+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Otuz Sene Okuduktan Sonra İlmin Başını Köylüden Öğrendi...

  1. #1
    Gayyur bir_derviş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    109

    Standart Otuz Sene Okuduktan Sonra İlmin Başını Köylüden Öğrendi...

    Deli Hüseyin Ağa diye bir adam vardı. Yirmi yaşlarında evlenmişti. Nikâhına

    gelen hocaların sohbetlerini görüp onlara hayran kalmış, kendisi de onlar gibi

    okuyup alim olmaya karar vermişti. Zengin hali vakti yerinde olan Hüseyin Ağa,

    evlendikten bir,- iki gün sonra, karısından izin alıp İstanbul a ilim tahsiline gitmiş,

    Bütün malını karısına ve anasına bırakan Hüseyin Ağa, İstanbul'da tam otuz

    sene ilim tahsil etmişti.

    Bu otuz sene içinde köyünü ve gencecik bıraktığı hanımını aklına bile

    getirmemişti, hafız-ı Kur'ân olduğu gibi, arabî ilimleri de öğrenip tam bir

    dersiazam (üniversite hocası) yetişmişti.

    Otuz sene sonra memleketine gitmeye karar vermiş, İstanbul'dan yola çıkıp, o

    zamanın vasıtaları ile memleketine vardığında, köyüne varmadan akşam

    olmuştu. Yakın bir köye misafir oldu. Akşam köyün camiinde va'z-ü nasihat

    edip, halk bir çok müşkilini, o gece ondan öğrenmek fırsatını bulmuştular. Yatsı

    namazından sonra, misafir olduğu köylünün evine geldiler. Gece sohbet

    ederlerken köylü:

    — Hoca efendi, otuz sene ilim öğrenmişsin. Birçok mesele hakkında zorluk

    çekmeden bilgi verebiliyorsun. Sana bir sualim olacak. Ona cevap verebilir

    misin? dedi.

    Hoca efendi: «Söyle bakalım, bilirsek söyleriz» dedi.

    Köylü:

    — Söyler misin bana ilmin başı nedir? diye sordu.

    Hoca, bundan kolay ne var. İlmin başı Besmele'dir, dedi. Köylü kabul etmedi.

    Fatihadır, nasara yensuru dur, gibi aklına ne geldi ise saydı ama, köylü bu

    söylediklerinin hiç birisinin ilmin başı olmadığını söylüyordu. En sonunda hoca,

    köylüden, ilmin başını öğretmesini rica etti. Köylü bunun öyle kolay olmadığını,

    bunun öğrenilmesi için en az bir sene, kendisinin yanında kalması lâzım geldiğini

    söyledi. Hoca ne yapsın, otuz sene okuduktan sonra ilmin başını bilmeden

    köyüne gidemezdi. Bir sene köylünün yanında kalmaya razı oldu. Ara sıra:

    «Köylü amca zor birşey değilse şunu söyle de beni burada bekletme» dediyse

    de köylü bir sene geçmeden öğrenmesinin imkânsız olduğunu söylüyordu. Hoca

    efendi çiftse çift, çubuksa çubuk bir hizmetçi gibi tam bir sene köylüye hizmet

    etti. Artık sabredemez olmuştu. Bir sene dolduğu akşam amca şunu akşamdan

    söyle de rahat bir uyku uyuyayım, dedi ise de köylü, halâ söylememekte ısrar

    ediyordu.

    Sabah oldu... Köylü karısına misafirin yolcu olacağını bir miktar azık

    hazırlamasını söyledi. Kendisi de Hoca'ya: «Hocam ilmin başı sabırdır» dedi.

    Hocanın tepesi atmıştı:

    — Bu iki kelime için mi beni bu kadar burada beklettin, kendine hizmet ettirdin.

    Bir senem bu iki kelime için mi buralarda zayi olup gitti. Sende hiç insaf ve

    merhamet yok mu? Sen Allah'tan korkmuyor musun? gibi sözlerle söylenmeye

    başladı. «Ben bunca sene okudum. Sabır hakkında bu kadar Hadîs-i Şerif

    okudum, ezberledim. Onun ne olduğunu ben senin kadarda mı bilmiyorum,» gibi

    sözler söylerken köylü duramadı:

    — Hocam sen ilmi de biliyorsun, sabrın ne olduğunu da biliyorsun ama,

    sabretmesini bilmiyorsun. Seninle bu işin başında anlaşmadık mı? Bana kızıp

    sinirlenmeye hakkın yok, dedi.

    Çünkü hakikaten ilmin başı, hatta hatta her şeyin başı sabırdır. «Sabreden

    derviş muradına ermiş, sabreden selâmeti bulur» gibi sözler hep sabır için

    söylenmemiş mi idi.

    Hoca köylünün yanından ayrıldı. Bir gün sonra da akşam namazı sıralarında

    köyüne vâsıl oldu. Aradan otuzbir sene geçmişti ama, Hüseyin Hoca ancak

    evini bulabilmişti. Evine yaklaştı. Kapıyı çalmadan evvel pencereden baktı ki,

    içerde hanımı Fatma'nın yanında bir delikanlıdan başka kimse yok. Biraz

    bekledi, Fatma hanım yanındaki delikanlı ile o kadar samimi ki, bazan dizine

    yatıyor, bazan Fatma Hanım onun saçlarını sıvazlıyarak seviyor. Bu hali bir

    pencere dibinde seyreden hocanın aklı başından gitti. Otuz sene öğrendiği ilmi,

    sabır hakkında o kadar ettiği va'z-u nasihati unutup, istanbul'dan aldığı av

    tüfeğini hazırlayarak her ikisini de vurup namusunu temizlemeye karar verdi.

    Tam nişan alıp tetiği çekeceği zaman, sabır için bir sene hizmet ettiği köylü

    aklına geldi.

    «Yahu dedi, bu sabır için bir sene çile çektik. Bir sene sonra ancak, sabrın

    ilmin başı olduğunu öğrendik. Hele şimdi kalsın bu iş. Bunu nasıl olsa bir müddet

    sonra Öğrenmek mümkündür» diyerek köy odasına gitti.

    Caminin bitişiğindeki odaya varıp selâm verdi. Cemaat gelenin hoca olduğunu

    kıyafetinden hemen anladılar. Hüseyin Ağa, orada bulunan cemaate köyün

    yaşlılarından bazı isimler sordu. Onların kimisi ölmüş, kimi ise halen hayatta

    olmasına rağmen yaşlanmışlardı. En sonunda: «Bu köyde Deli Hüseyin diye

    birisi varmış, İstanbul'a ilim tahsiline gitmiş, böyle birisini tanıyor musunuz?»

    diye sorduğunda, böyle birisinin olduğunu, fakat görseler bile

    tanıyamayacaklarını söylediler.

    — O isimde birisi varmış, onun bir de zavallı karısı var. Karısını daha bir günlük

    gelinken bırakıp gitmiş. O gece hamile kalmış kadın. Bir oğlu oldu. Adını da Ali

    koydu, işte o Deli Hüseyin'in oğlu, bizim caminin imamıdır. Annesi onu yakın bir

    köyde okuttu, diye anlattılar.

    Hüseyin Hoca'nın aklı başına geldi: «Demek ki, Fatma'nın yanında yatan benim

    oğlummuş» diyerek kendisine bir sene hizmet ettiği adamın köyüne doğru eliyle

    göstererek: «Sağol-sağol...» diye bağırdı.

    Cemaat misafiri deli zannettiler. Fakat Hüseyin ağa, oğlunun gelmesini

    bekleyerek başından geçenleri anlattı ve kendisinin işte o Deli Hüseyin denen

    adam olduğunu ve İstanbul'a gidip hafız-ı Kur'ân olduğu gibi dersiazam olarak

    medreseyi bitirdiğini anlattı.

    Oğlu gelip tanıştıkları zaman, köylünün sözünün kıymetini bir kat daha

    anlıyordu Hüseyin Hoca...
    Hikmetli söz Mü'minin yitiğidir.Onu nerede bulursa, onu hemen almaya ehaktır.
    Hadis-i Şerif

  2. #2
    Gayyur inci_tanem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    144

    Standart

    Eline sağlık ablam...
    Hak yolunda cihat evet ama kendimizi dünyadan soyutlayarak değil.Sorumluluklarını unutmuş bir Hüseyin ağa var burda,biz sadece ilimle değil her şeyle sınava tabiyiz,çocuklarımızla, ailemizle,çevremizle...



    MuTLuLuK MaSaLLaRDa...!


  3. #3
    Gayyur bir_derviş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    109

    Standart

    Ablacığım haklısınız kıssamızda İlim e gereken hassasiyet gösterilmiş ama bir yandan aile ihmal edilmiştir.Madem evlenilmiş, ihmal edilmemeliydi.Demek İlim aşkı sarınca bazen insan çoğu şeyi unutabiliyor.Ne mutlu ikisini birlikte götürenlere...
    Hikmetli söz Mü'minin yitiğidir.Onu nerede bulursa, onu hemen almaya ehaktır.
    Hadis-i Şerif

  4. #4
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Çok güzel ! (Adamın biri cami de dua ediyormuş. "Allah'ım bana sabır ver ama acele ver ! " demiş.) S. V.

  5. #5
    Vefakar Üye İ_man - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Mesajlar
    458

    Standart

    ellerinize sağlık
    "Kur'an'ın sönmez ve söndürülmez manevî bir güneş hükmünde olduğunu, ben dünyaya ispat edeceğim ve göstereceğim!"

    Bediüzzaman


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bedir Savaşı'ndan sonra kaç Müslüman okuma ve yazmayı öğrendi?
    By ahmetmustafa in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 27.12.12, 17:18
  2. “Yüz Sene Sonra Tamamen Cemâlini Göreceksiniz”
    By Bîçare S.V. in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 18.02.09, 12:08
  3. 33 Sene Talebelikten Sonra Öğrendiğim 8 şey...
    By Garip_Maznun in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 08.01.09, 18:17
  4. Bediüzzaman'ın Otuz Sene Mücadele Ettiği İki Tâğut
    By SeRDeNGeCTi in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 20
    Son Mesaj: 28.11.08, 18:44
  5. Cevaplar: 28
    Son Mesaj: 26.10.08, 08:34

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0