+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Hz. Ali nin Oğlu Hz. Hasana Mektubu.

  1. #1
    Gayyur Gnbt44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    94

    Standart Hz. Ali nin Oğlu Hz. Hasana Mektubu.

    HZ. ALİN’ NİN OĞLU HZ. HASAN’A MEKTUBU.



    Zamanın çetinliğini ikrar eden, geçici olduğunu bilen,ömrü sona eren, kadere boyun eğen, dünyayı kınayan, ölüler yerinde yurt tutan, yarında şu dünyadan göçüp gidecek olan fani babadan ! Dilediğini elde edemeyen, helak olup göçenlerin yoluna giden, hastalıklara amaç olan, zamana rehin edilmiş bulunan, musibet oklarına hedef kesilen, dünyaya tutsak olup zanlara kapılan, aldanıp duran, ölüme borçlu ve esir, mihnetlere giriftar, hüzünlere eş, afetlere nisan olan, dileklere kapılmış, ölülerin yerine geçmiş oğula.

    Dünyanın bende yüz çevirdiğini anladım; zamanenin bana karşı serkeşlik ettiğini bildim. Ahretin, bana benden başkasını düşündürmeyecek, ardımda kalanları hatırlatmayacak. Kendi derdim, bütün insanların derdini bana unutturacak bir halde yöneldiğine kanaat getirdim. Bu hal bana oyuna gelmez bir işi, yalanı olmayan bir gerçeği açıkladı, ona gayret etmeme sebep oldu. Seni vücudumdan bir parça olarak gördüm, hatta canım, bedenim olarak tanıdım. Öylesine ki sana bir musibet gelse bana gelmiş olur, ölüm sana gelmiş çatsa beni almış olur. Seni düşünmem, bana kendimi unutturdu da, ölsem de, kalsam da tutmanı dileyerek bu vasiyet nameyi yazdım.

    Oğulcağızım! Allah’ tan çekinmeni, emirlerine itaat etmeni, ona kalbini onarmanı, onun ipine yapışmanı tavsiye ederim. Sen; ona yapışırsan, seninle Allah arasında ondan daha sağlam hangi sebep hangi vesile var ki?
    Kalbini öğütle dirilt, zahitlikle öldür, tam inançla kuvvetlendir,hikmetle aydınlat, ölümlü anmakla alçalt, yok olacağına inandır, dünya elemleriyle görüş sahibi et, zamanın saldırısından, gecelerle gündüzün kötü geçişinden çekindir onu. Göçüp gidenlerin hallerini anlat göster ona, senden öncekilerin başlarına gelenleri söyle ona, o gelip geçenlerin ülkelerinde gez onlardan kalanları gör, neler yapmışlar, nereden göçmüşler, nereden ayrılmışlar, nereye konmuşlar seyret. Göreceksin ki onlar dostlardan ayrıldılar, gurbet diyarına göçtüler, az zaman sonra sende onlardan biri gibi olacaksın, şu halde konacağın yeri düzelt, ahretini dünyaya satma.

    Bilmediğin şey hakkında söz söyleme, gerekmediği zaman söze girişme. Sapıklık olduğundan korktuğun yola gitme, çünkü sapıklık şaşkınlığı zamanında o yoldan dönmek, korkulara çatmaktan yeğdir. İyiliği buyur da sen de iyilerden ol, kötülüğü dinle, dilinle men et de bu çabanla kötülüğü edene karşı dur. Allah yolunda seni, hiçbir kınayan kınayamaz. Nerede olursan ol, gerçek için çetinliklerin en çetinlerine dayan. Din hükümlerini öğren. Bütün işlerinde Allah’ a sığın, böyle yaparsan tam koruyan bir koruyucuya, tam üstün bir men edene dayanmış, sığınmış olursun.

    Dilediğin şeyde Rabbine özü doğru ol, çünkü vermek de onun elindedir vermemek de. Hayrı çok dile, vasiyetimi anla, başka yollara yönelme, çünkü sözün hayırlısı fayda verenidir. Bil ki, hayır yoktur fayda vermeyen bilgide, bellenmesi doğru olmayan bilgiden faydalanmakta mümkün değildir.
    Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size niye azab etsin ki? Allah şükrün karşılığını verendir, hakkıyla bilendir. (Mübarek Nisa Süresi)

  2. #2
    Gayyur Gnbt44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    94

    Standart

    Oğulcağızım, ben gördüm ki kocadım, gördüm ki zaafım artıp duruyor, sana vasiyet etmeye koyuldum, gönlümdekileri sana söylemeden ecelim gelir, yahut bedenimin zayıflaması gibi reyimde zayıflık olur, yahut da dileklerin kavraması, dünya fitnelerinin gelip çatması engel olur, sende buyruk tutmaz serkeş deveye dönersin dedim; bu vasiyeti yazmaya giriştim. Çünkü genç adamın gönlü bir şey ekilmemiş alana benzer, oraya ne ekilirse tutar, boy atar. Bende gönlüm dileklere düşüp katılaşmadan, aklım dünya dertlerine düşmeden, tecrübe edenlerin uğraşıp sınamalarına düşerek elde ettikleri edepleri sana söylemeye başladım, böylece arayıp dilemek zahmetine düşmezsin, tecrübe ilaçlarıyla sağ esen kalmaya muhtaç olmazsın. Bunları aramak zahmetiyle tecrübelerle elde edilenleri sana sunulmakta, evvelce bizce karanlıkta kalanları apaydın sana gösterilmekte.

    Oğulcağızım ben, benden öncekiler kadar yaşamadım, fakat onların yaptıklarına baktım, haberlerini öğrendim, düşündüm, eserlerini seyr ettim, böylece de onlardan biri oldum, hatta onların ilkinden sonuncusuna kadar onlarla ömür sürmüşe döndüm, hallerinin durusunu, bulanığından ayırdım, faydalısını zararlısından ayırdım, her işin büyüğünü en güzelini sunuyorum sona, bilinmezini atıyorum, söylemiyorum sana. Esirgeyen bir baba olarak seni düşündüğümdendir ki söyleyeceğim edeplere muttasıf olmanı istiyorum, daha gençsin ömrün uzun, zamanın seni kul etmesini, iyi ve esen bir niyete tertemiz bir ruha sahip olmanı diliyorum. Önce üstün ve ulu Allah’ ın kitabını öğrenmeni, te’vilini bilmeni, İslam şeriatını ve hükümlerini helalını, haramını iyice anlamanı vasiyet ediyorum. Vasiyetime bununla başlıyorum, bunlardan başka bir şeyle başlamıyorum.

    Sonra insanların, dileklerine düşüp kendi reylerine uyup şüphelere düştükleri, ayrılığa uğradıkları şeylere düşmenden korkuyorum, nitekim şüphelere düşmüşlerdir, ayrılığa uğramışlardır da. Onlar için seni uyarmayı, görmediğim halde sana söylemek, daha doğru geldi bana, dilerim ki Allah doğru yolu bulmanda, dilediğim gerçeğe ermende sana başarı verir, bu vasiyeti yormayı sana bırakıyorum.

    Bil ki oğulcağızım vasiyetimden tutacağın şeylerin bence en sevimlisi, Allah’ tan çekinmen, Allah’ ın farzlarını yerine getirmen, senden önce gelip geçen atalarının, ehlibeytinden temiz kişilerin yolunu tutmandır. Onlar, yaptıklarına dikkat ettiler, senin dikkat ettiğin gibi, onlar, işlediklerini düşündüler, senin düşündüğün gibi. Sonra onlar, içinden çıkamayacakları şeyleri bıraktılar, şüpheli gördüklerinden vazgeçtiler. Ama onların yolunu tutmaz da nefsin seni buna zorlarsa, iyice anlamak, iyice bilmek şartıyla bu yolu tut. Şüphelere uymak, düşmanlıklara başvurmak yoluyla değil.Böyle bir işe girişmeden önce Allah’tan yardım iste, rızasına mazhar olman, seni şüpheye düşürecek her çeşit fenalıkta bulunmaman, seni sapıklığa götürecek şeylerden kurtulman için başarı dile. Gönlünün arılığa ulaştığına iyice inandın, aklın yattı, reyin işte toplandı, bütün düşüncelerin, bir tek düşünce haline geldi mi de sana anlattıklarıma bak, onları hatırla. O iş gönlüne hoş gelmez, görüşüne düşüncüne uygun olmazsa bil ki geceleyin gözü görmeyen deve gibi bilmeden adım atıyorsun, karanlıklara dalıyorsun. Dini dileyen kişinin bilmeden adım atması, hakla batılı birbirine karıştırması caiz olmaz, bu çeşit şeyden el çekmek daha doğrudur, oğulcuğum, vasiyetimi iyi anla.
    Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size niye azab etsin ki? Allah şükrün karşılığını verendir, hakkıyla bilendir. (Mübarek Nisa Süresi)

  3. #3
    Gayyur Gnbt44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    94

    Standart

    Bir de bil ki ölümün sahibi yaşayışın da sahibidir. Yaratan, öldürendir, yok eden, tekrar diriltendir. Dert veren , derdi giderendir. Dünya, Allah’ ın nimetler verdiği, fakat sınamalara da uğrattığı, yaptıklarınıza ahrette karşılık olarak mükafat ve mücazat takdir ettiği bir yurttur, bir halde kalmaz, daha senin bilmediğin, onun dilediği şeyler vardır ki anlatılmaz. Bu işlerden biri seni işkile düşürünce bunu, onu bilmediğine ver, çünkü sen önce bilgisiz yaratıldın, sonra bilgi sahibi oldum. Nice şeyler vardır ki bilmezsin o işlerde ne yapacağını şaşırırsın, gözün görmez olur da sonra görür anlarsın. Seni yaratana, sana rızık verene, senin yaratılışını düzgün bir hale getirene yapış, kulluğun ona olsun, rağbetin ona yönelsin, korkun ondan olsun.

    Bil ki oğulcağızım hiçbir kimse, noksan sıfatlardan münezzeh Allah’ tan haber geldiği gibi haber getirmemiştir. Ondan razı ol da seni bolluğa iletsin, kurtuluşa yöneltsin. Ben sana öğüt vermede kusur etmiyorum, fakat sen, kendine ne kadar dikkat edersen et, hayrını benim kadar göremezsin.

    Şunu bil ki oğulcağızım, Allah’ ın ortağı olsaydı onun Peygamberleri de gelirdi sana. Onun tasarruf ve kudret eserlerini de görürdün, onun işlerini de, sıfatlarını da tanırdın. Fakat kendisini övdüğü gibi bir Allah’tır o, kudretin de ona zıt bir varlık yoktur, zevali olamaz , ebedidir o. Evveldir eşyadan, evveline bir evvel olmaksızın, ahirdir eşyadan, sonuna bir son bulunmaksızın. Zatı büyüktür, rab oluşunu gönülle gözle kavramaya hacet kalmaksızın. Bunu böyle bildin mi, senin gibi kadri küçük, kudreti az aczi çok, Rabbine ihtiyacı fazla kişiye nasıl hareket etmek gerekse öyle hareket et, ona itaat etmekte, azabından korkmakta, cezasından çekinmekte o çeşit davran, çünkü o sana ancak güzel şeyleri buyurmuştur, seni ancak çirkin şeylerden men etmiştir.

    Oğulcağızım, sana dünyaya, dünya ahvaline, onun zevaline, halden hale girişine dair haberler verdim, ahretten, ahret ehline hazırlananlardan da seni haberdar ettim. İbret alman ona göre harekette bulunman için ikisine dair sözler söyledim örnekler getirdim. Dünyayı deneyen, dünya halini bilen kişi, yıkık-dökük, kıtlık ve darlık bir yerden yola düşen topluluğa benzer, yolun zahmetine katlanırlar, dostların ayrılığına dayanırlar, yolculuğun güçlüğüne sabrederler, yolda hoşa gitmeyen azığı yeter bulurlar, sonunda da gep-geniş hoş mu hoş olan yerlerine varıp karar ederler. Artık onlar için bu yolculuğun ne bir elemi kalmıştır, ne bir güçlüğü, ziyanı onlar için konacakları yere yaklaşmaktan daha sevimli, varacakları yere ulaşmaktan daha iyi bir şey yoktur.
    Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size niye azab etsin ki? Allah şükrün karşılığını verendir, hakkıyla bilendir. (Mübarek Nisa Süresi)

  4. #4
    Gayyur Gnbt44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    94

    Standart

    Dünyaya aldanan kişiye nan-ü nimet bir konaktan kıtlık, kupkuru bir yere göçen topluluğa benzer. Onlara, önce bulundukları yerden ayrılmaktan daha kötü, ansızın öyle bir yere gelmekten daha fena bir şey olamaz.

    Oğulcağızım nefsini kendinle başkaları arasında bir tartı haline getir, kendine yapılmasını, başına gelmesini sevdiğin, dilediğin şeyleri başkaları için de sev, dile, sana yapılmasını başına gelmesini istemediğin şeyi onlar içinde isteme. Nasıl zulme uğramayı istemezsen sende öylece kimseye zulmetme. Nasıl sana iyilik etmelerini istiyorsan sen de başkalarına öylece iyilik et. Başkasında görüp, duyup çirkin bulduğun şeyi, kendin için de çirkin bul. Sana yapılınca razı olacağın şeyi insanlara da yap. Bildiğin az bile olsa zararı yok, fakat bilmediğini söyleme. Sana söylemesini istemediğin şeyi sen de söyleme başkalarına. Bil ki kendini görmek, beğenmek, gerçeğin zıddıdır, akılların afeti.

    Kazanç elde etmeye çalış, kulluk et, başkaları için hazine biriktirmeye bakma. Doğru yola yöneldin mi, Rabbine karşı daha da fazla eğil. Bil ki önünde, uzak mı uzak, çetin mi çetin bir yol var, o yola azıksız düşmemen yükünün de yüngül olması gerek. Götürmeyeceğin yükü yüklenme. Yüklenirsen sana ağırlık verir, vebal getirir. Yok yoksul kişilerden, kıyamet günü, senin azığını yüklenecek birini buldun mu bunu ganimet bil. Yarın ona muhtaç olduğun vakit o, o azığını sana sunar. Ona çok yardımda bulun, kudretin varken yap bunu, çünkü sonra onu ararsın da bulamazsın. Elin genişken senden borç isteyene ver, o da sana, dara düştüğün zaman öder onu.

    Bil ki önünde sarp bir geçit var, orda yükü hafif olanın hali yükü ağır olandan güzeldir. Orada yavaşlayanın hali tez geçenden kötüdür. O geçit seni mutlaka ya cennete götürecektir ya cehenneme atacaktır. Konmadan önce kendine konak hazırla, oraya varmadan ağzını düz, koş, çünkü; ölümden sonra bir hoşluk dilemenin faydası olmadığı gibi dünyaya dönmek de mümkün değil.

    Bil ki göklerin, yeryüzünün hazineleri elinde olan, sana dua etmek için izin vermiş, icabet edeceğini de vaat etmiştir. Dilemeni emretmiştir, dilediğini vermek için. Acımasını istemeni istemiştir, sana acımak için. Seninle arasına bir perde çekmemiştir; seni, onun katında şefaat edecek birisine muhtaç etmemiştir. Kötü bir iş işlersen tövbe etmekten men etmemiştir seni, azabını hemencecik göndererek ukubete salmamıştır seni, tövbeyle ona yüz tutarsan reddedemez, azaba uğramaya layık olduğun suç yüzünden de seni rüsva eylemez. Günah yüzünden tövbeni kabul etmezlikte bulunmaz, cürümünü yüzüne vurmaz, rahmetinden seni meyus etmez. Hatta suçundan geçmeni de bir sevap sayar, yaptığın kötülüğe karşı bir günah yazar, işlediğin iyiliğe karşı on sevap verir. Sana tövbe kapısını açmış özrünü kabul etmeyi vaad etmiştir. Onu çağırdın mı sesini duyar, gizli yalvardın mı gönlündekini bilir. İhtiyacını ona söylersin, gönlündekini ona açarsın, dertlerini ona şikayet edersin, sıkıntılarının giderilmesini ondan istersin, işlerinde ondan yardım dilersin, ömür çokluğu, beden sıhhati, rızık bolluğu gibi ondan başkansının veremeyeceği şeyleri ondan beklersin. Sonra hazinelerinin anahtarlarını da ondan dilemeye izin vererek senin ellerine teslim etmiştir, ne vakit dilersen dua ile nimetlerinin kapılarını açarsın, çorak dilek yerlerini sulamak için rahmetini istersin. İcabeti gecikirse de ümidini kesmemelisin, çünkü vergi ve ihsan niyetle yeksandır. Nice kere isteyenin ecri çoğalsın, umana daha da fazla ihsan edilsin diye icabet gecikir. Nice kere bir şey istersin verilmez, fakat hemencecik, yahut bir zaman sonra ondan daha hayırlısı verilir, ondan daha hayırlısı verilmek için o verilmez, geciktirilir. Nice şeyler vardır ki sen istersin onu, fakat verilirse o yüzden dinin helak olur. Şu halde güzelliği sana kalacak, vebali senden gidecek şey istemelisin. Mal sana kalmaz , sen de ebedi olarak mala sahip olamazsın.
    Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size niye azab etsin ki? Allah şükrün karşılığını verendir, hakkıyla bilendir. (Mübarek Nisa Süresi)

  5. #5
    Gayyur Gnbt44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    94

    Standart

    Bil ki sen ahret için yaratıldın, dünya için değil. Yok olmak için halk edildin, kalmak için değil. Ölüm için varsın sen, yaşamak için değil. Bir duraktasın ki oradan sökülüp atılacaksın. Bir evdesin ki orda emre hazır olacak, bir yoldasın ki o yoldan ahrete varacaksın. Sen, korkanın kurtulamayacağı, dileyenin er-geç bulacağı, önünde sonunda gelip çatacağı ölüme bir avsın, çekin ondan, kötü bir işteyken, kendi kendine bu işten tövbe etmem gerek derken gelip çatmasın, tövbeyle aranı açmasın, yoksa kendini helak ettin demektir.

    Oğulcuğum, ölümü an, birden düşeceğin hali zikret, ölümden sonra o hale düşeceksin. Onu hep önünde bil, görüyorsun, say(çalış) da seni, silahını kuşandığın, kemerini bağladığın bir halde bulsun, ansızın gelip üst olmasın sana. Sakın dünya ehlinin dünya ile oyalanması, ona yapışıp kalması aldatmasın seni. Elbette Allah, dünyayı anlatmıştır sana, elbette dünyada kendini bildirmiştir sana, kötülüklerini açıp yaymıştır, göstermiştir sana. Dünya ehli, ancak üren, havlayan köpeklerdir, av peşinde koşan yırtıcı canavarlardır, bazısı bazısını ısırır, üstünü zebun olanını yer, büyüğü küçüğünü kahreder. Dünya ehli, ayakları bağlı hayvanlardır, bir kısmı da başı boş salıverilmiş hayvanlar, akıllarını yitirmişlerdir, belirsiz bir yola düşüp gitmişlerdir. Ayakları kumlara batar, orda ne bir ot var, ne su var, nede onları sürüp götüren bir çoban var. Dünya onları körlük yoluna sürmüştür, gözlerini hidayet alametlerinden örtmüştür. Dünyaya dalmışlardır, nimetine gark olmuşlardır, onu Rab edinmişlerdir, dünya onlarla oynar, dünya ile oyalanırlar, önlerinde ne var, unutmuşlar. Hele azıcık dayan, karanlık açılır, aydınlanırsın o zaman. Görüyorum, göçler bağlanmış, yükler yüklenmiş. Koşan tez gidene ulaşır elbet.

    Bil ki oğulcağızım bineği geceyle gündüz olan biri kişi, dursa bile gider, oturup dinlense bile yol alır, yeler. İyice bil ki dileğine ulaşamazsın, ecelinden kaçamazsın, sen senden önce gidenin yolundasın. Şu halde dileği azalt. Kazancı güzelleştir, çoğalt, çünkü nice istek vardır ki eldekinden, avuçtakinden eder insanı, her dileyen rızıklanmaz, her az isteyende mahrum kalmaz.

    Nefsini bütün aşağılıklardan üstün tut, seni dileklere çekse bile, çünkü nefsini aşağılatmana karşılık üstün ve yüce bir şey bulamazsın, kendini zelil etmekle kalırsın, hiçbir izzetse, o zillete değmez. Kendini başkasına kul etme; Allah seni hür yaratmıştır. Şerle elde edilen hayra hayır denmez güçlükle ulaşılan kolaylığa kolaylık adı verilmez. Sakın! tamah bineğinden, o seni helak suyunun başına götürür. Gücün yettikçe Allah’ la arana bir nimet sahibi sokma, çünkü sen ancak payını alacaksın, nasibine ulaşacaksın. Hepsi de ondan olmakla beraber, noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’ tan gelen az, halktan gelen çoktan üstündür. Elinden çıkanı sükutunla elde etmek, söze dalıp elde etmekten daha kolaydır. Kaptakini korumak, kapağını sıkı kapamakla mümkündür. Elinde bulanı koruman, başkasının elinde bulunanı istemenden daha iyidir, hoştur bence.Ümitsizliğin acısı, insanlardan bir şey istemekten hayırlıdır, yüz suyu dökmeden yoksulluğa dayanmak, kötülüklere bulanıp zengin olmaktan hayırlıdır. Herkes, kendi sırrını en iyi ve sağlam korur. Nice çalışan vardır ki bu çalışma ona zarar verir. Kim çok söz söylerse hezeyan eder, kim düşünürse basirete erer. Hayırlılarla eş-dost ol, onlardan biri olmaya bak, şerlilerden çekin, onlardan ırak ol. Ne kötüdür haram şey yemek, zulmün en kötüsüyse zayıfa zulmetmek. Yumuşaklığın sertlik sayıldığı yerde sertlik yumuşaklıktan sayılır. Çok zaman ilaç dert olur, hastalık olur. Dert de ilaç kesilir, derman verir. Olur ki öğüt veren,öğüt vermez, öğüt isteyeni kandırır. Dileklere kapılıp dayanmaktan sakının. Onlara kapılmak, dayanmak, ahmakların sermayesidir, akılsa, tecrübeleri bellemek, onları unutmamaktır. En hayırlı tecrübe, sana öğüt veren tecrübedir.
    Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size niye azab etsin ki? Allah şükrün karşılığını verendir, hakkıyla bilendir. (Mübarek Nisa Süresi)

  6. #6
    Gayyur Gnbt44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    94

    Standart

    Her isteyen, istediğini elde etmez, her gurbete giden geri dönüp gelmez.Azığı yitirmek bozguna düşmektir, ahreti berbat etmektir. Her işin bir sonu vardır, nasıl takdir edildiyse sana gelir ulaşır. Ticarete girişen tehlikeye atılmıştır. Nice az vardır ki çoktan daha bereketlidir, daha verimlidir. Aşağılık yardımcıda , kendisinde nifak olan dostta da hayır yoktur. Bineği ram olsada zamana bel verme, sırtını dayama, payını al ondan. Sakın! inada düşmekten, düşmanlığa girişmekten. Kardeşin seni dolaşmamaya başladı, yakınlığı kesti, lütufta dostlukta nekes davrandı, senden uzaklaştı, sana karşı yumuşakken sertleşti, onun kuluymuşsun gibi suç işlediği zaman bile senden özür dilemediği, sana karşı velinimetliğe kalkıştığı zaman, kardeşinden sakın. Bu dediklerimi, yerinden başka bir yerde yapmaktan, yahut ehil olmayanlara bu çeşit muamele etmekten de çekin. Dostuna düşman olanı dost sayma, düşman bil. Kardeşine ister iyi ve güzel görünsün, ister çirkin gelsin, hoşlanmasın, öğüt ver. Öfkeni yen, sonucu bakımından bundan daha tatlı, bundan daha lezzetli bir içim görmedim ben. Sana sert davranana karşı yumuşak ol, belki o da yumuşar. Düşmanına üstünlükle muamele et, bağışla onu, bu hem ona dost oluşun, hem bağışlayanın bakımından iki zaferin de en tatlısıdır. Senden ayrılan kardeşini sen dolaş, gün olur, eyyam olur, belki döner, gene sana gelir. Senin hakkında iyi zan besleyenin zannını gerçekleştir. Seninle arasındaki dostluğa güvenerek kardeşinin hakkını yitirme, hakkını yitirdiğin kişi, kardeşin değildir senin. Ehline karşı kötü kişi olma, sana rağbet etmeyene rağbet etme. Sen kardeşine iyilik ettikçe o, senden ayrılmaz. Sen ona ihsanda bulundukça o sana kötülük edemez. Sana zülüm edenin zulmü gözünde büyümesin. O kendi zararına, senin faydana çalışmaktadır. Seni sevindirene kötülük etmen, yerinde bir iş değildir.

    Bil ki oğulcağızım rızık iki kısımdır. Bir rızkı sen ararsın, bir rızık da var, o seni arar, sen ona varmadan o sana gelir. İhtiyaç zamanında alçalmak, zenginken cefa etmek ne kötü huydur. Dünyada nasibin, ahretini düzdüğün kadardır. Elinden çıkana hayıflanacaksan, sana ulaşmayan her şey için hayıflanadur. Henüz olmayan, gelip çatmayan şeyi olup bitenden anla, çünkü işler , hep bir birine benzer, musibete düşmedikçe nasihatten faydalanmayanlardan olma, çünkü akıllı kişi edeple öğütlenir, hayvanlarsa kötekle. Sabra dayanarak Allah’ a güvenerek dertleri kendilerine at. Orta ve doğru yolu bırakan sapmıştır. Eş dost da soy soptur. Dost, sen yokken sana dostluk edendir. Nice uzak vardır ki yakından daha yakındır, nice yakın vardır ki uzaktan da uzak. Garip o kişdir ki dostu yoktur. Hakka karşı duranın yolu daralır. Kadrini, haddini bilenin kadri baki kalır. Yapışacağın sebeplerin en kuvvetlisi, seninle yüce Allah arasında ki sebeptir. Seni düşünmeyen düşmanındır. Tamah insanı helak edince bir şey elde etmek de ümitsizlik verir. Her ayıp açılmaz, her fırsat hayretmez. Çok olur ki gören kişi yolu azıtır da, kör, doğru yolu bulur. Hemencecik yapmak istediğin kötülüğü geciktir. Bilgisizin senden kesilmesi, seni aramaması, akıllının görüp gözetmesine, gelip dolaşmasına denktir. Kim zamanından emin olursa zaman ona hıyanet eder, kim onu büyük görür, ondan çekinirse ona hıyanette bulunmuş olur. Her ok atanın oku amaca varmaz, her ok hedefe rastlamaz. Buyruk sahibi huyunu değiştirdi mi zamanda değişir. Yola düşmeden dostu sor, eve girmeden komşuyu bul. Senden başkasından nakletsen de güldürecek söz söyleme.Sakın kadınlara danışma, onların reyleri zayıftır, azimleri gevşek, yapacakları işten başka işe koşma onları, çünkü kadın çiçektir koklanır, kahraman değildir, kolu bükülür. Kadını kendi yüceliğinden başka bir yüceliğe yüceltme, kendinden başkasına şefaatçi yapma. Kıskanılacak yerden başka yerde kıskançlığa kalkışma, çünkü bu, doğruyu eğritebilir, iyiyi şüpheli gösterebilir.

    Herkesi yapabileceği işe koş. Böyle yaparsan hizmeti birbirine atamazlar, hizmetten kaçamazlar. Soyuna, boyuna iyilik et, çünkü onlar kanatlarındır. Onlarla uçarsın, onlar aslındır senin, onlara ulaşırsın.Elindir onlar, onlarla saldırırsın.

    Seni dininde, dünyanda Allah’ a ısmarladım. Şu tez geçen dünyada da, bir zaman sonra gelecek ahrette de sana hayırlar dilerim vesselam….










    Her isteyen, istediğini elde etmez, her gurbete giden geri dönüp gelmez.Azığı yitirmek bozguna düşmektir, ahreti berbat etmektir. Her işin bir sonu vardır, nasıl takdir edildiyse sana gelir ulaşır. Ticarete girişen tehlikeye atılmıştır. Nice az vardır ki çoktan daha bereketlidir, daha verimlidir. Aşağılık yardımcıda , kendisinde nifak olan dostta da hayır yoktur. Bineği ram olsada zamana bel verme, sırtını dayama, payını al ondan. Sakın! inada düşmekten, düşmanlığa girişmekten. Kardeşin seni dolaşmamaya başladı, yakınlığı kesti, lütufta dostlukta nekes davrandı, senden uzaklaştı, sana karşı yumuşakken sertleşti, onun kuluymuşsun gibi suç işlediği zaman bile senden özür dilemediği, sana karşı velinimetliğe kalkıştığı zaman, kardeşinden sakın. Bu dediklerimi, yerinden başka bir yerde yapmaktan, yahut ehil olmayanlara bu çeşit muamele etmekten de çekin. Dostuna düşman olanı dost sayma, düşman bil. Kardeşine ister iyi ve güzel görünsün, ister çirkin gelsin, hoşlanmasın, öğüt ver. Öfkeni yen, sonucu bakımından bundan daha tatlı, bundan daha lezzetli bir içim görmedim ben. Sana sert davranana karşı yumuşak ol, belki o da yumuşar. Düşmanına üstünlükle muamele et, bağışla onu, bu hem ona dost oluşun, hem bağışlayanın bakımından iki zaferin de en tatlısıdır. Senden ayrılan kardeşini sen dolaş, gün olur, eyyam olur, belki döner, gene sana gelir. Senin hakkında iyi zan besleyenin zannını gerçekleştir. Seninle arasındaki dostluğa güvenerek kardeşinin hakkını yitirme, hakkını yitirdiğin kişi, kardeşin değildir senin. Ehline karşı kötü kişi olma, sana rağbet etmeyene rağbet etme. Sen kardeşine iyilik ettikçe o, senden ayrılmaz. Sen ona ihsanda bulundukça o sana kötülük edemez. Sana zülüm edenin zulmü gözünde büyümesin. O kendi zararına, senin faydana çalışmaktadır. Seni sevindirene kötülük etmen, yerinde bir iş değildir.

    Bil ki oğulcağızım rızık iki kısımdır. Bir rızkı sen ararsın, bir rızık da var, o seni arar, sen ona varmadan o sana gelir. İhtiyaç zamanında alçalmak, zenginken cefa etmek ne kötü huydur. Dünyada nasibin, ahretini düzdüğün kadardır. Elinden çıkana hayıflanacaksan, sana ulaşmayan her şey için hayıflanadur. Henüz olmayan, gelip çatmayan şeyi olup bitenden anla, çünkü işler , hep bir birine benzer, musibete düşmedikçe nasihatten faydalanmayanlardan olma, çünkü akıllı kişi edeple öğütlenir, hayvanlarsa kötekle. Sabra dayanarak Allah’ a güvenerek dertleri kendilerine at. Orta ve doğru yolu bırakan sapmıştır. Eş dost da soy soptur. Dost, sen yokken sana dostluk edendir. Nice uzak vardır ki yakından daha yakındır, nice yakın vardır ki uzaktan da uzak. Garip o kişdir ki dostu yoktur. Hakka karşı duranın yolu daralır. Kadrini, haddini bilenin kadri baki kalır. Yapışacağın sebeplerin en kuvvetlisi, seninle yüce Allah arasında ki sebeptir. Seni düşünmeyen düşmanındır. Tamah insanı helak edince bir şey elde etmek de ümitsizlik verir. Her ayıp açılmaz, her fırsat hayretmez. Çok olur ki gören kişi yolu azıtır da, kör, doğru yolu bulur. Hemencecik yapmak istediğin kötülüğü geciktir. Bilgisizin senden kesilmesi, seni aramaması, akıllının görüp gözetmesine, gelip dolaşmasına denktir. Kim zamanından emin olursa zaman ona hıyanet eder, kim onu büyük görür, ondan çekinirse ona hıyanette bulunmuş olur. Her ok atanın oku amaca varmaz, her ok hedefe rastlamaz. Buyruk sahibi huyunu değiştirdi mi zamanda değişir. Yola düşmeden dostu sor, eve girmeden komşuyu bul. Senden başkasından nakletsen de güldürecek söz söyleme.Sakın kadınlara danışma, onların reyleri zayıftır, azimleri gevşek, yapacakları işten başka işe koşma onları, çünkü kadın çiçektir koklanır, kahraman değildir, kolu bükülür. Kadını kendi yüceliğinden başka bir yüceliğe yüceltme, kendinden başkasına şefaatçi yapma. Kıskanılacak yerden başka yerde kıskançlığa kalkışma, çünkü bu, doğruyu eğritebilir, iyiyi şüpheli gösterebilir.

    Herkesi yapabileceği işe koş. Böyle yaparsan hizmeti birbirine atamazlar, hizmetten kaçamazlar. Soyuna, boyuna iyilik et, çünkü onlar kanatlarındır. Onlarla uçarsın, onlar aslındır senin, onlara ulaşırsın.Elindir onlar, onlarla saldırırsın.

    Seni dininde, dünyanda Allah’ a ısmarladım. Şu tez geçen dünyada da, bir zaman sonra gelecek ahrette de sana hayırlar dilerim vesselam….
    Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size niye azab etsin ki? Allah şükrün karşılığını verendir, hakkıyla bilendir. (Mübarek Nisa Süresi)

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Padişahın Oğlu
    By miraç_42 in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.02.09, 16:49
  2. Kayserili ve Oğlu
    By istiğna in forum Mizah
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 16.05.08, 16:30
  3. Fırıncının Oğlu
    By Bîçare S.V. in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 28.03.08, 16:02
  4. Baba ve Oğlu
    By mirkat in forum Mizah
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.07.07, 18:26

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0