+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: Bid'at Nedir, Ne Değildir?

  1. #1
    Yönetici HakanBa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    33
    Mesajlar
    2.566

    Standart

    Bid’at nedir, ne değildir?


    “Kavâid-i Şeriat-? Garra ve desâtir-i Sünnet-i Seniyye tamam ve kemâlini bulduktan sonra yeni icatlar ile o düsturlar? beğenmemek veyahut—hâşâ ve kellâ—nâk?s görmek hissini veren bid’alar? icad etmek dalâlettir, ateştir.”

    Bediüzzaman Said Nursî


    ?slâm öncesi “Cahiliye” âdetleri vard? ve bunlar dört temel üzerine oturmaktayd?. Birincisi, imans?zl?k. ?kincisi, ?rkç?l?k. Üçüncüsü, müstehcenlik. Dördüncüsü ise istibdatt?. ?slâm bunlar? yasaklad? ve buna geri dönüşü irtica olarak gördü. Din insanl?ğ?n k?yamete kadar her ihtiyac?na cevap vermektedir. Dinin bu husustaki hükümlerini beğenmeyerek zamanla değiştirmeye çal?şmak ve yerine yeni hükümler koymaya bid’at denilmiştir.
    Kur’ân inanç ve ibadet hususunda dini tamamlad?. Yüce Allah “Bugün dininizi tamamlad?m” buyurdu. Din tamamland?ktan sonra dine herhangi bir hususu ilave etmek de, dinden ç?karmak da bid’att?r. ?nanç ve ibadetle ilgili olmayan hususlar bid’at kavram?na girmezler. Onlar insanl?ğ?n ihtiyaçlar? ve gelişimi ile paralel olan teknolojik gelişmelerdir. Bunlar?n dinin ibadet ve inançlar? ile ilgisi yoktur. Dinin ibadet ve inanc?na yard?m edecek şekilde kullan?lmas? güzeldir. Ezan?n daha uzağa ulaşmas?n? sağlayan minare ve hoparlör gibi vas?talara bid’att?r denemez. Hac ibadetini kolaylaşt?ran araba ve uçak için bid’att?r denemez. Bunlar Allah’?n emrine uymay? kolaylaşt?ran vas?talard?r.
    Bid’at daha önce mevcut olmayan, sonradan ortaya ç?kan inanç ve amel anlam?na gelen bir kelimedir. ?slâm f?kh?nda ise Hz. Peygamber ve Ashâb-? Kirâm dönemlerinde görülmeyen, bir benzeri olmayan ve ?slâm’dan olmad?ğ? halde sonradan ortaya ç?kan ve ibâdet kabûl edilen görüş, inanç ve ameller ile sünnete ayk?r? davran?şlara denilmektedir.
    Kimi âlimlere göre bid’at, Hz. Peygamberden (asm) sonra meydana gelen her şeydir. Bu tarifi yapan âlimler kelimeye sözlük anlam?ndan daha geniş bir anlam yüklemişler ve bu sebeple de sonradan ç?kan amel ve inançlar? iyi ve kötü olmak üzere ay?rmak mecburiyetinde kalm?şlard?r. Buna göre Kur’ân ve Sünnet’e muhâlif olmayan şeylere bid’at-i hasene; muhâlif olanlara ise, bid’at-i seyyie ismini vermişlerdir.1
    Diğer âlimlere göre ise “Hz. Peygamberden sonra ortaya ç?kan, din ile alâkal? olup bir ilâve veya eksiltme mahiyetinde olan her şeye bid’at denir.”2 Bu âlimlere göre önceki gruptakilerin “bid’at-i hasene” kapsam?na soktuklar? şeyler haddi zat?nda bid’at değildir. Onlara bid’at ismini vermek yanl?şt?r. Çünkü bu gibi şeylerin Kur’ân ve Sünnet’te dayanaklar? vard?r. Bunlara sonradan ç?km?ş şeyler nazariyle bak?lamaz.
    Bid’alar, nasslar?n yanl?ş yorumlanmas? ve sünnetin terk edilmesi ile ortaya ç?km?şt?r. Sünnet terk edilerek yerine bir başka âdet koymak ve onun ile amel etmek bid’att?r.3 Yine Allah’?n farz k?ld?ğ? ibadetlerin yerine yenilerini koymak, haram k?ld?ğ? hususlar? yeni adetler ile meşrû hale getirmek haram olan bidatlard?r. Burada farz? terk ettirmek ve haram? başka isimler alt?nda yayg?n hale getirmek söz konusudur. Böylece bid’alar ?slâm’?n hükümlerini ortadan kald?rarak yerlerine yeni âdetler koymuş olur. Bunun için Peygamberimiz (asm) “Bütün bidatlar dalâlettir. Bütün dalâlet yollar?n?n sonu cehennemdir” buyurmuşlard?r.
    ?mam-? Rabbanî (ra) Mektubat isimli eserinin 186. Mektubunda bid’ay? “bid’at-? hasene” ve “bid’at-? seyyie” olarak ikiye ay?r?r ve şöyle der: “Sünneti ortadan kald?ran ve sünnetin yerine geçen âdetlere ‘bid’at-? seyyie’ denir.” Peygamberimizin (asm) dinde ortaya ç?kar?lan yeni âdetlerden sak?nmam?z gerektiği konusundaki hadislerine yer verir. Söz konusu hadislerde Peygamberimiz (asm): “Sözlerin en iyisi, Allah’?n kitab?d?r. Yollar?n en iyisi, Muhammed’in (asm) gösterdiği yoldur. ?şlerin en kötüsü, bu yolda yap?lan değişikliklerdir. Bidatlerin hepsi dalâlettir, sap?kl?kt?r. Allah’tan korkunuz! Sözümü iyi dinleyiniz ve itaat ediniz! Ben öldükten sonra gelecek olanlar çok ayr?l?klar göreceklerdir. O zaman, benim ve halifelerimin yoluna sar?l?n?z! Dinde yeni ortaya ç?kan şeylerden kaç?n?n?z! Çünkü bu yeni şeylerin hepsi bid’atdir. Bid’atlerin hepsi dalâletdir, doğru yoldan ayr?lmakt?r” buyurdular. ?mam-? Rabbanî’nin naklettiği bu hadise göre de bid’at sünneti ortadan kald?ran âdetlerdir. Sünnetin uygulamas?n? sağl?yor ve sünnete güç veriyorsa ona bid’at denemez.
    ?mam-? Rabbanî, k?yas ve içtihad?n bid’at olmad?ğ?n? ifade eder. Çünkü bunlar her ne kadar Peygamberimiz (asm) zaman?nda yoksa da, sonradan dinin uygulanmas? ve anlaş?lmas? için lâz?m ve şart olduğunu belirtir. Yüce Allah’?n “Ey ak?l sahipleri, iyi anlay?n!” âyetinin k?yas? ve içtihad? emrettiğini söyler.
    Huzeyfe b. el-Yaman’?n rivayet ettiği bir hadis-i şerifte: “Allah bid’at sahibinin orucunu, namaz?n?, sadakas?n?, hacc?n?, umresini, cihad?n?, yard?m?n?, şahadetini kabul etmez. O, k?l?n yağdan ç?kt?ğ? gibi ?slâm’dan ç?kar”4 buyrulmaktad?r. Buradaki bid’atlar ise inançta ve itikatta olan bid’alard?r ki bunlar ?slâm inançlar? yerine geçmiş ve inananlar? da yoldan ç?karm?şt?r. ?nançta ortaya ç?kan bir zaaf ve yanl?ş kanaat insan? dininden uzaklaşt?r?r. Bu husus, Abdullah b. Abbâs’dan (ra) rivayet edilen bir hadisle şöyle ifadesini bulur: “Allah, bid’at sahibinin amelini, bid’at?ndan vazgeçinceye kadar kabul etmez.”5 Ezan? asl? d?ş?nda okumak ve ibadeti ibadet dili d?ş?nda yapmak ve ?slâm ahkâm?n?n geçerliliğini kaybettiğine inanmak bu gibi bid’alard?r. Yine Peygamberimizi (asm) sadece vahyi tebliğ eden bir elçi gibi görerek sünnetine değer vermemek ve ibadeti sünnetine ayk?r? şekilde yerine getirmeye çal?şmak da bu nevî bid’alara girer. Kad?nlar?n baş aç?k namaz k?lmalar?na cevaz vermek gibi.
    Bir zamanlar Kur’ân-? Kerîm’i bir Mushaf içerisinde toplamak, hadisleri derleyip toplayarak kitap haline getirmek, camilerin yan?nda minare yapmak gibi hususlara da bid’at denerek karş? ç?k?ld?ğ? olmuştur. Bu işler her ne kadar Hz. Peygamber’den (asm) sonra olmuş iseler de, bunlar bid’at kapsam?na girmeyen güzel şeylerdir, ?slâma ayk?r? olmad?ğ? gibi bunlar ?slâm’?n korunmas?na yard?mc? olan en önemli hususlard?r.
    Bediüzzaman Hazretleri, Peygamberimizin (asm) “Bütün bid’atlar dalâlettir ve bütün dalâlet yollar? cehennemde son bulur”6 hadisine aç?kl?k getirir. Bu hadisin, “Bu gün dininizi tamamlad?m ve din olarak ?slâmdan raz? oldum”7 âyetini izah ettiğini ifade eder. “Kavâid-i Şeriat-? Garra ve desâtir-i Sünnet-i Seniyye tamam ve kemâlini bulduktan sonra yeni icatlar ile o düsturlar? beğenmemek veyahut–hâşâ ve kellâ—nâk?s görmek hissini veren bid’alar? icad etmek dalâlettir, ateştir”8 der. Bid’an?n, Şeriat?n kanunlar? ve sünnetin prensiplerinin yerine konulan yenilikler olduğundan bahseder. Bu durumda Allah’?n emrini ve peygamberin sünnetini kald?rarak, onlar?n yerine konulan âdetler ve prensiplerin bid’a olduğu anlaş?lmaktad?r.

    Bediüzzaman, Lem’alar isimli eserinde sünnetin çeşitli mertebelerini sayar. Sünnetin bir k?sm?n?n vâcip olduğunu, bunun asla terk edilemeyeceğini ifade eder. Bunlar?n muhkemât olduğunu ve asla değiştirilemeyeceğini belirtir.10 Bunlar ibadetlerin vaciplerini oluşturduğu bir gerçektir. Kurban kesmek vaciptir ve asla terk edilemez. Peygamberimizin (asm) uygulamalar? d?ş?nda kurban ve diğer ibadetler yorumlanamaz ve bunun yerine bir başka şekil konulamaz. Yani hiç kimse “Kurbandan maksat et yemektir. Ben beş kilo et al?r ve fakirlere veririm. Veya paras?n? dağ?t?r?m” diyemez.
    Sünnetin diğer k?sm? ise nevâfil nevindendir. Bu da iki k?s?md?r. Birincisi ibadete tâbi olan ve ibadetlerin sünnetlerini oluşturan k?sm?d?r. Bediüzzaman’a göre “Bunlar?n tağyiri bid’att?r.”11 ?badet ile ilgili olan sünnetin yerine konulan ve sünneti ortadan kald?ran tüm âdetler bid’at say?l?r. Sünnetin yap?lmas?na imkân tan?yan ve kolaylaşt?ran teknolojik âletler ve imkânlar sünneti ortadan kald?rmad?ğ? için bid’a kavram?na girmez.
    Sünnetin adab k?sm?yla amel eden ise Peygamberimizin (asm) nurundan feyiz al?r ve âdetini ibadete çevirir. “Onlara muhalefete bid’a denilmez”12 diyor Bediüzzaman. Yaln?z o feyizden ve o sevaptan istifade edemez.
    Sünnetin içinde en önemlisi ise “Şeâir-i ?slâmiye” denilen, ?man ve Müslümanl?k alâmeti olan âdetler vard?r ki bunlar? değiştirmek tamamen bid’at kavram?na dâhildir.13 Ezan? ibadet diliyle değil de ibadet olmaktan ç?karan tercüme dili ile okumak, “Selâmün Aleyküm” şeklindeki selâm?, Kur’ânî ve ?slâmî olmaktan ç?karan, onun yerine konulmak maksad?yla söylenen “Günayd?n”, “Tünayd?n” gibi tâbirler tamamen bid’at kavram?na dâhildir. Burada selâm? ibadet ve sünnet şeklinden ç?karan bir durum söz konusudur. Namazda sar?k sarmak bu nevî bir Şeâir-i ?slâmiye olduğu için bunun yerine konmaya çal?ş?lan ve secdeye mani olan şapka da bid’a kavram?na dâhildir.
    Bediüzzaman Fatiha Sûresinde geçen ve daima Allah’tan istediğimiz “istikametli yolun”, “enbiyâ, s?dd?kîn, şühedâ, evliyâ ve sâlihîn”in yolu olduğunu belirtir. Kurtuluşun ancak bu yola girmekle olduğunu ifade eden Bediüzzaman, hangi maslahat için olursa olsun bu yoldan ayr?lmay? netice veren bu yolun köşe taşlar? hükmünde olan “Şeair-i ?slâmiye”yi değiştirmeye çal?şman?n tamamen bid’at olduğunu söyler. “Her bid’at dalâlettir” hadisinin bu hususu kesinlikle kastettiğini ifade eder.14
    Bu bağlamda Bediüzzaman “Medar-? şeref tan?d?ğ? bütün ecdad?n? ve medar-? şeref tan?d?ğ? bütün geçmişlerini ve ruhen nokta-i istinat telâkki ettiği selef-i sâlihînin cadde-i nuraniyelerini terk etmeyi” bid’a olarak değerlendirir.15 Yine Bediüzzaman ehl-i bid’a olarak “Şeâir-i ?slâmiye”yi tahrip etmeye ve değiştirmeye çal?şanlar? kasteder. Onlara fetva veren âlimleri de “Ulemaü’s-sû’” olarak vas?fland?r?r.16
    Tahribatç? ehl-i bid’ay? iki k?sma ay?ran Bediüzzaman bunlardan birincisini “din nam?na ve ?slâmiyet’e sadakat nam?na dini milliyetle aş?lay?p kuvvetlendirmek için” yeni icatlar peşinde koşanlar, diğerini ise millet nam?na “Milleti ?slâmiyetle aş?l?yoruz” diye yeni icatlar peşinde koşanlar olarak değerlendirir.17
    Bediüzzaman ayr?ca böyle “Bid’alar?n yayg?n olduğu zamanda Sünnet-i Seniyeye ve hakikat-i Kur’âniyeye temessük edip hizmet eden, yüz şehit sevab?n? kazanabilir” hadisini de nakleder.18

    SONUÇ

    Bid’at, Kur’ân-? Kerim’in nâzil olup bitmesi ve ?slâm dininin tamamlanmas?ndan sonra bunu yeterli görmeyerek yeni hükümler ile dine bir şeyler ilave etmek, bir şeyler ç?karmak ve dini değiştirmek demektir. Allah’?n emir ve yasaklar?n? beğenmeyerek yeni âdetler ile Allah’?n hükmünü kald?rmaya çal?şmak, Peygamberimizin (asm) sünnetini beğenmeyerek sünnetin yerine yeni âdetler koyarak değiştirmek bid’att?r. Bu da dinin inanç ve ibadet ile ilgili hususlar?n? kapsar. ?nançta bozuk itikatlar ve düşünceler, ibadette ise bu nevî yeni âdetler bid’at say?l?r.
    Allah’?n emirlerini yapmay? kolaylaşt?ran, Peygamberin sünnetini güçlendiren ve dinin hükümlerinin pratikte uygulanmas?na yard?m eden yenilikler bid’at say?lmazlar.
    Bu bağlamda, Resûlullah’a salât-ü selâm getirmek Allah’?n emridir. Bunun için dinî törenler yapmak ve mevlit okutmak, yemek yedirmek ve komşular? akrabalar? bir araya getirerek sevgi ve muhabbet iklimleri oluşturmak ve bunu Allah’? ve Resûlullah’? (asm) anarak yapmak Allah’?n emrini yerine getirmeye çal?şmak say?l?r, bid’at say?lmaz. Bunu bid’at olarak görüp engel olmak asl?nda Allah’?n emri ve Resûlullah’?n sünnetini yerine getirmeyi ve Müslümanlar aras?nda sevgi ve muhabbet oluşturmay? engellemek anlam?na gelir.
    Vefat edenleri hay?rla anmak ve onlara duâ etmek sünnette vard?r. Bunun için mevlid okutup, k?rk?nc?, elli ikinci geceleri tertip etmek ve bunu Peygamberimizin (asm) emri doğrultusunda Kur’ân okuyarak ve duâ ederek yapmak ne güzel bir âdettir. Böylece ?slâm ikliminin yayg?nlaşmas? ve ibadet için Müslümanlar?n bir araya gelmesi sağlanm?ş olur.
    Allah için sadaka vermek, zekât ve fitre dağ?tmak Allah’?n emri gereğidir. Ölünün ibadet borcunun aff?n? Allah’tan umarak, orucun fidyesine k?yasen devir yapmak dinin bir emrini, Peygamberin (asm) bir sünnetini ortadan kald?rm?yor, bilâkis hayata tatbikini sağl?yor. Buna bid’at diye engel olmak yanl?şt?r. Müslümanlar bu vesile ile bir araya gelerek Kur’ân okumakta ve peygambere salât-u selâm getirmekte ve Allah’a duâ etmektedirler. Buna bid’at diyerek engel olmaya çal?şmak doğru değildir. Bilâkis bu gibi adetleri çoğaltarak Kur’ân’?n okunmas?, peygamberin an?lmas? ve duâ edilmesi için imkânlar sağlanmas? gerekir. Ne gariptir ki camilerde müezzinin kametten önce cemaatten yeni gelenlerin sünnetlerini k?lmalar?na imkân sağlayan ve biraz sonra farz?n başlayacağ?n? bildiren üç ihlâs-? şerifi aç?ktan okuyarak Fatiha ile bitirmesine bid’at diye karş? ç?k?lmaktad?r. Peygamberimizin (asm) s?k s?k okunmas?n? tavsiye ettiği, Kur’ân’?n Tevhid hakikatini en güzel şekilde belirleyen ve bunun için Kur’ân’?n üçte birine denk olan bir zikri ifa eden bu okuman?n ne derece mü’minlere faydal? olduğu aç?kt?r. Karş? ç?kanlar ‘Kur’ân’? dinlemek gerekir, cemaatin bir k?sm? namaz k?l?yor’ diyebilirler. Hâlbuki bu husus farz?n ve sünnetin kifaye k?sm?ndand?r. Bir k?s?m Müslümanlar dinlemiş olsalar diğerleri ibadetle meşgul olduğu için dinlemeyebilirler. Ama hiç kimse dinlemezse herkes günahkâr olur. Camide ise elbette dinleyen büyük bir cemaat vard?r ve namaz k?lan sonradan gelen birkaç kişidir. ?hlâslar?n okunmas? onlar?n da sevab? çok olan ilk tekbire imam ile yetişmelerini sağlamas? aç?s?ndan da önemlidir.
    Dipnotlar



    1- Tahânevî, Keşşâfu ?stilahâti’l-Funûn, (?stanbul 1984) 2: 133
    2- Hayreddin Karaman, ?slâm?n Iş?ğ?nda Günün Meseleleri, (?stanbul 1982) 2: 248
    3- Ahmet bin Hambel, Mişakâtu’l-Mesabih, 1:66
    4- ?bn Mâce, Mukaddime, 7:49
    5- ?bn Mâce, Mukaddime, 7:50
    6- Müslim, Cuma, 43; Ebu Davud, Sünnet,5; ?bn-i Mace, Mukaddime, 16, 23
    7- Maide, 5:3 8- Lem’alar, (2001-?stanbul) s.105

    10- Lem’alar, 105
    11- Age, 105
    12- Age, 105
    13- Age, 105
    14- Mektubat, (2001-?stanbul) s. 384–385
    15- Mektubat, 402
    16- Mektubat, 420
    17- Mektubat, 424 18- Lem’alar, 229; Cem’u’l-Fevaid, 1:29; Münziri, Terğib ve Terhib, 1:41

    M. Ali Kaya / Yeni Asya Gazetesi 03.07.2006


    Düzenleyen I-IaKaNBa - 03-Temmuz-2006 Saat 16:05
    Konu MuhammedSaid tarafından (27.05.07 Saat 01:42 ) değiştirilmiştir.
    "Eğer komünistler mürekkep ve kağıdı yok etmek imkanını da bulsalar, benim gibi birçok gençler ve büyükler fedai olup hakikat hazinesi olan Risale-i Nurun neşri için, mümkün olsa derimizi kağıt, kanımızı mürekkep yapacağız."

    -Zübeyir Gündüzalp-


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Lâiklik Nedir, Ne Değildir?
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 11.06.09, 11:48
  2. Bid'at Nedir Ne Değildir?
    By SeRDeNGeCTi in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 06.03.09, 20:20
  3. Bid'at Nedir, Ne Değildir?
    By Ene-Zerre in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 10.07.08, 22:59
  4. Sıkma Baş Nedir Ne Değildir ?
    By TURKUAZ in forum Gündem
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 27.08.07, 12:42
  5. Bid'at Nedir, Ne Değildir?
    By elff in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 30.01.07, 16:52

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0