+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 ve 8

Konu: İhlâs

  1. #1
    Pürheves Çeşm-i Giryân - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    SİDRE
    Mesajlar
    272

    Standart İhlâs

    Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm-’ın şu hâli, ne muhteşem bir ihlâs tezâhürüdür:
    Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:
    “Mûsâ, Medyen suyuna varınca, orada (hayvanlarını) sulayan birçok insan buldu. Onların gerisinde de iki kadın gördü, (hayvanlarını sudan) men ediyorlardı. Onlara:
    «–Sizin bu hâliniz nedir?» dedi. Şöyle cevap verdiler:
    «–Çobanlar sulayıp çekilmeden biz (onların içine girip hayvanlarımızı) sulayamayız; babamız da çok yaşlıdır.»” (el-Kasas, 23)
    Bunlar, Hazret-i Şuayb -aleyhisselâm-’ın kızları Safura ile Süfeyrâ idi. Mûsâ -aleyhisselâm-, sekiz gündür aç olmasına rağmen, çok güç de olsa kuyudan su çekti ve onların hayvanlarını sulayıverdi. Hanımlar teşekkür edip oradan ayrıldılar.
    Daha sonra Şuayb -aleyhisselâm-, Hazret-i Mûsâ’yı evine dâvet ederek yemek ikrâm etti. Hazret-i Mûsâ, o kadar aç olmasına rağmen yemekte tereddütlüydü. Şuayb -aleyhisselâm- sebebini sordu. Mûsâ -aleyhisselâm- şu muhteşem cevâbı verdi:
    “–Biz öyle bir âileyiz ki, bütün dünyâyı verseler, bir âhiret ameli ile değişmeyiz! Ben size bu yemek için değil, rızâ-yı ilâhî için yardım etmiştim.”
    Şuayb -aleyhisselâm- bu cevâba çok memnûn oldu ve:
    “–Bu ikrâmımız, yaptığın yardım için değil, misâfirimiz olduğun içindir; haydi ye!” buyurdu.
    Bunun üzerine, çok yorgun ve aç olan Mûsâ -aleyhisselâm-, yemeği kabûl etti.
    Bu misâl de gösteriyor ki, Allâh için yapılan hayırların ecrini zâyî etmemek için, niyetteki ihlâsı hiçbir dünyevî karşılık beklentisiyle zedelememek gerekmektedir.

    Sual: En mühim hakaik-i Kur’âniye ve îmaniye ile meşgul olduğun halde neden onu muvakkaten bırakıp en ziyade mânâdan uzak olan huruf-u hecâiyenin adedlerinden bahsediyorsun?


    El-cevab: Çünkü Bu meş’um zamanda Kur’ân’ın bir temel taşı olan hurûfuna hücum ediliyor ve onun tebdiline çalışılıyor!


    (Rumuzat-i Semaniye, 50)


  2. #2
    Pürheves Çeşm-i Giryân - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    SİDRE
    Mesajlar
    272

    Standart

    Tebük Seferi’nde yaşanan bir ihlâs misâlini Vâsile bin Eskâ -rad?yallâhu anh- şöyle anlat?yor:
    Tebük Seferi’ne ç?k?lacağ? günlerde (sefere iştirâk edebilmek için ne bir maddî gücüm ne de bir bineğim vard?. Bu mübârek seferden mahrum kalmamak için) Medîne’de şöyle nidâ ettim:
    “–Ganimet hissemi vermem karş?l?ğ?nda kim beni bineğine bindirir?!”
    Ensâr’dan yaşl? bir zât, münâvebe ile (s?rayla) binmek üzere beni savaşa götürebileceğini söyledi. Ben hemen; “Anlaşt?k!” deyince:
    “–Öyleyse Allâh’?n bereketi üzere yürü!” dedi.
    Böylece hay?rl? bir arkadaşla yola ç?kt?m. Allâh ganimet de nasîb etti; hisseme bir miktar deve isâbet etti. Bunlar? sürüp (o yaşl? Ensârî’ye) getirdim. O ise bana:
    “–Develerini al götür.” dedi.
    “–Başta yapt?ğ?m?z anlaşmaya göre bunlar senin.” dediysem de Ensârî:
    “–Ey kardeşim! Ganimetini al, ben senin bu maddî pay?n? istememiştim. (Ben sevâb?na, yâni mânevî kazanc?na iştirâk etmeyi düşünmüştüm).” karş?l?ğ?n? verdi. (Ebû Dâvûd, Cihâd, 113/2676)
    Bütün imkânlar?n? Allâh r?zâs?n? kazanmak için cömertçe seferber eden ashâb-? kirâm, hem Allâh yolunda gazâya ç?karken hem de bir mü’min kardeşine yard?m ederken ihlâs s?rr?na son derece riâyet etmiş, Allâh için yapt?klar? hay?rlara fânî menfaatlerin en ufak bir gölgesinin dahî düşmemesi için âzamî bir titizlik göstermişlerdir.

    Sual: En mühim hakaik-i Kur’âniye ve îmaniye ile meşgul olduğun halde neden onu muvakkaten bırakıp en ziyade mânâdan uzak olan huruf-u hecâiyenin adedlerinden bahsediyorsun?


    El-cevab: Çünkü Bu meş’um zamanda Kur’ân’ın bir temel taşı olan hurûfuna hücum ediliyor ve onun tebdiline çalışılıyor!


    (Rumuzat-i Semaniye, 50)


  3. #3
    Pürheves Çeşm-i Giryân - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    SİDRE
    Mesajlar
    272

    Standart

    Âişe -rad?yallâhu anhâ- bir yoksula yard?m ettiği zaman, yoksulun hay?r duâs?na karş?l?k ayn? duâ ile mukâbelede bulunurdu. Kendisine:
    “–Hem mal veriyorsun, hem de duâ ediyorsun, bu nas?l oluyor?” diye sorulduğunda şu cevâb? vermiştir:
    “–Onun yapt?ğ? duân?n, benim sadakam?n karş?l?ğ? olmas?ndan korkuyorum. Bana yapt?ğ? duân?n ayn?s?n? ona yap?yorum ki, sadakam hâlis olsun, böylece infâk?m?n mükâfât?n? sâdece Allâh’tan beklemiş olay?m.” (Komisyon, Sünen-i Ebû Dâvûd Terceme ve Şerhi, ?st. 1988, VI, 304)
    Ne muhteşem bir ihlâs numûnesi!.. Hakîkaten de o mübârek insanlar, ihlâslar?n? muhâfaza edebilmek için k?l? k?rk yararcas?na bir hassâsiyet göstermişlerdir.

    Sual: En mühim hakaik-i Kur’âniye ve îmaniye ile meşgul olduğun halde neden onu muvakkaten bırakıp en ziyade mânâdan uzak olan huruf-u hecâiyenin adedlerinden bahsediyorsun?


    El-cevab: Çünkü Bu meş’um zamanda Kur’ân’ın bir temel taşı olan hurûfuna hücum ediliyor ve onun tebdiline çalışılıyor!


    (Rumuzat-i Semaniye, 50)


  4. #4
    Pürheves Çeşm-i Giryân - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    SİDRE
    Mesajlar
    272

    Standart

    Hazret-i Ali -rad?yallâhu anh-’?n ihlâstaki derinlik ve hassâsiyetini sergileyen şu hâdise ne muhteşemdir:
    Bir gazâda Hazret-i Ali, bir düşman neferini alt?na alm?ş, onu öldürmek üzereydi. Bu esnâda adam, iğrenç bir davran?şa meylederek ans?z?n Hazret-i Ali’nin nurlu ve mübârek yüzüne tükürdü.
    Ehl-i Beyt’in bahâd?r bir ferdi ve “Allâh’?n Arslan?” olan Hazret-i Ali için savaş meydan?nda alt ettiği o kâfirin kafas?n? bir hamlede uçuruvermek, işten bile değildi. Fakat o, s?rf Allâh için olan gazâ niyetine, o anda nefsinin müdâhalesinden endişe ederek birdenbire durdu ve elindeki Peygamber armağan? olan Zülfikâr isimli k?l?c?n? yavaşça yere indirip düşman?n? öldürmekten vazgeçti.
    Yerde perişan vaziyette ölümü bekleyen adam, bu hâle pek şaş?rd?. Zîrâ o, tükürmek sûretiyle yapt?ğ? çirkin hareket neticesinde, Hazret-i Ali’nin, öncekinden daha şiddetli bir mukâbele göstererek daha büyük bir hiddet ve öfkeyle kendisini öldüreceğini düşünmüştü. Fakat düşündüğü gibi olmad?; hayâl edemeyeceği bir hakîkatle karş?laşt?. ?slâm ve gönül kahraman? olan Hazret-i Ali’nin bu davran?ş?na ak?l erdiremeyen o düşman, hayret ve merakla sordu:
    “–Yâ Ali! Beni tam öldürecekken niye durdun? Beni öldürmekten niçin vazgeçtin? Ne oldu ki, şiddetli bir hiddetten târifsiz bir sükûna geçtin!.. Bir şimşek gibi çakmakta iken bir anda f?rt?nas?z, sâkin bir hava gibi duruluverdin...”
    Hazret-i Ali -rad?yallâhu anh- şöyle dedi:
    “–Ben Hazret-i Peygamber’in bana armağan ettiği bu Zülfikâr’?, ancak Allâh yolunda kullan?r?m. Allâh düşmanlar?n?n baş?n? yine O’nun r?zâs? için vururum. Buna da aslâ nefsimi kar?şt?rmam… Sen yüzüme tükürmekle beni k?zd?rmak ve hakâret etmek istedin. Ben o an hiddete kap?lsayd?m, seni, nefsime tâbî olmak gibi bir mü’mine aslâ yak?şmayan âdî bir sebeple öldürecektim. Hâlbuki ben, gurûrumu tatmin için değil, Allâh için gazâ ederim.”
    Neticede o düşman?n gönlü, öldürmeye geldiği bir insan?n ulvî ahlâk-? hamîdesi karş?s?nda âdeta yeniden hayat buldu. Hazret-i Ali’nin îmân?, nefse mukâvemeti ve ihlâs?ndan hisse alarak îmân ile şereflendi.

    Sual: En mühim hakaik-i Kur’âniye ve îmaniye ile meşgul olduğun halde neden onu muvakkaten bırakıp en ziyade mânâdan uzak olan huruf-u hecâiyenin adedlerinden bahsediyorsun?


    El-cevab: Çünkü Bu meş’um zamanda Kur’ân’ın bir temel taşı olan hurûfuna hücum ediliyor ve onun tebdiline çalışılıyor!


    (Rumuzat-i Semaniye, 50)


  5. #5
    Pürheves Çeşm-i Giryân - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    SİDRE
    Mesajlar
    272

    Standart

    Bağdad’da bak?rc?lar çarş?s?nda büyük bir yang?n ç?km?şt?. ?ki çocuk, yanmakta olan dükkânlar?n birinde mahsur kalm?şt?. Çocuklar “?mdât!” diye feryâd etmelerine rağmen, alevler çok şiddetli olduğundan hiç kimse kurtarmaya cesâret edemiyordu. Çocuklar?n ustas? ise d?şar?da çâresizlik içinde:
    “−Kim çocuklar? kurtar?rsa ona bin alt?n vereceğim.” diye nidâ ediyordu.
    O s?rada oradan geçmekte olan Ebu’l-Hüseyin Nûrî Hazretleri, bu hâdiseyi görünce hemen büyük bir şefkat ve merhametle ateşin içine dald?. Ateş, sanki ona gülistân oluverdi. Hazret-i Pîr, herkesin hayret dolu bak?şlar? aras?nda, çocuklar? alevlerin ortas?ndan Cenâb-? Hakk’?n inâyetiyle sağ-sâlim kurtard?.
    Çocuklar?n ustas?, büyük bir sevinç içinde Ebu’l-Hüseyin Nûrî Hazretleri’ne alt?nlar? takdîm etti. Hazret-i Pîr ise birden kaşlar?n? çatt? ve şöyle dedi:
    “–Sen alt?nlar?n? al ve Allâh Teâlâ’ya şükret! Şâyet ben şu yapt?ğ?m? Allâh için değil de, maddî bir karş?l?k ümîdiyle yapm?ş olsayd?m, çocuklar? o alevlerin içinden aslâ ç?karamazd?m!”
    Bu misalde görüldüğü gibi, ihlâs bereketiyle nice ateşler gülistân oluverir. Lâkin ateşe girebilmek, ancak Allâh’a Halîl olan Hazret-i ?brâhim’in hâli ile hâllenmekle, yâni “?brâhimlik”le mümkündür. Çünkü ?brâhim -aleyhisselâm-’?n ateşten çekinmeyişi, kendisindeki Allâh aşk? ve muhabbetiyle teslîmiyetine mukâbil Cenâb-? Hakk’?n bahşetmiş olduğu yüce bir ikramd?r.
    Konu MuhammedSaid tarafından (05.02.08 Saat 22:49 ) değiştirilmiştir.

    Sual: En mühim hakaik-i Kur’âniye ve îmaniye ile meşgul olduğun halde neden onu muvakkaten bırakıp en ziyade mânâdan uzak olan huruf-u hecâiyenin adedlerinden bahsediyorsun?


    El-cevab: Çünkü Bu meş’um zamanda Kur’ân’ın bir temel taşı olan hurûfuna hücum ediliyor ve onun tebdiline çalışılıyor!


    (Rumuzat-i Semaniye, 50)


  6. #6
    Pürheves Çeşm-i Giryân - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    SİDRE
    Mesajlar
    272

    Standart

    Sadaka, hâlis niyetle verildiği takdirde, lây?k olmayan bir kimseye gitse bile onu veren, samîmiyeti mukâbilinde ecre nâil olur. ?hlâs? sebebiyle, verdiği kimselerde de hayra doğru müsbet temâyüller meydana gelir. Bu hakîkate Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle işâret buyurur:
    “Vaktiyle bir adam:
    «–Ben mutlakâ bir sadaka vereceğim.» dedi.
    Geceleyin evinden sadakas?n? al?p ç?kt? ve onu bilmeden bir h?rs?z?n eline tutuşturdu. Ertesi gün belde halk?:
    «–(Hayret!) Bu gece bir h?rs?za sadaka verilmiş!» diye konuşmaya başlad?. Adam:
    «–Allâh’?m! Sana hamd olsun. Ben bugün de bir sadaka vereceğim.» dedi.
    Yine sadakas?n? alarak evinden ç?kt? ve onu (bu sefer de bilmeden) bir fâhişenin eline tutuşturdu. Ertesi gün halk:
    «–(Olur şey değil!) Bu gece bir fâhişeye sadaka verilmiş!» diye konuşmaya başlad?. Adam:
    «–Allâh’?m! Bir fâhişeye (de olsa) sadaka verdiğim için Sana hamd olsun. Ben mutlakâ yine sadaka vereceğim.» dedi.
    (O gece, yine) sadakas?n? al?p evinden ç?kt? ve onu (bu defa da bilmeden) bir zenginin eline tutuşturdu. Ertesi gün halk:
    «–(Bu ne iştir!) Bu gece de bir zengine sadaka verilmiş!» diye (hayretle) söylenmeye başlad?. Adam:
    «–Allâh’?m! H?rs?za, fâhişeye ve zengine (de olsa) sadaka verebildiğim için Sana hamd olsun.» dedi.
    (Bu ihlâs? sebebiyle) uykusunda o adama:
    «–H?rs?za verdiğin sadaka, belki onu yapt?ğ? h?rs?zl?ktan utand?r?p vazgeçirecektir. Fâhişe, belki yapt?ğ?ndan pişman olup iffetli bir kad?n olacakt?r. Zengin de belki bundan ibret al?p Allâh’?n kendisine verdiği maldan muhtaçlara dağ?tacakt?r.» denildi.” (Buhârî, Zekât, 14)
    ?şte ihlâs ve samîmiyetin berekât?… Hadîs-i şerîfte, kişinin sadaka verirken kalbinde taş?mas? gereken ihlâs ve samîmiyete işâret edilmektedir. Ayr?ca niyetin amelden daha hay?rl? olduğu da ifâde edilmektedir. Fakat buradan hareketle sadakay? rastgele dağ?tman?n fazîletli bir iş olduğu da zannedilmemelidir. Bilâkis mü’min, sadaka ve zekât?n? verirken, gerçekten muhtaç olan?, imkân? dâhilinde araşt?r?p ona en lây?k olan kimselere vermelidir.

    {

    Yukar?daki hadîs-i şerîfin bir tezâhürü olan şu hâdise ne kadar ibretlidir:
    Sâmî Efendi Hazretleri’nin bir Anadolu seyahatleri esnâs?nda Ürgüp’te bir kişi otomobillerini çevirerek kendisinden sigara paras? ister. Bir sehâvet güneşi olan Sâmî Efendi Hazretleri, bâz? yol arkadaşlar?n?n kalbî muhâlefetine rağmen:
    “−Mâdemki istiyor, vermek lâz?m.” diyerek, etraf?ndakilerin şaşk?n bak?şlar? aras?nda adam?n istediği paray? hiç düşünmeden verir. Buna memnun olan fakir de niyetini değiştirip:
    “−Şimdi gidip bununla ekmek alacağ?m.” diyerek sevinçle oradan ayr?l?r.
    Bu, infâk edilen mal?n helâliyeti ve niyetin temizliği mukâbilinde meydana gelen hay?r tecellîsine dâir âşikâr bir misaldir.

    Sual: En mühim hakaik-i Kur’âniye ve îmaniye ile meşgul olduğun halde neden onu muvakkaten bırakıp en ziyade mânâdan uzak olan huruf-u hecâiyenin adedlerinden bahsediyorsun?


    El-cevab: Çünkü Bu meş’um zamanda Kur’ân’ın bir temel taşı olan hurûfuna hücum ediliyor ve onun tebdiline çalışılıyor!


    (Rumuzat-i Semaniye, 50)


  7. #7
    Pürheves Çeşm-i Giryân - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    SİDRE
    Mesajlar
    272

    Standart

    Gönlü Rabbi ile beraber olan Sultan Alparslan’?n şu hâli, ihlâsa ne güzel bir misaldir:
    Alparslan, 1071’de Malazgirt Meydan Muharebesi’ne girmeden evvel bembeyaz elbiseler giyindi ve; “Bu benim kefenimdir!” dedi. Yânikendini cihan şöhretine değil, hâlis bir îman vecdiyle şehîdliğe haz?rlad?. Askerine, harbe girmeden önce şu veciz hitâbede bulundu:
    “Ya muzaffer olur gâyeme ulaş?r?m; ya da şehîd olarak cennete giderim. Sizlerden beni tâkip etmeyi tercih edenler, tâkip etsin. Ayr?lmay? tercîh edenler, gitsinler! Burada emreden sultan ve emredilen asker yoktur. Zîrâ bugün ben de sizlerden biriyim. Sizlerle birlikte savaşan bir gâzîyim. Beni tâkip edenler ve nefislerini yüce Allâh’a adayarak şehîd olanlar, cennete; sağ kalanlar gâzîliğe kavuşacakt?r. Ayr?lanlar? ise, âhirette ateş, dünyâda da rezillik beklemektedir.”
    Sultan Alparslan’?n bu ihlâs?na mukâbil Cenâb-? Hak ona, kendi ordusundan beş misli daha kalabal?k bir orduya sâhip olan Romen Diyojen karş?s?nda zafer nasîb etti.
    Daha önce de ifâde edildiği üzere, insanlar içinde ancak ihlâs sâhibi olanlar gerçek kurtuluşa ereceklerdir. Ancak ihlâs sâhipleri de dâimâ büyük ve tehlikeli bir imtihan üzeredirler. Nitekim büyük ?slâm kumandan? Alparslan’?n hayât?na mâl olan suikast da böyle bir imtihan mâhiyetinde gerçekleşmiştir. Şöyle ki:
    Sultan Alparslan, Malazgirt zaferinden sonra 1072 senesinde çok say?da atl? ile Mâverâünnehir’e doğru sefere ç?kt?. Amuderya Nehri üzerinde bulunan Hana Kalesi’ni muhâsara etti. Kale komutan?, sap?k bir f?rka olan Bat?nîliğe mensup Yûsuf el-Harezmî idi. Kalenin fazla dayanamayacağ?n? anlay?nca teslîm olacağ?n? bildirdi. Bu hâin, Alparslan’?n huzûruna ç?kar?ld?ğ?nda Sultan’a hücûm edip onu hançeriyle yaralad?. Yûsuf el-Harezmî’yi derhâl öldürdüler, fakat Sultan Alparslan da ald?ğ? yaralardan kurtulamad?. 25 Ekim 1072 târihinde şehîden Rabbine kavuştu. Son sözleri şunlar oldu:
    “Her ne zaman düşman üzerine azmetsem, Allâh Teâlâ’ya s?ğ?n?r, O’ndan yard?m isterdim. Dün bir tepe üzerine ç?kt?ğ?mda, askerimin çokluğundan, ordumun büyüklüğünden, sanki ayağ?m?n alt?ndaki dağ titriyor gibi geldi. Kalbimden, «Ben, dünyân?n hükümdâr?y?m, bana kim gâlip gelebilir!» diye bir düşünce geçti. ?şte bunun neticesi olarak Cenâb-? Hak, âciz bir kulu ile beni cezâland?rd?. Kalbimden geçen bu düşünceden ve daha önce işlemiş olduğum hatâ ve kusurlar?mdan dolay? Allâh Teâlâ’dan af diliyor, tevbe ediyorum. Lâ ilâhe illâllâh Muhammedü’r-Rasûlullâh!..”
    Şüphesiz bu hâl, temiz bir yüreğin samîmî bir vicdan muhâsebesi…
    Hak dostlar?ndan bir zâta:
    “–Efendim, ihlâs husûsunda sizi tesiri alt?nda b?rakan bir hâdise yaşad?n?z m??” diye sordular. O da:
    “–Evet, yaşad?m.” dedi ve şunlar? anlatt?:
    “−Mekke-i Mükerreme’de para kesemi kaybetmiş, muhtaç durumda kalm?şt?m. Basra’dan para bekliyordum, fakat bir türlü gelmiyordu. Saç?m sakal?m epeyce uzam?şt?. Bir berbere giderek:
    «–Param yok, Allâh r?zâs? için saçlar?m? düzeltebilir misin?» diye sordum.
    O esnâda berber, bir adam? t?raş ediyordu. Hemen yan?ndaki boş yeri gösterip; «Buraya otur.» dedi ve onu b?rakarak beni t?raş etmeye başlad?. O adam îtirâz etti. Berber:
    «–Kusura bakmay?n?z efendim, sizi ücret mukâbilinde t?raş ediyorum, lâkin bu şah?s, Allâh r?zâs? için kendisini t?raş etmemi istedi. Allâh için olan işler dâimâ önceliklidir ve bir bedeli yoktur. Allâh için olan işin bedelini kullar aslâ bilemez ve ödeyemez!» dedi.
    T?raştan sonra berber, cebime zorla birkaç alt?n sokuşturdu:
    «–Âcil ihtiyaçlar?n? karş?lars?n, imkân?m bu kadar, kusura bakma!» dedi.
    Aradan birkaç gün geçti, Basra’dan beklediğim para geldi. Berbere bir kese alt?n götürdüm:
    «–Aslâ alamam! Allâh için olan işin bedelini ödemeye kullar?n gücü yetmez. Var?n gidin siz yolunuza devâm edin, Allâh selâmet versin!» dedi.
    Helâlleşip ayr?ld?m, lâkin tam k?rk senedir geceleri kalk?p ona duâ ediyorum.”
    ?şte böyle hâlisâne, yâni sâdece Allâh için yap?lan amel-i sâlihlerin ve hay?rlar?n karş?l?ğ?n? Cenâb-? Hak, kendi şân?na lây?k bir güzellikte lutfedecektir.

    Sual: En mühim hakaik-i Kur’âniye ve îmaniye ile meşgul olduğun halde neden onu muvakkaten bırakıp en ziyade mânâdan uzak olan huruf-u hecâiyenin adedlerinden bahsediyorsun?


    El-cevab: Çünkü Bu meş’um zamanda Kur’ân’ın bir temel taşı olan hurûfuna hücum ediliyor ve onun tebdiline çalışılıyor!


    (Rumuzat-i Semaniye, 50)


  8. #8
    Pürheves Çeşm-i Giryân - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    SİDRE
    Mesajlar
    272

    Standart

    Kibâr-? ehlullâh iki şeyi unut buyuruyor:
    1. Yapt?ğ?n hay?r-hasenât?. Zîrâ sana benlik ve ucub vermesin.
    2. Sana yap?lan kötülükleri unut ki, kalbinde kin ve öfke tomurcuklanmas?n.

    Sual: En mühim hakaik-i Kur’âniye ve îmaniye ile meşgul olduğun halde neden onu muvakkaten bırakıp en ziyade mânâdan uzak olan huruf-u hecâiyenin adedlerinden bahsediyorsun?


    El-cevab: Çünkü Bu meş’um zamanda Kur’ân’ın bir temel taşı olan hurûfuna hücum ediliyor ve onun tebdiline çalışılıyor!


    (Rumuzat-i Semaniye, 50)


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İhlâs, İhlas Nedir
    By muhsin iyi in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 11.06.14, 10:14
  2. İhlas
    By ademyakup in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 89
    Son Mesaj: 09.06.11, 10:56
  3. Sure-i İhlas'ın İsmi Neden İhlas ?
    By gulsah in forum Beyin Fırtınaları
    Cevaplar: 39
    Son Mesaj: 21.05.11, 15:48
  4. İhlas
    By delailinnur in forum Hadis-i Şerifler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.04.08, 23:08
  5. İhlas
    By nuri in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 25.12.06, 09:30

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0