Ahmet Çağlayan


Tanınmış bir ressam, günün birinde dünyanın en güzel şeyinin resmini yapmaya karar verdi. Bunun için dünyada en güzel şeyin ne olabileceğine dair bilgi toplamak üzere araştırmalar yapmaya başladı.
Ağaçlık bir yolda giderken, beli bükülmüş yaşlı bir adamın yol kenarında oturmuş olduğunu gördü. Yanına giderek ona dünyanın en güzel şeyinin ne olabileceğini sordu. İhtiyar, hiç tereddüt etmeden:
"İman'dır" dedi.
Sonra, bir kasabadan geçerken, bir mabedin kapısı önünde toplanmış bir düğün kalabalığına rast geldi. Kalabalığın arasına girerek genç geline:
"Dünyanın en güzel şeyi nedir, sizce?" diye sordu.
Gelin, damadın gözlerinin içine bakarak:
"Dünyanın en güzel şeyi olsa olsa aşk'tır!" dedi.
Ressam yoluna devam etti. Tozlu bir yolda giderken cepheden gelen yorgun bir askere denk geldi. Aynı soruyu ona da sordu. Asker:
"Dünyada en güzel şey barış'tır." Diye cevap verdi.
Ressam kendi kendine eğer dünyanın en güzel şeyleri iman, aşk ve barışsa ben bunların resmini nasıl yapabilirim ki diye düşünmeye başladı. O düşünceyle evine döndü.
Evinin kapısından içeri girdiğinde ise, dünyanın en güzel manzarasının karşısında durduğunu düşündü. Çocuklarının masum bakışlarında iman, eşinin gözünde aşk okunuyor, evinde ise barış hali hüküm sürüyordu.
Bunlardan aldığı ilhamla ressam dünyasının en güzel şeyinin resmini yapmaya koyuldu. Resim bitince de tabloya şu adı verdi: "Evim."
(Gülümseyin Öyküleri Önemseyin-A. Çağlayan-Ağaç Yayınları)
Evler, barınağımız, bizden izinsiz kralların bile giremeyeceği kaleler. Evler, maddi ve manevi sığınaklar. İncitmeyen bakışların, yumuşak ve tatlı seslerin, iyilik ve rahmet dolu duyguların hakim olduğu, gönlümüze şifa veren mekanlar. Evler, farklı hayatların, farklı kültürlerin, farklı sevgilerin, farklı sırların dolu olduğu alanlar...
Evlerin, yaşam dünyamızda önemli izleri vardır. Umutların, mutlulukların, barışların, kayıpların, kazançların elde edilmesinde her evin kendine özgü misyonu ve vizyonu simgesel özellikleri olduğu bir gerçektir.
Anne, baba ve çocukların kendilerini koşarak içine attıkları, mutluluk ve huzur buldukları evler, içinde yaşayanlar için güven ortamı olduğu gibi gelecek de vaad eder. Evlerde yaşanan canlılık ve enerji, ailedeki kişilerin gelişimini olumlu yönde etkiler. Bu huzur ve mutluluk ortamında aile bireyleri duygusal iletişimler ile noksanlıkları giderir, hünerli davranışlarını bolca sergilerler.
Sağlıklı oluşturulan aile ortamındaki evler düşünce kültürümüzün de en etkili alanlarıdır. Düşünce dünyamıza, değerler atlasımıza her geçen gün yeni güzellikler katmaktadır. Cennet güzelliklerinin izdüşümü olan evlerimiz, başarı ve mutluluklarımızın teminatıdır. Etkili bir ahlak okulu olan evler, pek çok yüksek değerlerin pratiğe dönüştürüldüğü ortamlardır. Özellikle çocukların kişilik kazanıp, olgunlaştığı sevgi, merhamet ve şefkat alanlarıdır. Enerjileri yenilemede önemli yeri olan evlerde sürekli yeni heyecanlar, planlar ve gelişmeler yaşanır. İbadetlerin yapıldığı, konuların tartışıldığı, kitapların okunduğu, arkadaşların, ziyaretçilerin karşılandığı ağırlandığı evler canlılığın bir parçasıdır. Plansız ve ibadetsiz evler ölü evlerdir. Birer evren olan evlerimizle dost ve barışık yaşamak, değerini bilmek, çocuklarla birlikte yaşamak önemsemek önemli bir özelliktir. Kültür ve bilgi hazinesi olan bu evlerde kiracı veya ev sahibi olmanın önemi yoktur. Her ev, içinde yaşayanların huzur mekanı olmalıdır. Çünkü "mekanı güzelleştiren, içindeki güzel insanlardır, evler, içindeki şerefli insanlarla şeref kazanır."
Tüm annelerin, babaların aile bireylerinin evlerini önemsemesi, bakımını, temizliğini, düzenini ciddiye alarak olumlu yönde iyileştirici, etkileyici tavırlar sergilemeleri gerekir. İnsanın kendini bulmada, düşüncelerine anlam katmada geliştirmede, yaşam felsefesini huzur ve başarılarla donatmasında evlerin rolü büyüktür. Bu nedenle evlerdeki paylaşılan düşünceler, kurallar, kararlar, atılan adımlar, uygulanan metotlar, anlam yüklü rehberlikler, davranış ve konuşmalar, kurulan iletişimler her zaman için önemsenmeli ciddiye alınmalıdır.
Günümüzde pek çok insan, özellikle babalar evlerine yabancıdır. Dost olanlar ise evleri otel olarak görüp akşamdan akşama kullandığı gibi, yaşadığı evin özelliklerini, gizemlerini, zenginliklerini, sorunlarını da yakından tanımaz, bilmez, bilmek de istemez. Anneler bu konuda babalardan daha duyarlı olmakla birlikte sürekli dışarıda gezen, evinin güzelliğini, değerini, estetiğini önemsemeyen, evini cennet bahçelerinden birer bahçeye dönüştüremeyen annelerin de sayısı az değil. Anne ve babalar cennete götürecek birliktelikleri, yaşayıp, paylaştıkları evlerini tanıdıkça, sevdikçe, dost oldukça, çocuklarına mutlu, sevimli, temiz bir okul kazandırmış olur.
Evlerdeki tüm birimlerin ayrı güzellikleri ve zenginliklerinden çocuklar yararlanabilmelidir. Enerjilerin depolandığı evlerin kalbi olan mutfağın, birlikte oturulup ilişkilerin anlam kazandığı, kitapların okunduğu, sohbetlerin yapıldığı oturma odalarının, görüntülerin yenilendiği, temizlendiği banyoların, bitkinliğin ve yorgunluğun giderilmesindeki uyuma odalarının kısaca evlerin her alanı bakımlı, temiz, aydınlık, düzenli, güvenli olması ile rahatsızlıklar, huzursuzluklar giderilir, düşünceler dirileşir. Güzel, temiz, çiçekli ve estetik donanımın yanında hünerli davranışlar ile kurulan duygusal atmosferdeki evler manevi güzellikler ile süslenip olgun yaklaşımlarla, karşılıklı anlayış ve sevgi tabanlı iletişim ile "darül erkama" cennete dönüşebilir.
Pek çoğumuzun kendisini koşarak içine attığı, huzur ve mutluluk bulduğu bu evleri hem kendimize hem de çocuklarımıza yaşanır bir düzeye getirmek bizim elimizde "Allah, size evlerinizi güvenlik, huzur ve sükun bulacağınız yerler kıldı." (Nahl-80)
Evlerinizden uzak kalmayın, kaçmayın, farklı bahaneler aramayın, evleri her türlü olumsuzluklardan ve tehlikelerden korumada titiz davranın. Evleri huzur ve neşe ortamı edinin, saygınlık ve şahsiyet kazandırın. Çocukları, özellikle gençleri evlerinizle dost kılın. Evleri onlara farklı etkinliklerle, güzelliklerle sevdirin. Onları evlerden uzaklaştıran davranışları terk edin. Evlerinizle barışık yaşayın, her anını dolu dolu yaşayın. Ara sıra evlerinizi özleyecek seyahatler yapın. Evlerinizi özleyin ama güzelliği, enerjiyi, huzuru yeniden yakalamak istiyor iseniz evinizi önemseyin, yaşanılan güzel huzur ortamlarına dönüştürün. Hayatınıza anlam katın. Güzel gelecekleri ailenizle birlikte yaşayıp çocuklarınıza ahlak ve karakter kazandırın.