+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Namaz Kılacaktım:(

  1. #1
    Ehil Üye **Muttakİ** - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İSTANBUL
    Mesajlar
    1.650

    Standart Namaz Kılacaktım:(

    Hayatı yaşamayı, gezip eğlenmeyi pek severdi.

    Ona göre insan dünyaya bir kez gelmişti. Öyleyse hayatın tadını çıkarmalıydı.




    O ALTMIŞ YAŞLARINDAYDI...

    Dostum Zerrin Hanımın teyzesiydi…

    Hayatı yaşamayı, gezip eğlenmeyi pek severdi.
    Ona göre insan dünyaya bir kez gelmişti. Öyleyse hayatın tadını çıkarmalıydı.
    Bu sebeple İslâmî hayatla arası yoktu. Ona göre insanlar ihtiyarlayıp beli büküldüğü zaman namaz kılmalı ve örtünmeliydi.
    Yeğeni Zerrin örtündüğü zaman şok olmuştu. Onu bu hayattan sürekli uzaklaştırmaya çalıştı:
    “Kızım sen daha çok gençsin. Bu yaşta öcüler gibi nasıl kapanıyorsun. Hem kocan seni beğenmez. Eskisi gibi süslen püslen. Bu ne, temizlikçi kadınlara dönmüşsün.” deyip, Zerrin Hanım’ı vazgeçirmeye çalışıyordu. Zerrin Hanım ise:
    “Teyzeciğim, eşim benim bu halimden memnun. Onun gözü şimdiye kadar başka kadınlarda olmadı ki, bundan sonra olsun” diyerek itiraz ederdi. Fakat teyzesi ikna olmaz itirazını sürdürürdü:
    “Şimdiye kadar güzeldin. Şimdi güzelliğini kapattın. Onun için eşinin gözü başka kadınlara kayabilir.”
    “Ablam açık, ama kocası her gün bir kadınla geziyor. Buna ne diyeceksin? Eğer bir erkek başka kadına ilgi duyarsa bunu ancak dini duyguları engelleyebilir. Zaten dinimizde bir erkeğin başka kadına başka gözle bakması haram.”
    Aslında Zerrin hanımın teyzesi kendisini çok seviyordu.. Kendine göre kurtulmasını istediğinden üstüne düşüyor, yeni tarz hayatından vazgeçirmeye çalışıyordu.
    Bu yüzden karşılıklı konuşmaların ardı arkası kesilmiyordu:
    “Sen daha çok gençsin yavrum, hele bir yaşlan. Hacca gider günahlarını affettirir, örtünürsün.”
    “Peki teyzeciğim, ya hacca gidemeden, yaşlanmadan ölürsem?”
    “Canım bu yaşta ölümü düşünme”
    “Ya ansızın gelirse?”
    Zerrin’in teyzesi sıkıştığında saldırganlaşıyordu:
    “Senin kafan örümceklenmiş. Ne yapsak içine bir şey girmiyor. Hiç aynaya bakmıyor musun? Eski Zerrinle yenisi arasındaki farkı görmüyor musun? Allah aşkına kızım kendini neden kandırıyorsun. Sinema yok, tiyatro yok, dans yok, müzik yok. Peki bu nasıl zevk almak?”
    “Zamanında hepsini yaptım teyze. Ama itiraf ediyorum, şimdiki hayatım çok daha zevkli.”
    “Eşin nasıl da seni böyle geri kafalı yaptı? Beynini yıkadı?”
    “Yapma teyzeciğim. Uzun sandığın hayat çok kısadır. Göz açıp kapayıncaya kadar geçer. Sonra sen de pişman olursun. Gel sen de Allah’a kul ol.”
    “Neee. Senin gibi öcü mü olacağım. Hele dur daha çok var.”
    “Bir gün iş yerimde kadınlık gururumun kırıldığını hatırlıyorum. İşe makyajsız gitmiştim. O gün yabancı misafirler firmayı gezmeye gelecekmiş. Müdür yanıma gelip
    “Zerrin Hanım bugün o muhteşem güzelliğiniz neden yok?” dedi. Ben de:
    “Güzelliğimin işimle ne alâkası var?” dedim. Bana:
    “Efendim, siz bizim iş yerimizde vitrinimizsiniz. Sizin güzel olmanız gerek.”
    “Ben bir iş yaptığımı sanıyordum. Adamlar beni meğer bir süs eşyası, dekor olarak görüyorlarmış!Artık örtüm sayesinde bu tür aşağılanmaktan kurtuldum.”
    “Bunlar sana şimdi heyecan verir ama sonra usanırsın.”
    “Bu geçici bir heves değil teyze. Bak dilersen sana bir şey okuyayım:
    “Dünya durmuyor gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun. Bak ihtiyarlık şafağı kulaklarının üstünde doğmuştur. Başının yarısından fazlası beyaz kefene sarılmış. Vücudunda yerleşmeğe hazırlanan hastalıklar ölümün keşif kollarıdır. Ama ebedî ömrün önündedir. O ömürde göreceğin lezzet, ancak bu fani ömürde çalışmalarına bağlıdır. Senin o sonsuz ömürden hiç haberin yok. Ölüm seni uyandırmadan uyan.”
    “Sen bunları nereden okuyorsun?”
    “Said Nursi’nin Kur’an tefsirinden.”
    “Eyvah, nereden buldun bu kitapları? Yoksa sen nurcu mu oldun? Konuşmalarından belliydi zaten. Demek nurculara karıştın ha?”
    Teyzesi, toplumda yalan yanlış dolaşan kanaatlerini bir bir sayıp dökmeğe başladı:
    “Eskiden beri biz gazetelerde nurculuğun fena bir şey, “irticai” faaliyetler olduğunu okurduk. Said-i Nursi’nin bütün hayatı hapiste geçmiş. Tehlikeli ve suçlu olmasa hapse atarlar mıydı?”
    “Teyzeciğim, tüm kulaktan dolma yanlış bildiklerini gerçek sanıyorsun. Oysa piyasada çok silik söz dolaşıyor. Peygamberimizi de yurdundan göç etmek zorunda bırakmadılar mı?. Peki peygamberimiz tehlikeli ve suçlu olduğu için mi onca zulmü yapmışlar? Üstelik Said Nursi’ye açılan bütün davalar beraatla sonuçlanmış. Bunu da biliyor muydun?”

    Teyze saplantılarından bir türlü vazgeçmiyordu:
    “Bak evlâdım böyle şeylerle uğraşma. Sana ne nurculuktan, sana ne Said Nursi’den. Şu üç günlük dünyada ye, iç, eğlen.”
    “Peki insanın dünyaya gönderilişinin bunlardan başka bir gayesi yok mu? Nereden gelip nereye gittiğini, onu bu dünyaya göndereni düşünmesin mi? Yaratıcının emirlerine göre yaşamasın mı?”
    “Canım dedim ya bu işi yaşlanmaya bırak. Sonra gençliğin gider, pişman olursun.”
    Zaman böyle akıp giderken, Zerrin hanım arada gelip olan biteni benimle paylaşıyordu. Son görüştüğümüzde teyzesi ile ilgili çok farklı şeyler söyledi:
    “Teyzemle bu tartışmalarımız sürüp giderken aradan az zaman geçti ve teyzem ne yazık ki kansere yakalandı!
    Artık bütün gün yatıyordu. Hastaneye kaldırılmıştı. Ziyaretine gittim:
    “Teyze” dedim. “Benden bir istediğin var mı? Sana nasıl yardımcı olabilirim?”
    Teyzem yüzüme çaresiz ve pişmanlık dolu gözlerle baktı:
    “Zerrin otur yanıma,” dedi.
    Titreyen elleriyle ellerimi tuttu. Derin bir “ah!” çekti. Gözyaşları yanaklarından süzülüyordu. Bütün vücudu sanki büyük bir fırtınaya tutulmuştu. Kesik hıçkırıklar arasında:
    “Sen haklıymışsın.” dedi. “Gerçekten hayat çok kısaymış, dünya faniymiş. Bilmedim, bilemedim. Sanıyordum ki, Azrail benim kapımı hiç çalmayacak. Yaşlandığımda namaz kılacaktım, hacca gidip tövbe edecektim. Yanılmışım. Şimdiye kadar yaşadığım hayattan elimde sadece acılar kaldı. Şimdi sadece namazlarımı kılmak istiyorum.”
    Teyzem bana yıllardır dindarlığımdan dolayı yapmadığını bırakmamıştı. Özellikle tüm felsefesini yaşlanınca örtünüp ibadet etmek üzere kurmuştu. Ama şimdi o felsefesinin iflas ettiğini, bir işe yaramadığını acılar içinde itiraf ediyordu. Ama iş işten geçmişti.
    Teyzemi mahcup etmemek için başımı önüme eğdim. Ama o tüm pişmanlık dolu sözlerle itirafını sürdürdü:
    “Namazlarımı kılacaktım. Ama artık günlerim sayılı. Ahhhh! Tekrar dünyaya gelsem, sadece Allah’a ibadet ederim. Ömür bitmez, yıllar tükenmez sandım. Ne olur benim için dua et.” dedi ve gözlerini yumdu..

    Teyzemin çaresizlik içindeki pişmanlığı bana Üstad Bediüzzaman’ın şu ifadelerini hatırlattı:

    Eyvah, aldandık. Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi ettik. Evet, şu güzeran-ı hayat bir uykudur, bir rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgar gibi uçar gider

    Misafirlik tuhaf şey...
    Oradasın,ama oralı değilsin...
    Önüne sofralar kuruluyor,izzet-ikram görüyorsun ama hiç bir şey sana ait değil...
    Rahatın yerinde de olsa kalkıp gideceksin birgün,gitmek zorundasın...
    Misafirlik dünya hayatına ne çok benziyor ve dünya hayatı misafirliğe...


    Hizmette SINIR ve SİNİR yoktur

  2. #2
    Pürheves modihi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Bulunduğu yer
    Almanya Augsburg
    Mesajlar
    196

    Standart

    ALLAH razi olsun müstaki hayrunisa kardes
    basdan sona ibretlik bir yazi
    yavvv vakit gecmeden cikip ögleni kilayim bari

  3. #3
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    hayat..bir namazlık saltanat

  4. #4
    Vefakar Üye selma23 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    ELAZIĞ
    Mesajlar
    309

    Standart

    Allah razı olsun.


    İ'lem eyyühe'l-aziz! İnsan, yaşayış vaziyetince, bir dağdan kopup sel içine düşen veya yüksek bir apartmandan düşüp yuvarlanan bir şahıs gibidir.
    Evet, hayat apartmanı yıkılıyor. Ömür tayyaresi şimşek gibi geçiyor. Zaman da sel dolaplarını sür'atle çalıştırıyor. Arz sefinesi de, sür'atle giderken âyetini okuyor. Sefine-i arz sür'atle yürürken, dünyanın gayr-ı meşru lezzetlerine uzatılan ellere zehirli dikenlerin batacağı düşünülsün. Binaenaleyh, o zehirli dünya oklarına bakıp el uzatma. Firâkın elemi, telâki lezzetinden ağırdır.

    Dünyanın lezzetini, zevkini, saadetini, rahatını isterseniz; meşru dairedeki keyfe iktifa ediniz. o, keyfinize kafidir.



+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Namaz Kılan Bir Müslüman O Namaz İle Hangi İsme Ayinedarlık Eder?
    By myd38 in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 24
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:26
  2. Biz Namaz Kılarız,Namaz Bizi İnsan Kılar....
    By Melis in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 02.04.09, 21:05
  3. Namaz Vakti Bilgisayarın Karşısından Kalkamayanlar İçin Namaz Video'su
    By KERRÂ_ in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 20
    Son Mesaj: 12.01.09, 00:00
  4. Veyl O Namaz Kilanlara! İtidal ile Kilinmayan Namaz, Hiç Kilinmamiş Gibidir!
    By abdurRAHMAN_50 in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 41
    Son Mesaj: 01.07.08, 11:22
  5. Namaz Kılacaktım
    By Hüsn-ü Sermedi in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 22.01.08, 22:50

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0