediha pakette taşlarından bazıları düşmüş yapma elmas taşlı bir bilezik ve çeyreği dolu olan bir parfüm şişesini çıkarınca çocuklardan bazıları gülmeye başladı.
    Ama o bileziğin ne kadar güzel olduğunu haykırdığında çocukların gülmesi kesildi.
    Bileziği taktı ve parfümü bileklerine sürdü.

    Mustafa, o gün okuldan sonra öğretmenine şunu söylemek için kaldı.
    Öğretmenim bugün aynı annem gibi kokuyordunuz.
    Çocuklar gittikten sonra, Bayan Mediha en az bir saat ağladı.
    O günden sonra, okuma, yazma ve aritmetik öğretmeyi bıraktı.
    Bunun yerine, çocukları eğitmeye başladı.

    Bayan Mediha, Mustafa ya özel ilgi gösterdi.
    Onunla çalışırken, zihni canlanmaya başlıyor görünüyordu.
    Onu daha fazla teşvik ettikçe, daha hızlı karşılık veriyordu.

    Yılın sonuna kadar Mustafa sınıfta ki en zeki çocuklardan biri oldu ve tüm çocukları aynı derecede sevdiğini söylemesine rağmen, Mustafa onun gözdelerinden biri idi.

    Bir sene sonra, Bayan Mediha kapısının altında Mustafa dan bir not buldu, ona hala tüm yaşamında sahip olduğu en iyi öğretmen olduğunu söylüyordu.

    Altı yıl sonra Mustafa dan bir not daha aldı.
    Liseyi bitirdiğini, sınıfında üçüncü olduğunu ve onun hala hayatındaki en iyi öğretmen olduğunu yazmıştı.

    Bundan dört yıl sonra, bazı zamanlar zor geçmesine rağmen okulda kaldığını, sebatla çalışmaya devam ettiğini ve yakında kolejden en yüksek derece ile mezun olacağını yazan başka bir mektup aldı.
    Yine Bayan Mediha'nın tüm yaşamında ki en iyi ve en favori öğretmen olduğunu yazmıştı.

    Sonra dört yıl daha geçti ve başka bir mektu p geldi.
    Bu kez fakülte diplomasını aldıktan sonra, biraz daha ilerlemeye karar verdiğini açıklıyordu. Mektup onun hala karşılaştığı en iyi ve en favori öğretmen olduğunu açıklıyordu. Ama simdi ismi biraz daha uzundu.
    Mektup söyle imzalanmıştı,Y.Doç. Dr. Mustafa Yılmaz ( Tıp Doktoru)

    Öykü burada bitmiyor.
    Görüyorsunuz, ortaya çıkan başka bir mektup var.
    Mustafa bir kızla tanıştığını ve onunla evleneceğini söylüyordu.
    Babasının birkaç hafta önce vefat ettiğini açıklıyordu ve evlenme töreninde Bayan Mediha'nın damadın annesine ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu.

    Şüphesiz Bayan Mediha bunu kabul etti. Ve tahmin edin ne oldu?
    Taşları düşmüş olan o bileziği takti.
    Dahası, Mustafa'nın annesinin süründüğü parfümden sürdü.
    Birbirlerini kucakladılar ve Dr. Mustafa, Bayan Mediha'nın kulağına şöyle fısıldadı,

    'Bana inandığınız için teşekkür ederim, öğretmenim.
    Bana önemli olduğumu hissettirdiğiniz ve bir fark meydana getirebile ceğimi gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim'

    Bayan Mediha, gözlerinde yaşlarla fısıldadı, söyle dedi, Mustafa, yanlış şeylere sahiptim.
    Bir fark meydana getirebileceğimi bana öğreten sensin.
    Seninle tanışıncaya dek, nasıl öğreteceğimi bilmiyordum'.

    Birinin Hayatında Bir Fark Oluşturmaya Çalışın.
    Bunu iletin,birinin yüreğini ısıtın,
    hayatında bir fark oluşturmaya çalışsın...
    İlaçların en hayırlısı KUR'AN'dır!

    Şüphesiz ALLAH ve Melekleri Peygambere
    Salat ederler.Ey İman Edenler,siz de O'NA
    Salat edin ve tam bir teslimiyetle O'NA Selam verin.(Ahzab-56)
    "İlmi, amel için öğreniniz. Çokları bunda yanıldı. İlimleri dağlar gibi büyüdü, amelleri ise zerre gibi küçüldü."
    İbrahim bin Edhem (r.a.)

  7. #7
    Müdakkik Üye Dürre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    968

    Standart

    Alıntı muttaki hayrunisa Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Benim babam islamiyeti yoğun yaşamayan bir insan.Annem de çok ihlaslı biri.Süleyman Hilmi Tunahan talebelerinden.Babam gençliğinden beri karşı çıktı anneme derselere gitmelerine ablalarımın kuran kursuna gitmesine vs..
    Annem,babama rağmen hiç yılmadı evlatlarını kuran ahlakıyla yetiştirebilmek için elinden gelen yaptı.Başarılı olduda annem....Şimdi babam'ın yeni fovorisi benim.Derslere gitmeme pek musade etmiyor kılık kıyafetime bile karışıyor.
    Ama annem bize "Allahın emrettiğini kul yasaklayamaz"diye öğretti bizde annemin bize öğrettiği yolda ilerlemeye çalışıyoruz.Allah ondan razı olsun

    buda annemin başarısı....

    Rabbim ona dünya ve ahiret saadeti,babamada hidayet nasip etsin inşallah....
    aminnnnn.... annenizin ellerinden öperim maşallahhh

    Seherlerde eser bâd-ı tecellî
    “Uyan ey gözlerim vakt-i seherde.
    “İnâyethah zidergâh-ı İlâhi
    “Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,
    “Uyan ey kalbim vakt-i fecirde,
    “Bikün tevbe, bicu gufran, zidergâh-ı İlâhî.


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Albatros Hikayeleri - Evde Köpek Beslenmez
    By Serdar Yıldırım in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21.03.14, 10:07
  2. Risaledeki Hikayeleri Bulmam Gerekiyor, Yardim Eder misiniz?
    By monalisa in forum İstek, Öneri ve Forum Yardımı
    Cevaplar: 16
    Son Mesaj: 01.08.09, 01:56
  3. İnanılması Güç Sağlık Hikâyeleri
    By 1kul in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 02.02.09, 11:25
  4. Bilim Adamlarının Hayat Hikayeleri
    By ahmetsait59 in forum Bilişim Haberleri ve Bilimsel Makaleler
    Cevaplar: 31
    Son Mesaj: 18.04.08, 10:31
  5. Dolmuş Hikayeleri..
    By asya in forum Mizah
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 30.10.07, 10:15

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0