Hazreti Omer, baba bir, ana ayri olmasina ragmen kardesi Zeyd'i asiri derecede severdi. Cunku Zeyd, kendisinden once Islam'a girmis, kendisinden once hicret etmis, butun savaslara da katilmisti.

Hatta Bedir Savasi'na giderken dusman oklarindan koruyan tek zirhi kendisi almayip kardesi Omer'e birakmis, Omer de agabeyi Zeyd'in giymesini istemis, boylece zirh ortada kalmis, savasa ikisi de zirhsiz gitmislerdi. Sonra Hazreti Ebu Bekir'in (radiyallahu anh) zamaninda, 632'de yalanci peygamberler savasinda cok sevdigi kardesi Zeyd sehit olmus, boylece Hazreti Omer de ihlas timsali Zeyd icin; "Benden once Islam'a girdi, benden once sehitlik rutbesine erdi." diyerek gozyasi dokmustu.

Bir gun Medine carsisinda Mutemmim'le karsilasti. Mutemmim de ayni savasta oldurulen kardesi Malik icin gozyasi dokuyor, soyledigi icli siirlerle sakinlesmeye calisiyordu. Keske dedi, ben de senin gibi icli siirler soyleyebilsem de kardesim Zeyd icin duydugum acilarimi birazcik teskin edebilsem. Mutemmim buna itiraz ederek soyle cevap verdi:

- Ya Omer, dedi, benim kardesim Malik, yanlis tarafta yer alarak Muslumanlara karsi savasirken olduruldugu icin agliyorum. Eger senin kardesin Zeyd gibi imanlilar arasinda yer alarak sehit olsaydi ben uzuntulu siirler soyleme ihtiyaci duymaz, sevinc kasideleri dinletirdim sizlere! Bu degerlendirmeyi dinleyen Hazreti Omer:

- Mutemmim! dedi, simdiye kadar beni hic kimse boylesine gercek bir sozle teselli etmedi. Gonlumde yanan atese bir kova su doktun bu yorumunla.

Boylece ihlas timsali kardesi icin duydugu aciyi azaltan Hazreti Omer, bir gun Medine'de sokak ortasinda Zeyd'in katiliyle yuz yuze geliverdi. Butun duygulariyla kendini toparlayan Hazreti Omer, can yakici sorusunu sordu:

- Kardesim Zeyd'i olduren sen miydin? Adam sakin ve kararli sekilde; 'Bendim' dedikten sonra:

- Ya Omer, dedi, acele etme, beni dinle, kararini ondan sonra ver; sen adaletli bir insansin, senin verecegin karara ben simdiden raziyim, diyerek Hazreti Omer'e tum uzuntulerini unutturan su degerlendirmeyi yapti:

- Zeyd, o savasta beni kufur uzere iken oldurebilirdi. Ama Rabb'imin takdirine bak ki, Zeyd'in eliyle beni cehenneme gondermedi, ama beni Zeyd'in hucumundan koruyarak yasatip iman nasip etti. Benim elimle de Zeyd'e sehitlik takdir edip onu da cennetteki sehitlerin makamina yukseltti. Ey Omer! Sen bu iki Ilahi takdirin hangi yanindan uzuntu duyuyorsun? Benim Zeyd'in eliyle kufur uzere olmeyip bana iman nasip etmesinden mi uzgunsun; yoksa Zeyd'in benim elimle sehit olup da cennette sehitlerin makamina ucmasindan mi? Kaldi ki, ya Omer, artik savas bitmis, baris devresi baslamis, ustelik ben de imanla sereflenmis, seninle kardes olmusuz!

Bunlari derin bir degerlendirme ile dinleyen Hazreti Omer'in bir vasfi da 'vakkaf'likti. Yani bir yanlisi duzeltmek uzere hizla giderken karsisina aniden bir dogrunun cikmasi halinde hemen fren yapip zink diye durur, karsisina cikan yeni dogruyu direnmeden kabullenirdi. Ayni vasfini burada da gosterdi. Bakin yeni kararini nasil verdi:

- Sukrederim Rabb'ime ki, savasta olen kardesime sehitlik, kalan katiline de iman nasip eyleyip bana kardes eylemis! Inaniyorum ki mahserde olen sehitle olduren mumin cennete dogru el ele tutusup birlikte yuruyecekler. Oyle ise once biz burada kol kola yurume ornegi verelim Medine sokaklarinda da, kimse sana karsi bir dusmanlik duygusu tasimasin, iki taraf arasinda kardesligimizi bozacak tatsiz bir olay yasanmasin.

Ne oldu bundan sonra biliyor musunuz? Kol kola birlikte yuruduler Medine sokaklarinda, savasta Zeyd'i sehit ettikten sonra barista saf degistirip Musluman olan yeni din kardesiyle birlikte.

Bu tarihî olaya siz ne dersiniz bilemem. Ama ben, 'Iste Islam, iste Musluman' diyorum!